MERSİN / MED GÜNDEM- Rojava’ya yönelik saldırılara karşı Kürtlerin birçok kentte tepkileri sürerken, Mersin’de de sanatçılar ortak bir basın açıklaması yaptı. Barış İçin Sanatçı İnisiyatifi ile kentte çalışmalarını sürdüren sanatçıların çağrısıyla gerçekleştirilen açıklama, Sanatolia’da yapıldı. Açıklamayı yazar Adil Okay ile sanatçı Gülhan Bişeng okudu. Çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisinin katıldığı etkinlikte, savaş politikalarına karşı güçlü mesajlar verildi.
Sanatçılar tarafından okunan açıklamada, “Şeriatın sınır uçlarımızdan girişini beklemeyelim, katliam haberlerini dinleyip susmayalım” vurgusu yapılarak, sessizliğin suça ortak olmak anlamına geldiği ifade edildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Herkesin hayatını etkileyecek korkunç şeyler oluyor çok yakınımızda. Seyredip susmamızı bekliyorlar, hep olduğu gibi. Sınırımızda insanları doğrayarak var olan çetelerin düzen kurması için verilen tavizlere susalım. Kadınları kafeslere kapatacak zihinlerin her şeyi yakıp yok ederek düzeni sağlayacağına inanarak susalım.
Kendilerinden olmayanları yok sayan tekçi kafaların Kürtleri, Alevileri ve nicelerini yok etme arzularına, ‘Ortadoğu’da düzen kurulacak’ diyerek susalım. Sadece Halep’e, Rojava’ya değil, Türkiye’nin de başına bir bela gibi çöken çetelere ‘siyaset böyle’ diyerek susalım.
Her yer kan gölüne dönmüşken, artık ölmekten bıkanların barış umutlarını yargılayarak susalım. Savaşın karşısında zayıf bir ışık olarak beliren barış çağrısını güçlendirmek yerine bir ‘ama’ boğuntusu yaratalım ve susalım.
Şeriatın sınır uçlarımızdan girişini beklerken, ölü sayılarını dinlerken susalım. Birileri hayatta kalmak için direnirken biz sadece düşmanlığı derinleştiren habercileri dinleyerek susalım. Evler yıkılırken, insanlar gözleri oyulurken, kalpleri sökülürken sadece susalım.
Bir halkın kendi topraklarında insanca yaşama hakkını fazla bulanların savaş çığlıkları karşısında ses çıkarmayalım. Artık ölmek istemiyorum diyen o sesi hiç duymayalım. Sivil katliamlar karşısında susalım.
Hiç hayal etmeyelim, imkânsızı istemeyelim. Reel siyasetin boğucu sınırlarına hapsolalım. Sürekli ölüm teorisinden huzurlu bir hayat bekleyelim. Burnumuzun dibinde yükselen dumanları görmemek için başımızı çevirelim.
Herkesin kendi toprağında huzurla yaşama hakkı var diye bağırmayalım. Ortadoğu’da harlanan ateşin çatılarımıza sıçrayacağını düşünmeyelim. Barış diyenleri gerçekçi bulmayalım, savaş diyenleri rasyonel ilan edelim.
Sonra o korkunç adamlar tekbirlerle sokaklarımıza girdiklerinde, yıllardır yaptıkları ölüm provasını hatırlayıp ahlanmayalım. Bütün kaderler birbirine bağlı, orada yanan ateş hepimizi yakacak. Güçlü bir şekilde hayır demediğimizi hatırlayacağız, her şey bittikten sonra.”
Sanatçılar açıklamanın sonunda ise şu çağrıyı yaptı:
“Her şey yıkılmadan, umut tükenmeden bir kez daha haykırıyoruz: eşitlik, özgürlük, barış!”




