Her Şey olduk! Olamadığımız Şeylere Bakalım Mı ?
“Kendi içine bakmaya cesareti olmayan herkesin yaşamı bulanıktır.”Herkesin açık olan penceresinden içeriye ışıkların süzmesi olağan bir durumdur. Sosyal yaşam ile aleni yaşam arasında çok fark vardır. Herkese gösterdiğimiz özel anlardan tutun da herkese sorarak boyadığımız saçlarımıza kadar bir onaylanma ihtiyacı içerisinde dönüp duruyoruz.
Uygarlık anlayışı ile çatışan bir teknolojik çağın tam da ortasında kaldığımızı görüyoruz. Her şeyin bilinçaltı düzeyine indiği ve aslında bilinç dışının her şeyi başlattığı 1950’lerde vurgulanmış olsa da 2025 yıllarının teknolojisi her şeyi tüketme üzerine kurulu. Bakıp geçmek dışında yapabildiğimiz pek de bir şey yok gibi. Sanatın, edebiyatın, duyguların ve günlerin amansızca harcandığı bir zamanı tutma çabası ne kadar yetersiz ise bilinçaltının ve zihnin kontrolsüzce görsellerle doldurulması da bir o kadar yetersiz.
Herkesin ne olduğu belli olduğu bir dünyadan sıyrılıp aslında ne olmadığımızı sorabildiğimiz bir dünyada sanırım azınlık gibi durmaya devam edeceğiz. Bilinçli ya da bilinçsizce taktığımız maskeleri çok sever olduk. Yaratma hazzının insanı yaşamda tutan yanından uzaklaşmış olmak aslında suni denen her şeyin yakınında durmak ile ilgili. Gerçek bir atı sevmeye gitmek yerine yapay zekanın bizi sarıp sarmaladığı görseller üzerinden hareket ediyor olmak yakın zamanda bir ağaç gölgesini unutturacağa benziyor.
Şiirin, edebiyatın bile yapay zeka ile oluşturulduğu bir çağın bilinçaltı ve bilinçdışı sekmelerine ulaşabilmek artık çok güç.
Gustav’ a göre ; ”Persona kolektif bilinçdışına ait bit parça olmakla birlikte aynı zamanda kişiliğimizin dış dünyaya ait olan bölümüdür. Aslında ne olmadığımızdır. Adını antik çağda aktörlerin oynadığı rolü belirtmek için yüzlerine taktığı maskeden alır. “
Şimdi hep birlikte bunun üzerine bir düşünelim bilinçaltı tekniklerinin bu kadar bilinçsizce kullanıldığı bu çağda maskelenen ve ne olmadığını sormak yerine her şey olabilen çağın edebiyatçıları “varım, buradayım, yazıyorum, aktifim” telaşından ziyade gölgelerine yönelmeleri gerektiğinin farkındalar mı ?