Kürtlerin Değerlerine Klavyeden Dil Uzatmak Haddinize Değil

Gazeteci Hamza Özkan, bugünkü köşe yazısında 'Kürtlerin Değerlerine Klavyeden Dil Uzatmak Haddinize Değil' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Abone Ol

Kürtlerin Değerlerine Klavyeden Dil Uzatmak Haddinize Değil

Kürtler Birliği Pratiğe Dönüştürdü, Komployu Boşa Çıkardı

Biz Kürtler binlerce yıldır Mezopotamya coğrafyasında yaşayan kadim bir halkız. Bu topraklarda birçok halktan ve inançtan önce vardık. Buna rağmen tarih boyunca inkârın, zorunlu göçlerin, katliamların ve soykırımların hedefi olduk. Uzun yıllar örgütlüydük; ancak yeterince birlikte olamadık. Parçalanmışlık, Kürtlerin en büyük zayıflığı olarak kullanıldı. Bugün ise bu tablo köklü biçimde değişmektedir.
Kürt halkı, yaşadığı ağır bedellerden tarihsel dersler çıkararak ulusal birlik fikrini artık soyut bir temenni olmaktan çıkarmış; somut, pratik ve sahici bir mücadele hattına dönüştürmüştür. 2026 yılının ilk ayında Kürt halkına dayatılan kapsamlı komplo, bu gerçeği tüm açıklığıyla ortaya koymuştur. Ancak bu kez sonuç farklı olmuştur. Kürtler geri çekilmemiş, dağılmamış; Rojava etrafında kenetlenerek alanlarda, masalarda ve cephelerde ortak iradesini güçlü biçimde ortaya koymuştur.

Rojava’da yükselen direniş; Kürdistan’ın dört parçasında ve diasporada gelişen kitlesel sahiplenmeyle birleşmiş, Kürtlerin ulusal birikimi ve deneyimi dünya ölçeğinde yankı bulmuştur. Diplomasi alanında yürütülen çok yönlü çalışmalar, özsavunma hattındaki kararlılık ve siyasal alandaki örgütlülük; Kürt halkının artık edilgen bir unsur değil, bölgesel ve uluslararası denklemde kurucu bir özne hâline geldiğini açıkça göstermektedir.
Bu noktada Kürtlerin güçlü bir tarihsel önderlik geleneğine sahip olduğu gerçeği bir kez daha açığa çıkmıştır. Qazi Muhammed’den Mam Celal’e, Mela Mustafa Barzanî’den bugüne uzanan mücadele hattı, Kürt halkının kolektif hafızasında derin izler bırakmıştır. Günümüzde Kürt halkının geniş bir kesimi Sayın Abdullah Öcalan’ı "Kürt halk önderi" ve Kürt sorununun çözümünde baş müzakereci olarak görmekte; bir diğer geniş kesimi ise "Serok Barzanî" Sayın Mesut Barzanî’yi aynı tarihsel sorumluluk çerçevesinde muhatap ve önder olarak değerlendirmektedir. Bu durum bireysel tercihlerden değil, milyonlarca Kürdün ortak iradesinden doğmuş tarihsel bir gerçekliktir.


Sayın Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği çözüm perspektifi ile Sayın Mesut Barzanî’nin tarihsel mücadelesi, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünde temel referanslar arasında yer almaktadır. Bu iki önderliğin halk nezdindeki karşılığı; uzun yıllara dayanan mücadele pratiklerinden, ödenen ağır bedellerden ve kazanılan ulusal birikimden kaynaklanmaktadır.
Bu siyasal hattın içinde Mazlum Ebdî ve Îlham Ehmed, Leyla Zana, Neçirvan Barzanî, Mesrur Barzanî, Bafil Talabanî, Qubat Talabanî, Tuncer Bakırhan, Çiğdem Kılıçgün Uçar, Remzi Kartal ve daha binlerce öncü siyasetçi; cephede, masada, diplomaside ve siyasal alanda Kürt halkının ulusal mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.
Tam da bu nedenle, sosyal medya klavyeleri başında oturup Kürt halkı adına konuşma iddiasında bulunanların; Sayın Abdullah Öcalan’a ya da Sayın Mesut Barzanî’ye dil uzatması, hakaret etmesi ya da bunu “eleştiri” adı altında meşrulaştırmaya çalışması kabul edilemez. Ulusal birlik için mücadele eden her Kürt değerlidir. Kürtlerin tarihsel değerleri, onurlu ve emekçi her Kürdün kırmızı çizgisidir.
Duygusal ya da apolitik reflekslerle bu karalama diline kapılanları tenzih ediyoruz. Temennimiz, onların da milyonların sahiplendiği “Em yekin” bilinciyle; masada, alanda, diplomaside ve bulundukları her yerde ulusal birliğe katkı sunmalarıdır. Ancak bilinçli biçimde Kürtlere dayatılan kirli savaşların ve soykırım politikalarının dilini kullananlar, bu kirliliğin parçası olmayı tercih etmektedir. Dün PKK’de, KDP’de, YNK’de ya da başka yapılarda tutunamayanların bugün klavye cesaretiyle ulusal değerlere saldırması kimseyi yanıltmamalıdır.
Şunu açıkça ifade etmek gerekir:
Sayın Öcalan’a saldırarak Sayın Barzanî’den, Sayın Barzanî’ye saldırarak Sayın Öcalan’dan alkış alamazsınız. Bugün her iki isim de dünya arenasında Kürt halkı adına masalarda ve diplomaside önder ve müzakereci olarak kabul edilmektedir. Bu gerçek, birkaç klavye kullanıcısının sözleriyle değişmez.

Kürtler hiçbir zaman savaşların tarafı olmayı seçmedi. Ancak meşru savunma hakkını da asla terk etmedi. Kürt halkı; barıştan, diyalogdan ve yapıcı çözümlerden yana, onurlu, kalıcı ve ısrarlı bir barış iradesini savunmaktadır.
Bugün Kürtler dünden daha örgütlü, dünden daha bilinçli ve dünden daha birliktedir. Yalnızca yaşadıkları coğrafyada değil, küresel düzeyde de çıkarı olan güçlerin Kürtleri bir rakip olarak gördüğü bir dönemden geçiyoruz. İşte tam da bu yüzden Kürt halkı şunu net biçimde söylüyor: O dönem geride kaldı. Bugün daha çok kenetleneceğiz, var olan haklarımızı sonuna kadar savunacağız ve başkalarının haklarına saygı duymaya devam edeceğiz.
Şair Cegerxwîn, yüz yıl önce Kürtlere şu uyarıyı yapmıştı: “Kurdino! bibin yek! ger hûn nebin yek, hûn e herin yek bi yek.” Bugün Rojava’da yaşananlar, Kürt halkının bu sözü artık sadece hatırlamadığını, pratiğe döktüğünü göstermektedir.
Biz birleştik, biriz.
Em yekin.

{ "vars": { "account": "G-DX375LT0W1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }