Ekoloji

‘Doğayla barış olmadan toplumsal barış olmaz’

İHD’nin ekolojik kırıma karşı Silopiya’da tuttuğu Barış Nöbeti’ne katılanlar, termik santralin yarattığı ekolojik tahribata dikkati çekerek, ortak mücadele çağrısı yaptı.

Abone Ol

ŞIRNAK- İHD’nin ekolojik kırıma karşı Silopiya’da tuttuğu Barış Nöbeti’ne katılanlar, termik santralin yarattığı ekolojik tahribata dikkati çekerek, ortak mücadele çağrısı yaptı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Şirnex Şubesi'nin Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında sürdürdüğü Toplumsal Barış ve Kardeşlik Nöbeti sürüyor. Şirnex’in Silopiya (Silopi) ilçesine bağlı Bêspin (Görümlü) ile Gite (Çalışkan) beldeleri arasında bulunan termik santralin yarattığı ekolojik yıkıma dikkat çekmek amacıyla nöbet bu hafta Silopiya’da tutuldu. Nöbete destek ziyaretinde bulunanlar süreci değerlendirerek, barışın doğayla birlikte inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

DOĞAYLA KURULACAK BARIŞ

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) Şirnex İl Genel Meclisi üyesi Muhammed Darga, barışın yalnızca insanlar arasında kurulacak bir ilişki olmadığını, doğayla kurulacak barışın da aynı derecede önemli olduğunu belirtti. Darga, "Bugün insanlar ölmesin, insanlar öldürülmesin diye mücadele ediyoruz. Ama aynı zamanda doğamız da katlediliyor. Toplumsal bir barış inşa edilecekse bunun doğayla birlikte kurulması gerekiyor. Silopiya'daki termik santral yıllardır halk arasında ölüm termiği olarak anılıyor. Çünkü çevresindeki köyler her geçen gün yaşanmaz hale geliyor. İnsan sağlığı açısından da doğa açısından da büyük bir yıkım yaratıyor. Bizler ölmek istemiyoruz. Yaşamı savunuyoruz. Aynı zamanda içinde bulunduğumuz barış sürecinin kalıcı olabilmesi için hukuki ve anayasal güvencelerin oluşturulması gerekiyor. Bu süreç yalnızca Kürt halkı için değil, bu ülkede yaşayan bütün halkların eşit, özgür ve kardeşçe yaşayabileceği bir geleceğin inşası açısından önemlidir. Halkın beklentisi de bu sürecin yasal zemine kavuşturulması ve artık yeni çatışmaların yaşanmamasıdır" diye belirtti.

‘DOĞA ORTAK YAŞAM ALANIMIZDIR'

Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm-Bel Sen) Şirnex Şube Yönetici Şeyda Ürper Cihangir, doğanın gelecek kuşaklara bırakılması gereken ortak bir yaşam alanı olduğunu vurgulayarak, "Burada hem barış nöbetimizi tutuyor hem de doğayı savunuyoruz. Çünkü doğa yalnızca bize ait değil; çocuklarımıza bırakacağımız ortak mirastır. Termik santraller insan sağlığını tehdit ediyor, doğayı geri dönülmez biçimde tahrip ediyor. Bunun yanında Cudi Dağı başta olmak üzere bölgede yürütülen madencilik faaliyetleri de ekolojik yıkımı derinleştiriyor. Barış dediğimiz şey sadece silahların susması değildir. İnsanın doğaya karşı yürüttüğü savaşın da sona ermesi gerekir. Ormanlarımızın yakılmadığı, ağaçların kesilmediği, yaşamın korunduğu bir gelecek için herkesin sorumluluk alması gerekiyor. Ancak doğayla barışıldığında gerçek anlamda toplumsal barıştan söz edebiliriz" ifadelerini kullandı.

'BARIŞ EMEKÇİLER İÇİN DE GEREKLİ'

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Türkiye Genel Hizmetler İşçileri (Genel-İş) Şirnex Şube Eşbaşkanı Ayhan Ergen ise, savaşın hem emekçiler hem de doğa üzerinde ağır sonuçlar yarattığını belirtti. Ergen, şöyle devam etti: "Barış yalnızca insanlar arasında kurulacak bir ilişki değildir. Doğa özgürleşmeden, emekçiler özgürleşmeden gerçek bir barıştan söz edilemez. On yıllardır süren savaş hem ekonomik kaynakları tüketti hem de halklara büyük acılar yaşattı. Aynı zamanda doğa da bu savaş politikalarının hedefi oldu. Bugün çatışmaların durması toplum açısından önemli bir eşik oluşturuyor. Bundan sonra yapılması gereken bu sürecin hukuki güvenceye kavuşturulması ve kalıcı hale getirilmesidir. Savaşa ayrılan kaynakların halkın yaşamına, emeğe, üretime ve doğanın korunmasına ayrılması gerekiyor. Ancak o zaman hem Kürdistan'da hem de Türkiye'de yaşayan halklar için gerçek anlamda barıştan söz edebiliriz."

{ "vars": { "account": "G-DX375LT0W1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }