Manisa’da 74 yıllık siyasi geleneği değiştirerek kentin umudu haline gelen ancak görevinin henüz başındayken şüpheli bir kazada yaşamını yitiren Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in ölümünün üzerinden bir yıl geçti.
Zeyrek, bugün Manisa’da düzenlenecek anma programlarıyla hatırlanacak. Ölümündeki ihmal iddialarıyla ilgili hukuki süreç devam ederken, Zeyrek’in eşi Nurcan Zeyrek, Cumhuriyet Gazetesi’nden Yusuf Körükmez’e konuştu.
Ferdi Zeyrek’in kentte yarattığı değişimi, geride bıraktığı siyasi mirası, Ferdi Zeyrek Vakfı’nın çalışmalarını ve CHP içindeki “mutlak butlan” tartışmalarının gölgesindeki gelişmeleri değerlendiren Nurcan Zeyrek, “Ferdi’nin adalet yürüyüşünü biz sürdürüyoruz” dedi.
- Bu zorlu bir yılda, Manisalıların acınızı kendi acısı gibi sahiplenmesi nasıl bir duygu?
NURCAN ZEYREK: Ferdi sadece benim eşim, çocuklarımın babası değil; Manisa’nın evladı, kardeşi, başkanıydı. O acı günden beri Manisa halkı bizi bir an bile yalnız bırakmadı. Sokakta yürürken gözündeki o samimi hüznü gördüğüm her bir hemşehrimiz, kapımızı çalan, dualarını esirgemeyen herkes acımıza ortak oldu. Bir kadının, bir annenin böylesi bir trajedinin ardından üç kızıyla dimdik ayakta kalabilmesi kolay değil. Ancak Manisa halkının ve tüm Ege’nin bu acıyı kendi acısı bilip bağrına basması, bize tarifsiz bir güç ve direnç verdi. Yalnız olmadığımızı hissetmek, Ferdi’nin sevgiyle ektiği tohumların ne kadar derine kök saldığını görmek, kızlarım ve benim için bu zorlu yılda en büyük teselli ve ayakta kalma sebebi oldu.
- İhmal iddiaları gündeme gelmişti ve kızınızın “Babamın kanını yerde bırakmayın” feryadı hepimizin hafızalarında...
Kızım Nehir’in o haykırışı, aslında sadece bir evladın can acısı değil, adalete olan sarsılmaz talebimizin de ilk çığlığıydı. Ferdi’nin aramızdan ayrılmasına neden olan o kazadaki ihmal iddialarının, adli sürecin her bir detayının sonuna kadar takipçisiyiz. Bilirkişi raporları ve hukuki süreç titizlikle devam ediyor; avukatlarımızla birlikte her aşamayı an be an izliyoruz. Bu dava da adalete olan inancımız tamdır ve bu inancı korumak, Ferdi’ye ve onun arkasında bıraktığı mirasa olan borcumuzdur. Hiç bir şüphenin karanlıkta kalmaması, sorumluların hak ettikleri cezayı alması için hukuki mücadelemizi son aşamaya kadar sürdüreceğiz.
- Ferdi Bey, Manisa'da 74 yıl sonra çok büyük bir siyasi değişime imza atarak koca bir şehrin umudu olmuştu. Görevde kaldığı o kısa ama son derece yoğun dönemde, onun Manisa için kurduğu en büyük hayal, tamamlamayı en çok istediği proje neydi?
Ferdi, Manisa’da sadece bir seçimi kazanmadı; 74 yıllık bir tıkanmışlığın önünü açarak bu şehrin üzerindeki ölü toprağını attı, insanların umudu oldu. Görev süresi kısa sürdü belki ama her gününü 24 saat değil, sanki 48 saatmiş gibi Manisa için yaşadı. En büyük hayali; çocukların yatağa aç girmediği, kadınların sosyal ve ekonomik hayatın tam merkezinde yer aldığı, adil ve üreten bir Manisa inşa etmekti. Özellikle kırsaldaki çocukların eğitimde fırsat eşitliğine sahip olması onun en hassas noktasıydı. "Bu şehrin her köşesine adalet ve refah gidecek" derdi. Onun yarım kalan o büyük vizyonunu, çocuklara ve kadınlara olan o büyük sevdasını yaşatmak adını taşıyan vakıf ile yaşatmak şu an bizim en büyük ödevimiz.
KIZLARINA SARILDIĞINDA...
- Dışarıdaki o güçlü siyasi figürün ötesinde; evde, kapı kapandığında Ferdi Bey nasıl bir eş ve nasıl bir babaydı? Nehir, Elif ve Zeynep'in babalarının yokluğunda gösterdikleri güçlü duruşu onun anısıyla nasıl bağdaştırıyorsunuz?
Ferdi meydanlarda ne kadar güçlü, kararlı ve coşkuluysa; evde, o kapı kapandığında da bir o kadar şefkatli, eğlenceli ve sevgi dolu bir eş ve babaydı. Kızlarına sarıldığında dünyayı unutan, onlarla arkadaş olan, her anlarında yanlarında hissettiren bir babaydı. Nehir, Elif ve Zeynep... Onlar Ferdi’nin en büyük gurur kaynağıydı. Bugün babalarının yokluğunda gösterdikleri o takdir edilesi, güçlü duruş, tamamen Ferdi’den aldıkları mayayla ilgili. Ferdi onlara dürüstlüğü, cesareti ve ne olursa olsun dik durmayı öğretti. Kızlarım içlerindeki acıyı, babalarının anısına yakışır bir asaletle ve sorumlulukla taşıyorlar. Onlara baktığımda Ferdi’nin bitmeyen enerjisini ve adalet duygusunu görüyorum.
- Acınız henüz çok tazeyken, vefatından sadece aylar sonra Ferdi Zeyrek Vakfını kurdunuz. Eğitim burs desteği yanı sıra özellikle "Dağ köylerinde yalın ayak gezen çocuklara ulaşmak" ve Darüşşafaka ile yapılan işbirliği mutabakatı en somut adımlarınız oldu. Bu projelerde şu an hangi aşamadasınız, başka projeleriniz olacak mı?
Ferdi’nin ardından oturup yas tutmak, onun mücadelesine haksızlık olurdu. Onun adını ve iyilik dolu kalbini yaşatmanın en doğru yolu, onun hayallerini hayata geçirmekti. Bu yüzden Ferdi Zeyrek Vakfı’nı kurduk. Darüşşafaka Cemiyeti ile yaptığımız işbirliği mutabakatı bizim için çok kıymetli; babasını kaybetmiş çocuklarımızın eğitimine can suyu oluyoruz. Dağ köylerindeki çocuklarımıza, "yalın ayak gezen o tek bir çocuğa bile" ulaşmak için ekiplerimiz sahada mekik dokuyor. Şu an burs programlarımız aktif, yüzlerce çocuğumuzun elinden tuttuk. Ancak durmayacağız; önümüzdeki dönemde kadın kooperatiflerini destekleyen, kadın istihdamını artırmaya yönelik projeleri ve sokaktaki can dostlarımız için kalıcı çözümler üreteceğimiz girişimleri de vakfımız çatısı altında hayata geçireceğiz. Ferdi’nin eli, vakfımız aracılığıyla her ihtiyaç sahibine dokunmaya devam edecek.
CUMHURİYET SEVDALISI
- CHP için verilen mutlak butlan kararı sonrası genel başkan Özgür Özel’i çiçeklerle karşıladınız. Ferdi Başkan hayatta olsaydı bu kararı nasıl karşılardı?
Ferdi, her şeyden önce hukukun üstünlüğüne, adalete ve parti içi demokrasiye sarsılmaz bir inanç besleyen bir cumhuriyet sevdalısıydı. Elbette ki hukuka ve yasalara açıkça aykırı olduğu hemen herkesçe kabul edilen böyle bir karardan sonra Genel Başkanımız Özgür Özel’i karşılamamız, ilerde muhakkak tesis edilecek adalete olan saygımızın hem de bu partinin birleştirici gücüne olan inancımızın bir ifadesidir. Ferdi hayatta olsaydı, elbette hukuka uygun olacak her kararı hukuk devleti ilkesi gereği memnuniyetle karşılardı.
- Özgür Özel, Ferdi Başkan ve Gülşah Başkan’ın aramızdan ayrılışları sonrasında bir dizi iddialarda bulunan kişilerin şu an CHP Genel Merkezi’nde olmasına dair suçlamalarda bulundu. Nasıl bu durumu nasıl karşıladınız?
Yaşadığımız kayıplar ve acılar bizim için siyaset üstü bir yerde olmakla birlikte Genel Başkanımız Özgür Özel’in bu konudaki hassasiyetini ve açıklamaları doğru ve yerinde tespitlerdir. Siyasi süreçler ve parti içi değerlendirmeler muhakkak kendi mecrasında yürür. Bizim odak noktamız her zaman Ferdi’nin aziz hatırasını korumak, onun adını temiz tutmak ve vakfımız aracılığıyla insanlara umut olmaktır. O da Ferdi Başkan’ın mirasına, anısına ve arkasında bıraktığı büyük sevgiye saygı gösterilmesidir.
‘FERDİ, ELİNDEN TUTTUĞUMUZ HER ÇOCUĞUN GÜLÜŞÜNDE’
- Bugün Ferdi Bey’in ardından onu anmak için bu satırları okuyan hemşehrilerinize, onu sevenlere ve tüm Türkiye’ye, onun yol arkadaşı ve eşi olarak vermek istediğiniz mesaj nedir?
Ferdi bu dünyaya sığmayacak kadar büyük bir kalbe ve vizyona sahipti. Giderken arkasında gözü yaşlı bir aile bıraktı ama aynı zamanda umudunu yeniden kazanmış koca bir şehir bıraktı. Tüm Türkiye’ye ve sevgili Manisalı hemşehrilerime mesajım şudur: Ferdi’yi sadece özlemle anmak yetmez; onun adalet yürüyüşünü, insana olan sevgisini ve bu şehir için kurduğu hayalleri yaşatmak zorundayız. Biz kızlarımla birlikte bu yola baş koyduk. Sizler de onun adını yaşatan vakfımıza, onun yarım bıraktığı sevgi projelerine sahip çıkarak bu yürüyüşte bize omuz verin. Ferdi Zeyrek ölmedi; o, elinden tuttuğumuz her çocuğun gülüşünde, hayatına dokunduğumuz her kadının gücünde yaşamaya devam ediyor. Bizi hiç yalnız bırakmadınız, minnettarım.