Mezopotamya’dan Bugüne Kürt Kültüründe Bahar Ritüelleri

Gazeteci Hamza Özkan, bugünkü köşe yazısında 'Mezopotamya’dan Bugüne Kürt Kültüründe Bahar Ritüelleri' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Abone Ol

Mezopotamya’dan Bugüne Kürt Kültüründe Bahar Ritüelleri

Kürt toplumunda Newroz büyük bir coşkuyla kutlanırken, onunla birlikte var olan birçok kadim gelenek ne yazık ki her geçen gün unutulmaktadır. Oysa "Serê Salê, Sibatok, Zîpê, Hejdêhî-Hejdê Adarê Dema Baharî- Serhivde" gibi ritüeller, yalnızca birer kutlama değil; doğayla kurulan bağın, toplumsal dayanışmanın ve kültürel hafızanın en güçlü taşıyıcılarıdır. Bu gelenekler, Mezopotamya’nın binlerce yıllık yaşam bilgisinin bugüne ulaşan izleridir. Sözlü kültürle kuşaktan kuşağa aktarılan bu değerler, sadece geçmişin hatırası değil, aynı zamanda geleceğin de temelidir.

Kürt Newroz kutlamasıyla birlikte birkaç daha kültürel şenliklerde kutlamaktalar. Özellikle daha çok baharın gelişini simgeleyen sert kışın kırılma anları ve ilkbaharın gelişiyle yaşanan sevinçlerini çeşitli kutlamalarla kutlamaktalar. "Serê Salê, Sibatok, Zîpê, Hejdêhî-Hejdê Adarê Dema Baharî- Serhivde" inanç ve geleneksel olarak kutlamaktalar.
Bu kültürel, geleneksel kutlama ne yazık ki kültür, yazar ve dil alanında daha çok Newroz’a odaklanılmakta, diğer gelenekler ise her geçen gün unutulmaktadır. Yerel yönetimler bundan sonra bu geleneklere öncülük edebilir, yaşatabilir. Bu gelenekleri çocukluğumda köyümde yaşadığım için 27, 28 ve 29 Mart’ta her yıl Amedên Farqînê-Silvan ilçesinde Emerka köyündeki kutlamasının son gününe katıldım. Gelen halkla birlikte röportaj yaptım; haberin dışında sofralarında oturdum, yemek, çay sohbetlerinde bu gelenekleri konuştuk. Geçmişe ve günümüze geldik, bu tür gelenekleri yaşatmayı umut ettik. Bu sohbetlerde sadece bir gelenek değil, bir yaşam biçiminin izlerini gördüm; doğayla uyumlu, paylaşımcı ve kolektif bir kültürün hâlâ canlı olduğunu fark ettim.
"Serê Salê yeni yıl kutlaması ev ev dolaşırlar, yiyecek toplarlar. "Serê Salê binê malê Xuda zarokê bide kabînyê malê" evdeki emekçi kadına çocuk doğurma duasıdır. "Sibatok-çile" Ocak 18 ile Şubat sonu süren 40 günlük sert geçen kış soğuklarıdır. "Sibatok" hikâyesi şöyle: O köyde kaç hane varsa her gün birinde misafir olur, köyün girişindeki evle başlar, sondaki evle vedalaşır. Hangi gün çok kar fırtına varsa köylüler kendi arasında “hangi evdeyse misafirini iyi ağırlamadığı için bize kar fırtına yağdırdı” esprisi yapılır. Yani hayali bir misafir o gün hangi evdeyse o evde kavga, gürültü vs. olmaması ve misafiri iyi ağırlama duygusu hâkimdi. 40. gününde ise herkes eline süpürge alır, evin önünü süpürürdü, “hadi git Sibatok” diye uğurlardı. Çocuklar ise ev ev dolaşıp ekmek, yumurta, yağ, salça, yakacak için geven gibi şeyler toplarlardı. Köyün tepelerinde karın eridiği noktada "Kucîk" üzerinde omlet yapar, birlikte yerlerdi. Sibatok uğurlama kutlaması böyleydi. Bu ritüeller, paylaşmanın, birlikte üretmenin ve zor zamanları dayanışmayla aşmanın sembolüydü.
"Zîpê-Serhevde" ilk günün akşamında evin pervanesi şeklinde ince ağaçtan yapılırdı. Rüzgâr o akşam iyi eserse kış erken biter, yavaş eserse geç biterdi. Bugün yapılan güneş enerjisi Zîpê’den alınmıştır. Kışın bittiği, karların yer tutmadığı, yağan karın rüzgâr etkisiyle yerde kalmaması, var olan karın ise rüzgârın etkisiyle eridiği, hayvanların yavaş yavaş otlama zamanı geldiği ve yeşilliklerin yeşerme müjdesi olarak böreğin içine bir düğme koyarlardı. Sabah börek eşit kesilirdi; içinde düğme kime çıkarsa o şanslı ilan edilirdi. Sadece aile içi olurdu, kimse dışarıya söylemezdi; aileler birbirine sormazdı. Bu duyguyla ilkbahar sevinci böyle kutlanmaktaydı. Bu küçük ama anlamlı ritüeller, umudu, bereketi ve yeni başlangıçları simgeliyordu.
Amedên Silvan ilçesindeki Serhevde, Emerka köyünde bir mezar ziyareti yapılır, dua edilir, kaside okunur, erbane çalınır, halay çekilir, dengbêj dinletisi yapılır, piknik ve dayanışma içinde geçen 3 günlük etkinliklerle hem stres atılır hem de kültürel gelenekler yaşatılır.
Biz Kürtler tarihimize, siyasetimize ve kültürümüze hemen hemen çoğunu yaparken bu gelenek kültürümüzü ne yazık ki yeterince yaşatmıyoruz.


Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Norduz bölgesindeki Taşnacak mezrasında dünyaya geldiğimde rahmetli babam bana halay çekmeyi öğretti; hayvanları otlatmayı, tarla ve bayırlardaki taş ve çöpleri temizlemeyi, bugünkü ekolojik yaşamı öğretti. Annem ise dilimi, stranlar ve çiroklarla beni uyuttu ve büyüttü. Köydeki tüm büyüklerimiz bizlere dayanışmayı, saygıyı ve kültürel gelenekleri birlikte yapmayı öğrettiler. Bir kez daha doğduğum köyümüzde bize gelenek, kültür ve yaşama umudu aşılayan herkese teşekkür ederken, aramızdan ayrılan başta rahmetli babam ve tüm rahmetlileri rahmetle anıyorum; yaşayan büyüklerime de sağlıklı bir yaşam diliyorum.

Biz Kürtler yaşadığımız coğrafyanın kimliğini, kültürünü, geleneklerini ve bilincini tarihe yazmış bir halkız. Mezopotamya medeniyet kültürünün öncüsü biziz. İnsanlık ne Avrupa’da ne de dünyanın başka yerinde değil; yaşadığımız Mezopotamya medeniyetindeydi. Bugün bazı kendi geçmişini inkâr edenler ya da tarihi bilgisinden uzak olanlar genelde “Batı böyle, Avrupa böyle” gibi örnekler vererek Mezopotamya medeniyetini görmüyorlar; bu da onların apolitik gerçekliğidir.
Ancak mesele artık sadece geçmişi hatırlamak değil; bugünü doğru okumak ve geleceği kurmaktır. Kürtler bugün sadece kültürel bir halk değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel siyasetin önemli bir aktörü haline gelmiştir. Ortadoğu’daki dengelerden uluslararası ilişkilere kadar birçok alanda Kürtlerin varlığı, mücadelesi ve kimliği artık görmezden gelinemeyecek bir noktadadır.
Dilini, kültürünü ve geleneklerini koruyabilen bir halk, siyasi varlığını da güçlendirir. Bu nedenle "Serê Salê"den "Sibatok"a, "Zîpê"den "Serhivde"ye kadar uzanan bu kadim miras, sadece folklorik bir değer değil; aynı zamanda toplumsal direncin ve kimlik bilincinin temelidir.
Bir halk diliyle, kültürüyle, tarihiyle, geleneğiyle ve politikliğiyle var olur. Biz Kürtler evet, bu coğrafyada çok acılar yaşadık, çok direndik ve kimliğimize sahip çıktık. Bu gerçekle tarihte var olduk ve var olmaya devam edeceğiz.
Bugün yapılması gereken en önemli şey; geçmişten gelen bu zenginliği geleceğe taşımak, unutmamak ve unutturmamaktır. Çünkü kültürünü yaşatan bir halk, sadece geçmişine değil, geleceğine de sahip çıkar.

{ "vars": { "account": "G-DX375LT0W1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }