<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Med Gündem</title>
    <link>https://www.medgundem.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve taraofız habercilik... HAKÎKAT; Drama edilmiş anlayışını değil gerçekten, umuttan, özgürlükten beslenen geleceğe dönük, bilimsel, objektif, cesur bir yayıncılık anlayışını benimsiyoruz</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.medgundem.com/rss/guncel" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Jul 2026 22:17:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/rss/guncel"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çankaya Belediyesi soruşturmasında 27 gözaltı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/cankaya-belediyesi-sorusturmasinda-27-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/cankaya-belediyesi-sorusturmasinda-27-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çankaya Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında, belediye başkanı Hüseyin Can Güner’inde aralarında olduğu 36 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA -</strong> Çankaya Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında, belediye başkanı Hüseyin Can Güner’inde aralarında olduğu 36 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Soruşturma kapsamında 27 kişi gözaltına alındı.</p>

<p>Ankara'da sabahın erken saatlerinde Çankaya Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında belediye binasının da aralarında olduğu çok sayıda adrese polis baskını yapıldı. Belediyenin çeşitli birimlerinde ve odalarında arama yapılırken, soruşturma kapsamında çok sayıda kişinin gözaltına alındığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı operasyona dair yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Aralarında Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in de yer aldığı toplam 36 şüpheli hakkında suç örgütü kurma, suç örgütüne üye olma, rüşvet alma, rüşvet verme, ihaleye fesat karıştırma suçlarından gözaltına alınmalarına ve adreslerinde arama, el koyma işlemi yapılmasına karar verilmiş, bu kapsamda şüphelilerden 27’si gözaltına alınmıştır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/cankaya-belediyesi-sorusturmasinda-27-gozalti</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/690x390cc-ank-11-07-2026-cankaya-belediyesi-27-gozalti.jpg" type="image/jpeg" length="18800"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu: Uğurlar olsun Ahmet Telli…]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ekrem-imamoglu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ekrem-imamoglu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[79 yaşında hayatını kaybeden usta Şair Ahmet Telli için Ekrem İmamoğlu sosyal medya hesabından taziye mesajı yayınladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>edebiyatının usta isimlerinden Ahmet Telli‘nin 79 yaşında yaşamını yitirmesi edebiyat camiasını hüzne boğdu. Acı haberin ardından CHP’nin tutukluluk hali devam eden Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.</p>

<p>79 yaşındaki şair ve yazar Ahmet Telli‘nin vefatının ardından CHP’nin tutukluluk hali devam eden Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu da duyduğu üzüntüyü dile getiren bir paylaşım yaptı.</p>

<h3>''UĞURLAR OLSUN AHMET TELLİ''</h3>

<p>İmamoğlu paylaşımında usta şair Ahmet Telli’nin ‘’Zulme Direnmektir Hayat’’ şiirine yer verdi.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun paylaşımının tamamında şu ifadeler yer aldı:</p>

<p>"On beşine bastımı</p>

<p>dudaklarında bir türkü</p>

<p>elinde bayrak</p>

<p>kavga sokaktaki oyuna benzer artık</p>

<p>çocukluğu</p>

<p>benzemez</p>

<p>çocukluğa</p>

<p>Deniz okşayabilir mi</p>

<p>sarışın bir dağın</p>

<p>rüzgârlı saçlarını</p>

<p>uzanarak yelesine hayatın</p>

<p>tutuklayabilir mi zindanlar</p>

<p>onun</p>

<p>vuruşkan sevdasını</p>

<p>Açar da acının rüzgârına</p>

<p>hüznün solgun yelkenini</p>

<p>ne zindan karanlığı</p>

<p>ne zulüm</p>

<p>ne işkence</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>indiremez dudaklarındaki gülümsemenin bayrağını…</p>

<p>Uğurlar olsun Ahmet Telli…"</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/ekrem-imamoglu-ndan-ahmet-telli-ye-veda-usta-sairin-dizeleriyl</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ekrem-imamoglu</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/242559-imamoglu-ndan-ahmet-telli-ye-veda-usta-sairin-dizeleriyle-ugurladi-6a5179800bcad.webp" type="image/jpeg" length="28255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Meclis yasal çerçeve için neyi bekliyor?”]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ucar-meclis-yasal-cerceve-icin-neyi-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ucar-meclis-yasal-cerceve-icin-neyi-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, İmralı'da 40 gündür görüşme gerçeklememesine tepki göstererek, "Meclis yasal çerçeve için neyi bekliyor?” diye sordu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>MUŞ </strong>- Vartînîs beldesinde gerçekleştiren halk buluşmasında konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, İmralı'da 40 gündür görüşme gerçeklememesine tepki göstererek, "Meclis yasal çerçeve için neyi bekliyor?” diye sordu.</p>

<p>Demokratik Bölgeler Partisi'nin (DBP), "Barışın sözünü halkla kuruyoruz" şiarıyla düzenlediği halk buluşmaları kapsamında Mûş'un Vartînîs beldesinde yurttaşlarla bir araya geldi. Buluşmaya, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar katıldı. Heyet buluşma alanına geçmeden önce öncesi Vartînîs Katliamı Hafıza Müzesi'ne ziyaret gerçekleştirdi. Heyet ziyaretin ardından buluşmanın gerçekleştirileceği Millet Parkı'na geçti. Buluşmanın gerçekleştiği parkta "Em gotina aşitiyê bi gel re ava dikin/Barışın sözünü halkla kuruyoruz" yazılı pankart asıldı.</p>

<p>Buluşmada konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Öğüt ailesinin katledildiği eve gerçekleştirdiği ziyarete değinerek, katliamı gerçekleştiren Yüzbaşı Bülent Karaoğlu'nun hala bulunmamasına tepki gösterdi. Vartînîs davasının Kürt sorununa güçlü bir örnek olduğuna dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, Vartînîs'in mücadelesiyle ayakta olduğunu ifade etti. Kürt halkının bir yaşam biçimini temsil ettiğini belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Sayın Öcalan'da diyor 'İnkar ortadan kalkmıştır, varlık kabul edilmiştir’ Sayın Öcalan'ın dediği her şey gerçekleşti. Fesihten, silah yakma törenine. Söz, pratiğe dönüşmüyorsa o söz ölü bir sözdür. Bir yasal çerçeve konuşuluyor buna rağmen 40 gündür Sayın Öcalan'la herhangi bir görüşme yok" diyerek, İmralı görüşmelerinin engellenmesine tepki gösterdi.</p>

<p>'BU ÜLKE TEK BİR KİMLİK DEĞİL'</p>

<p>İmralı'nın sadece cezaevi adası olmadığını dile getiren Çiğdem Kılıçgün Uçar, "İmralı’nın kapısının açılması demek, Kürtlere dayatılan yasasızlık ve hukuksuzluğun değişmesi demek. Kürt halkı bu ülkenin yasasında olmadığı için zorunlu olarak ailelerini terk edip, mücadele ettiler. Biz bu ülkenin hukukunda olsaydık başka bir şey konuşuyor olurduk. Sayın Öcalan da diyor ki 'Bütüncül bir hukuk gerekli.' İmralı'da tecrit ağırlaştıkça, Kürt halkı yaşamından koparılmaya çalışıldı. Kayyım rejimi Kürt halkının kazanımlarını gasp etti. Kürt halkının gençleri ve kadınları üzerinde özel savaş politikaları yürütüldü. 30 yıl cezaevinde bir insanı ölüme terk etmek bu ülkeye ne kazandırıyor? Bugün ülke hem ekonomik hem siyasi anlamda büyük bir kriz içinde. Bu ülke tek bir kimlik değil. Yasalarını ona göre yapmış olabilirsiniz ama öyle değil" dedi.</p>

<p>'DEVLETE KİM ADIM ATTIRACAK?'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Devletin "Silahlar bırakılırsa Kürt sorunu çözülür" mantığının yanlış olduğunu vurgulayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Bugün tartıştığımız şey sadece Kürtlerin nasıl yaşayacağı değil. Herkesin tartıştığı 'Devlet niye adım atmıyor' sorusu önemli. Ama tersten soralım. Devlete kim adım attıracak? Bu süreç 2013-2015 süreci gibi toplumsallaşmadı. Meclis yasal çerçeve için neyi bekliyor? Beklemesin. Bu ülkede yaşayan aydınlar, sanatçılar çözümde taraftır" şeklinde konuştu.</p>

<p>YASAL ÇERÇEVE SORULDU</p>

<p>Hemen ardından söz alan bir yurttaş, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın perspektifinin çok açık olduğunu belirterek, bu çizgide sürecin toplumsallaştırılması gerektiğini söyledi. Bir diğer yurttaş ise parti olarak sürecin nerede olunduğunu ve tartışılan yasal çerçeveye ne kadar hakim olunduğunu sordu.</p>

<p>Soruları yanıtlayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, yasal çerçevelerin halen getirilmemesinin birçok sebebi olduğun söyleyerek, Meclis'in hala tatil edilmediğini ve yasal çerçeve konusunda bir çalışma gerçekleşebileceğini kaydetti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, yasanın meclise gelmesi noktasında geç kalındığını dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/317685</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ucar-meclis-yasal-cerceve-icin-neyi-bekliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 21:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/690x390cc-mus-10-07-2026-vartinis-halk-bulusmasi-7.jpg" type="image/jpeg" length="21937"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şair Ahmet Telli tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/sair-ahmet-telli-tedavi-gordugu-hastanede-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/sair-ahmet-telli-tedavi-gordugu-hastanede-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde entübe edilen ve bir süredir de tedavi gören şair Ahmet Telli, hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ</strong> - Şair Ahmet Telli tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geçtiğimiz günlerde entübe edilen ve bir süredir de tedavi gören şair Ahmet Telli, hayatını kaybetti. Telli'nin entübe edildiğini Devrimci 78’liler Federasyonu ve Bilim Sanat Edebiyat Derneği duyurmuştu. Yapılan ortak açıklamada, “Şair Ahmet Telli’nin tedavisinde ne yazık ki yeni bir sürece girilmiştir. Şu ana kadar uygulanan tedavi yönetmelrine rağmen bugün itibariyle entübe edilmiştir. Devrimci 78’liler Federasyonu, Bilim Sanat Edebiyat Derneği ve ailesi olarak süreci yakından takip etmekteyiz. Hala iyi haberler almayı umuyoruz” ifadelerine yer verilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/sair-ahmet-telli-tedavi-gordugu-hastanede-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 21:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/eba45c8a928f4b68a2b234303a6b639b.jpg" type="image/jpeg" length="32827"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Silah bırakanlar hangi hukukla karşılaşacaklarını bilmeli']]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/silah-birakanlar-hangi-hukukla-karsilasacaklarini-bilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/silah-birakanlar-hangi-hukukla-karsilasacaklarini-bilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kürt meselesinin bütünlüklü ele alınması ve tarihsel bir sorumlulukla yaklaşılması gerektiğini belirten DEM Parti Milletvekili Serhat Eren, çerçeve yasaya dair “Silah bırakanların hangi hukukla karşılaşacaklarını bilmeleri lazım” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA -</strong> Kürt meselesinin bütünlüklü ele alınması ve tarihsel bir sorumlulukla yaklaşılması gerektiğini belirten <strong>DEM Parti Milletvekili Serhat Eren</strong>, çerçeve yasaya dair “Silah bırakanların hangi hukukla karşılaşacaklarını bilmeleri lazım” dedi.</p>

<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci, hukuksal ve yasal adımların atılmasının beklendiği aşamada iken, kamuoyunun talebi Meclis'in tatile girmeden önce çerçeve yasanın getirilip yasalaşması yönünde. Çerçeve yasa kapsamında tartışmalar ise yasanın içeriğinin ve kapsamının ne olacağına sıkışmış durumda. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Serhat Eren, çerçeve ile ilgili tartışmaları değerlendirdi.</p>

<p><a href="https://www.mezopotamyaajansi44.com/staticfiles/1_ank-10-07-2026-serhat-eren-baris-ve-demokratik-toplum-sureci-rop.JPG" rel="nofollow" title=""><img src="https://www.mezopotamyaajansi44.com/staticfiles/1_ank-10-07-2026-serhat-eren-baris-ve-demokratik-toplum-sureci-rop.JPG" /></a></p>

<p></p>

<p>Eren, kulislerde yasanın Temmuz ayında Meclis’e geleceğine dair iddiaların kamuoyunda algı oluşturma amaçlı olduğunu belirtti. Eren, “İçeriğini bilmediğimiz bir yasal düzenleme üzerinden değerlendirme yapmak sağlıklı değil. Bu kadar önemli bir süreçte kulis bilgileri üzerinden değil, somut hukuksal düzenlemeler üzerinden konuşmalıyız” dedi.</p>

<p></p>

<p>‘DEMOKRATİK ZEMİN VE HUKUKİ ESASLAR’</p>

<p></p>

<p>Sürecin artık “sözün bittiği” aşamasına geldiğini ifade eden Eren, “2 yıllık süre içerisinde çok şey konuşuldu, tartışıldı. Artık sözün bittiği, sözün yerine hukukun geçmesi gereken bir dönemdeyiz. Cumhuriyet’in 2'nci yüzyılında Kürt meselesinin hangi demokratik zeminde çözüleceği, hangi hukuk anlayışıyla kalıcı hale geleceği ve ortak geleceğin hangi hukuki esaslar üzerinden inşa edileceği meselesiyle karşı karşıyayız” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Kürt meselenin sadece Türkiye’yi değil, bölgeyi ve küreselleşen yapısıyla bütünlüklü bir hukuki perspektifi zorunlu kıldığını kaydeden Eren, “Yüzyıllık bir meseleye aynı tarihsel sorumlulukla yaklaşmak zorundayız” dedi.</p>

<p></p>

<p>‘SÜRECİN ANAYASASI HAZIRLANMALI’</p>

<p></p>

<p>Yapılması beklenen yasal düzenlemenin niteliğine dikkat çeken Eren, “Öyle bir hukuksal düzenleme yapılmalı ki, bu düzenleme demokratik toplum sürecinin anayasası olmalı. Bunu hazırlamalıyız. Ben mevcut anayasadan bahsetmiyorum. Sürecin anayasasından bahsediyorum. Yani demokratik temel değerleri belirleyen, yarın ihtiyaç duyulması durumunda referans alınacak bir hukuksal düzenlemeden söz ediyorum. Dolayısıyla öncelikle silah bırakanların hangi hukukla karşılaşacaklarını bilmeleri lazım. Demokratik siyasal yaşama katılmaları durumunda hangi hukuksal güvencelere sahip olacaklarının bilinmesi gerekiyor. Demokratik siyasal yaşama katılanların geleceklerinin de güvence altına alındığı bir yasal düzenlemeden bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>‘GÜVENLİKÇİ YAKLAŞIM ÇÖZÜM DEĞİL’</p>

<p></p>

<p>Silah bırakmanın tek başına kalıcı barışı sağlayamayacağının altını çizen Eren, çatışmalı zemini doğuran hukuksal ve siyasal sorunların çözülmemesi halinde şiddetin biçim değiştirerek devam edeceğini belirtti. Eren, “Silahların bırakılması önemlidir ama tek başına kalıcı barışı sağlayamaz. Çatışmalı zemini doğuran sorunları ele almadığınız sürece şiddet farklı bir formda varlığını sürdürür. Meseleyi sadece güvenlikçi perspektiften yaklaşmak, kategorize etmek son derece sorunludur. Bu, Kürt meselesinin çözümsüzlüğünde ısrar eden zihniyetin kendisidir” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>'42 YIL ÖNCEKİ ZİHNİYETİN DEVAMIDIR'</p>

<p></p>

<p>Silahlı mücadelenin demokratik siyaset zeminindeki olanakların tamamen kapatılması nedeniyle başladığını hatırlatan Eren, “Şimdi silahların bırakıldığı, demokratik siyasetin esas alındığı bir dönemde ‘gelin ama siyaset yapmayın’ demek, 42 yıl önceki zihniyetin devamıdır” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p></p>

<p>Eren, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sürecin temel aktörü olduğuna vurgu yaparak "umut ilkesinin" uluslararası hukuka uygun hale getirilmesinin zorunluğuna dikkat çekti. Hukuk devletlerinde cezalandırmayı sonsuzlaştırmanın mümkün olmayacağını ifade eden Eren, "İnsan onuruyla bağdaşan bir hukuksal düzenlemeye sahip olmak, devletin hukuk devleti olup olmadığının önemli bir ölçüsüdür. Sonsuz cezalandırma politikasından vazgeçilmesi, umut ilkesinin uluslararası hukuka uygun hale getirilmesi gerekiyor" diye ekledi.</p>

<p></p>

<p>'DİYALOG VE MÜZAKERE SÜREKLİLİK GEREKTİRİR'</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan ile diyalog ve müzakerenin sürekliliğine değinen Eren, “Çatışmanın tarafı olan aktörleri çözümün öznesi haline getirmediğiniz sürece kalıcı bir çözüm mümkün değildir. Öcalan'la görüşmelerin kesintiye uğratılması, aile ve avukat görüşlerinin engellenmesi sürecin başarı şansını ortadan kaldırır. Diyalog ve müzakere süreklilik gerektirir” dedi.</p>

<p></p>

<p>‘KAPSAYICI VE BÜTÜNLÜKLÜ YAKLAŞIM ŞART’</p>

<p></p>

<p>Eren, Türk Ceza Kanunu (TCK) ve "Terörle Mücadele" Kanunu’ndaki (TMK) kısıtlayıcı hükümlerin kaldırılmasının bu düzenlemenin içinde yer alması gerektiğini ifade etti. Kayyum uygulamalarıyla seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldırdığını söyleyen Eren, söz konusu uygulamalara son verecek yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğine işaret etti.</p>

<p></p>

<p>Meselenin bütünlüklü ele alınmaması halinde kalıcı çözümün mümkün olmayacağını belirten Eren, “PKK’ye katılan herkesin, zindandakilerin, yurt dışındakilerin tamamının toplumsal ve siyasal yaşama katılımı sağlanmadan meseleyi kategorize etmek gerçekçi değildir. Bütünlüklü ve kapsayıcı yaklaşmazsanız, Çehov’un dediği gibi duvardaki silah bir gün patlar” uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>‘TÜRKİYE 100 YILLIK KÜRT MESELESİNİ ÇÖZMELİ’</p>

<p></p>

<p>NATO Zirvesi ve Türkiye'deki süreç bağlamına dair de değerlendirmelerde bulunan Eren, Türkiye’nin bölgesel güç olma hedefiyle Kürt meselesini çözmesi arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Eren, “NATO yokken de Kürt sorunu vardı, NATO olduğu sürece de devam edecektir. Türkiye gerçekten bölgesel bir güç olmak istiyorsa öncelikle kendi içindeki 100 yıllık Kürt meselesini çözmek zorunda. Kendi komşularıyla barışı sağlamadan, Kürtlerle diyalog ve işbirliği kurmadan bu hedefe ulaşamaz” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>'NATO'NUN AÇTIĞI ALAN MAYINLI BİR ALANDIR'</p>

<p></p>

<p>Eren, NATO’nun Türkiye’ye Ortadoğu’da yeni bir rol biçme çabası içinde olduğunu belirterek, “Türkiye kendi iç meselesini çözmeden, İran, Irak ve Suriye'deki Kürtlerle ilişki kurmadan bölgesel bir aktör olamaz. Aksi takdirde kendisine açılan alan mayınlı bir alandır” dedi. Eren, sürecin tıkanmayacağını, ancak Türkiye’nin eli güçlendikçe taleplerin minimize edilme riskinin olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p><em>MA / Ömer Güngör</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/317618</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/silah-birakanlar-hangi-hukukla-karsilasacaklarini-bilmeli</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/73241401-605.jpg" type="image/jpeg" length="98314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel'den gergin geçen İBB davası sonrası açıklama!]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ozgur-ozelden-gergin-gecen-ibb-davasi-sonrasi-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ozgur-ozelden-gergin-gecen-ibb-davasi-sonrasi-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel "Alnımız açık, işbirlikçiler ne derse desin. Yalakalar ne diyorsa desin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Silivri Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen duruşmasını takip etti.</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, cezaevi çıkışında basın mensuplarına açıklamada bulundu. Özel, “Değerli arkadaşlar, bugün ‘Ekrem İmamoğlu suç örgütü’ diye ifade etmeye ve yaftalamaya çalıştıkları, partimizin aldığı karar gereğince 23 Mart günü 2 milyon üyemizle ön seçime girip Cumhurbaşkanı adayı olma konusundaki ön seçimde yer almak üzere hazırlık yaparken, tam dört gün önce 19 Mart günü gözaltına alınan, bundan da bir gece önce 33 yıllık diploması iptal edilen, 23’ünde tüm Türkiye’de 2 milyon üyemiz sandığa gidecekken dayanışma sandıkları kurduğumuzda 15,5 milyon vatandaşımızın gidip oylarıyla aday gösterdiği, o saatlerde tutuklanıp bu cezaevine konan ve o günden bugüne de 16 aydır cezaevinde tutuklu olan Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapmaya başlayacağı gündü bugün. Hep birlikte bugün Silivri Cezaevi içindeki özel yapılmış mahkeme salonundaydık. Siz 9 Mart’tan itibaren kesintisiz olarak bu duruşmayı izliyor, tarihe tanıklık ediyorsunuz. Tarihi kayda geçiriyorsunuz ve vatandaşlarımızın da burada olan biteni öğrenmesine katkı sağlıyorsunuz. Tüm basın emekçilerine ilk günden şu ana kadar gösterdikleri emek için de teşekkür ediyoruz” dedi.</p>

<h3>“EKREM BAŞKAN ‘MASUM İNSANLARLA UĞRAŞMAYIN’ DEDİ”</h3>

<p>Özel, şunları söyledi:</p>

<p>“Allah şahittir ki, hepiniz şahitsiniz ki, hepimiz şahidiz ki ilk günden beri Ekrem İmamoğlu, ‘İlk savunmayı ben yapmalıyım’ diyor. ‘Söz verin bana savunma yapacağım. Çünkü mesele bu insanlarla ilgili değil’ diyor. ‘Burada 400’ün üzerinde kişiyi yargılıyorsunuz. İlk gün için 100’ün üzerinde tutuklu vardı, bugün 53’e indi. Bu insanlarla kimsenin bir meselesi yok. Mesele benim, hedef benim. Ben bu ülkenin bir sonraki Cumhurbaşkanıyım, partimin ve milletimin Cumhurbaşkanı Adayıyım ve bugünkü Cumhurbaşkanı benim onu bir kez daha yenmeme, partimin onu bir kez daha yenmesine, Türkiye’de iktidarın değişmesine engel olmak için partime ve bana darbe yapıyor. Hedef benim. Onun için bırakın bu masum insanlarla uğraşmayı, bırakın onları’ dedi. Gün geldi ve o kadar kızdı ki ‘Bütün suçları bana atın. Herkes çıksın’ dedi. ‘Ama mesele benimle onun arasında’ diye söyledi. Hepiniz duydunuz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“AZ SÖZ VERMEK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPTI”</h3>

<p>“Allah şahittir ki, basın şahittir ki, hepimiz şahidiz ki o günden beri mahkeme başkanı Ekrem İmamoğlu’na savunma yaptırmamak için, mümkün olduğu kadar geç yaptırmak için, ona mümkün olduğu kadar az söz vermek için elinden ne geliyorsa onu yaptı. Bir süre sonra da bazı kalıplar geliştirdi. En çok da siz duydunuz. ‘Ekrem Bey zaten savunma sıranız gelince bunlara istediğiniz kadar geniş geniş, uzun uzun yanıt vereceksiniz. Şimdi bu konuşulan bir kişi ve onun bu eylemi hakkında söz alıp açıklama yapmanıza gerek yok. Sıranız gelince nasılsa bu eylemlerin her birisine yanıt vereceksiniz’ dedi. Duydunuz, şahitsiniz, Allah şahittir. Sona doğru gelince birden mahkeme başkanı ‘Ben bu mahkemeyi… Yani 9 Mart günü başlarken nisan sonunda bitecek diye öngörürken…’ Kendisi öyle diyordu. Sonra bunun mümkün olmayacağını o da görmüşken, ‘9 Mart’ta başlayan mahkemeyi ne olursa olsun yarın, 9 Temmuz günü bitireceğim’ dedi. ‘Neye göre bitireceksin?’ ‘Bitireceğim işte.’ ‘Gerekçen ne?’ ‘Söylemem işte.’ ‘Ama 9’unda tutuklu bütün sanıkların sorguları bitmiş olacak.’ E bitir, bitir ama şöyle bir durum çıkıyor ortaya. Geldi, geldi, geldi bu noktaya. Bugün saat 14.30, yarım gün var, yarın da tutukluluk incelemen var. 143 eylemle suçlanıyor. Birebir 143 eylemden suçlanmıyor ama ‘örgütün başı olunca’ her eylemden o da suçlanıyor, ona da ceza isteniyor. Bu 143 eylemin 143’üyle ilgili bir şeyler söylemesi lazım. Kendini savunması lazım ya da bütüne ilişkin bütüncül bir savunma yapması lazım. Bundan daha doğal birşey yok.”</p>

<h3>“SADECE ÜÇ KELİME; SAVUNMA HAKKI KISITLANAMAZ”</h3>

<p>“Diyor ki Ekrem Başkan, ‘Eğer savunmaya başlayacaksam ve savunmamı kesmeyeceksen…’ Ki kendi tahmini, öyle 20-30 gün değil. ‘3 - 4 gün gibi bir sürede bütün savunmamı bitirebilirim’ diyor. O diyor ki ‘Hayır, yarın akşam her şey bitmiş olacak.’ ‘Ne bitecek?’ ‘Senin savunman bitecek, avukatlarının savunmaları bitecek. Tutukluluk incelemesi ile ilgili savcının mütalaası, her şey bitecek 9 Temmuz günü bu iş bitecek.’ Yani diyor ki ‘Yarım gün, belki biraz fazla vakit veririm sana. 5 - 6 saatte bu 143 eylemi ve işin bütününü, sana yöneltilen suçlamaları, atılan bütün iftiraları yanıtlayacaksın ve bunu benim dediğim sürede yapacaksın.’ Değerli basın mensupları, en evrensel hukuk kuralıdır. En evrensel kuraldır; ‘Savunma hakkı kısıtlanamaz.’ Üç kelime; savunma hakkı kısıtlanamaz. Bunu bilmeyen kimse yok bu dünya üzerinde içerideki hakim, içerideki başkan dışında ya da ona bu talimatı veren dışında. ‘Savunma hakkını kısıtlayacaksın’ diyor. Değerli arkadaşlar burada birçok kişi yargılanıyor, her birisi canımız ciğerimiz. Bir eylemle yargılanan arkadaşlarımız var. Hepiniz gördünüz, bir eylemi bir gün savundular. Haklarıydı analarının ak sütü gibi. Savundular ve anlattılar, hakim dinledi. Bir eyleme bir gün dinledi. 143 eyleme ‘Yarım gün veririm, vermem. Bir gün veririm, vermem’ diyor.”</p>

<h3>“12 EYLÜL DÖNEMİ 109 GÜN SAVUNMA YAPTI”</h3>

<p>“Değerli arkadaşlar, en korkunç dönemleri anlatırken yargı için, savunma için hep darbe dönemleri konuşulur. Her darbenin yargısı acımasızdır, hukuksuzdur, vicdansızdır. Arkadaşlar 12 Eylül Kenan Evren yargısı… DİSK ana davasında Abdullah Baştürk 21 celse, 109 gün savunma yaptı arkadaşlar, 109 gün. DİSK ana davası… ‘Sadece kendimi değil, işçi sınıfının savunmasını ve işçi sınıfının bu rejimi, bu darbeyi yargılamasını konuşacağım’ dedi ve 109 gün Abdullah Baştürk savunma yaptı arkadaşlar. Bugün duruşmayı izleyen Süleyman Çelebi, üç gün kesintisiz savunma yaptı 12 Eylül rejimine. Yine Fehmi Işıklar, yedi gün aralıksız savunma yaptı 12 Eylül rejiminin mahkemesine. Darbe, bütün darbeler kötüdür. Darbe rejimleri kötüdür. O dönemdeki mahkemeler göstermeliktir. O mahkemeler bunu yaptı. Bakın hani karşılaştırıyoruz ya FETÖ yargısı… Buradaydık biz, biz buradaydık. Biz şahitlik ettik. Bir kısmınız o günlere de şahitlik etti. Alparslan Aslan, Danıştay katili. Ergenekon’dan yargılandı şurada. Tam 76 saat savunma yaptı. FETÖ yargısı dedi ki ‘Savunma hakkı kısıtlanamaz.’ Alparslan Aslan’a 76 saat tahammül etti FETÖ yargısı, Erdoğan yargısı kendisini dört kez üst üste yenmek dışında hiçbir suçu olmayan, 16 aydır TRT’siyle, bütün yandaş kanallarıyla, servis ettiği yalan bilgi notlarıyla bütün merkez medyasıyla haysiyet cellatlığı yaptığı, onurunu ayaklar altına almaya çalıştığı Ekrem İmamoğlu’na, 19 Mart’tan beri şu anı bekleyen Ekrem İmamoğlu’na, ‘Bu devletin Alparslan Aslan’a 76 saat savunma yaptırmayı imkanı var ama senin süren altı saat’ dedi arkadaşlar.”</p>

<h3>“YARGILAMAYI ÇOKTAN BİTİRDİĞİNİ İTİRAF ETTİ”</h3>

<p>“Dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü burada yargılanıyordu, Kemal Alemdaroğlu. Kemal Alemdaroğlu’nun Avukatı Metin Çetinbaş… Kemal Alemdaroğlu’nun neyle suçlandığını hatırlıyor musun? O günden bugüne ne kaldı aklınızda? 45 saat savundu, 45 saat. Hakim 45 saat Sayın Metin Çetinbaş’ı dinledi arkadaşlar. Şimdi bugün çıkmış birileri ‘Acelemiz var, geciktirdiniz…’ Özellikle de utanmadan, sıkılmadan Ekrem Başkan’a hepimizin gözünün içine baka baka dünya hukuk tarihinin en büyük ihsas-ı reyini, kendisinin aslında yargılamayı çoktan bitirdiğini itiraf etti. Diyor ki ‘Ekrem Bey bakın burada bazı avukatlar bir gün konuştu’ diyor, ‘Bu ekranlarda neler neler izlettiler’ diyor. ‘Bir sürü zaman kaybettirdiniz. Onlar olmasaydı şimdi siz savunmayı uzun yapardınız’ diyor. Kardeşim bu adam, bu yargılanan insanların bir suç örgütü olduklarına, başının Ekrem İmamoğlu olduğuna ve yargılamada bile örgütsel bir faaliyetle karar verdiklerine çoktan inanmış. Biz derdimizi kime anlatacağız? Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun şu kadarcık adalete yönelik, adil yargılanmaya yönelik bir beklentisi olsa bugün görevden alır, bugün bu davadan el çektirir bunu. Bu kararı vermiş. ‘İlk günden beri her türlü oyalama yapıldı, yaptınız siz hepiniz’ diyor. Oysa iddia, Ekrem İmamoğlu’nun bir örgüt yönettiği ve savunma, bu işlerin tamamen kumpas olduğu. Bu işe de karar verecek güya tarafsız o. Çoktan vermiş kararını.”</p>

<h3>“DERDİ VE VERİLEN GÖREVİ, ‘KENDİSİNİ SAVUNAMASIN’”</h3>

<p>“‘Burada dört gün tartışmalar çıktı’ diyor. Mesela seyircinin biri kızmış, bu da kızmış ve kapatmış, gitmiş. Seyircinin biri yüksek sesle konuşmuş. Biri alkış yapmış ve basmış, gitmiş. Yok fotoğrafa kızmış… ‘Dört gün çalışmadık burada. O dört gün öyle olmasaydı da o dört günü size vereydim. Savunma yapardınız’ diyor. Şuna bak, şuna bak. Arkadan fotoğraf çeken bir izleyicinin ya da tepki gösteren, sinir krizi geçiren bir sanık yakınının ya da polemikle kavgaya tutuşan bir avukatın yaptığı neyse onlara kızıp kızıp gidip mahkemeyi kapatmanın, dört gün çalışmamanın bile hesabını Ekrem Bey’in savunma süresinden düşüyor adam. ‘Onlar olaydı, dört gün verirdik’ diyor. Bugün geldi ve tarihe şu notu düşmeye çalıştı. Diyor ki Ekrem İmamoğlu’na ‘Kimlik bilgilerini söyle, savunman başlasın. Ya da susma hakkını kullanıyorsun.’ Ekrem Başkan diyor ki ‘Bana savunma hakkımı vereceksen üç gün, 3,5 gün, dört gün yapacağım. Vermeyeceksen kapat celseyi, ağustosta aç. O zaman yapayım. İki ay da boşu boşuna daha yatayım ama hakkımı kısıtlama’ diyor. Utanmadan, sıkılmadan ‘Ben bir tarih verdim. Tarih, 9 Temmuz. 9 Temmuz’da bu iş bitecek. Ya başla…’ Sabah yaptığı gibi Fatih Keleş’in, avukatlarına dün kestiği gibi, bugün kestiği gibi. Fatih Keleş’in suçlandığı eylemleri ikiye bölmüş arkadaşlar. Yarısını savunacak avukata bir dakika süre verdi, bir dakika, bir… 70 kadar eylem anlatacak avukat arkadaş bir dakika süre kaldı ona. ‘Kestim’ diyor, ‘Ekrem’e geçeceğim’ diyor. Ekrem Başkan’a yapacakları için Fatih Keleş’in savunmasını sınırladı, avukatlarını sınırladı. Daha önce Murat Ongun’u sınırladı, Murat Ongun’un avukatını sınırladı. Bunların hepsi her yerde bozma gerekçesi ama adamın derdi ‘Bu dava bozulur’ değil ki. Adamın derdi ‘Bu rejimin düzeni bozulmasın.’ ‘Bana verilen görev Ekrem kendini savunmasın.’ Adamın görevi; ‘Ekrem kendini savunmasın.’”</p>

<h3>“143 EYLEME ALTI SAAT SÜRE VERİYOR”</h3>

<p>‘Bugün diyor ki, ‘Ekrem Bey niye savunma yapmak istemiyorsunuz?’ Bak, bak, bak. İlk günden beri istiyor adam. İlk günden beri ‘Sen en son, sen en son.’ Son güne gelince ‘Bugün son, bu kadarcık süre.’ Tek eyleme bir gün veren kişi, 143 eyleme yarım gün, altı saat süre veriyor. Avukatlar dahil ha, avukatlar dahil. Ya Ekrem Başkan 6 - 7 saat konuşacak avukatları hiç konuşmayacak… Örneğin avukatlar üç - dört saat konuşsa Ekrem Başkan’a iki saat bırakacak. Hesap kitap bunun üzerine kurulmuş ve bunun üzerinden şu görülüyor ki arkadaşlar bu rejimin en büyük korkusu Ekrem İmamoğlu’nun savunması, savunusu, bunun duyulması. Çünkü 16 aydır o kadar çok yalan attılar ki başta TRT’si, yandaş kanallarının hepsi, merkez medyasına servis ettikleri bilgi notlarıyla. Hiçbirisi iddianamede yok. Ekrem İmamoğlu bununla yüzleşecek, bunu yüzüne vuracak. ‘Hani’ diyecek, ‘Hani İBB lojmanlarında parkelerin altından çıkan milyon Eurolar? Hani göster? ‘Videosu var’ demiştiniz. Her gece TGRT’de bunu konuştunuz, A Haber’de bunu söylediniz. Hani videosu? Çıkart.’ Yok. ‘Bin 200 cep telefonu dağıtmıştım hani, göster.’ Yok. ‘KİPTAŞ’tan bedava ev vermişiz. Bir evin adresini söyle?’ Yok. Ne iddianamede var ne iddia eden ve o iddiaları servis eden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘İddia makamı bir bütündür’ diye oraya oturttuğu kişide var. Bunların dışında iddianameye koyduklarının da kanıtı yok. Aksine Ekrem Başkan’da kanıtların hepsi tamam. Onları vuracak yüzlerine. Ama korkuyorlar bundan. Bir büyük yalan, saray rejiminin devasa yalanının parça pinçik olacağı gün bugün ya. O yüzden diyor ki ‘İki saatte hepsine birden cevap ver ne yaparsan yap, ne dersen et.’ Sonra da kapatıyor, kaçıyor.”</p>

<h3>“ALMAN MAHKEMELERİ, İDAM MAHKUMUNU 9 GÜN DİNLEDİ”</h3>

<p>“Ekrem Başkan’a savcı talimatıyla, suçüstü yakalandılar… Savcı diyor ki ‘203’ü uygula’ diye bağırıyor savcı oradan. Ya şöyle bir şey olur mu? Savcı değil, orada yaptığı görev şekil itibariyle dolmuş değnekçisi. Hani böyle diyor ya ‘Gel, gel, dur.’ Ne yapacağını söyler mi ya bir savcı hakime? Diyor ki ‘203’ü uygula, 203’ü’. O ne? Ekrem Başkan’ı duruşmadan atma cezası. Ne diye yapacak bunu? Ne diye yaptı bunu? ‘Ben buraya yargılanmaya değil yargılamaya geldim’ dedi diye. Kardeşim sen, ‘Bu kadar insanın, hepsinin suç örgütünün başı bu’ diyeceksin, bu kadar insanın günahına gireceksin, Ekrem İmamoğlu ile meselenden bu kadar eş, ana, baba, kardeş sevdiklerinden mahrum kalacak, sadece birinin oğlu olma suçundan 11 ay aslan gibi çocuklar hapiste yatmış olacak… Evladının ilk cümlelerini orada anasından duyacak, ilk adımları anasından duyacak insanlar. Sonra Ekrem İmamoğlu bu kadar haysiyet cellatlığını yüzlerine vuracakken, ‘Ben yargılanmayacağım, bunları yargılayacağım’ dedi diye hem atacaksın hem hakkında yeni soruşturma başlatacaksın… Böyle bir şey olur mu? Biraz önce söyledim, 12 Eylül yargılamasının 3 gün, 7 gün, 21 gün, 109 gün verdiği savunma haklarına bak. Suçun, iddianın ne kadar büyük olduğu, kanıtın ne olduğundan falan da ilgisi yoktur savunmanın. Örneğin Nürnberg Mahkemeleri, Hitler öldü, geride bıraktıklarını yargılıyor, 24 kişiyi yargıladılar, 12’sine idam cezası verdiler. En büyükleri, Alman Hava Kuvvetleri Komutanı Göring. En büyük savaş suçunu bütün dünyanın önünde işlemiş adam, kendisini savunacak. 9 gün kesintisiz savundu kendini. Göring, 9 gün süreyle Nünberg’te Nazilerin işlediği suçlardan en büyük cezayı alan sonra da idam cezasına çarptırılacak kişiyi o büyük travmadan sonra Alman Mahkemeleri, 9 gün dinledi, 9 gün.”</p>

<h3>“SAVUNMA HAKKI KUTSALDIR VE KESİLEMEZ”</h3>

<p>“Dünya kadar Yahudi’nin katliyle, bu kadar insanın ölmesi ile suçlanıyorlar. Savunma hakkı kutsaldır, savunma kesilemez; 9 gün dinleniyor. Sonra Ekrem Başkan bunlara demiş ki ‘Ben yargılanmaya değil, yargılamaya geldim bunlara.’ Hayatımda duyduğum en doğru cümle. Benzerleri duyuldu arkadaşlar. Bunu da bu gece yatmadan önce duyması gerekenler duysun, ondan sonra uyusunlar. Fidel Castro 1953’te diktatör Batista’ya karşı son söz olarak, onun yargıladığı mahkemede, ‘Tarih beni beraat ettirecektir, Batista yargılanacak’ dedi. Ne oldu sonra? Bugün söylenen sözü öyle hafife bir söz ya da ucuz bir tehdit gibi görmesin kimse. Tarihe şerh düşüyoruz, tarihe. Nelson Mandela, 1964’te son söz olarak Rivonia Davasında, ‘Ölmeye hazırım, ölümü de göze aldım’ diyerek bitirdi savunmasını. Bunları duyun ondan sonra yatın uyuyun.”</p>

<h3>“TÜM ZAMANLARIN EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”</h3>

<p>“Biz bu gece başımızı koyduğumuzda, arkadaşlarımızın masumiyetlerinden emin, tarihin doğru tarafında durduğumuzdan emin, tarihin en büyük alçaklığına muhatap olduğumuzdan, en büyük iftirasına muhatap olduğumuzdan emin bir şekilde başımızı koyunca uyuyacağız. Mandela da uyumuştu, Castro da uyumuştu ama onlara yargılayanlar o gece rahat uyuyamadılar, eninde sonunda da bunların hesabını halkın önünde, milletin vicdanında verdiler. Mandela kazandı, Castro kazandı, DİSK’in namuslu sendikacıları kazandı, darbelerde zulüm görenler kazandı, Ekrem İmamoğlu kazanacak, bu davada yargılanan herkes kazanacak, bu Saray rejimi kaybedecek arkadaşlar. Bunun daha ötesi yoktur. Bütün mesele, savunmayı susturmaya kalkmak, bu savunmanın gerçek anlamda millete bir sesleniş olduğunu bildiklerindendir. Biz, millete sesleniyoruz, millete. Yoksa 12 Eylül darbecilerinin esirgemediği savunma hakkını bizden esirgeyenlere, FETÖ’cülerin Danıştay katilinden esirgemediği savunma hakkını bizden esirgeyenlere şaşırıyoruz mu sanıyorsunuz? Tüm zamanların en büyük kötülüğü ile karşı karşıyayız. Tüm zamanların en büyük kararlılığıyla, en büyük cesaretiyle, en büyük özgüveniyle buradayız. Alnımız açık, işbirlikçiler ne derse desin. Yalakalar ne diyorsa desin. Tarihin yanlış tarafında duranlar ne diyorsa desin, cesareti olan gelsin, buradaki hukuk katliamını görsün sonra da Ekrem Başkana ve arkadaşlara bir kelime daha söylesin.”</p>

<h3>“BİZİ YIKAMAYACAKLAR, BİZ KAZANACAĞIZ”</h3>

<p>“Bugün tutuksuz yargılanmalarına karar verilen az sayıda arkadaşımız için seviniyoruz, ailelerin mutluluğunu paylaşıyoruz. 16 ay sonra halen daha 53 tutuklulu bu dosyadan utanıyoruz. Tarih önünde sabretmeye devam ediyoruz. Bizim sabrımız dağı delecek. Bu milletin sandık sabrı da bütün hesapları değiştirecek. Göreceksiniz, bir gün hem de çok geçmeden bir gün, nasıl geçmişin bütün darbe rejimleri mahkum olduysa ya da darbeye kalkışanların buradaki yargılamaları mahkum olduysa, burada yapılanlar da bir gün mahkum olacaklar. Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz. Ailelerine sımsıkı sarılıyoruz. Hakikatten aldığımız güçle, suçsuzluktan aldığımız güçle ve haklı olmanın verdiği cesaret ve enerjiyle dimdik ayaktayız. Bizi yıkamayacaklar, biz kazanacağız. Teşekkür ediyorum arkadaşlar.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/son-dakika-ozgur-ozel-den-gergin-gecen-ibb-davasi-sonrasi-acik</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ozgur-ozelden-gergin-gecen-ibb-davasi-sonrasi-aciklama</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 21:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/e55124b3-7fb9-4949-ab2c-58ad44f39b0a.jpg" type="image/jpeg" length="26453"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şair Ahmet Telli’nin entübe edildiği duyuruldu]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/sair-ahmet-tellinin-entube-edildigi-duyuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/sair-ahmet-tellinin-entube-edildigi-duyuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devrimci 78’liler Federasyonu ve Bilim Sanat Edebiyat Derneği tarafından yapılan ortak açıklamada Şair Ahmet Telli’nin entübe edildiği açıklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ </strong>- Şair Ahmet Telli’nin entübe edildiği duyuruldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Devrimci 78’liler Federasyonu ve Bilim Sanat Edebiyat Derneği tarafından yapılan ortak açıklamada Şair Ahmet Telli’nin entübe edildiği açıklandı. Açıklamada “Şair Ahmet Telli’nin tedavisinde ne yazık ki yeni bir sürece girilmiştir. Şu ana kadar uygulanan tedavi yöntemlerine rağmen bugün itibariyle entübe edilmiştir. Devrimci 78’liler Federasyonu, Bilim Sanat Edebiyat Derneği ve ailesi olarak süreci yakından takip etmekteyiz. Hala iyi haberler almayı umuyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/317498</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/sair-ahmet-tellinin-entube-edildigi-duyuruldu</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 21:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/kapak-233643.webp" type="image/jpeg" length="23227"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mustafa Karasu: Kürt yasa içine alınmalı, varlığı tanınmalı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/mustafa-karasu-kurt-yasa-icine-alinmali-varligi-taninmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/mustafa-karasu-kurt-yasa-icine-alinmali-varligi-taninmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Medya Haber’de Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ –</strong> Fiilen Kürt denildiğini ancak yasalarda Kürt olmadığını belirten Mustafa Karasu, “Yasalar çıkarsa, ön açarsa, böyle çözümün önünü açarsa, hemen, birden bütün sorunlar belki çözülemez ama çözümün zihniyetinin oluşması lazım” dedi.</p>

<p>KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Medya Haber’de Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la görüşme yapılamamasına dair değerlendirmelerde bulunan Karasu, “Bir halkın geleceğini ilgilendiriyor, özgürlüğünü ilgilendiriyor. Sadece bizim hareketimizi ilgilendirmiyor. Bizim hareketimiz bir halkın özgürlük mücadelesini büyüten harekettir. Halkın geleceğine yön veren, bugüne kadar büyük değerler yaratan bir harekettir. Bu açıdan bu konu çok, çok önemli. Şu anda Önderliğin inisiyatifiyle Barış ve Demokratik Toplum süreci yürütülüyor. Bu konuda Önderlik tutumunu ortaya koydu. 27 Şubat çağrısında, 2025’te bütün yaklaşımını orada özlü biçimde ortaya koydu. Ama bu konuda gerçekten istenilen sonuca ulaşmış değiliz. Barış ve Demokratik Toplum süreci, Türk devletinin yaklaşımları nedeniyle biz çok çaba göstermemize rağmen, ön açıcı adımlar atmamıza rağmen gerçekten çok fazla bir gelişme olmadı. Evet, Önderlik üzerindeki tecrit belirli düzeyde gevşedi. Bazı heyetler gitti, görüştü. Zaman zaman bizden mesajlar gitti, Önderlikten mesajlar aldık. Ama bunlar bu süreci somut adımlara hala götürmüş değil. Bunu bir kere böyle belirtmek gerekir.</p>

<p>GÖRÜŞME OLMAMASI SORUN</p>

<p>Şimdi en fazla kök yasa tartışılıyor, çerçeve yasa tartışılıyor. Çıktı çıkacak deniliyor, Meclis’e götürülecek deniliyor. Fakat bu konuda da tam bir özel savaş mı diyelim, karartma mı diyelim, kafa karışıklığı yaratma mı diyelim, gerçekten anlaşılmaz bir durum var. Evet, Önder Apo bir çerçeve yasanının çıkması için, bir kök yasanının çıkması için çok çaba harcadı. En son 24 Mayıs’ta Önder Apo bir taslak sundu Türk devletine. Biz taslağın böyle biraz özetini öğrendik. Tümü elimize geçmedi ama görüşmede aktarılanlar belli düzeyde bize yansıdı. Şimdi bu taslak hükümet tarafından değerlendirilecekti tekrar Önderliğe götürülecekti, biz bilgilendirilecektik. Ama böyle büyük bir sorun var 24 Mayıs’tan beri Önderlikle görüşme yok. Şimdi bu olacak şey mi? Sadece bu durum bile gayri ciddi bir yaklaşımdır, sürece doğru yaklaşılmadığını gösteriyor. Böyle çok önemli bir süreç ortadayken, bir de görüşme imkanları varken Önderlikle 24 Mayıs’tan bu yana bir buçuk aydır. Görüşme olmaması aslında ciddi bir sorundur.</p>

<p>Bu yönüyle bazı açıklamalar var. İşte çerçeve yasa tartışılıyor, Meclis’e getirilecek, hatta işte mutabakat var gibi kavramlar da kullanılıyor. Ama bizim bilgimiz yok. Bizde öyle bir bilgi yok. Bizi ilgilendiren bir konu, en fazla bizim öğrenmemiz lazım, bizim bilmemiz lazım. Ama bizde Önderlikle bir görüşme yapıldığına dair, bir mutabakat yapıldığına dair bir bilgi yok. Evet, Önderlik bir yasa çerçevesi sundu, taslağı sundu. Ama bu konuda hükümetin bu yasa konusunda bir uzlaşması, bir ortaklaşması olmadı. Biz şunu anlıyoruz, Önderliğin belirttikleri çerçevede bir yasa hazırlığı yapmadıkları için, bu konuda bir uzlaşma, bir mutabakat olmadığı için şimdi sürüncemededir. Bunu böyle görmek gerekiyor. Böyle görmek gerekiyor. DEM Parti de dedi ki bizim bilgimiz yok dedi. Onlar da öyle söylediler. Şimdi DEM Parti’nin bilgisi yok, bizim bilgimiz yok. Böyle bizi ilgilendiren konu, en temel konu ama Türk basınında herkes her şeyi söylüyor. En son Numan Kurtulmuş gelecek diyor yasa ve bir daha şunu söylüyor; biz bunu yaptığımız açıklamalarımızda da uyarmıştık, böyle olmaz demiştik. Bir yasa çıkar, gelen gelir, gelmeyen gelmez. Bu kadar yüzeysel bir yaklaşım olabilir mi? Bu soruna böyle yaklaşılabilir mi? Sorun gelen gelmeyen sorunu mudur?</p>

<p>SORUNA YAKLAŞIM</p>

<p>Soruna gelenler, gelmeyecekler sorunu olarak bakmak zaten bir çözüm projesi ortaya koymamaktır. Sorunu sadece silah bırakma olarak ele almaktır. Sorun zaten sadece silah bırakma olarak ele alınırsa zaten nasıl kabul edecek bunu halk, örgüt, savaşçılar nasıl kabul edecek? Soruna gerçekten böyle bakılmaması gerekiyor. Daha bütünlükle bakılması gerekiyor. Böyle muğlaklık yaratacak, kafa karıştıracak bir yaklaşım içinde olmamak gerekiyor. Çünkü böyle önemli bir sorun ancak toplumsal destekle çözülür. Siyasi partiler arasındaki bir uzlaşmayla çözülür. En önemlisi de önderlikle bizim böyle bir yasa konusunda evet dememizle çözülür. Bu süreç böyle, yaptım oldu olmaz. Ben yaptım, böyledir. İster kabul edin ister kabul etmeyin demekle olmaz. O zaman niye bir buçuk yıldır bu süreç sürüyor? Niye önderlikle görüşmeler yapılıyor? Bize önderlikten mesaj gelmesi konusunda aracı oluyorlar. Bu bakımdan ve bu sürece yaklaşım konusunda ciddiyet olması gerekir” dedi.</p>

<p>Yasal düzenlemelerin NATO toplantısı sonrasına bırakılması yönündeki değerlendirmelere işaret eden Karasu, “Öte yandan diyorlar NATO sonrası olacak. NATO toplantısından sonra olacak deniyor. Bu da ciddi bir durum. Bu ne demektir? NATO toplantısı olacak. Bakacağız duruma göre. Eğer NATO toplantısından diyelim destek alırsak, NATO üyelerinden destek alırsak ne yaparız? O zaman böyle bir sürece de gerek yok. Kürt sorununun çözümü de gerek yok. Tekrar savaşa devam. NATO toplantısı sonrasına bırakmak bunu ifade ediyor. Bunu biz söylemiyoruz, onlara yakın çevrelerde deniliyor. NATO toplantısı sonrası yasa gelebilir. Gelebilir, gelecek değil. Bu NATO görüşmelerine bağlı olarak ortaya çıkacak bir durum olarak görülüyor” diye ifade etti.</p>

<p>“Yasa çıkarma sürecinin hızlandırılmasını sağlamak amacıyla KCK Yürütme Konseyi Başkanı Besê Hozat öncülüğünde 30 gerillayla bir yıl önce 11 Temmuz’da silah yakma töreni gerçekleştirildi. Bu törenden sonra Devlet Bahçeli yaptığı açıklamada keşke silah yakanlar direkt Türkiye’ye gelselerdi dedi. Ama bir sene sonra gelmesine rağmen herhangi bir yasanın çıkarılmaması bize ne anlatıyor?” sorusunu yanıtlayan Karasu, “Devlet Bahçeli öyle demişti, evet keşke gelselerdi diye. Şöyle bir anlamda söyledi, bir yasa çıksaydı uygun bir şey, gelselerdi iyi olurdu biçiminde. Öyle bir cümleydi. Şimdi Özgürlük Hareketi böyle bir irade ortaya koydu. 30 arkadaş gitti silah yaktı. Bizzat Besê arkadaşın bu grubun başında olmasının nedeni de hareketin iradesini göstermek için. Biz kararlıyız, irademiz böyledir demek için o grubun sorumluluğunu aldı ve silahlar yakıldı. Bu önemli bir etki de yaptı. Aslında Özgürlük Hareketi’nin silah bırakacak bir irade olduğunu kamuoyu da anladı. Böyle yorumlandı, böyle değerlendirildi. Gerçekten de bizim irademiz öyleydi. Biz o 11 Temmuz’daki silah yakma töreninden sonra gelişmenin hızlanacağını düşündük. Böyle Türk devleti adımlar atar artık sadece silah yakma değil de artık gerçekten Türkiye’de sorunların çözümü için adım atılır. Ülkeye, Bakur’a dönüş de olur yaklaşımı içindeydik.</p>

<p>STRATEJİK DEĞİŞİKLİK YAPTIK</p>

<p>Nitekim Besê arkadaş da bir programda böyle olursa geliş de olur dedi. Sorunun çözülmesine bağlı olduğunu söyledi. Ama aradan işte bir yıl geçti. Sanki silahlar yakılmamış, böyle bir irade gösterilmemiş. Daha sonra Bakur’dan, Türkiye’den silahlı gruplar çekildi. Bunlar kamuoyuna açık biçimde yapıldı. Yine bazı çatışma alanlarında güçler geriye çekildi. Herhangi bir çatışma çıkmasın diye. Bizler böyle bir sorumluluk duyduk. Ama Türk devleti bu sorumluluğumuza gerçekten doğru cevap vermedi. Bu da giderek kamuoyunda, özellikle Kürt kamuoyunda hükümet adım atacak mı atmayacak mı biçimde kaygılara yol açtı. Evet, biz gerçekten bu sorunun çözümünü istiyoruz, taktik yapmıyoruz. Strateji değiştirdik. Artık halk savaşı gerilla yoluyla değil de demokratik siyaset yöntemini tercih ettik. Onu bıraktık. Bu bir stratejik değişiklik yaptık. Taktik değil.</p>

<p>ADIMLARIMIZ TEK TARAFLI KALDI</p>

<p>Böyle bir değişiklik yapmamıza rağmen, partiyi feshetmemize rağmen, silahları yakmamıza rağmen, bu konudaki iradeyi de açık, net göstermemize rağmen gerçekten gereken karşılık verilmedi. Şu açık, kamuoyunda da, genel kamuoyunda da bizim adımlarımıza iktidarın karşılık vermediği biçimde bir kanaat var. Çünkü her şey ortada. Bizim yaklaşımımız ortada. Hala devlet gerçekten bir adım atmış değil. Önderlik 27 Şubat çağrısını yaparken siyasi hukuk zeminden bahsetti, 27 Şubat’ta belirtilenlerin siyasi ve hukuki zeminle gerçekleşebileceğini söyledi. Söyledi. Ama bu gerçekleşmedi. Bu yönüyle 11 Temmuz adımına da, silah yakma adımına da, diğer adımlara da herhangi bir cevap verilmemiştir. O adımlarımız bir nevi tek taraflı kalmıştır” ifadesinde bulundu.</p>

<p>İktidarın sürece yaklaşımını eleştiren Karasu, şunları ifade etti: “Bir kere şunu belirtelim; devlet iktidar anlamak istemiyor. Bu işe sıradan yaklaşılıyor. Önder Apo’nun özgür, yaşar ve çalışır duruma gelmeden bu sorunu çözmek mümkün değildir. Şöyle mi olacak? Bu sorun çözülecek, Önderlik orada esir olarak, rehin olarak kalacak mı? Böyle olmaz. Eğer bir çözüm olacaksa, çözüm muhatabı, baş müzakerecimiz, halkın da baş müzakereci iradesi Önderliğimizin özgür, çalışır durumda olması gerekiyor. Özgürlüğün sağlanması gerekiyor. Bu ciddi bir durumdur. Önderlik tabii sabırlı davranıyor. Süreci bozmamak için dikkatli davranıyor. Ama bunun da bir sınırı var. Önderliğe doğru yaklaşılmazsa, bir çözüm muhatabı olarak görülmezse nasıl olacak? Bu bakımdan hangi adımlar atılması, yasalar gerekiyor derken ilk başta Önderliğin durumunu netleştirmek lazım. Bu haliyle Önderlik tecrit altında. Bir buçuk ayda görüşme olmuyor. Böyle nasıl ilerleyecek? Ne yasa çıkarılacak? Önderliği içermeyen, Önderlikle ilgili olmayan, Önderliğin özgürlüğüne dair olmayan bir yasa çıkarmaya ne anlam olacak?</p>

<p>Şöyle, biz çağrı yaparız, bazıları gelir, Apo da içeride kalır, özgürlük hareketi yöneticilerini de kapsamaz. Böyle mi olacak? Bu bakımdan ilk önce bir daha altını çizerek söylüyorum. Önder Apo’nun özgür, çalışır, yaşar konumda olması lazım. Herkesle görüşmesi lazım, ilişkiyi sürdürmesi lazım, ikna etmesi lazım. Toplumsal desteği artırması lazım. Sadece Kürt halkının değil, Türkiye halkının da Önderliğin ne istediğini bilmesi lazım. Hala Önderliği Türkiye halkına bilmem ne gösteriyorlar. Nasıl olacak o zaman, çözüm nasıl olacak? Önderlik açıkça Türkiye halkına da seslenmeli, ilişki kurmalı ki o yaratılan algılar ortadan kalksın, çözüm zemini doğsun. Bu önemli. Diğer taraftan, şöyle olmaz, işte biz bir yasa çıkarırız sadece, gelen gelir, gelmeyen gelmez. Böyle bir şey yok, böyle bir dünya yok. Dünyadaki çatışma çözüm süreçleri böyle mi yürüyor ya? Biz hiç kimsenin yapmadığı, dünyada hiçbir hareketin yapmadığını yaptık, adımlar attık. Adımları biz attık, herkes şaşırdı zaten. Ama bunu niçin attık? Biraz ön açmak için yaptık. Hızlandırmak için yaptık. Bir niyet varsa, o niyete karşılık vermek için yaptık. O niyetin, diyelim, pratikleşmesi için yaptık.</p>

<p>DEMOKRATİK SİYASETİN ÖZGÜRCE YAPILACAĞI ORTAM</p>

<p>Bu bakımdan, bir şeyler yasa olarak çıkacaksa tabii ki, gidilecek diyelim, gidildi. Yarın, Kürtlerle ilgili, demokrasiyle ilgili, özgürlükle ilgili değerlendirmeler yapıldı. Ya da halk örgütleniyor. Ya da yasal olarak halk örgütlenecek, örgütlü toplum haline gelecek. Demokratik toplum diyor Önderlik. Demokratik toplum, barış ve demokratik toplum manifestosuydu. Barış ve demokratik toplum çağrısında bulundu. Demokratik toplum nedir? Örgütlü toplumdur. Örgütlü toplumu birileri örgütleyecek, toplumu örgütleyecek. İktidarın herhangi bir eksiğine karşı eylem yapacak, tepkisini gösterecek, özgürlük yasaları çıkmazsa, demokratikleşme olmazsa, yarın buradan gidenlerin hepsini içeri atarlar. Öyle mi olacak? Öyle çözüm olabilir mi? Bu bakımdan, demokratik siyasetin özgürce yapılacağı bir ortamın da oluşması lazım. Şimdi, hala diyelim kayyumlardan bile vazgeçilmiyor. Diyelim, yerel yönetim yasasının çıkması lazım, öyle müdahale edilmemesi lazım. Önderlik buna, özgürlük yasaları dedi.</p>

<p>KÜRT DİYOR AMA BUNUN YASADA YERİ YOK</p>

<p>Özgürce demokratik siyaset yapma, özgürce öz iradeyi ortaya koyma, düşünceyi ortaya koyma, koyma ve tabii ki, en önemlisi de Kürt yasadışıdır, Önderlik de söyledi. Kürdün yasa içine alınması gerekiyor. Kürdün varlığının tanınması gerekiyor. Şimdi evet, fiili olarak Kürt deniyor ama hukuki olarak, siyasi olarak, yasal olarak, anayasal olarak Kürt yoktur. Öyle bir şey yok. Yasa dışıdır. Tabii ki, Kürdün yasa içine de alınması gerekiyor. Böyle, yasalar çıkarsa, ön açarsa, böyle çözümün önünü açarsa, hemen, birden bütün sorunlar belki çözülemez ama çözümün zihniyetinin oluşması lazım. Önünün açılması lazım. Anlayışın değişmesi lazım. Kürt olana bakışın, Kürt halkının özgür yaşamasına bakışın, kendi kimliğiyle, kültürüyle özgürce yaşamasına bakışın değişmesi gerekiyor. Bugüne kadar tanınmıyor. Hak hukuk yoktur. Sadece Kürt diyor, yeri gelince Kürt kardeşim diyor. Ama bunun yasa da yeri yok.”</p>

<p>MİT Müsteşarı İbrahim Kalın’ın Irak ve Federe Kürdistan Bölgesi’ne yaptığı ziyaretlere işaret eden Karasu, “İbrahim Kalın dolaşıyor. Evet, bir başbakan gibi dolaşıyor. Ama esas olarak kimdir İbrahim Kalın? Güvenlik bürokrasisindedir, güvenlikle ilgilidir esas olarak. Peki, Türkiye’de güvenlik sorunu deyince aklına ne geliyor? Kürt sorunu geliyor. Birinci sorun odur? Bırakalım, güvenlik konusunda, diplomaside de oldu mu ilk akla gelen Kürt sorunudur. Türkiye’nin en temel sorunu Kürt sorunudur. Diplomasisi de öyle şekillendiriliyor, güvenlik bürokrasisinde, güvenlik mimarisi mi diyorlar, ne diyorlar? Onların hepsi Kürtlerle ilgili şekillendiriliyor. Şimdi Irak’la gidip konuşuldu. Süleymaniye’de konuşuldu, Hewlêr’de konuşuldu. Ne konuşuldu? Evet, süreçle ilgili konuşuldu deniliyor, öyle şeyler de var. Evet, süreçle ilgili konuşuldu. Ne konuşuldu? Süreç açısından adımlar mı atılacak? Türk devleti adımlar mı atacak, bunu mu konuştu? Kararlılığını mı koydu? Şimdi pratiğe bakınca öyle bir şey yok. Sanki şöyle bir şey var, yarın bir yasa çıkaracak, kabul edilmeyecek bir yasa, o da kabul edilmeyince, bakın Kürt Özgürlük Hareketi çözüme yanaşmıyor, süreci bozdu. Sanki şimdiden onun iç ve dış zeminini hazırlamaya çalışıyor İbrahim Kalın. Hem de en yoğun sürecin tartışıldığı, yasanın geleceği dönemde, İbrahim Kalın’ın Bağdat görüşmesi, Hewlêr görüşmesi, Süleymaniye görüşmesi, gerçekten insanın aklına acaba bir savaş hazırlığı mı var diye getiriyor. Tabii ki KDP’nin politikasını biliyoruz. Fakat YNK şimdiye kadar Türk devletinin politikalarına alet olmadı. KDP’ye dayatılan aslında ona da dayatıldı. Onlar şimdiye kadar kabul etmediler. Irak da aslında bazı konularda Türk devletinin dediğini kabul etti ama her konuda Türk devletinin dediklerini kabul etmedi. Türk devleti zorluyor, zorlayarak bütün bölgede, herkesi neredeyse Kürt Özgürlük Hareketi’nin üzerine sürmek istiyor.</p>

<p>Şöyleyse o zaman açıkça sürece destek istiyoruz desin. Zaten desteğe gerek yok. Biz zaten destek veriyoruz. Buna açığız, bu konuda bizim herhangi bir kaygımız olmadığı için, bu konuda net olduğumuz için, bu yönlü şeyler tabii ki kuşku yaratır. Biz çözüm için, yaklaşım gösteriyoruz, adımlar atıyoruz. Yaklaşımımız bu. Yaklaşımımız olumlu olmasa, hadi diyelim Türk Devleti sağa sola gider güya, diyelim kendi politikasını anlatabilirdi. Bu bakımdan kuşkularımız oldu. Çünkü Türk devleti Kürt sorununu çözmediği müddetçe ki daha çözmemiştir, o zaman diplomasisi hep Kürt sorunuyla ilgilidir, güvenlik açısından ilgilidir. Bütün politikalarda Kürtlerin aleyhine olumsuz yaklaşımlar işleyecek, işler geliştirmeye çalışır. Bu bizim 50 yıllık, 60 yıllık, hatta 100 yıllık tecrübemizin sonucudur” diye ifade etti.”</p>

<p>“NATO’nun Türkiye’de gerçekleştirdiği toplantıda önemli bir gündem maddesi oluyor. Türk devletinin bu toplantıyı bölgedeki statükoyu korumak ve Kürtlerin aleyhinde tavizler alabilmek için değerlendireceği yönlü tartışmalar var. Kürt halkı uluslararası güçler arasındaki uzlaşmalara kurban edilebilir mi?” sorusuna yanıt veren Karasu, “Tabii NATO bir askeri örgüt. Barış örgütü değil, savaş örgütü. Soğuk savaş döneminde kuruldu, Sovyetlere karşı kurulan bir savaş örgütü. Yapılanması da öyle, refleksleri de öyle. Planlamalar da öyle. Bu yönüyle şimdi biz ne bekleyeceğiz, NATO’dan barış mı bekleyeceğiz? NATO’dan herhangi bir siyasi sorunun çözümü mü bekleyeceğiz? Aksine NATO, çeşitli anlaşmazlıkları, çeşitli sorunları kışkırtarak, onlara dayanarak kendi savaş politikasını yürütecektir. Biz Türkiye’nin nasıl NATO’ya girdiğini çok iyi biliyoruz. NATO’ya girmek için Kore Savaşı’na katıldı. Şu anda Kuzey Kore denen güçlerin direnişine karşı uluslararası güçler Kuzey Kore’ye saldırdılar. Türkiye de oraya asker gönderdi ve öyle NATO’ya girdi. Şimdi NATO Türkiye’de toplanıyor, önemli. Hatta Trump, Türkiye’de olmasaydı, Erdoğan olmasaydı ben katılmazdım bile dedi. Bu açıdan açıkça aslında Türkiye’ye belirli roller vermek istiyorlar. Türkiye’yi daha kendilerine bağımlı hale getirmek istiyorlar. Türkiye’yi kullanmak istiyorlar.</p>

<p>Türkiye ise NATO ilişkisini sürdürerek, destek alarak kendi pozisyonunu biraz korumaya çalışıyor Ortadoğu’da. Pozisyonu zayıfladı, eskisi gibi değil. Eskiden NATO’nun Ortadoğu jandarmasıydı. Ortadoğu’daki en önemli aktörüydü. Şimdi Avrupa ülkeleri de aslında ABD de tam böyle bakmıyor. Özellikle İsrail’in İbrahim Anlaşmaları ve Araplarla ilişkiler geliştirmesiyle Türkiye bir yönden boşluğa düştü. Hatta Türkiye Ortadoğu’da etkisini aslında İsrail ilişkileri üzerinden yürütüyordu. İsrail ile ilişki kurmak demek ABD-Batı desteğini almak demektir. O konuda da İsrail ile ilişkiler bozulunca, aslında bu bozulma aynı zamanda ABD ile Avrupa ilişkisinin de bozulması demektir. Bunu böyle belirtebiliriz. Böyle olunca zayıfladı. Şimdi Türkiye kendisini biraz daha pazarlayarak, benim şöyle bir askeri gücüm var, böyle bir askeri gücüm var diyerek, NATO’ya pazarlayarak Ortadoğu’da zayıflayan konumunu biraz güçlendirmeye çalışıyor. Eski haline gelemez. Türkiye’nin NATO içinde de eski haline gelmesi mümkün değil.</p>

<p>Ortadoğu değişti, dünya değişti. Evet, eskiden o Soğuk Savaş döneminde Türkiye Sovyetlerin tam da güneyindeydi, önemli bir güçtü. Bu bakımdan tabii ABD’nin, Avrupa’nın Türkiye’ye verdiği rol vardı. Şimdi o şey oldu. Şimdi Türkiye ne alacak? Evet, Türkiye’ye bazı şeyler verebilirler. Bazı silahlar verebilirler, bazı motorlar verebilirler. Böyle şeyler verebilirler Türkiye’ye. Ama Türkiye’den ne alacaklar? Türkiye’yi ABD ve Avrupa politikalarına daha bağımlı hale getirecek. Şimdi İsrail’in yaptığı İbrahim Anlaşması var, İsrail’in Ortadoğu’da etkili olma politikaları var. Bu konuda Türkiye’yi bu politikalara uyumlu hale getirecek. Türkiye’yi bir yönüyle ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki etkili olma politikasının önünde engel olmaktan çıkaracaklar. Öyle bir şeyler var. Türkiye ise kendisini pazarlayarak, hatta ABD’ye yamanarak, İsrail’e yamanarak aslında Kürtler üzerinde soykırım politikasını sürdürebilir miyim hesabı içindedir. Türkiye hala bu hesabı yapıyor. Hala dış destek alarak iç sorununu çözmeye çalışıyor, Kürt sorununu çözmeye çalışıyor. Dış destek alırım, Kürtleri ezerim politikası yürütüyor.</p>

<p>KÜRTLERİ ESKİSİ GİBİ FEDA ETMEK KOLAY DEĞİL</p>

<p>Şimdi NATO’ya da böyle bakıyor. Bu Türkiye için gerçekten çıkmaz bir politikadır. Sorunları kendi demokratik temelde uzlaşarak çözeceğine dışarıdan destek almakla çözülüyor. Bu nedir? Dışarıdan kendini bağlamaktır. O bağlamanın, o iş birliğinin bir gün Türkiye’yi nereye götüreceğini belli olmaz. Birden tepe taklak olabilir. O sağlam bir dayanak değildir. Sağlam dayanak kendi sorunlarını, iç sorunlarını kendisi çözmesidir. Ama ben NATO’ya dayanıyorum, Kürtleri ezerim. NATO’ya da dayanıyorum, muhalefeti ezerim, sustururum. Konjonktürel olarak zaman, zaman belki kullanmıştır Türkiye’de. Ama artık bu temel bir politika olarak sürerse gerçekten Türkiye için ne gibi sorunlar doğar bunu ileride görebiliriz.</p>

<p>YANLIŞ HESAP DA KÜRT HALKININ İRADESİNDEN DÖNER</p>

<p>Kürtler feda edilebilir mi? Vallahi Suriye’de gördük. DAİŞ’e karşı en fazla mücadeleyi Kürtler verdiler. 10 binden fazla şehit verdiler. Ama böyle ABD HTŞ’yi destekledi. Düne kadar terörist dediğini destekledi. DAİŞ’ın aynı zihniyette olanını destekledi. Bu bakımdan tabi şimdi Kürtler eskisi gibi güçsüz değil. Kürtleri de eskisi gibi öyle feda etmek kolay değil. Kürtler de örgütlü gücüyle, ilişkileriyle bunları boşa çıkaracak bir şeye sahip. Boşa çıkarabilir. Bu yönüyle evet, Türkiye düşünebilir, dış güçlerin desteğini alarak yine böyle Kürtler üzerine egemenlik pozisyonu sürdürebilir ama Kürtler eski Kürtler değil. Türkiye böyle bir hesap yaptığında şunu söyleyebilirim; yanlış hesap yapar. Derler ya yanlış hesap Bağdat’tan döner. Yanlış hesap da Kürt halkının iradesinden döner. Bunu Türk devletinin bilmesi gerekiyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/317419</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/mustafa-karasu-kurt-yasa-icine-alinmali-varligi-taninmali</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/690x390cc-mustafa-karasuuu.jpg" type="image/jpeg" length="64207"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[30 yılın ardından Besiye Özer’e kitlesel karşılama]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/30-yilin-ardindan-besiye-ozere-kitlesel-karsilama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/30-yilin-ardindan-besiye-ozere-kitlesel-karsilama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gebze Kadın Kapalı Cezaevi'nden 30 yılın ardından 6 Temmuz’da tahliye olan hasta tutsak Besiye Özer memleketi Amed’e döndü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED –</strong> Amed’de kitlesel karşılanan 30 yıllık tutsak Besiye Özer, "Barışa olan inancımız güçlüdür" dedi.</p>

<p>Gebze Kadın Kapalı Cezaevi'nden 30 yılın ardından 6 Temmuz’da tahliye olan hasta tutsak Besiye Özer memleketi Amed’e döndü. Besiye Özer'i karşılamaya Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER), ailesi ve mücadele arkadaşlarının yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Besiye Özer, havalimanında, “Bijî berxwedana zindana” ve “Jinên zîndanê rûmeta me ye “sloganlarıyla karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karşılamada konuşan Besiye Özer, “Sürece olan inancımız güçlüdür. Yarım gelen bir özgürlük yarım gelen bir sevinç. Gönül isterdi ki şu an tutsak olan tüm yoldaşlarımla beraber çıkmak, birbirimizi tamamlamaktı. Ama biliyoruz ki bu çok uzakta değil. Size kadın yoldaşlarımın çok selamları var ” dedi.</p>

<p>BESİYE ÖZER HAKKINDA</p>

<p>Temmuz 1996'da Amed'de tutuklanan Besiye Özer, 30 yılın ardından Gebze Kadın Kapalı Cezaevi'nden tahliye edildi. Besiye Özer; sırasıyla Amed, Midyad ve son olarak Gebze'deki cezaevlerinde tutuldu. Baş ve kalp rahatsızlıklarının yanı sıra anemi (kansızlık) sorunu da yaşayan Besiye Özer, 2017 yılında Kocaeli Hastanesi'nde rahim ameliyatı geçirdi ve İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) hasta tutsaklar listesine dahil edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/30-yilin-ardindan-besiye-ozere-kitlesel-karsilama</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 07:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/690x390cc-amd-08-07-2026-tutsak-besiye-ozer-tahliye-1-4.jpg" type="image/jpeg" length="62773"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençlerden Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğü için çağrı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/genclerden-abdullah-ocalanin-fiziki-ozgurlugu-icin-cagri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/genclerden-abdullah-ocalanin-fiziki-ozgurlugu-icin-cagri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Genç Kadın ve Gençlik Meclisi,Genel Meclis Kurulu’nda Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğü talebiyle çeşitli eylem ve etkinlikler düzenleme kararı aldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AMED - DEM Parti Genç Kadın ve Gençlik Meclisi, Genel Meclis Kurulu’nda Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğü talebiyle çeşitli eylem ve etkinlikler düzenleme kararı aldı.</p>

<p></p>

<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Genç Kadın Koordinasyonu ve Gençlik Meclisi, Kürdistan ve Türkiye’den gelen üyeleriyle Amed'de 1-4 Temmuz’da gerçekleştirdikleri eğitim ve 5 Temmuz’da gerçekleştirdikleri Genel Meclis Kurulu’nun (GMK) sonuç bildirgesini açıkladı.</p>

<p></p>

<p>Bildirgede, Barış ve Demokratik Toplum süreci başta olmak üzere Kürdistan, Türkiye ve dünyadaki mevcut siyasal gündemin değerlendirildiği, önümüzdeki sürece yönelik planlamalar oluşturulduğu ifade edildi.</p>

<p></p>

<p>FİZİKİ ÖZGÜRLÜK ÇAĞRISI</p>

<p></p>

<p>Sonuç bildirgesinde şunlara yer verildi: “Genç Kadın Koordinasyonumuz ve Genel Meclis Kurulumuz toplantılarında; Halklar Önderi Sayın Öcalan'ın 27 Şubat tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın anlam ve öneminin günden güne daha iyi anlaşıldığını, açtığı fırsat penceresinin imkan ve sorumluluklarının giderek belirginleştiğini, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile yaratılan fırsat ve imkanlara en iyi cevap olmanın örgütlü toplumla mümkün olduğunu ve örgütlü topluma kendini örgütlemiş, nitelikli ve donanımlı öncü ve kişilerle ulaşılabileceğini, Egemen güçlerin kendi çıkarlarına yönelik planlar kurduğu anın toplumsal özgürlük güçlerinin örgütlenmesinin yaratılmış olan nice değerin kazanıma dönüştürülmesi potansiyelini taşıdığını, yaşanan sürecin uzun yıllara yön verecek bir karşılaşma anı olduğunu, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin Halklar Önderi Sayın Öcalan'ın emek ve inisiyatifleriyle pozitif barış aşamasının eşiğine geldiğini ve eşiği aşmak için Halklar Önderi Sayın Öcalan'ın bir an önce fiziki özgürlüğüne kavuşması gerektiğini,</p>

<p></p>

<p>Türk ve Kürt ilişkilerinin yeniden tanımlanması ile ulaşılacak bir Ortadoğu Rönesansı'nın gerçekleşmesi için gerekli olan kök, Demokratik Toplum ve Özgür Yurttaş yasalarının Kürt halkının onurunu çiğnemeyecek şekilde çıkarılması gerektiğini, aksinin çözüme değil bir yüzyıllık savaşa daha hizmet edeceğini, Gençlerin Barış ve Demokratik Toplum sürecini yakından takip ettiğini, 27 ve 28 Haziran tarihlerinde Wan, Mersin, Amed ve İstanbul'da yapılan Özgürlük Mitingleri'ne onbinlerce gencin katıldığını ve bu gençlerin en büyük talebinin Halklar Önderi Sayın Öcalan'ın fiziki özgürlüğü olduğu noktasında net ve kararlı bir irade beyanında bulunduğunu,</p>

<p></p>

<p>Gençlerin Özgürlük Mitingleri'nde alanlarda ortaya koyduğu bu net ve kararlı iradenin önümüzdeki dönem çalışmalarının hangi yönde olması gerektiğini işaret ettiğini, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin başmüzakerecisi ve Halklar Önderi Sayın Öcalan'la 43 gündür görüşmenin gerçekleştirilmemesinin keyfiyetine karşı statünün hızlıca tanımlanması gerektiğini ve bunun sağlanması için öncü mücadele gücünün gençler ve kadınlar olduğunu,</p>

<p></p>

<p>‘ÖZ SAVUNMA GENÇ KADIN ÖRGÜTLÜLÜĞÜNDEN GEÇİYOR’</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Gerçekleştirilen genç kadın toplantısında; erkek egemen zihniyet tarafından her gün kadın katliamlarının yaşandığı, bunlara intihar süsü verilerek cezasızlık politikalarıyla katliamlarının derinleştirildiği ve kadın kırım politikalarının sürdürüldüğü, buna karşı öz savunmanın genç kadın örgütlülüğünden geçtiğine ve cinsiyetçilik ile mücadelenin yolunun kadının başat rol aldığı demokratik, özgür eş yaşamla mümkün olduğunu,</p>

<p></p>

<p>GÖZALTI VE TUTUKLAMALAR KABUL EDİLEMEZ</p>

<p></p>

<p>7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'nin; Türkiye'nin emperyal politikalara daha fazla eklemleneceği bir ajandaya sahip olduğunu, ABD'nin tanıttığı NATO 3.0 kimliğinin Türkiye ve üye ülkelerde savunma harcamalarının arttırılması yoluyla halkların bütçesinden daha çok çalmayı hedeflediğini, NATO zirvesi kapsamında Bayraktar başta olmak üzere silah sanayisinin dünyaya pazarlanacağını, NATO zirvesi öncesi yapılan gözaltı ve tutuklamaların kabul edilemez olduğunu, tartışmış ve önümüzdeki dönem planlamalarını bu hatta göre yapmaya karar vermiştir.</p>

<p></p>

<p>ÇALIŞTAY VE BULUŞALAR DÜZENLENECEK</p>

<p></p>

<p>Yapılan toplantıda; Halklar Önderi Sayın Öcalan'ın fiziki özgürlüğü talebinin Türkiye ve Kürdistan'da daha güçlü dile getirilmesi için çeşitli eylem ve etkinliklerin düzenlenmesine,</p>

<p></p>

<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin ulaştığı kritik noktanın anlatılması ve gençlerin sürece daha etkili katılımı için açık hava alanları başta olmak üzere gençlerle çeşitli temalarda buluşmaların gerçekleştirilmesine,</p>

<p></p>

<p>1-4 Temmuz tarihlerinde Amed'te gerçekleştirilen merkezi eğitim programının illerde ve ilçelerde de özgün koşullara uygun olarak düzenlenmesine,</p>

<p></p>

<p>18-19 Temmuz tarihlerinde Ankara'da Dem Parti Gençlik Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu tarafından demokratik ulus diplomasisinde gençliğin rolüne dair bir çalıştayın düzenlenmesine karar verilmiştir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/317320</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/genclerden-abdullah-ocalanin-fiziki-ozgurlugu-icin-cagri</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/690x390cc-amd-07-07-2026-genclik-meclisi-aciklama-2.jpeg" type="image/jpeg" length="36867"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara'da NATO Zirvesi başladı...]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ankarada-nato-zirvesi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ankarada-nato-zirvesi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NATO Zirvesi, Savunma Sanayii Forumu'yla başladı. Genel Sekreter Mark Rutte, hava gücüne çok uluslu tanker takviyesi yapılacağını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA </strong>- NATO Zirvesi, Savunma Sanayii Forumu'yla başladı. Genel Sekreter Mark Rutte, hava gücüne çok uluslu tanker takviyesi yapılacağını duyurdu.</p>

<p>36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, transatlantik savunma üretimi ve yatarımlarının ön planda olacağı Savunma Sanayii Forumu'yla başladı.</p>

<p>Forum öncesinde konuşan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bir yıl önce Lahey'de savunma sanayisine daha fazla yatırım yapma kararı alındığını hatırlattı. Rutte, müttefiklerin 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 5'ini savunmaya ayırma hedefi doğrultusunda önemli bir ilerleme kaydettiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara'da bu kararların somut sonuçlarının görülmeye başlandığını belirten Rutte, Atlantik'in her iki yakasından müttefik ülkelerin ve sanayi kuruluşlarının milyarlarca Amerikan doları değerinde büyük projelere imza attığını ifade etti. Bu yatırımların güvenliğin yanı sıra ekonomiyi canlandıracağını ve on binlerce yeni istihdam yaratacağını vurgulayan Rutte, projelerin tek bir ülkenin değil, birden fazla ülkenin yakın iş birliğiyle ortaklaşa geliştirildiğine dikkati çekti.</p>

<p>HAVA GÜCÜNE ÇOK ULUSLU TANKER TAKVİYESİ</p>

<p>Rutte, zirve kapsamında, hava gücüne çok uluslu tanker takviyesi olacağını da duyurdu. Buna göre ittifakın savunma ve caydırıcılığını artırmayı amaçlayan havadan havaya yakıt ikmali yapabilecek yeni yapıya odaklanıyor. Bu kapsamda müttefik ülkelerin, tanker taşıma filolarının bir parçası olarak Airbus'tan 12 adet uçak satın alacağı bildiriliyor.</p>

<p>Proje, Airbus'ın Avrupa'daki endüstri liderliğinde yürütülürken, NATO-AB iş birliğini genişleterek Amerika Birleşik Devletleri'ndeki sanayi ortaklarına kadar uzatıyor.</p>

<p>Bu ilave hava araçları, gündüz ve gece geniş deniz alanlarında kesintisiz gözetleme imkânı sağlayacak. Uzun süre yüksek irtifada uçabilecek ve açık denizler dâhil geniş bölgeleri, çoğu hava aracından daha verimli şekilde kapsayabilecekler.</p>

<p>10 ÜLKE</p>

<p>Yapılan tanıtımın ardından Airbus Başkanı ile Savunma ve Uzay Üst Yöneticisi sahneye davet edildi. Airbus'ın MRTT (Çok Rollü Tanker Uçağı) girişimine katılan 10 ülke ise şöyle: “Belçika, Çekya, Danimarka, Finlandiya, Almanya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İsveç, İspanya”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/317324</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ankarada-nato-zirvesi-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/690x390cc-ank-07-07-2026-nato-zirvesi-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="98873"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amed'de Şiyar Be Platformu'nun 'Rabin' hamlesi]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/amed-siyar-beden-rabin-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/amed-siyar-beden-rabin-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amed Şiyar Be Uyuşturucu İle Mücadele Platformu, "Rabin" kampanyasının startını vererek; mahallede, okulda, sokakta ve yaşamın her alanında ahlaki ve politik toplumu yeniden örgütleme çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED –</strong> Amed Şiyar Be Uyuşturucu İle Mücadele Platformu, "Rabin" kampanyasının startını vererek; mahallede, okulda, sokakta ve yaşamın her alanında ahlaki ve politik toplumu yeniden örgütleme çağrısı yaptı.</p>

<p>Amed Şiyar Be Uyuşturucu İle Mücadele Platformu, "Rabin" kampanyasının startını Koşuyolu Parkı’nda gerçekleştirdikleri açıklama ile verdi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Adalet Kaya, belediye eşbaşkanları, sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda yurttaşın katıldığı açıklamada, “Bağımlılığa karşı özgür bir yaşam için Rabin (Kalkın) diyoruz” pankartı açıldı. Açıklamanın Kürtçesini platformun Eş Sözcüsü Gülşen Demir, Türkçesini ise Eş Sözcü Murat Kan okudu.</p>

<p>Açıklamanın metni şu şeklide: “İnsanlığın kök saldığı bu kadim topraklarda bugün, insanlık onurunu savunma irademizi büyütmek için bir araya geldik. Mesele sadece yaşamak ise; üreyen, beslenen ve kendini savunan her varlık yaşıyor diyebiliriz. Ama insan denen varlık, bu üç özelliği aşmış, hakikat peşine düşmüş, özgürlüğünü aramıştır. Bu yüzden anlam ve vicdan ile tanışmıştır. Bu anlam ve vicdanla, içinde yaşadığı toplumu da geliştirip dönüştürmüş ve toplumsallaşmıştır. Ancak devletli sistemin inşasıyla beraber, insanın toplumsallığı da hedef alınmış ve Kapitalist moderniteyle birlikte bu saldırılar bir sisteme dönüşmüştür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ÖZEL SAVAŞ</p>

<p>Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Kürdistan’da da, devletli sistem eliyle yürütülen özel savaş yöntemleriyle gençler ve kadınlar şahsında toplum hedef alınmaya devam edilmektedir. Çünkü toplum; ortak vicdanın, ortak emeğin ve ortak hakikat arayışının toplamıdır. Çünkü ahlaki ve politik bir toplum devletin, sermayenin ve egemenlerin çıkarlarının karşısındadır. Çok uzun yıllardır biliyoruz ve tecrübe ettik ki, esas savaş toplumu bozmak, çürütmek, ahlak ve anlamdan düşürmek üzerine yürütülmektedir.</p>

<p>BAĞIMLILIK</p>

<p>Bugün madde bağımlılığı, fuhuş, kumar ve insanı kendi özünden uzaklaştıran her türlü bağımlılık biçimiyle karşımıza çıkan bu saldırıların tek bir amacı vardır; toplumu teslim almak… Bunun için önce insanın anlam dünyası hedef alınır, vicdanı köreltilir, iradesi zayıflatılır ve toplum kendi hakikatinden uzaklaştırılmak istenir. Kendine yabancılaşan insan, toplumuna da yabancılaşır. Bu nedenle madde bağımlılığına, fuhuşa, kumara ve her türlü yozlaşmaya karşı yürütülecek mücadele, yalnızca bireyi değil; toplumun ahlaki ve politik varlığını savunma mücadelesidir.</p>

<p>RABIN, TOPLUMU YENİDEN ÖRGÜTLEMEKTİR</p>

<p>Bizler, yani Amed’te çalışma yürüten demokratik kitle örgütleri, başlattığımız toplumsal özsavunma çalışmalarımızı 26 Nisan 2025’te ŞİYAR BE adıyla platforma dönüştürdük. Bir yılı aşkın bir süredir bütün eksiklik ve yetmezliklerimizle yürüttüğümüz platform çalışmamızı bugün başlatacağımız bir hamleyle güçlendirme kararı aldık. Bugün Rabin diyoruz…. Rabin; madde bağımlılığına karşı yaşamı savunmaktadır. Rabin; fuhuşa karşı insan onurunu savunmaktır. Rabin; kumara karşı emeği, üretimi ve alın terini savunmaktır. Rabin; gençliği umutsuzluğa, yalnızlığa ve bağımlılığa mahkum etmek isteyen anlayışa karşı özgür iradeyi büyütmektir. Rabin; kadın özgürlüğünü toplumsal özgürlüğün temeli olarak görmektir. Rabin; mahallede, okulda, sokakta ve yaşamın her alanında ahlaki ve politik toplumu yeniden örgütlemektir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/GENCLIK/content/view/317274</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/amed-siyar-beden-rabin-hamlesi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 21:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/h-mk-fh7h-w-y-a-a-zfz-a.jpg" type="image/jpeg" length="91827"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DTSO Meclis Başkanı Nevin İl, İstanbul'da yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/dtso-meclis-baskani-nevin-il-istanbulda-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/dtso-meclis-baskani-nevin-il-istanbulda-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amed Ticaret ve Sanayi Odası’nın Meclis Başkanı Nevin İl, geçirdiği zatürre sonrası İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED -</strong> DTSO Meclis Başkanı Nevin İl, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.</p>

<p>Amed Ticaret ve Sanayi Odası’nın Meclis Başkanı Nevin İl, geçirdiği zatürre sonrası İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.</p>

<p>Konuya dair yazılı açıklama yapan Amed Ticaret ve Sanayi Odası, “Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odamızın Meclis Başkanı, kıymetli yol arkadaşımız Nevin İl, hastalığı nedeniyle yaşam mücadelesini ne yazık ki kaybetmiştir. Kadın emeğinin görünür kılınması, kadın girişimciliğinin desteklenmesi ve kadınların örgütlü mücadelesinin güçlendirilmesi adına yıllarca büyük emek veren Nevin İl, iki dönem boyunca Odamız yönetiminde üstlendiği görevleri özveriyle yerine getirmiş; aynı zamanda birçok sivil toplum kuruluşunda aktif rol alarak kentimizin sosyal ve ekonomik yaşamına değerli katkılar sunmuştur. Dürüstlüğü, çalışkanlığı, üretkenliği ve mücadeleci kişiliğiyle her zaman saygıyla anılacak olan kıymetli Meclis Başkanımızın aramızdan ayrılışının derin üzüntüsünü yaşıyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/dtso-meclis-baskani-nevin-il-istanbulda-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/med-gundem-5-29.jpg" type="image/jpeg" length="81773"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sol ve sosyalist partilere 'NATO' operasyonu]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/sol-ve-sosyalist-partilere-nato-operasyonu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/sol-ve-sosyalist-partilere-nato-operasyonu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NATO zirvesine günler kala, sol-sosyalist parti ve örgütlerle hukukçuları hedef alan yeni bir operasyon dalgası daha geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'da 7-8 Temmuz tarihlerinde yapılması planlanan NATO zirvesi öncesi, ülkenin birçok noktasında sol ve sosyalist parti ve örgütleri hedef alan operasyonlar sürüyor.</p>

<p>Çağdaş Hukukçular Derneği'nin (ÇHD) sosyal medya platformu X'teki hesabından duyurduğuna göre, Avukat Ezgi Önalan'ın evine sabaha karşı polis operasyonunda Önalan gözaltına alındı. Ayrıca Önalan'ın çok sayıda müvekkilinin de gözaltına alındığı duyuruldu.</p>

<p>Derneğin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"İstanbul Şube Başkanımız Av. Ezgi Önalan sabaha karşı evine düzenlenen polis operasyonu ile gözaltına alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eş zamanlı olarak çok sayıda müvekkilinin de gözaltına alındığı bilgisini edindik.</p>

<p>NATO’ya dikensiz gül bahçesi vaadeden siyasi operasyonlara son verilsin!"</p>

<h3>KOCAELİ</h3>

<p>Bir başka gözaltı haberi de Kocaeli'den geldi. Emek Partisi Kocaeli yöneticisi ve Emek Gençliği üyeleri göz altına alındı.</p>

<p>Gözaltı haberini, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan duyurdu. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Erkan şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Kocaeli’de bu sabah saatlerinde parti ve gençlik örgütümüzden 3 üyemiz evleri basılarak gözaltına alındı.</p>

<p>TEM ve özel harekat eşliğinde kapıları kırılırken, genç yoldaşlarımız gözaltı sırasında darp de edilmiş."</p>

<p>Kocaeli'de Türkiye Komünist Partisi üyesi 5 kişinin de evlerine yapılan baskında gözaltına alındığı öğrenildi.</p>

<h3>ANTALYA</h3>

<p>Antalya’da bu sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında Halkevleri, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Gençliği üyelerinin aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası MYK üyesi Yiğit Pertev'le sendikanın il temsilcisinin de bulunduğu öğrenildi.</p>

<h3>İZMİR</h3>

<p>Sosyalist Mücadele İnisiyatifi de bu sabah İzmir'de, 5 üyelerinin "NATO'ya karşı faaliyet yürüttükleri" gerekçesiyle ev baskınlarıyla gözaltına alındığını duyurdu.</p>

<h3>ESKİŞEHİR</h3>

<p>Eskişehir'de DGD, SGDF ve Gençlik Komiteleri'nden toplamda altı kişinin gözaltına alındığı aktarıldı.</p>

<h3>ŞANLURFA</h3>

<p>Şanlıurfa’da Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP9 ve Sosyalist Emekçiler Partisi 8SEP) üyeleri ev baskınlarıyla gözaltına alındı.</p>

<h3>GAZETECİLER DE HEDEFTE</h3>

<p>T24 dış haberler editörü Buse Söğütlü, sabah saatlerinde yapılan baskınla ailesinin evinden gözaltına alındı. Söğütlü’nün Avukatı Erman Öztürk, 24 saat görüş kısıtlaması getirildiğini, gözaltı gerekçesini henüz bilmediklerini söyledi. Bugün sabah saatlerinde yaklaşık 10 ilde kapsamlı gözaltıların yapıldığına işaret eden Avukat Öztürk, “Gözaltıların NATO toplantısıyla ilişkili olduğunu düşünüyoruz ancak henüz net bir bilgimiz yok” dedi.</p>

<p>Gözaltına alınanlar arasında Odatv editörü Ceren Erdoğdu da bulunuyor. Polis ekipleri, sabah saatlerinde Ceren Erdoğdu'yu evine yapılan hukuksuz baskınla gözaltına aldı. Erdoğdu son olarak, "AKP'ye muhalif Müslümanlardan NATO çıkışı: Zirve öncesi imza kampanyası" başlıklı habere imza atmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/turkiye-genelinde-sol-ve-sosyalist-partilere-nato-operasyonlar</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/sol-ve-sosyalist-partilere-nato-operasyonu</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/f95473e0-b24d-42ed-be97-e7821157c5ee.webp" type="image/jpeg" length="36018"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Abdullah Öcalan’dan Komînal’e mesaj]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/abdullah-ocalandan-kominale-mesaj</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/abdullah-ocalandan-kominale-mesaj" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Komînal gazetesine mesaj gönderen Abdullah Öcalan, gazetenin üstlendiği sorumluluğa işaret ederek “Yeni dönemin demokratik toplum ve komünalite yürüyüşüne güçlü bir bilinç ve mücadele zemini kazandırmış olacaksınız” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ </strong>- Komînal gazetesine mesaj gönderen Abdullah Öcalan, gazetenin üstlendiği sorumluluğa işaret ederek “Yeni dönemin demokratik toplum ve komünalite yürüyüşüne güçlü bir bilinç ve mücadele zemini kazandırmış olacaksınız” dedi.</p>

<p>Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Komînal gazetesine mesaj gönderdi. Gönderilen mesaj gazetenin Temmuz sayısında yayınlandı.</p>

<p>Abdullah Öcalan’ın Komînal’e gönderdiği mesaj şöyle: “Çıkardığınız yeni gazeteyi umut ve heyecan içinde gördüm. Demek ki ismini Komînal olarak belirlemişsiniz. Aslında Komünar da olabilirdi. Ama ben bu ismi de beğendim. Yeni dönemde Serxwebûn’un rolünü üstlenmiş olması anlamlı ve tarihsel bir gelişmedir. Öncelikle sizlere başarılar diliyorum.</p>

<p>Görünen o ki güçlü bir teorik çerçeve kurma çabası içindesiniz. Ancak yeni dönemin ihtiyacı yalnızca teorik tartışmalar değildir, aynı zamanda yaşamın içinde karşılık bulan, toplumu örgütleyen, pratik yol ve yöntemler geliştiren bir yayın çizgisidir. Bu nedenle özellikle pratik örgütlenme başlıklarına daha fazla ağırlık vermeniz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü artık yeni dönem, bizim açımızdan komünalite çıkışının dönemi olacaktır.</p>

<p></p>

<p>Bilindiği gibi, varlık olarak Kürtler, çok kadim bir gerçekliktir. Belki de modern insanın ortaya çıkışının başlangıcıdır. Kadim tarihin belirleyenlerinden olması özelliklerini günümüze kadar taşırmasını sağlamış, bu haliyle emsalsiz bir halk olarak varlığını korumayı bilmiştir. Ancak bu özellikleri, tarihi boyunca baskı zülüm ve saldırıların merkezi olmasını da beraberinde getirmiş, Kürdistan coğrafyası inkâr, imha ve soykırımın sistematik uygulandığı bir zemin olmuştur. Bütün Kürt antropolojisi ve ontolojisi tarihi, hatta kültürel gelişmeler, bu nedenle ihanete uğramıştır. Bu çelişkiden ötürü Kürtlük Kürtlük olmaktan çıkmış, bir kadavra gibi yaralı-bereli hale gelmiştir.</p>

<p>Şüphesiz tek soykırımla karşı karşıya kalan halk Kürtler olmamıştır. Ancak ne soykırım sonucu yok olan halklar gibi ortadan kalkmış ne de çağdaş şekliyle varlığını ulus temelli bir devlet şeklinde somutlaştırmıştır; aksine her çağın yıkım saldırılarına karşı direnme biçimi ve formlarını kendine ve kadim geleneklerine özgü oluşturmayı başarmıştır. Emsalsiz olmasının nedeni de budur. Ne var ki insanlık kadar eski bir tarihe ve bir o kadar kadim olan öz değerlerine bağlı olan bu halk, yirminci asırda kastik katilin temsilcisi ulus-devletlerin kıskacı altında tüketilme ile yüz yüze bırakılmıştır.</p>

<p>BİR HALKIN UMUDU OLARAK ORTAYA ÇIKTIK</p>

<p>Biz, işte böylesine katı bir inkâr ortamında, kendisi olmaktan çıkarılmış, bedeni değil hayalleri bile mezara gömülmüş, varlık sorunu ile karşı karşıya kalmış bir halkın umudu olarak ortaya çıktık. 1978 güzünde Serxwebûn’un ilk sayısı çıkarken, ‘Kürtlerin içine düşürülmüş olduğu bu durumdan utanç duyduğumuzu ve bunun görevlerimizi başarmada gerçek güç kaynağımız olacağını’ belirttik. Bu temelde, kulaktan kulağa söylenen iki kelimelik bir sloganla tarih yaratmaya, gerçeklik oluşturmaya çalıştık. İnkâr, imha ve asimilasyon ortamında Kürtlerde gelişen kendi varlığından kaçış pratiğini 52 yıllık büyük mücadeleyle tersine çevirdik ve yeni bir tarihsel süreç başlattık. Geliştirilen gönüllü köleliğe ve gönüllü inkâra büyük darbeler vurduk.</p>

<p>Sonuçta PKK, tarihsel görevini yerine getirerek ‘Kürt varlığı’ dediğimiz gerçekliği hem kanıtladı hem de bu gerçekliğin kabul edilmesini sağladı. Adına ulusal varlık veya Kürt varlığı dediğimiz gerçeklik bu biçimde gün yüzüne çıktı. Gelinen aşamada Kürt halkı artık inkâr edilemez bir tarihsel olgu haline gelmiştir. Varlık olma aşamasını tamamlamış, özgürlüğü sağlama dönemine girmiştir. Bu, PKK’nin zafer niteliğindeki başarısıdır. Antropolojik kazanımıdır, ontolojik kazanımıdır.</p>

<p>BİR DÖNEMİN ADI, DİLİ, RUHU</p>

<p>PKK bu başarısını, en fazla zihinlerde yarattığı aydınlık ve uyanışla, varlığından utanma duygusunun yerine bundan onur duyan, kendisi olmaya çalışan ve değerlerine sahip çıkan bir gerçeklik yaratmasına borçludur. Kürt’ün bu uyanışını sağlayanlardan olan Serxwebûn, PKK’nin attığı ilk adımdan itibaren onun sesi oldu, dağlarda zindanlarda sokaklarda büyüyen isyan ve özgürlük çığlığını genci, yaşlısı, kadını ve çocuğuyla tüm toplumsal kesimlere yansıttı ve bu zorlu yürüyüşün en büyük yol arkadaşlarından biri olmayı böylelikle başardı. 1978 yılında köşe bucak saklanan bir daktilo ile başlayan yolculuk, mücadelenin tüm zorluklarını göğüsleyerek bugün rahatlıkla bahsettiğimiz Kürt aklının gelişiminde önemli bir kilometre taşı olmayı bildi. Bu anlamda Serxwebûn, kendi döneminde parti çıkışını esas aldı ve bu konuda tarihsel bir rol oynadı. Bir dönemin bilinç, örgütlenme ve mücadele hattını şekillendiren önemli bir yayın işlevi gördü. PKK’de somutlaşan tüm anlamları kendinde somutlaştırdı. Bunun içindir ki Serxwebûn, sadece bir yayın olmaktan öte, bir dönemin adı, dili, ruhu olmayı başardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Artık herkesin kabul ettiği Kürt halk gerçekliği kazanılmıştır; ancak varlığın kanıtlanması özgür yaşamın tam anlamıyla gerçekleştiği anlamına gelmez. Evet, Kürt vardır ama bu Kürt nasıl yaşayacak, varlığının yaşamdaki yansıması nasıl olacak, kendisini nasıl yapılandıracak? Halen bu sorular ve sorunlar varlığını sürdürmektedir. Yani PKK ile varlık kazanılmıştır, ancak özgürlük henüz gerçekleştirilmeyi beklemektedir. Fakat PKK’nin üzerinde temellendiği sosyalist devlet odaklı paradigma bu sorunlara yanıt vermek için yeterli değildir. PKK’nin dayandığı bu temelin, yani ulus-devletçi sosyalizmin, doğru bir sosyalist ilke olmadığı, yaşadığı çöküşte kendisini göstermiştir. Bu minvalde yola çıkan PKK de büyük direnişiyle sorunu görünür kılmış, tanımlamış ve kurtuluş çarelerini ortaya koymuştur. Ancak reel-sosyalizme dayanan paradigma ile bunun ötesine geçememiş, değişime ihtiyaç duymuştur. Tarihteki rolünü oynayarak ömrünü tamamlamış, önümüzde duran sosyal kazanımlar için yerini demokratik toplum paradigmasına dayalı komünal örgütlenme tarzına bırakmıştır. Bu gereklilik, hem reel-sosyalizm gerçekliğinin ve hem de Kürdistan’daki inkârcılık ve kırımcılığın aşılması gereğidir.</p>

<p>Bu durumu görerek biz, iktidarcı ve devletçi paradigmayı değiştirip demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü toplum paradigmasını geliştirerek PKK’de köklü değişimin önünü açtık ve 27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile de reel-sosyalist programa sahip partiye ve onun esas aldığı ulusal kurtuluş savaşı stratejisine son vermeyi uygun gördük. 5-7 Mayıs tarihlerinde toplanan PKK 12. Kongresi de örgütsel yapısını sonlandırarak PKK dönemini kapattı. Bu, tarihin yeni bir aşamasına geçiş, yepyeni bir başlangıç anlamına gelmektedir. Ulus-devletçi reel-sosyalist teori ve program ile ulusal kurtuluş savaş stratejisi aşılacak; yerine demokratik modernite teorisi ile demokratik toplum programı ve demokratik siyaset stratejisi geliştirilecektir.</p>

<p>YOL AYDINLATAN BİR KAYNAK</p>

<p>Yeni dönemin teorik, programsal ve stratejik karakteri böyledir. Değişen paradigma ve feshedilen PKK bir bitiş değil yeni bir başlangıcı ifade eder. Bu anlamda yeni başlangıcı tanımlayacak ve topluma taşıracak yeni bir sese ihtiyaç vardır. Dolayısıyla PKK’nin sesi olan Serxwebûn’un da tarihteki onurlu yerini almasına ve böylesi bir yeni başlangıcın sesinin yaratılmasına ihtiyaç doğmuştur. ‘Komînal’ işte bu ihtiyacın sonucunda vücut bulmuş ve önümüzde duran toplumsal inşa görevlerinde yol aydınlatan bir kaynak olma amacıyla yayın hayatına başlamıştır. Kuşkusuz bu durum çok anlamlıdır ve tarihsel bir gelişmedir.</p>

<p>Kök olarak ‘kom’ ‘kombûn’ kelimelerine dayanan komünallik, toplumsallığın temel özelliğidir. Toplumsallık ve insanlaşma iç içe geliştiği için esasen insan olmanın da temel ilkesi komünal olmaya, yani ait olunan toplumsallıkla birlikte yaşamı örgütlemeye dayanmaktadır. Yalnız insan yoktur, fiziki yalnızlık içerisinde bile insan toplumsallığın yarattığı anlam ve hatıralara sahip çıkarak ancak insan olma erdemini koruyabilir. Ancak sınıf ve devlet temelli kurtuluş paradigmaları esasta ele alınması gereken temel noktanın yeterince görünmemesine yol açmıştır. Sistemin yarattığı dar boğaza çözüm olmak için uğraşan çoğu düşünür, bilim insanı ve felsefeci ya ömürlerinin son demlerinde bu gerçeği idrak etmişler ya da utangaçça ifadelerle dile getirmekle yetinmişlerdir. Fakat her koşulda yaşanan pratikler hakikatten kaçınılmayacağını ve esasen toplumsallığın doğru temellerde örgütlenmekten geçtiğini göstermiştir.</p>

<p>Büyük filozoflardan Bacon’un hasta yatağında, ‘Eğer bu hastalığı aşabilirsem, bundan sonra komünaliteye dayanacağım’ dediği aktarılır. Bu söz, bireyciliğin ve parçalanmış yaşamın insanı nasıl çıkmaza sürüklediğini, dayanışmada ve toplumsallıkta anlam kazandığını anlatır. Benzer biçimde Lenin’in de yaşamının son dönemlerinde devletçiliği aşmaya dönük yoğun arayışlar içerisinde olduğu, toplumsal örgütlenmenin daha demokratik ve katılımcı biçimleri üzerine düşündüğü bilinir. Tüm bunlar, insanlığın tarih boyunca yeniden toplumsallığa, ortak yaşama ve komünal değerlere yönelme arayışının örnekleridir.</p>

<p>DEMOKRATİK KOMÜNALİTEDE ISRAR, İNSAN OLMAKTA ISRARDIR</p>

<p>Bugün bizim önümüzde duran görev de tam olarak budur: Demokratik toplumu örmek, toplumsal yaşamı yeniden komünal değerler temelinde inşa etmek ve halkın kendi öz örgütlülüğünü büyütmek! Soygun ve talan düzeni olan kapitalizmin korkunç yok edici gücüne karşı toplumu komünalite ile savunmak, yeni dönemin varoluşsal bir gerekliliğidir. Bu anlamda demokratik komünalitede ısrar, her zamankinden daha fazla insan olmakta ısrardır. Böylesi tarihi bir dönemeçte yeni yayın dönemine başlarken Komînal bu görevleri üstlendiğini beyan etmiş, üstlendiği bu görevleri yerine getirmedeki iddiasını aldığı isimle ortaya koymuştur. Bu nedenle yeni yayın yalnızca bir yayın faaliyeti olarak görülmemelidir. Aynı zamanda yeni dönemin ideolojik, politik ve toplumsal inşasının sesi ve yön verici gücü olmalıdır.</p>

<p>Güçlü bir teorik çerçeve kurma çabası içinde olmak elbette önemlidir. Ancak yeni dönemin ihtiyacı, pratik örgütlenme başlıklarına daha fazla ağırlık vermeyi ve toplumsal inşa çalışmaları açısından ön açıcı olmayı gerektirir. Çünkü artık yeni dönem, komünalite çıkışının dönemi olacaktır. Dolayısıyla bu, aynı zamanda komünalist bir anlayışla gelişecek inşa çalışmalarına ortak olmanın, katılmanın da gereğidir. Çalışmalara aynı ruhla katılım ancak böyle gelişecektir. Bu anlamda halkın öz örgütlülüğünü, komünleri, meclisleri, kooperatifleri, kadın ve gençlik örgütlenmelerini, kültürel ve ahlaki yeniden inşayı esas alan bir yayın çizgisi, yeni dönemin ruhunu taşıyacaktır. Çünkü demokratik toplum, ancak günlük yaşam içinde kurulan örgütlü ilişkilerle büyür ve kalıcı hale gelir. Bu nedenle yayın, teorik derinliği korurken, aynı zamanda pratik örgütlenmenin deneyimlerini, yöntemlerini ve çıkış yollarını da güçlü biçimde işlemelidir.</p>

<p>Tarihi eşikte yayın hayatına başlayan Komînal’in önünde tarihi görev ve sorumluluklar bulunmaktadır. Eğer bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirebilirseniz, yalnızca bir yayın ortaya çıkarmış olmayacak; aynı zamanda yeni dönemin demokratik toplum ve komünalite yürüyüşüne güçlü bir bilinç ve mücadele zemini kazandırmış olacaksınız.</p>

<p>Bu sorumluluk bilinciyle yola çıktığınıza inanıyor, tüm Komînal çalışanlarına bir kez daha başarı dileklerimi iletiyorum.</p>

<p>Parçalayıcı, dağıtıcı, bireyselleştirerek toplumu ve insanı bitirmeye çalışan tüm sistem saldırıları karşısında, ‘sosyalizmde ısrar insan olmakta, komünallikte ısrardır’ diyerek bir yıldız gibi doğan Komînal’in tüm halklara ve kadınlara, tüm gençlere ve demokratik sosyalistlere kutlu olmasını diliyorum!</p>

<p>ABDULLAH ÖCALAN”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/317034</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/abdullah-ocalandan-kominale-mesaj</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/690x390cc-mrk-04-07-2026-kominal-gazete-ocalan-mesaj.jpg" type="image/jpeg" length="51953"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu: O fotoğrafı görünce içim yandı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ekrem-imamoglu-o-fotografi-gorunce-icim-yandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ekrem-imamoglu-o-fotografi-gorunce-icim-yandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu,M.Murat Çalık'ın annesinin mahkeme salonundaki bekleyişini paylaşarak,"Bu fotoğrafı görünce içim yandı" ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İBB Davası'nda perşembe günü gergin anlar yaşandı.</p>

<p>Mahkeme Başkanı'nın, tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nu salondan çıkarmak istemesi, ve CHP'li milletvekillerine "soytarılık yapamazsınız" demesi, ortamı gerdi.</p>

<p>Yaşanan tartışmaların ardından duruşmaya ara verildi.</p>

<h3>GÜLSEREN ANNE TEK BAŞINA BAKLEDİ</h3>

<p>Duruşmanın o anlarında davanın devam edip etmemesi konusunda karar henüz açıklanmazken, salonda yalnızca birkaç avukat ve gazeteciler bulunuyordu. O anlarda çekilen bir kere ise sosyal medyada gündem oldu.</p>

<p><img alt="Image" src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/ff3aa8ff-c768-46fc-9887-8896c40211cc.jpg" /></p>

<p>Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın annesi Gülseren Çalık da boşaltılan izleyici bölümünde tek başına bekleyişini sürdürdü.</p>

<p>Murat Çalık tutuklandıktan sonra sağlık sorunları yaşamıştı. Birçok kez hastaneye kaldırılan ve kanser nedeniyle operasyon geçiren Çalık, tahliye edilmemişti. İzmir'e sevk edilen oğlu hastane önünde bekleyen Gülseren Çalık'ın görüntüleri gündem olmuştu.</p>

<p>Bu son görüntü ise yeniden yürekleri sızlattı.</p>

<h3>İMAMOĞLU O FOTOĞRAFI PAYLAŞTI: "BU FOTOĞRAFI GÖRÜNCE İÇİM YANDI"</h3>

<p>Son olarak o kareyi, tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu da paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Önüme düşen bu fotoğrafı görünce içim yandı" diyen İmamoğlu, "Gülseren Anne; bu yapılanlar unutulmaz. Bu zalimlikler bitecek. Ellerinden öpüyorum" notunu düştü.</p>

<p><img alt="Image" src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/c77d11ea-0ac5-4ca7-9034-a57d40eeb29d.png" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/ekrem-imamoglu-gundem-olan-o-kareyi-paylasti-bu-fotografi-goru</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ekrem-imamoglu-o-fotografi-gorunce-icim-yandi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/med-gundem-107.png" type="image/jpeg" length="94910"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas'ta Madımak anması yürüyüşle başladı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/sivasta-madimak-anmasi-yuruyusle-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/sivasta-madimak-anmasi-yuruyusle-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında binlerce kişi, “Sivas’ı unutma, unutturma” sloganlarının eşliğinde yürüyüşe başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SİVAS -</strong> Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında binlerce kişi, “Sivas’ı unutma, unutturma” sloganlarının eşliğinde yürüyüşe başladı.</p>

<p>Sêwas’ta 2 Temmuz tarihinde Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılan 33 aydın ve sanatçının Madımak Oteli’nde yakılarak katledilişinin 33’üncü yıl dönümünde anma gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Anmaya, katliamda yaşamını yitirenlerin yakınlarının yanı sıra Alevi örgütlerinin temsilcileri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, çok sayıda siyasi partinin temsilcisi ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anmaya katılanlar, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği önünde bir araya geldi. Buradan kortejler halinde eski Madımak Oteli önüne doğru yürüyüşe geçen kitlenin en önünde, katliamda yaşamını yitiren 33 aydının fotoğraflarının yer aldığı tişörtleri giyenler yer aldı.</p>

<p>Yürüyüş boyunca katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşınırken, "Sivas'ın ışığı sönmeyecek" ve "33 Yıl Geçti Unutmadık, Unutturmayacağız" yazılı pankartlar açıldı. Kitle, "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz", "Sivas'ı unutma, unutturma" ve "Katiller halka hesap verecek" sloganları eşliğinde yürüyüşünü sürdürdü.</p>

<p>Yürüyüş boyunca, katliamda yaşamını yitiren sanatçıların seslendirdiği türküler ve deyişler de çalındı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/316820</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/sivasta-madimak-anmasi-yuruyusle-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/690x390cc-ank-02-07-2026-madimak-anma-toplanma-3.jpeg" type="image/jpeg" length="71991"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul'da Kadir İnanır'ın hatırası için özel İETT otobüsü]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/istanbulda-kadir-inanirin-hatirasi-icin-ozel-iett-otobusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/istanbulda-kadir-inanirin-hatirasi-icin-ozel-iett-otobusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[26 Haziran tarihinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren usta sinema oyuncusu Kadir İnanır'ın hatırası için İETT özel bir saygı otobüsü tasarladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) bağlı İETT, kültürel ve sosyal projelerine devam ediyor.</p>

<p>Bu kapsamda 26 Haziran Cuma günü hayatını kaybeden ve pazar günü düzenlenen törenlerle son yolculuğuna uğurlanan usta sanatçı Kadir İnanır için özel bir saygı otobüsü tasarlandı.</p>

<p><img alt="Image" src="https://media.cumhuriyet.com.tr/Archive/14e5698a-5e94-407c-a227-a912f543c368.jpg" /></p>

<h3>57UL BEŞİKTAŞ-KURUÇEŞME HATTINDA HİZMETE BAŞLADI</h3>

<p>Sanatçının fotoğrafları, filmlerinden görseller ve toplumun her kesiminin hafızasında yer etmiş sözleri ile tasarlanan saygı otobüsü 57UL Beşiktaş–Kuruçeşme hattında hizmete başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tatar Ramazan, Selvi Boylum Al Yazmalım ve Yılanların Öcü gibi, Türk Sineması’nın başyapıtı filmleri başta olmak üzere 180’den fazla filme hayat veren, mesleki hayatı sayısız ödülle taçlandırılan Kadir İnanır’ın hatırası İstanbul caddelerinde İETT’nin saygı otobüsü ile anılmaya devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/kadir-inanir-in-hatirasi-icin-ozel-iett-otobusu-2517044</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/istanbulda-kadir-inanirin-hatirasi-icin-ozel-iett-otobusu</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 20:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/b483e3fe-b36d-4b62-9e8d-e3119778c8b5-1.webp" type="image/jpeg" length="98838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Parti’de değişim ve yeniden yapılanma süreci]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/dem-partide-degisim-ve-yeniden-yapilanma-sureci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/dem-partide-degisim-ve-yeniden-yapilanma-sureci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti, 20 Eylül’de Ankara’da gerçekleştireceği 5'inci Olağan Büyük Kongresi hazırlıklarını sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA </strong>- DEM Parti, 20 Eylül’de gerçekleştireceği 5'inci Olağan Büyük Kongresi hazırlıklarına dair yayımladığı genelgede, kongre çalışmalarının takvimini ve partinin yeni dönem hazırlıklarına ilişkin detayları kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 20 Eylül’de Ankara’da gerçekleştireceği 5'inci Olağan Büyük Kongresi hazırlıklarını sürdürüyor. Kongre tarihinin netleşmesi ile birlikte yeni dönem çalışmalarının başladığı belirtilirken, parti kaynaklarının aktardığı bilgilere göre, Barış ve Demokratik Toplum Süreci, “çerçeve yasa” tartışmalarıyla birlikte DEM Parti, yeni dönemi güçlü şekilde karşılayacak.</p>

<p>Konuya ilişkin DEM Parti'nin hazırladığı ve parti kurullarıyla paylaştığı genelgede, partinin eksikliklerini giderecek ve örgütsel mekanizmalarını güçlendirecek yoğun bir sürecin içerisine girildiğine dikkat çekildi. Genelgede, kongrenin “Demokratik Cumhuriyet ve Üçüncü Yol” kapsamında değişim ve yeniden yapılanma kongresi olarak ele aldığı belirtildi. Değişim ve yeniden yapılanmanın temel anlayışının hem kişilerin hem de örgütsel yapının yeniden ele alınması ve yeni döneme hazırlıklı girme üzerinde değerlendirildiği ve çalışmaların bu çerçevede gerçekleştirildiği ifade edildi.</p>

<p>ÇALIŞTAY KONGRE SÜRECİ BAŞLADI</p>

<p>Kongre sürecine giderken Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve DEM Parti çalışmalarının startının 15-16 Haziran tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen iki günlük çalıştayla verildiği belirtilen genelgede, iki gün süren tartışma ve değerlendirmeler yapıldığı kaydedildi. DEM Parti’nin geçmişten bugüne neleri yaptığı, neleri yapamadığı, hataları ve doğruları ele alınarak, yeni döneme nasıl girilmesi gerektiği noktasında genel anlamda anlayış ve fikir birliğine varıldığı ifade edildi. İl, bölge ve genel konferans için örgüt yapısına genelgenin çalıştayın ardından DEM Parti tarafından 27 Haziran’da, 20-21 Ağustos Büyük Kadın Konferansı ve 22-23 Ağustos’ta Ankara’da yapılacak Merkezi Büyük Konferans hazırlıkları için tüm parti yapısına genelge gönderildiği belirtildi.</p>

<p>TEMMUZ AYINDA İL TOPLANTILARI YAPILACAK</p>

<p>Genelgeye göre DEM Parti, “Ji bo Komara Demokratîk Civaka Azad û Rêxistinkirî /Demokratik Cumhuriyet İçin Özgür ve Örgütlü Toplum” ve “Kadın Özgürlük Mücadelesiyle Demokratik Topluma/ Bi Têkoşîna Azadiya Jinan Ber Bi Civaka Demokratîk” şiarlarıyla 20 – 23 Ağustos tarihlerinde yapacağı Kadın ve Büyük Konferansları öncesinde, 1– 14 Temmuz tarihleri arasında genişletilmiş il toplantılarını gerçekleştirecek. Genişletilmiş il toplantılarına HDK ve DEM Parti’nin örgütsel yapısının yanı sıra demokratik kurumlardan da kişilerin katılacak ve yeniden yapılanma sürecine ilişkin görüş ve önerilerini sunacak.</p>

<p>İL TOPLANTILARI SONRASI BÖLGE KONFERANSLARI</p>

<p>Genelgeye göre, genişletilmiş il toplantılarının ardından DEM Parti tarafından 20-30 Temmuz tarihleri arasında bölge konferansları gerçekleştirilecek. 7 bölgede gerçekleştirilecek bölge konferanslarına, o bölgelerin illerinde yapılan genişletilmiş il toplantılarından seçilen delegeler katılacak ve bir gün kadın bir gün ise karma olmak üzere tartışmalar yürütülerek, büyük kongreye öneriler sunulacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İL VE BÖLGE KONFERANSLARININ ARDINDAN</p>

<p>İl toplantıları ve bölge konferanslarının ardından ortaya çıkan sonuçlar 5- 12 Ağustos tarihlerinde merkezi çalıştay yapılarak, bütünlüklü olarak ele alınacak. Çalıştay ile süzgeçten geçirilecek tüm tartışmaların sonuçları; 20-21Ağustos tarihinde yapılacak Büyük Kadın Konferansı ve 22-23 Ağustos tarihinde yapılacak Merkezi Büyük Konferansa sunulacak. DEM Parti, partinin örgütsel yapısı üzerinden yürüteceği tüm çalışmaları kadın ve karma olmak üzere ele alacak, kadınlarla yürütülen tartışmalar Kadın Konferansına, karma yapıyla yürütülen tartışmalar ise Merkezi Büyük Konferansa sunulacak. Ve her iki tartışmalarda ortaklaşılan kararlar, Merkezi Büyük Konferans kararlarına dönüştürülerek, 20 Eylül’de yapılacak 5. Olağan Büyük Kongre'ye sunulacak.</p>

<p>PARTİ YAPISI DIŞINDA DA ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜLECEK</p>

<p>DEM Parti, örgütsel yapısıyla yürüteceği çalışmaların yanı sıra yeni dönemi parti yapısı dışında yürüteceği çalışmalarla da ele alacak. Kongre Hazırlık Komisyonu bünyesinde oluşturulan Genişleme Komisyonu, bu süreçte farklı çevrelerden siyasetçiler, yazarlar, akademisyenler, siyasi parti veya çevre temsilcileri, toplumsal temsili olan kişiler ile bir araya gelerek hem partiye dair görüş ve öneri alma hem de partiye katılmaları yönünde çalışmalar yürütecek. Genişleme ve mutabakat komisyonlarının yürüteceği bu çalışmaların yanı sıra DEM Parti, kongre sürecine giderken farklı kesimlerle tematik buluşmalarda gerçekleştirecek ve bu alanlara ilişkin de kendisine bir yol haritası çıkaracak. DEM Parti, yoğun bir mesai ile gerçekleştireceği bu çalışmaları 20 Eylül’de gerçekleştireceği 5. Büyük Olağan Kongre ile bir iradeye dönüştürecek ve önümüzdeki dönemin yol haritasını çıkaracak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/316716</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/dem-partide-degisim-ve-yeniden-yapilanma-sureci</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 20:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/690x390cc-ank-01-07-2026-dem-parti-kongre-calismalarini-surduruyor.jpg" type="image/jpeg" length="30756"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Parti MYK ‘süreç’ gündemiyle toplandı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/dem-parti-myk-surec-gundemiyle-toplandi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/dem-parti-myk-surec-gundemiyle-toplandi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti MYK, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında partinin Büklüm’de bulunan genel merkezinde bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA </strong>- DEM Parti MYK’si, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yaşanan gelişmeleri tartışmak üzere toplandı.</p>

<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında partinin Büklüm’de bulunan genel merkezinde bir araya geldi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, MYK’nin önündeki temel başlık Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğü, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve bu kapsamındaki gelişmeler olacak. Bu başlık altında uzun zamandır hazırlanıp Meclis’e sunulacağı ileri sürülen ancak bir türlü sunulmayan yasa taslağı ile ilgili gelişme ve tartışmalar da MYK’nin masasında olacak.</p>

<p>Üzerinde tartışma yürütülecek bir diğer konu ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü talebiyle yapılan “Özgürlük Mitingleri”, bu mitinglerde halkın ortaya koyduğu duruş olacak.</p>

<p>Toplantının bir diğer gündem başlığı ise partinin yapacağı kongre ve konferanslar olacak. Toplantıda aynı zamanda pek çok siyasi parti, sivil toplum örgütü üyesi ve gençlerin gözaltına alınıp tutuklanması, iktidarın CHP’ye yönelik baskısı ve etrafında yaşanan gelişmeler de ele alınacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/dem-parti-myk-surec-gundemiyle-toplandi-1</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/690x390cc-ank-01-07-2026-dem-parti-myk-toplandi.jpg" type="image/jpeg" length="30910"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
