<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Med Gündem</title>
    <link>https://www.medgundem.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve taraofız habercilik... HAKÎKAT; Drama edilmiş anlayışını değil gerçekten, umuttan, özgürlükten beslenen geleceğe dönük, bilimsel, objektif, cesur bir yayıncılık anlayışını benimsiyoruz</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.medgundem.com/rss/hukuk" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Jul 2026 00:08:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/rss/hukuk"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş: Öcalan bu devletin son şansıdır]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/gunes-ocalan-bu-devletin-son-sansidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/gunes-ocalan-bu-devletin-son-sansidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakanlar Komitesi'nin bir önceki toplantısında "umut hakkı"na dair aldığı kararın gereğini yerine getirmesi gerektiğini belirten ÖHD’li Veysi Güneş, "Türkiye'nin demokratikleşmesini istiyorsanız bu mücadelenin önderi ve liderine sıradan bir mahpus gibi yaklaşmazsınız" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>WAN</strong> - Bakanlar Komitesi'nin bir önceki toplantısında "umut hakkı"na dair aldığı kararın gereğini yerine getirmesi gerektiğini belirten ÖHD’li Veysi Güneş, "Türkiye'nin demokratikleşmesini istiyorsanız bu mücadelenin önderi ve liderine sıradan bir mahpus gibi yaklaşmazsınız" dedi.</p>

<p></p>

<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 2014 yılında tahliye imkanı olmaksızın bir kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) işkence ve kötü muamele yasağına aykırı bularak, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın “umut hakkı"nın ihlal edildiğine karar verdi. AİHM bu kararla birlikte Türkiye'den umut hakkına ilişkin düzenleme yapmasını talep etti, ancak aradan 11 yıl geçmesine rağmen Türkiye bu konuda düzenleme yapmadı. Bunun üzerine, AİHM'in kararlarının uygulanıp uygulanmadığını denetleme ve yaptırım uygulama yetkisine sahip Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne taşındı. Komite ise “umut hakkını” ilk kez 2015'te gündemine aldı. 15-17 Eylül tarihleri arasında "Gurban Grubu" dosyasını değerlendirecek olan Komite'nin bir "ara karar" çıkarması bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>Komitenin toplanmasına sayılı günler kala Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Wan Şubesi üyesi Avukat Veysi Güneş değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>'TÜRKİYE AYAK DİRETİYOR'</strong></p>

<p></p>

<p>AİHM’in vermiş olduğu ihlal kararından sonra Türkiye’ye İnfaz hukuku ile bir takım düzenlemeler yapması gerektiğini belirten Güneş, “Türkiye söz konusu Sayın Abdullah Öcalan ve Kürt halkı olunca ayak diretiyor. ‘Umut hakkı’ aslında Türkiye açısından yasal ve hukuki bir gerekliliktir. Sayın Öcalan bir halkın önder olarak kabul ettiği bir kişi olduğu için ‘umut hakkı’ndan bağımsız olarak değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye, yapılan bütün başvurulara ve AİHM'in bütün çağrılarına olumsuz yanıt verdi. Olumsuz yanıt vermeye de devam ediyorlar. Bu konuda herhangi düzenleme yapmayacağını, mevcut düzenlemelerin yeterli olduğu şeklinde cevaplar verdi” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘SIRADAN BİR TUTSAK DEĞİL’</strong></p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan'ın “umut hakkı” çerçevesinde durumunun toplumsal bir yerden tartışılması gerektiğini belirten Güneş, “Ekim ayında Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrıdan sonra ‘umut hakkı’ aslında yeniden ve daha güçlü bir şekilde gündem olmaya başladı. Sayın Öcalan'ın durumunun; hukuki olmasının yanında toplumsal ve siyasaldır. ‘Umut hakkı’ Türkiye demokrasisi açısından bir gerekliliktir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti devleti 100 yılı aşkın bir süredir Kürt halkını halk olarak görmüyor. Yani 100 yıldır Kürt halkının sürdürmüş olduğu bir özgürlük mücadelesi var. Gelinen aşamada son 52 yılın ve mücadelenin, savaşın, direnişin muhatabı olarak görülen bir Önder var. Dolayısıyla Türkiye'de bir demokratikleşme ihtiyacı duyuyorsanız ve demokratikleşmenin gerçekleşmesini istiyorsanız bu mücadelenin liderini ‘umut hakkı’ çerçevesinde ya da sıradan bir mahpus gibi değerlendiremezsiniz. Durumunu sadece ‘Umut hakkı’ çerçevesinde değerlendiremezsiniz” diye belirtti.</p>

<p></p>

<p><strong>‘SÜRECİN BAŞ MÜZAKERECİSİ’</strong></p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan ile ilgili bir an önce düzenleme yapılarak fiziki özgürlüğüne kavuşturulması gerektiğine dikkat çeken Güneş, “Sayın Öcalan bu sürecin en önemli aktörüdür. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin demokratikleşmesinin en güçlü aktörüdür. Çünkü Sayın Öcalan'ın bir çağrısıyla 52 yıldır silahlı mücadele yürüten bir örgüt kendisini feshetti. Dolayısıyla burada Sayın Öcalan'ı sıradan bir mahpus gibi değerlendiremezsiniz. Sayın Öcalan Kürt halkı tarafından halk Önderi olarak kabul görmüş ve örgütü tarafından yine baş müzakereci görülmüş. Devlet tarafından da bu kabul edilmiştir. Dolayısıyla bu saatten sonra karşılıklı bir müzakere olacaksa, karşılıklı bir barış süreci yürütülecekse Sayın Öcalan'ın özgür yaşar ve çalışır koşullarının derhal sağlanması lazım” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘ÖCALAN SON ŞANSTIR’</strong></p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan’ın Kürdistan’ın dört parçasında neredeyse tek muhatap olarak kabul edilen bir lider olduğunu söyleyen Güneş, “Avrupa Birliği hukuku esas alıyorsa, Türkiye’ye karşı ciddi yaptırımların yapılması gerekiyor. Burada da aslında Avrupa Birliği'ne üye devletlerin, Avrupa Komitesi'nin gerçekten samimiyeti test edilecek. Türkiye, demokratik bir toplumla ve barış içerisinde yaşamak istiyorsa Sayın Öcalan ile ilgili bir an önce düzenleme yapılarak yasal güvencelerle Öcalan'ın özgür, yaşar, çalışır koşullarının sağlanması gerekir. Aksi durum Türkiye için de Ortadoğu halkları için de sonucu belirsiz olumsuz durumlar yaratır. Sayın Öcalan'ın dışında Ortadoğu’da bir arada yaşamının, demokratik bir şekilde bütün farklılıkların, etnik, dini farklılıkların bir arada yaşayabileceği bir toplumsal sistem öneren, hiçbir güç yok. Dolayısıyla Sayın Öcalan hem Ortadoğu'da hem Türkiye'de barışın ve demokratik toplumun en önemli öncülerinden biridir. Devletin bu anlamda bakış açısını değiştirmesi lazım. Sayın Öcalan bu devletin son şansıdır” dedi.</p>

<p></p>

<p><em><strong>MA / Bilal Babat</strong></em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi43.com/tum-haberler/content/view/286857</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/gunes-ocalan-bu-devletin-son-sansidir</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Sep 2025 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2025/09/690x390cc-ist-04-05-2022-ocalana-ozgurluk-nobeti-zulfu-bingol2.jpg" type="image/jpeg" length="48216"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Can Atalay kararına tepki]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/atalay-kararina-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/atalay-kararina-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesinin Saray’ın talimatı ile alındığına işaret eden DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “ Meclis tarihine kara bir leke daha bulaşmıştır” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA</strong>- Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesinin Saray’ın talimatı ile alındığına işaret eden DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “ Meclis tarihine kara bir leke daha bulaşmıştır” dedi.</p>

<p>Tutuklu Can Atalay’ın milletvekilliği, Meclis tarafından düşürüldü. Siyasetçiler ve binlerce kişi bu kararı sanal medya üzerinden protesto etti.&nbsp;</p>

<p><strong>‘SARAY’IN VEKİLİ DEĞİL, SARAY KARAR VEREMEZ’</strong></p>

<p>Konuya ilişkin sanal medyada tepkisini gösteren Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Cengiz Çiçek, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “halk iradesine saygı duyuyoruz” sözlerini anımsatarak, “Bu şekilde mikrofonlardan bağıranlar, bugün dostumuz, Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğini haksız, hukuksuz ve gayri meşru şekilde düşürdü. Can Atalay, vekillik yetkisini Saray’dan almadı. Sarayın talimatı ile vekilliği düşürülemez. Bu kararı tanımıyoruz. Can Atalay ve arkadaşlarımız özgürlüklerine kavuşana kadar, bu ülkeye demokrasi ve barış gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz” dedi.</p>

<p><strong>‘HUKUKSUZCA TANINMAMIŞTIR’</strong></p>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi de konuya ilişkin paylaşımda bulundu. İHD, “Anayasa Mahkemesi Can Atalay ile ilgili iki kez ‘hak ihlali kararı’ vermesine rağmen, alt mahkeme bu kararı hukuksuzca tanımamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi de bugün bu hukuksuzluğu tasdik edilmiştir. Seçilmiş bir milletvekilinin dahi yargı güvencesinde olmadığı bu durum, tüm yurttaşlar için de hukuk güvenliğini ortadan kaldırmıştır. İnsan Hakları Derneği olarak tüm insanlar için adil yargılanma hakkını ve hukuk güvencesini savunmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ’</strong></p>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da, “Hatay Milletvekili ve yoldaşımız Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi hukuksuzluktur, haksızlıktır, gayri meşrudur. Kabul etmiyoruz! Bu iktidar açıkça suç işlemektedir. Olan biten anayasal bir darbedir. Can Atalay ve demokratik siyaset hakkını kullandığı için rehin tutulan arkadaşlarımız özgürleşene kadar mücadelemizden tek bir geri adım atmayacağız”&nbsp;şeklinde tepki gösterdi.</p>

<p><strong>‘DARBE GERÇEĞİ DEĞİŞTİRMEZ’</strong></p>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise, “Hatay halkının vekili Can Atalay'ın vekilliğinin düşürülmesi siyasi darbedir! Saray'ın talimatıyla alınan bu kararla TBMM tarihine kara bir leke daha bulaşmıştır. TBMM'de okunan karar yok hükmündedir. Siyasi rehine olarak cezaevinde tutulan Can Atalay halkın vekilidir. Hiçbir siyasi darbe bu gerçeği değiştiremez!” diye kaydetti.</p>

<p><strong>SOKAĞA ÇAĞIRDI</strong></p>

<p>TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise, “Can Atalay’ın milletvekilliğini düşürmek ‘Ben bu ülkenin anayasa ve kanunlarını tanımıyorum, aklıma ne eserse onu yaparım’ demektir. Bunu karşılıksız bırakmayacağız. Darbecilere karşı ülkemize sahip çıkmak için tüm yurtta sokağa çıkıyoruz. Tüm yurttaşlarımızı davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>CHP Grup Başkanvekili Mahir Başarır da, “Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, Anayasa’nın, hukukun, adaletin ve halk iradesinin yok sayıldığı kara bir gün yaşıyoruz! Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen, Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi halkın iradesine vurulmuş bir darbedir! Tarih bu kararı alanları affetmeyecek!” şeklinde tepki gösterdi.</p>

<p><strong>‘ARTIK KANUN DEVLETİ DEĞİLİZ’</strong></p>

<p>Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya ise, “Can Atalay’n vekilliğini değil kendi maskenizi düşürdünüz !” şeklinde mesaj ile tepkisini ortaya koydu. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da sanal medya üzerinden tepkisini gösterdi. Babacan, “Başörtüsü yasaklarına, siyasi parti kapatma davalarına karşı başvurduğunuz mahkemeleri ezip geçtiniz. Hakkı savunan yargıçlar sayesinde o koltuklarda oturup hakkı savunan Anayasa Mahkemesi'ni tanımıyorsunuz. Sayenizde artık kanun devleti bile değiliz.”</p>

<p>Sanal medyada birçok muhalif siyasetçi, gazeteci ve aydın ile yazar yanı sıra yurttaşlar da tepkilerin yer aldığı paylaşımlar yaptı.</p>

<p><strong>MERSİN'DE AÇIKLAMA</strong></p>

<p>TİP Mersin İl Örgütü de, Can Atalay'ın vekilliğinin düşürülmesine tepki olarak Pozcu Gazi Mustafa Kemal bulvarında açıklama yaptı. Birçok partilinin katıldığı açıklamada, “Yargı darbesine hayır! Can Atalay’a özgürlük!” pankartı taşınırken, “Can Atalay Meclis’e”, “AYM kararı uygulansın”, “Can Atalay’a özgürlük” dövizleri de taşındı. Açıklamada sık sık, “Can’la başla direneceğiz” ve “Hatay halkı vekilini istiyor” sloganları yükseldi.<br />
<br />
Açıklamada söz alan TİP üyesi Ceren İnan, Meclis’in Atalay’ın vekilliğinin düşürerek Yargıtay eliyle yürütülen darbe sürecine ortak olduğunu ifade etti.&nbsp;</p>

<p><strong>ANKARA</strong></p>

<p>Tutuklu Can Atalay’ın Mmilletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin Sakarya Caddesi Çankaya Belediyesi önünde açıklama yapan TİP Ankara İl Örgütü’ne DEM Parti vekili ve siyasi partiler de destek verdi. Açıklamada sık sık “Hatay vekilini istiyor” ve “Ferman sarayın Can bizimdir” sloganları atılırken, “Meclis, AKP ve MHP eliyle AYM kararını hiçe sayan, hukuken bir karar olarak dahi adlandırılamayacak bir metne imza atmıştır” denildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/231482</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/atalay-kararina-tepki</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jan 2024 22:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2024/01/202307-tip-can-atalay.webp" type="image/jpeg" length="46194"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Cinsel saldırı’ davasında sanık beraat etti]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/cinsel-saldiri-davasinda-sanik-beraat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/cinsel-saldiri-davasinda-sanik-beraat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doktor S.E, hakkında hemşire H.z.’ye “cinsel saldırıda” bulunduğu iddiasıyla açılan davada beraat etti. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL</strong>&nbsp;- Doktor S.E, hakkında hemşire H.z.’ye “cinsel saldırıda” bulunduğu iddiasıyla açılan davada beraat etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli asistan doktor S.E.'nin hemşire H.Z'ye "cinsel saldırı"da bulunduğu iddiasıyla açılan davanın karar duruşması Bakırköy 22'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya S.E., H.Z. ve avukatlar katıldı. &nbsp;Duruşmayı ayrıca, Halkaların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Ceylan Akça, DEM Parti Kadın Meclisi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Özgür Genç Kadın (ÖGK) izledi.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Duruşmada ilk olarak söz alan H.Z., "Bu olaydan ciddi psikiyatrik sorunlar yaşadım, doktor raporları aldım, ailemle yaşıyorum. 11 Mart'tan beri tedavi görüyorum. Ben orada kendimi savunamadıysam, burada mahkemenizde adaleti size bırakıyorum” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘SANIĞIN CEZALANDIRILMASI GEREK’</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ardından konuşan H.Z.’nin avukat Feyza Altun, sanık S.E.’nin olay öncesinde çevrede kimsenin olu olmadığını kontrol ettiğini belirterek, sanığın suça hazırlık aşaması yaptığını kaydetti. Altun, sanığın diğer hemşireleri de taciz ettiğinin sabit olduğunu ifade ederek, “Ayrıca sanık, benim müvekkilimi arayarak, özür dileyip şikayetini geri çekmesini istemiştir. Suçun işleniş biçimi göz önünde bulundurursak müvekkilimin delil toplaması zor” şeklinde konuştu. “Biz kadınlar cinsel saldırıya uğrarsak nasıl ispat edeceğiz, emsal teşkil etmesi için sanığın cezalandırılması gerek” diyen Altun, mahkeme heyetine mütalaaya uymaması gerektiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Sanık S.E., suçlamayı kabul etmezken, avukatı da somut delil olmadığını iddia ederek, beraat talebinde bulundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>BERAAT KARARI</strong></p>

<p></p>

<p>Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, “delil yetersizliği” iddiasıyla sanık S.E.’nin beraatine karar verdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Karara tepki gösteren kadınlar, duruşma çıkışında adliye koridorunda, "Erkek adalet değil, gerçek adalet" diye slogan attı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/231003</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/cinsel-saldiri-davasinda-sanik-beraat-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2024/01/690x390cc-ist-25-01-2024-doktorun-cinsel-saldiri-davasi-goruldu-1.jpg" type="image/jpeg" length="61801"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HADEP’li Tanış ve Deniz için açıklama]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/hadepli-tanis-ve-deniz-icin-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/hadepli-tanis-ve-deniz-icin-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ HADEP İlçe Başkanı Serdar Tanış ve parti yöneticisi Ebubekir Deniz’in gözaltında kaybettirilmelerinin yıldönümünde konuşan DEM Parti Silopiya İlçe Eşbaşkanı Adnan Kaplan, “Onların yoldaşları olarak daha güçlü ve kararlı bir şekilde mücadelelerini büyüteceğiz” dedi. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ŞIRNEX -</strong>&nbsp;HADEP İlçe Başkanı Serdar Tanış ve parti yöneticisi Ebubekir Deniz’in gözaltında kaybettirilmelerinin yıldönümünde konuşan DEM Parti Silopiya İlçe Eşbaşkanı Adnan Kaplan, “Onların yoldaşları olarak daha güçlü ve kararlı bir şekilde mücadelelerini büyüteceğiz” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şirnex İl Örgütü, Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Silopiya İlçe Başkanı Serdar Tanış ve parti yöneticisi Ebubekir Deniz’in 25 Ocak 2001’de gözaltına alındıktan sonra kaybettirilişlerinin yıldönümüne ilişkin açıklama yaptı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>DEM Parti Silopiya İlçe Örgütü binası önünde yapılan açıklamaya, DEM Parti Şirnex Milletvekili Zeki İrmez, Serdar Tanış ile Ebubekir Deniz’in aileleri, Barış Anneleri Meclisi, Özgür Kadın Hareketi (TJA), Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER), İnsan Hakları Derneği (İHD) Şirnex Şubesi ile çok sayıda kişi katıldı. &nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>'DEVLETİN FAİLLERİ YARGILAMASI GEREKİYOR’</strong></p>

<p></p>

<p>Açıklamada konuşan DEM Parti Şirnex Milletvekili Zeki İrmez, 1990’lı yıllarda işlenen cinayetlerin "namertçe" olduğunu belirterek, bu cinayetlerin failleri yargılanana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. Ardından Serdar Tanış’ın babası Şuayip Tanış, faillerin ortaya çıkması için verdikleri adalet mücadelesini anlatarak, “Anneler ve babalar olarak sadece kendi çocuklarımızın değil, ne kadar faili meçhul cinayet varsa hepsinin akıbetinin aydınlatılmasını ve faillerinin yargılanmasını istiyoruz. Bu failler ortaya çıkarılana kadar mücadelemiz sürecek” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>ALBAY LEVENT ERSÖZ DÖNEMİ</strong></p>

<p></p>

<p>DEM Parti Silopiya ilçe Eşbaşkanı Adnan Kaplan, 1990’lı yıllarda Kürtlere yönelik uygulamalara dikkat çekerek, “Devlet içerisinde çeşitli yasadışı çıkar şebekeleri mafya usulü örgütlenmiş ve her bir yapı kendine ait bölgeler oluşturmuştur. Bu çeteler, bölge halkının iradesini yok etmek, tamamen teslim almak için insanlık dışı her uygulamaya başvurmuştur” diye belirtti.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Dönemin İl Jandarma Alay Komutanı Albay Levent Ersöz’ün bölgeyi “Şırnak Cumhuriyeti” olarak ilan ettiğini ve HADEP’in siyasi faaliyetlerini sürdürenlere karşı saldırıya geçtiğini hatırlatan Kaplan, “Halkın irade olarak kabul ettiği HADEP’in burada siyasi faaliyetlerde bulunmasına izin vermemek için partiye üye olanlara komplolar düzenlendi, insanlık dışı uygulamalar sergilendi, aileleriyle tehdit edildiler, hapse atma, istifaya zorlama gibi baskılar oluşturdular” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>'MÜCADELELERİNİ BÜYÜTECEĞİZ'&nbsp;</strong></p>

<p></p>

<p>Kaplan faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için verilen mücadeleye değinerek, “O günden bugüne kadar gerek Türkiye’de, gerekse de uluslararası mahkemelerde Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in akıbetlerinin ortaya çıkartılması ve sorumluların cezalandırılması için aileleri ve arkadaşları olarak mücadelemiz devam etmektedir. Devlet adına hareket eden güçler de o günden bugüne kadar benzer komplolarla bize ve arkadaşlarımıza yönelik baskı ve tutuklamalarına devam etmektedir. Bizler, Serdarların, Ebubekirlerin yoldaşları olarak şimdi çok daha güçlü, örgütlü ve kararlı bir şekilde mücadelelerini büyüteceğimizi ve halk olarak irademizi her koşulda ortaya koyacağımızı belirtiyoruz” şeklinde konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Açıklama sloganlarla son buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/230990</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/hadepli-tanis-ve-deniz-icin-aciklama</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 13:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2024/01/690x390cc-srnk-25-01-2024-tanis-deniz-hatin-biranin7.jpg" type="image/jpeg" length="89928"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM, HDP’li siyasetçilerin tutuklamasını hukuksuz bulmadı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/aym-hdpli-siyasetcilerin-tutuklamasini-hukuksuz-bulmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/aym-hdpli-siyasetcilerin-tutuklamasini-hukuksuz-bulmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AYM, DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile tutsak siyasetçiler Zeynep Ölbeci, Alp Altınörs ve Bülent Parmaksız’ın başvurularında, yakalama, gözaltı, tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin “hukuksuz” olmadığını ileri sürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA</strong>&nbsp;- AYM, DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile tutsak siyasetçiler Zeynep Ölbeci, Alp Altınörs ve Bülent Parmaksız’ın başvurularında, yakalama, gözaltı, tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin “hukuksuz” olmadığını ileri sürdü.</p>

<p></p>

<p>Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in ve Kobanê Davasından tutuklu bulunan siyasetçiler Zeynep Ölbeci, Alp Altınörs ve Bülent Parmaksız’ın yaptığı başvurulara ilişkin 23 Ocak ve 24 Ocak'ta aldığı kararın gerekçesini açıkladı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Önder’in yaptığı başvurulara ilişkin verilen kararda AYM, KCK Konseyi üyelerinden Murat Karayılan’a ait olduğu ileri sürülen bir sanal medya hesabından yaptığı paylaşımlara yer vermesi dikkat çekti. Karayılan’a ait olmadığının bilinmesine rağmen yer verilen hesapta 5 Ekim 2014’te paylaşılan bir gönderi, 6-8 Ekim 2014’te Kurdistan ve Türkiye’nin birçok kentinde yaşanan halk protestolarını başlattığına dayanak olarak gösterildi.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>‘TANIKLARIN’ BEYANLARINI DOĞRU KABUL ETTİ</strong></p>

<p></p>

<p>Doğru olmadığı pek çok davada da ortaya çıkan gizli ve açık olarak tanımlanan kişilerin beyanlarının da gerekçe olarak yer aldığı Önder’in kararında AYM, Önder’in “Kişi hürriyeti ve güvenlik hakkının ihlali” kapsamında yaptığı başvurunun idari ve hukuki yollar tüketilmeden yapıldığına işaret etti. AYM, bu gerekçe nedeniyle bu başlıkla yapılan başvuru reddetti. AYM Önder’e ilişkin verilen adli kontrol şeklindeki ceza uygulamalarının da seyahat özgürlüğünü ihlal etmediğini ve bu gerekçe ile yapılan başvuruyu da reddetti. AYM, Önder’in konuşmalarının suçlama konusu yapılmasını da değerlendirerek, söz konusu konuşmalara dair derece mahkemesini henüz karar vermediği, bu nedenle bu aşamada başvurunun incelemesinin mümkün olmadığına yönelik karar verdi.</p>

<p></p>

<p><strong>TUTUKLU HALİ ÖLÇÜLÜ BULDU</strong></p>

<p></p>

<p>Kobanê davasında 4 yıldır tutuklu bulunan HDP eski MYK üyesi Alp Altınörs’un tutuklanması ile “kişi hürriyetinin ihlali” edildiğine dair başvuruya dair de gerekçesini açıklayan AYM, Altınörs’un suçlandığı, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” iddiasını öne sürerek, yerel mahkemenin henüz bir karar vermemesine rağmen Altınörs’un tutuklamasının ölçülü olduğunu savundu. HDP’nin olaylara ilişkin yaptığı çağrıyı ileri süren ve henüz mahkeme karar vermeden olayların yaşanmasında bu çağrının neden olduğunu kabul eden AYM, &nbsp;“Belirtilen tüm hususların tutuklama tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir” ifadesine yer verdi. AYM, Altınörs’un suçlandığı iddialara denk gelen suçlamaların katalog suç kapsamına girdiğini anımsatarak, bu hali de tutuklama halinin uygun olduğuna gerekçe olarak gösterdi. AYM ayrıca Altınörs’ü kaçma şüphesinin de olduğunu ileri sürdü.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>İFADE HÜRRİYETİ İNCELEMESİ ‘GEREKLİ DEĞİL’</strong></p>

<p></p>

<p>AYM, başvurucunun siyasi bir amaçla tutuklandığı ve tutuklama tedbiri nedeniyle ifade hürriyeti, örgütlenme hürriyeti ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği iddialarının incelenmesini ise “gerekli olmadığını” ifade etti ve “kabul edilemez” kararı verdi.</p>

<p></p>

<p>Bülent Parmaksız’ın 17 Aralık 2020 tarihinde “yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ile soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği” yönündeki başvurusunu da değerlendiren AYM, kararına diğer siyasetçilerde olduğu gibi “6-7 Ekim Olaylarına İlişkin Genel Bilgiler” başlıklı kopyala-yapıştır metin ile giriş yaptı.</p>

<p></p>

<p><strong>‘KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ VAR’</strong></p>

<p></p>

<p>Parmaksız’ın kanunda öngörülen gözaltı süresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin hukuk yollarının tüketilmediğini belirten AYM, bu gerekçeyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verdi. AYM, tutuklamanın hukuki olmadığına dönük iddiaya dair ise tutuklama kararını veren Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 6-7 Ekim olaylarına ilişkin müşteki, tanık ve şüpheli beyanları, araştırma/tespit tutanakları ve diğer bilgi ve belgelere dayanarak “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” suçu ile olaylar sırasında işlenen farklı suçlara azmettirme suçları yönünden başvurucu hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunduğunu öne sürdü.</p>

<p></p>

<p><strong>KARARDA GİZLİ VE AÇIK TANIK İFADELERİ YER ALDI</strong></p>

<p></p>

<p>Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan Kobanê Davası’ndaki gizli ve açık tanık ifadelerine yer verilen AYM kararında, “isnat edilen suçlar için öngörülen yaptırımın ağırlığı ve işin niteliği gözetildiğinde uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu görülmektedir” değerlendirmesi yaparken, iddiaya dair “dayanaktan yoksun olduğu” gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verdi.</p>

<p></p>

<p><strong>ÖLBECİ’NİN BAŞVURUSUNDA DA AYNI GEREKÇELER ÖNE SÜRÜLDÜ</strong></p>

<p></p>

<p>Siyasetçi Zeynep Ölbeci’nin 17 Şubat 2021 tarihli yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine dair başvurusu da aynı gerekçelerle kabul edilmedi.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/230956</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/aym-hdpli-siyasetcilerin-tutuklamasini-hukuksuz-bulmadi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2024/01/690x390cc-ank-25-01-2024-aym-kabul-edilemezlik-karari.jpg" type="image/jpeg" length="18415"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyükçekmece Belediyesi’ne operasyon]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/buyukcekmece-belediyesine-operasyon-20-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/buyukcekmece-belediyesine-operasyon-20-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyükçekmece Belediyesi'ne rüşvet iddiasıyla düzenlenen operasyonda 20 kişi gözaltına alındı. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL</strong>- Büyükçekmece Belediyesi'ne rüşvet iddiasıyla düzenlenen operasyonda 20 kişi gözaltına alındı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>İstanbul'da CHP'li Büyükçekmece Belediyesi’ne yönelik rüşvet iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında bazı adreslere baskınlar düzenlendi. Baskınlarda, aralarında belediye başkan yardımcısının da olduğu 20 kişi gözaltına alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/230306</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/buyukcekmece-belediyesine-operasyon-20-gozalti</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jan 2024 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2024/01/690x390cc-ist-18-01-2024-buyukcekmece-rusvet-operasyonu.jpg" type="image/jpeg" length="31780"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kobanê Davası: Gültan Kışanak savunmasına başlayacak]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/kobane-davasi-gultan-kisanak-savunmasina-baslayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/kobane-davasi-gultan-kisanak-savunmasina-baslayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kobanê Davası’nda tutsak siyasetçi Gültan Kışanak, Pazartesi günü esasa dair savunmasına başlayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA&nbsp;</strong>– Kobanê Davası’nda tutsak siyasetçi Gültan Kışanak, Pazartesi günü esasa dair savunmasına başlayacak.</p>

<p>DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında olduğu 108 siyasetçi hakkında açılan Kobanê Davası, Sincan Cezaevi Kampüsü’nde yer alan duruşma salonunda devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KIŞANAK SAVUNMA YAPACAK</strong></p>

<p>Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugünkü duruşmasında gerçekleşen avukat savunmalarının ardından yerine kayyım atanan Amed Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı tutsak siyasetçi Gültan Kışanak’ın esasa dair savunmasının alınmasına karar verildi.</p>

<p>Kışanak, 15 Ocak 2024 tarihinde görülecek olan oturumda savunmasına başlayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/229762</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/kobane-davasi-gultan-kisanak-savunmasina-baslayacak</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2024/01/690x390cc-ank-12-01-2024-kobane-davasi.jpg" type="image/jpeg" length="28983"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DTK davasında beraat: Delege listeleri delil değildir]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/dtk-davasinda-beraat-delege-listeleri-delil-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/dtk-davasinda-beraat-delege-listeleri-delil-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DTK dosyası kapsamında yargılanan Gurbet Çakar hakkında verilen beraat kararının gerekçesinde, DTK'nin delege listelerinin "örgüt üyeliğine" delil yapılamayacağına dikkat çekildi. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED</strong>&nbsp;- DTK dosyası kapsamında yargılanan Gurbet Çakar hakkında verilen beraat kararının gerekçesinde, DTK'nin delege listelerinin "örgüt üyeliğine" delil yapılamayacağına dikkat çekildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Demokratik Toplum Kongresi'ne (DTK) yönelik soruşturma kapsamında hakkında "örgüt üyesi olmak" iddiasıyla dava açılan Gurbet Çakar, 4 Aralık'ta görülen karar duruşmasında beraat etti. Beraat kararının gerekçesinde, Çakar'ın 3 ayrı delege listesinde isminin bulunmasının "örgüt üyeliği" suçlamasına gerekçe yapılamayacağı vurgulandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>DOSYA BOZULDU</strong></p>

<p></p>

<p>DTK’nin 2017’deki 3 ayrı delege listesinde adı bulunması ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Kongreya Jinên Azad (KJA) üyeliği nedeniyle Çakar hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla dava açıldı. Diyarbakır 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2 Haziran 2021’de görülen karar duruşmasında, "delil yetersizliği" gerekçesiyle beraat kararı verildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Savcı, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne itirazda bulundu. İstinaf mahkemesi, yerel mahkemenin beraat kararını itiraz üzerine bozdu. Mahkeme, Çakar hakkında açılan başka dosyaların bulunması, farklı eylemlerinin bulunup bulunmadığına dair araştırma yapılmaması, dosyada gözaltı süresinin belirtilmemesi ve beraat kararıyla birlikte uygulanan adli kontrol tedbiri hakkında karar verilmemesi gerekçelerini bozma kararına gerekçe gösterdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>İKİNCİ BERAAT KARARI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Bunun üzerine Amed ve Mêrdîn'de Çakar hakkında açılan davaların dosyaları birleştirildi. Davanın karar duruşması, 4 Aralık 2023’te görüldü. Savcı, DTK delege listesi ve kapatılan KJA’ya üyelik dışında “örgüte üye olmak" iddiasına dair illiyet bağının kurulamadığını belirtti. Savcı, söz konusu delillerin "şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığını" ifade ederek, beraat yönünde görüş bildirdi. Mahkeme, Çakar’ın beraatına karar verdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>‘LİSTEDE YER ALAN BİLGİLERİ ELDE ETMEK ZOR DEĞİL’&nbsp;</strong></p>

<p></p>

<p>Beraat kararını gerekçesi açıklandı. Gerekçede, “üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması” gerektiğine vurgu yapıldı. Kararda, DTK aramasında el konulan dokümanlardan elde edilen bilgilerin "ulaşılması zor, müşahhas ve spesifik olmadığı" vurgulandı. Kararda, söz konusu delillerin “örgüt üyeliğine” delil olarak gösterilemeyeceği kaydedildi.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/229588</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/dtk-davasinda-beraat-delege-listeleri-delil-degildir</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jan 2024 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2024/01/690x390cc-amd-11-01-2024-dtk-delege-listesi-isim-beraat1.jpg" type="image/jpeg" length="74142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyasi tutsaklar 41 gündür açlık grevinde]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/siyasi-tutsaklar-41-gundur-aclik-grevinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/siyasi-tutsaklar-41-gundur-aclik-grevinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cezaevlerinde "Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa çözüm" talebiyle sürdürülen açlık grevi eylemi 41’inci güne girdi. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ</strong>&nbsp;- Cezaevlerinde "Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa çözüm" talebiyle sürdürülen açlık grevi eylemi 41’inci güne girdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün sağlanması talebiyle Türkiye ve Kurdistan’da bulunan cezaevlerindeki siyasi tutsaklarca başlatılan açlık grevi 41’inci güne ulaştı. 25 yıldır İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde tutulan Öcalan ve adada tutulan diğer 3 ismin aileleri ve avukatları ile görüşmelerine 34 aydır izin verilmiyor.</p>

<p></p>

<p>İmralı’daki tecridin sonlandırılarak Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması amacıyla 10 Ekim 2023’te dünya genelinde 74 merkezde yapılan eş zamanlı açıklamalarla ulusları düzeyde "Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa çözüm" kampanyası başlatılmıştı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üçüncü ayında bulunan kampanya kapsamında cezaevlerinde bulunan siyasi tutsaklarca 27 Kasım'da açlık grevi eylemi başlatıldı. Eylem, 15 Şubat 2024 tarihine kadar devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/229149</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/siyasi-tutsaklar-41-gundur-aclik-grevinde</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jan 2024 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2024/01/690x390cc-cezaevi1.jpg" type="image/jpeg" length="66591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ahmet Türk: Kürtler hazır, diyalog kapıları açık olmalı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ahmet-turk-kurtler-hazir-diyalog-kapilari-acik-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ahmet-turk-kurtler-hazir-diyalog-kapilari-acik-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Öcalan’a dönük tecridin Kürt meselesinin yol açtığı acıların daha da büyümesine neden olacağı uyarısında bulunan Kürt siyasetçi Ahmet Türk, “Diyalog yolunun açılması konusunda devletin ve iktidarın yeniden düşünmesi gerekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>MÊRDÎN</strong>&nbsp;- PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecridin Kürt meselesinin yol açtığı acıların daha da büyümesine neden olacağı uyarısında bulunan Kürt siyasetçi Ahmet Türk, “Diyalog yolunun açılması konusunda devletin ve iktidarın yeniden düşünmesi gerekiyor. Çünkü tarih de bize gösterdi ki inkâr politikası veyahut sindirme politikalarıyla sorunlar çözülmez” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Küresel güçlerin içerisinde yer aldığı 15 Şubat 1999’da gerçekleşen uluslararası komplo ile Türkiye’ye getirilip İmralı Adası’na hapsedilen PKK Lideri Abdullah, buraya konulduğu günden itibaren ağır tecrit koşulları altında. 34 aydır ailesi ve avukatları ile görüştürülmeyen Öcalan’a uygulanan tecrit, Kürt meselesinde çözümsüzlüğü daha da derinleştirmenin adımı olarak devreye konuldu.</p>

<p></p>

<p>Buna karşı uluslararası düzeyde başlatılan “Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” kampanyası ile Kürt meselesinde çözümün kapıları yeniden aralanmaya çalışıyor. Kampanya kapsamında cezaevindeki siyasi tutsaklar da Öcalan için 27 Kasım’dan bu yana açlık grevinde.</p>

<p></p>

<p>Benzer bir süreç 2012 yılında da yaşandı. PKK liderine yönelik ağır tecrit koşullarına karşı 12 Eylül 2012’de Türkiye ve Kûrdîstan cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemlerinin sonucunda Abdullah Öcalan 17 Kasım 2012’de kardeşi Mehmet Öcalan ile görüştürüldü. Hemen ardından ise 3 Ocak 2013’te İmralı’da tarihi bir görüşme gerçekleştirildi. Resmi olarak yapılan bu görüşmede yer alan isimlerden biri dönemin Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Ahmet Türk, diğeri ise Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Elîh Milletvekili Ayla Akat Ata’ydı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bu görüşmenin ardından devlet yetkilileri ve oluşturulan İmralı Heyeti ile yapılan görüşmeler sonucunda 21 Mart 2013’teki Amed Newrozu’nda Abdullah Öcalan’ın mektubunun okunması ile “Çözüm Süreci” olarak anılacak olan İmralı görüşmeleri başlamış oldu. 5 Nisan 2015'de İmralı'daki görüşmelerin devlet &nbsp;eliyle sonlandırılmasının ardından gidilen 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olacak oyu alamayan AKP, yeniden savaş politikalarına sarıldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>PKK lideri ile İmralı’da gerçekleşen ilk görüşmede yer alan Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Öcalan’a yönelik tecrit ile buna karşı başlatılan kampanya kapsamında cezaevlerinde süren açlık grevi eylemini değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>GÖRÜŞMENİN ÖN HAZIRLIKLARI VE İMRALI’YA GİDİŞ</strong></p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan ile 3 Ocak 2013 tarihinde gerçekleştirilen tarihi görüşmeye dair “görüşmenin ön hazırlıkları vardı” diyen Ahmet Türk, “Daha önce Emine Ayna ile birlikte Erdoğan’la Meclis’te bir görüşmemiz olmuştu. O zaman niyetini ortaya koymuştu. Kürt sorununun çözümü konusunda önemli adımlar atacağını, baldıran zehri bile olsa içeceğini ifade etmişti” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Ardından İmralı Adasına gidebilecekleri konusunda kendilerine haber verildiğini paylaşan Türk, “Ben ve Ayla Akat arkadaşımızın gitmesi konusunda bir karar verilmişti. İstanbul’a gittik ve orada cezaevi müdürü bizzat bizi karşıladı. Orada avukatların saatlerce gittiği bir tekne değildi, hızlı giden bir tekneyle yarım saat içinde İmralı’ya vardık” diye belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>‘1993’TE DE 2013’TE DE BARIŞA HAZIR OLDUĞUNU SÖYLEDİ’</strong></p>

<p></p>

<p>Görüşmede Abdullah Öcalan’a “Devletin niyeti konusunda bir bilgiye sahip değiliz. Onun için de sizi yanıltmak istemiyoruz” dediğini aktaran Türk, Öcalan’ın da kendilerine “Evet biliyorum. Zaten görüşmeleri ben yapıyorum. Uzun süredir görüşmeler yapıyoruz. Sonuçta yeni bir sürecin başlangıcı olarak bunu değerlendirmek lazım. Barışçıl bir sürece gitmek. Zaten biz savaştığımız dönemlerde de barışa varmak için savaşıyorduk” cevabı verdiğini kaydetti.&nbsp;</p>

<p>1993 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile yaptığı görüşmenin ardından Abdullah Öcalan ile Şam’da yaptıkları görüşmeyi hatırlatan Türk, “Sayın Öcalan o zaman da barış için hazır olduklarını, bu ülkede artık barışa ihtiyaç olduğunu, halkların ortak, demokratik değerlerde buluşmasının mücadelesini verdiğini ifade etmişti” dedi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘İKTİDAR VE MUHALEFET KÜRTLERİN TALEPLERİNİ İÇSELLETİREMEDİ’</strong></p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan’la 3 Ocak 2013’te gerçekleştirdikleri görüşmenin hemen ardından 9 Ocak 2013’te Fransa’nın başkenti Paris’te, PKK’nin öncü isimlerinden Sakine Cansız’nın (Sara) Leyla Şaylemez ile Fidan Doğan’la birlikte katledildiğini hatırlatan Türk, “Sakine Cansız’ların katledilmesinden sonra düzenlenen bir mitingde Erdoğan’ı suçlayan ağır bir konuşma yaptım. ‘Aslında Kürtlerin katili bu hükümettir’ ifadelerinden sonra heyetler değişti. Diğer arkadaşlar gönderildi” diye belirti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>“Bir halkın hakkını, hukukunu içselleştirmeseniz, o halkın hukukunun, dilinin, &nbsp;kültürünün, yaşadığı topraklarda bir hakkının olduğunu içselleştirmeseniz o meseleyi çözemezsiniz” diyen Türk, şöyle devam etti: “Ama bugüne kadar gerçekten Kürtlerin bir halk olduğunu, bir hakkının olduğunu, talebinin doğru olduğunu içselleştiren bir siyaset anlayışıyla karşılaşmadık. Ne iktidardan ne muhalefetten. Her zaman Kürtler meselesi olunca milliyetçi damarları yükseliyor. Aslında burada milliyetçilikle ırkçılığı birbirinden ayırmak lazım. Bugün milliyetçi olduğunu söyleyenler ırkçı bir anlayışla meseleye bakıyor.”&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>‘HEP İNANCI VARDI, AMA TEMKİNLİ DAVRANIYORDU’</strong></p>

<p></p>

<p>Ahmet Türk, yaptıkları görüşmede Abdullah Öcalan’ın barış konusunda umutlu olduğunu, belli başlı bazı şeylerin gelişeceği ve çözüleceğine inancı olduğunu kaydetti. Türk, “Ama temkinli davranıyordu. Her zaman bazı olumsuzluklar olabilir, bazı gelişmeler olabilir, bu sonuçlanmadan da bu mesele farklı bir noktaya da taşınabilir gibi endişeleri vardı. Bunu da ifade etti. ‘Evet, biz bunları yapıyoruz, var gücümüzle her şeyimizle, inanarak bu meseleyi çözmeye çalışıyoruz. Ama sonuçta devletin nasıl bir yaklaşım göstereceği zaman içinde belli olacak’ diye ifade etmişti” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘İKTİDARIN HESAPLARI TUTMAYINCA MASAYI DEVİRDİ’</strong></p>

<p></p>

<p>Erdoğan’ın “baldıran zehri içerim” sözlerinden bugün savaşta ısrar eden bir çizgiye gelmesini de değerlendiren Türk, şunları söyledi: “Kürtlerin hak, adalet mücadelesi büyüdükçe, devlet bunun önünü kesmeye yönelik bir strateji izliyor. Bu bir devlet politikasıdır. Başur’da (Güney) bir federal yapı oluştu. Bu federal yapı bugün birçok şeyi savunamaz bir yapıda olsa bile sonuçta bir federal devlet ismi var. Rojava’da Kürtlerin demokratik bir Suriye konusundaki mücadelesi, Bakur’da (Kuzey) Kürt halkının demokrasi, hukuk ve adalet, kendi kimlikleriyle ortak bir yaşamı gerçekleştirme mücadelesi ister istemez, devlet tarafından ve mevcut iktidar tarafından tehlikeli olarak görülüyor. Yani Kürtleri potansiyel tehlike gören bir mantık, bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu nedenle bu süreç sona erdirildi. Bu nedenlerden biri. İkinci olarak da 7 Haziran seçimlerinde iktidarın hesapları tutmadı. Kendisi bu süreçten yararlanacağını düşünürken, HDP yüzde 10’lardan yüzde 13’lere çıktı. Bu da Kürtlerin lehine gelişen bir durum. Bu da masanın devrilmesine neden oldu.”&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>‘KÜRTLERİN TALEPLERİ ORTADAN KALKMAYACAK’</strong></p>

<p></p>

<p>Toplumun değiştirilmesi ve dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Türk, demokrasi için mücadele edenlerin güçlü olduğu bir Türkiye’de ancak sorunun çözülebileceğinin altını çizdi. Türk, şu anki devlet politikasının ise Kürtlerin bütün kazanımlarını ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu söyledi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Demokrasi, adalet ve eşitlik mücadelesinde ağır bedeller ödense bile halkın taleplerinin ortadan kalkmayacağına dikkati çeken Türk, “Bugün Filistin olayına baktığımızda 22 bin insan öldürülmesine rağmen Filistin davası bitmeyecek ki. Kürtler üzerinde ne kadar baskı da olsa sonuçta bir halktır. Bu halkın talepleri asla ortadan kalkmayacaktır. Bu talepler elbet her zaman gündeme gelecektir. Tarihe baktığımızda da bunu görüyoruz. İşte Seyit Rıza olayı, Şeyh Said olayı… Ama bütün bunlara rağmen, idamlara rağmen bu bitmedi, daha güçlü bir şekilde, daha örgütlü bir şekilde bugün demokrasi, özgürlük, adalet mücadelesi yürütülüyor” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>‘TECRİT ALTINDA OLMASAYDI ÇÖZÜM İÇİN ÇAĞRI YAPARDI’</strong></p>

<p></p>

<p>“Bugün Sayın Öcalan tecrit altında ise, bu devletin sorunu çözmeme kararlılığından kaynaklanıyor” diyen Türk, devamında “Devlet çok iyi biliyor ki, Sayın Öcalan eğer tecrit altında olmasaydı, rahat bir ortam içinde olsaydı çözüm konusunda gerçekten Türkiye halkını da Kürt halkını da rahatlatabileceği bir strateji ile bu meseleyi yeniden gündeme getirirdi. Bu konuda çağrılarını yapardı. Ama bugün dediğimiz gibi; bütün bu gelişmeler göz önünde tutularak, Kürtleri sindirmeye, susturmaya çalışan bir politika var” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>‘KÜRTLER DİYALOĞA HAZIR, KAPILAR AÇIK OLMALI’</strong></p>

<p></p>

<p>İnsani ve siyasetçi olarak sorunların diyalogla çözüleceğine inandığını, Kürtlerin de diyaloğa hazır olduğunu dile getiren Türk, şunları söyledi: “Ancak devlet bu diyalog yolunu kapatan bir yaklaşım içinde. Her düşüncesini dile getiren, fikirlerini söyleyen Kürt siyasetçiyi veya insanı cezaevlerinde. Bir diyalog yolunun açılması konusunda devletin ve iktidarın yeniden düşünmesi gerekiyor. Çünkü tarih de bize gösterdi ki inkâr politikası veyahut sindirme politikalarıyla bastırma politikalarıyla sorunlar çözülmez. Diyalog yollarının ve kapısının açık olması gerekir. Aslında hep bu arayış içindeyiz. Bugün de böyle bir diyalog ortamının oluşması konusunda partimiz de arkadaşlarımız da çaba gösteriyor. Ama bu tek taraflı olacak bir şey değil. Yani iki tarafın da buna açık olması lazım. Bugünkü koşullarda bu diyalog talebimiz, diyalog arayışlarımız çok da yerini bulmuyor. Adresini bulmuyor. Ama umut ediyorum ki herkes artık bu işin böyle bastırmayla, inkârla çözülmeyeceğini görecektir.”</p>

<p></p>

<p><strong>‘KÜRTLERE YAKLAŞIM TÜRKİYE’NİN MENFAATİNE’</strong></p>

<p></p>

<p>Ahmet Türk, sorunun çözümünde daha örgütlü, daha güçlü, Kürt halkını ikna edecek bir yaklaşım içinde güçlü bir siyaset anlayışının ortaya konulması gerektiğini de vurguladı.</p>

<p></p>

<p>Türk, “Eğer bunu başarabilirsek bence siyasetteki rolümüz, oynadığımız rol, gücümüz daha fazla ortaya çıkacaktır. Burada yeniden bir diyalog ortamının yaratılmasını beraberinde getirecektir. Aslında zaman zaman bunu söylüyoruz. Yürüttüğünüz siyaset sadece Kürtlere zarar vermiyor. Türkiye halkına da zarar veriyor. Halklarımızın mağduriyetine sebep oluyor. Halklar arasındaki gerginliğin artmasına neden oluyor. Bir ayrışma politikasının büyümesine neden oluyor. Bu yanlış bir politikadır. Bu politikanızı yeniden gözden geçirin. Kürtleri kucaklayacak ve Kürtlerin adalet, özgürlük ve eşitlik taleplerini gözden geçirecek ve bunu içselleştirecek bir yaklaşım içinde olmanız gerekir diyoruz. Bunun Türkiye’nin menfaatine olduğunu söylüyoruz. Elbette ki barışçıl bir ortam, demokratik bir Türkiye hem Kürtlerin yararınadır hem de Türkiye halkının yararınadır. Ama maalesef bunu görmekten uzak bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘YÜRÜTÜLEN SİYASET ACILARI BÜYÜTECEK’</strong></p>

<p></p>

<p>İktidara çağrıda bulunan Türk, son olarak şunları söyledi: “Yürütülen siyaset hiçbir şeyi çözmeyecek, yürütülen siyaset acıların büyümesine neden olacak. Ama kucaklayıcı bir siyaset Türkiye’nin ve bu bölgenin, bu coğrafyanın demokrasiye kavuşması ve halkların kardeşliği, halkların ortak değerler etrafında buluşmasını beraberinde getirecektir. Bunu hep ifade ediyoruz, bu çağrıyı bugün de yapıyoruz.”</p>

<p></p>

<p><em><strong>MA / Ahmet Kanbal&nbsp;</strong></em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/228951</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ahmet-turk-kurtler-hazir-diyalog-kapilari-acik-olmali</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jan 2024 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2024/01/690x390cc-mrd-04-01-2024-ahmet-turkten-tecrit-acilari-buyutecek1.jpg" type="image/jpeg" length="58674"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Demirtaş: Tahir ustaya ve bütün anne babalara ithaf ediyorum]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/demirtas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/demirtas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kobanê Davası’nda savunmasına devam eden HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Savunmamı okuma yazması olmadan alın teriyle 7 çocuğu yetiştiren babama ithaf ediyorum” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA</strong>&nbsp;- Kobanê Davası’nda savunmasına devam eden HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Savunmamı okuma yazması olmadan alın teriyle 7 çocuğu yetiştiren babama ithaf ediyorum” dedi.</p>

<p></p>

<p>DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobanê Davası, Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki salonda devam ediyor.</p>

<p></p>

<p>Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen duruşmaya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri, DEM Parti Hukuk Komisyonu ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ile çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Tutsak siyasetçilerden Sebahat Tuncel, Aynur Aşan, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız, Ali Ürküt ve Nazmi Gür, duruşma salonunda yer alırken, farklı cezaevlerinde tutuklu bulunan siyasetçiler ise Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı.</p>

<p></p>

<p>Duruşma başlamadan önce SEGBİS’le katılan avukatlar ve katılımcılar ile mahkeme başkanı, 31 Aralık’ta babası vefat eden Demirtaş’a başsağlığı dileğinde bulundu. Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş da Diyarbakır’dan SEGBİS ile bağlanarak Demirtaş’a başsağlığında bulundu ve “Binlerce insanla babayı son yolculuğuna uğurladık. Binlerce kişi katıldı, herkesin sana selamı var, taziyelerini bildirdiler” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>&nbsp;Demirtaş da taziyeleri kabul ederek, herkese teşekkür etti. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kimlik tespitinin ardından dosyaya eklenen evrakların okunmasıyla başlayan duruşma, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın esasa dair savunması ile devam etti.</p>

<p></p>

<p><strong>‘ACIMIZI BAL EYLEYEREK DURUŞUMUZU KORUYACAĞIZ’</strong></p>

<p></p>

<p>Yazar Paul Auster’in, “Yalanı geri alamazsın gerçek bile yetmez bile buna” sözlerine atıfta bulunan Demirtaş, “Bu kumpas davasında saf katışıksız bir yalan var. Biz yıllardır gerçekleri anlatarak yalanı anlatmaya çalışıyoruz. Yalanın geri alınamayacağını biliyoruz. Bu yalanı alanı mazoşistçe bir haz aldıklarını biliyoruz. Biz de boyun eğmeden acılarımızı bal eyleyerek duruşumuzu koruyacağız. Tarihi yalanları bir kez daha ifşa edeceğiz ve konuşmamızı sürdüreceğiz” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>'SAVUNMAMI BABAMA İTHAF EDİYORUM'</strong></p>

<p></p>

<p>31 Aralık’ta babasını kaybeden Demirtaş, “Savunmamı okuma yazması olmadan alın teriyle 7 çocuğu yetiştiren babama, Tahir ustaya ve bütün anne babalara ithaf ediyorum” sözlerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Duruşma Demirtaş’ın savunmasıyla devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/228783</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/demirtas</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jan 2024 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2024/01/690x390cc-ank-02-01-2023-kobane-davasi-demirtas.jpg" type="image/jpeg" length="65379"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tuncel’in babası: Açlık grevini sahiplenelim]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/tuncelin-babasi-aclik-grevini-sahiplenelim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/tuncelin-babasi-aclik-grevini-sahiplenelim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sincan Kadın Cezaevi’nde açlık grevi eylemine katılan DBP eski Eş Genel Başkanı Sabahat Tuncel’in babası Fahrettin Tuncel, açlık grevlerinin sahiplenmesi için kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>MELETÎ&nbsp;</strong>- Sincan Kadın Cezaevi’nde açlık grevi eylemine katılan DBP eski Eş Genel Başkanı Sabahat Tuncel’in babası Fahrettin Tuncel, açlık grevlerinin sahiplenmesi için kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.&nbsp;</p>

<p>Kurdistan ve Türkiye cezaevlerindeki tutsaklar, "Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa çözüm" kampanyası kapsamında 27 Kasım'da dönüşümlü açlık grevi eylemine başladı. Açlık grevine başlayan tutsaklardan biri de Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Sabahat Tuncel. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>6 Kasım 2016 yılından bu yana siyasi gerekçelerle Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan Tuncel, Kobanê Davası nedeniyle Sincan Kadın Cezaevine sevk edildi. Tuncel, 27 Aralık’ta Mukkades Kabak ve Melek Kartal ile birlikte açlık grevine başlayacaklarını duyurdu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Sabahat Tuncel’in babası Fahrettin Tuncel, açlık grevi eylemlerinin daha fazla sahiplenmesi gerektiğini belirterek, duyarlılık çağrısında bulundu.</p>

<p></p>

<p><strong>‘TECRİT TÜM TOPLUMA UYGULANIYOR’</strong></p>

<p></p>

<p>Bir hafta önce yaptığı telefon görüşmesinde kızı Sabahat Tuncel’in açlık grevlerinin sahiplenmesi için topluma duyarlılık çağrısı yaptığını aktaran baba Tuncel, “Tutsakların açlık grevi eylemine başlamasının nedeni İmralı’dan başlayıp tüm cezaevlerine yayılan tecrit uygulaması. Sanki bir kişi üzerinde tecrit uygulanıyor gibi gösterilse de aslında tüm toplum üzerinde uygulanan bir tecrit söz konusu. Tecrit bir insanlık suçudur. Bir insan 3 yıldır aile ve avukatlarıyla görüştürülmüyor. Dünyada eşi benzeri olmayan bir tecrit söz konusu. Bu tecridin nedeni siyasidir. &nbsp;Abdullah Öcalan öncü olduğu için onun üzerinde uygulanarak tüm topluma yayılıyor. Tutsaklarda bu hukuksuzluğa karşı açlık grevi eylemine başladı” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘ÖCALAN İLE GÖRÜŞÜLÜRSE ÖLÜMLER DURUR’</strong></p>

<p></p>

<p>PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde sürdürülen ağırlaştırılmış tecridin Kürt sorununun çözümü önündeki önemli engellerden biri olduğunun altını çizen Tuncel, “Sabahat hem milletvekilliği yaptığı dönemde de cezaevinde olduğu süreçte de iktidarın yaptığı yanlışları anlatıyor. Bu ülkede Kürt sorunun olduğunu ve bu sorunun muhatabının da Sayın Abdullah Öcalan olduğunu söylüyor. Sayın Öcalan ile görüşme sağlanırsa ölümlerin önü kesilir. Ancak bu sesin halka ulaşmasını engelliyorlar. Tecrit çözümün önünde büyük bir engel” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>TOPLUMSAL MUHALEFET&nbsp;</strong></p>

<p></p>

<p>Tecridin son bulması ve Kürt sorununun demokratik yollardan çözülmesi için toplumsal muhalefetin iktidara baskı yapması gerektiğini vurgulayan Tuncel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Siyasi iktidar, herkese eşit bakmak zorunda. Ancak muhalefete hakaret ederek toplumu kutuplaştırıp milliyetçilik üzerinden iktidarlarını sürdürüyorlar. İktidar, bu sorunun çözülmemesi ve iktidarda kalmak için ayak diretiyor. Ancak toplumsal muhalefetin baskısıyla bu sorunlar çözülür.”&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>DUYARLILIK ÇAĞRISI</strong></p>

<p></p>

<p>Açlık grevi eylemlerine destek olmak için daha fazla kamuoyu oluşturmak gerektiğini dile getiren Tuncel, “Toplumunda bu sese kulak vermesi ve destek olması lazım. Bu açlık grevine hepimizin sahip çıkması gerekiyor. Maalesef açlık grevleri dışarda yeterince karşılık bulamıyor. İnsanlar orada, bu tip sorunlara çözüm olmak için açlık grevine başvuruyor. &nbsp;Halkın bu sorunun sadece Abdullah Öcalan’ın ve cezaevlerinin sorunuymuş gibi bakmaması gerekiyor. Bu sorunun toplumsal bir sorun olduğunu algılayıp, cezaevlerinde başlatılan açlık grevlerini bu şekilde sahiplenmesi lazım” şeklinde konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><em><strong>MA / Mahmut Altıntaş</strong></em></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/228777</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/tuncelin-babasi-aclik-grevini-sahiplenelim</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jan 2024 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2024/01/690x390cc-mlt-02-01-2024-bave-sebahat-tuncel-fexredin-tuncel-greva-bircibune1.jpg" type="image/jpeg" length="77895"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Roboskî Katliamı’nda gözler AYM'de]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/roboski-katliaminda-gozler-aymde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/roboski-katliaminda-gozler-aymde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Roboskî Katliamı için ikinci kez başvuru yapılan AYM’den “ihlal” kararı çıkması durumunda yargılama süreci yeniden başlayacak. Elîh Baro Başkanı Erkan Şenses, “Benzerlerinin yaşanmaması için bu katliamda sorumluluğu bulunanlar yargı önüne çıkarılmalı” dedi. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ŞIRNEX</strong>&nbsp;- Roboskî Katliamı için ikinci kez başvuru yapılan AYM’den “ihlal” kararı çıkması durumunda yargılama süreci yeniden başlayacak. Elîh Baro Başkanı Erkan Şenses, “Benzerlerinin yaşanmaması için bu katliamda sorumluluğu bulunanlar yargı önüne çıkarılmalı” dedi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Şirnex’ın Qileban (Uludere) ilçesine bağlı Roboskî köyünde, 28 Aralık 2011’de 19’u çocuk 34 kişinin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçakları ile bombalanarak katledilmesinin üzerinden 12 yıl geçti. Aradan geçen bunca zaman içerisinde sorumlularının tek birinden bile hesap sorulmayan katliam, devletin işledikleri suçlar karşısında kolluk kuvvetlerine dair izlediği “cezasızlık” politikasının en somut örneklerinden biri.</p>

<p></p>

<p>Yaşanan onca ölüme rağmen iktidar güdümündeki medya katliamı görmezden geldi. Ana akım medya, ancak ertesi gün Genelkurmay Başkanlığının resmi sitesinde yayımlanan duyuruyla konuyu gündemine aldı. Büyük tepkilere yol açan olayın ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı katliama dair 8 Ocak 2012’de soruşturma başlatıp “gizlilik” kararı aldı. Soruşturma devam ederken TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesinde Uludere Alt Komisyonu kuruldu. Komisyon, incelemeleri sonucunda Mart 2013'te 84 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda olayın “Sivil idare ile askeri yetkililer arasında koordinasyonsuzluk” sonucu yaşandığı belirtilerek, “kasten yapıldığına dair bir delilin bulunamadığı” sonucuna varıldı.</p>

<p></p>

<p><strong>KATLİAM 'KAÇINILMAZ HATA' SAYILDI</strong></p>

<p></p>

<p>Raporun ardından Haziran 2013’te Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı hakkında “görevsizlik kararı” aldığı dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığı'na gönderdi. Askeri Savcılığı, 7 Ocak 2014’te dosyada ‘şüpheli’ olarak adları geçen Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral İlhan Bölük, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yıldırım Güvenç, 2. Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanı Albay Aygün Eker, 2. Ordu Harekât Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Halil Erkek ve 2. İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı Tuğgeneral Ali Rıza Kuğu hakkında “kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde karar verdi. Bu kararın gerekçesini ise, “Gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görevin gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri” ifadelerine yer verdi.</p>

<p></p>

<p><strong>AYM VE AİHM'E EKSİK BAŞVURU</strong></p>

<p></p>

<p>Hayatını kaybedenlerin yakınları Temmuz 2014’te Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yaptı. Ancak mahkeme, başvuruda eksiklikler olduğunu belirtti ve “eksikliğin süresinde giderilmemesi” gerekçesiyle başvuruyu 24 Şubat 2015’te usulden reddetti. Bunun üzerine 281 başvurucu ile dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. AİHM ise, yaklaşık 2 yıl boyunca beklettiği dosya başvurusunu 17 Mayıs 2018’de iç hukuk yolları tükenmediği için “kabul edilemez” bularak reddetti. Davanın AİHM tarafından kabul edilmemiş olmasından Şırnak Barosu'nu sorumluğunun bulunduğunu söyleyen dönemin HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, süreci takip etmediği için HDP Hukuk Komisyonu'nu eleştirdi.</p>

<p></p>

<p>Dosyanın cezasızlıkla kapatılmak istenmesine karşı avukatlar yeni bir adım atarak Adalet Bakanlığından Askerî Savcılığın verdiği “takipsizlik” kararına Askerî Sulh Ceza Hakimliği’nin onay vermesine dair kararın Yargıtay’da kaldırılmasını talep etti.</p>

<p></p>

<p>Aynı dönemde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın katıldığı bir televizyon programında “Uludere konusunun, uçak konusunun tekrar inceleneceğini düşünüyorum” sözlerini sarf ederek olayın arkasında Gülen Cemaatini işaret etmesinin ardından dava avukatları, Haziran 2019’da Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. “Yeni delil varlığı” sebebiyle Roboski dosyasının yeniden açılmasını talep etti. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ise “yetkisizlik” kararı vererek, dosyayı Uludere Cumhuriyet Savcılığına gönderdi. Uludere Başsavcılığı dosya hakkında 2021 yılında yeniden “takipsizlik” kararı verdi. Karara ilişkin yapılan itiraz da reddedildi.</p>

<p></p>

<p><strong>&nbsp;BAKANLIK 4 YIL SONRA CEVAP VERDİ</strong></p>

<p></p>

<p>Roboskili aileler bunun üzerine 6 yıl sonra 9 Nisan 2021'de yine AYM’ye başvurdu. Avukatların Askerî Savcılığın verdiği “takipsizlik” kararının kaldırılması için başvurduğu Adalet Bakanlığından yanıt ise 4 yıl sonra Mayıs 2023’te geldi. Bakanlık, dosyanın Yargıtay’a taşınmasına gerek görmedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>GÖZLER AYM’DE</strong></p>

<p></p>

<p>Bunun üzerine Robiskî’ye dair adalet talebinde gözler AYM’den çıkacak karardı. Karar aşamasına gelen başvuruda yüksek mahkemenin ihlal” kararı vermesi durumunda dava yeniden açılabilecek.</p>

<p></p>

<p>Roboskîli ailelerin avukatlarından Êlih Baro Başkanı Erkan Şenses, katliamın 12’nci yıldönümünde yürüttükleri adalet mücadelesine dair MA’ya konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>'BAKANLIĞIN KARARI SKANDAL'</strong></p>

<p></p>

<p>Öncelikle başvuru yaptıkları Adalet Bakanlığı’ndan 4 yıl sonra aldıkları yanıt üzerinde duran Baro Başkanı Erkan Şenses, AKP iktidarın bu kararla kendisiyle çeliştiğini dile getirdi. Bakanlığın, Askeri Mahkemenin takipsizlik kararına yapılan itirazı reddettiğine dair kararını Yargıtay’a götürme yetkisine sahip olduğunu söyleyen Erkan Şenses, Bakanlığa yaptıkları başvuruda kararın Yargıtay’a taşınmasını veya Yargıtay’ın bu kararının incelenmesinde hukuka aykırılık varsa bozulmasını talep ettiklerini ama bakan yardımcısı imzasıyla aldıkları yanıtta Yargıtay’a gidilmesine gerek görülmediğini aktardı.</p>

<p></p>

<p>Bunu &nbsp;“skandal” olarak tanımlayan Şenses, nedenini şöyle açıkladı: “Çünkü siyasal iktidar 2017'de topluma askeri yargının, askeri Yargıtay’ın ve askeri mahkemenin tarafsız ve bağımsız olmadığını söylemişti. Referandumda askeri yargının kaldırılmasını için 'Evet' oyu topladı. Ama aynı iktidar maalesef 2014 yılında askeri yargının verdiği bir kararı Yargıtay’a götürmeye gerek duymadı ve bu ciddi bir çelişkidir."&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>‘İKTİDAR BU DOSYADA TARAF!’</strong></p>

<p></p>

<p>İktidarın Roboskî davasında taraf olduğunu söyleyen Şenses, "Bakanlık, dosyayı ‘kanun yararına bozma yoluna gidilmesine gerek görülmedi’ gibi kısa bir gerekçe öne sürdü. Ancak askeri yargıyı kaldırmakla övünen bir yasal iktidar için büyük bir çelişkidir. Askeri yargının tarafsız, bağımsız olmadığını her fırsatta dile getiren iktidar, askeri yargı tarafından verilen Roboskî kararını da sivil Yargıtay tarafından tekrar incelenmesinin önünü açmalıydı. Bunun önünü açmaması bu dosyada siyasetin taraf olduğunu göstermektedir. Bu nedenle AYM’ye yaptığımız başvuru daha büyük bir önem kazanmaktadır. Umarız AYM bu başvuruda gerekli incelemeyi yaparak ihlal tespitinde bulunur ve sorumluların yargılanmasının önünü açar” ifadelerini kullandı. &nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>‘ESASTAN İHLAL KARARI BEKLİYORUZ’</strong></p>

<p></p>

<p>AYM’den çıkmasını bekledikleri karara dikkat çeken Şenses, yüksek mahkemenin “ihlal” kararı vermesi halinde Roboskî davasının yeniden açılacağını ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Şenses, “AYM önündeki başvurumuz karar aşamasındadır. Buradan olumsuz bir karar çıkması halinde dosyayı yeniden AİHM'e taşıyacağız ve AİHM bu kez dosyayı esastan görüşecek. Çünkü ilk başvuruda esastan görüşmemişti. AİHM, ilk başvuruyu AYM’nin eksiklikler olduğu sebebiyle reddetmesini gerekçe gösterip başvuruyu kabul edilemez bulmuştu. Ancak bu kez AYM’nin vereceği esastan bir ihlal kararı bekliyoruz. Ama AYM ‘kabul edilmezlik’ kararı verse dahi AİHM'in bu kararı esastan inceleyeceğini söyleyebilirim” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Roboskî’nin faillerinin cezasız kalmaması için hukukçular olarak ellerinden gelen her türlü çabayı vereceklerini söyleyen Baro Başkanı, “Çünkü bu konuda benzer ağır ihlallerin, katliamların yaşanmaması için ve bu katliamda rol oynayan, sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların yargı önünde çıkarması elzemdir” dedi.</p>

<p></p>

<p>Roboskî’yi sahiplenmeye konusunda kamuoyuna da büyük sorumluluk düştüğünü vurgulayan Şenses. “Coğrafyamızda bir daha bu tür katliamların yaşanmaması için Roboskî katliamı her daim anılmalı ve bu katliamın sorumlularının yargı önüne çıkması için gerek mağdurlara, gerek biz avukatlara manevi desteğin sunulması gerekiyor" diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><em><strong>MA / Fethi Balaman - Zeynep Durgut</strong></em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/228375</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/roboski-katliaminda-gozler-aymde</guid>
      <pubDate>Thu, 28 Dec 2023 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2023/12/1440x810-cmsv2-145d629b-0b1d-5614-b840-11d7baae9712-4400318.webp" type="image/jpeg" length="70281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Roboskî'de adaletsizlik 12'nci yılında]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/roboskide-adaletsizlik-12nci-yilinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/roboskide-adaletsizlik-12nci-yilinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Roboskî’de 19'u çocuk 34 kişinin savaş uçaklarıyla katledilmesinin üzerinden 12 yıl geçti. Faillerin yargılanması için adalet mücadelelerini sürdüren aileler, "Kıyamete kadar davacıyız" dedi. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ŞIRNEX</strong>&nbsp;- Roboskî’de 19'u çocuk 34 kişinin savaş uçaklarıyla katledilmesinin üzerinden 12 yıl geçti. Faillerin yargılanması için adalet mücadelelerini sürdüren aileler, "Kıyamete kadar davacıyız" dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Şirnex’ın Qileban (Uludere) ilçesine bağlı Roboskî köyünde 28 Aralık 2011’de 19’u çocuk 34 kişinin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçakları ile bombalanarak katledilmesinin üzerinden 12 yıl geçti. Aradan geçen yılarda failler korundu, katledilenlerin yakınlarına ise davalar açıldı. Dönemin Başbakanı ve halen Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan AKP’li Tayyip Erdoğan, “TSK görevini samimi bir şekilde yapmıştır” açıklamasıyla katliamı meşrulaştırmaya çalışıp, ailelerden hesaplarına yatırılan tazminatları alarak susmalarını bekledi. Ancak aileler, adalet için yıllardır mücadele ediyor.&nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soruşturmalardan sonuç alamayan aileler dosyayı, Temmuz 2014’te bin 108 avukatla birlikte Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) taşıdı. Ancak AYM 26 Şubat 2016’da 53 başvurucudan 3’ünün avukatlarının vekaletnamelerini 2 gün geciktirmeleri dolayısıyla “eksik evrak” gerekçesi ile başvuruyu reddetti. Bunun üzerine 281 başvurucu ile dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. AİHM de, 17 Mayıs 2018’de “belgelerin iki gün gecikmesi” gerekçesiyle başvuruyu “kabul edilemez” bularak reddetti. Katliam üzerinden tam 12 yıl geçti ancak Roboskî'nin yarası halen kanıyor. Ailelere verilen sözler yerine getirilmezken, ailelerin adalet mücadelesi ise hiç durmadı. Katliamın yıldönümü vesilesiyle konuşan Roboskîli aileler, davanın takipçisi olmaya devam edeceklerini belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>'KIYAMETE KADAR DAVACIYIZ'</strong></p>

<p></p>

<p>Katliamda katledilen 16 yaşındaki Şervan Encü'nün annesi Leyla Encü, yıllardır adalet mücadelesi verdiklerini ifade ederek, “Katledilen 34 şehidin annesiyim. Hepsi benim çocuklarımdı. Katliamın üzerinden 12 yıl geçti. Çocuklarımızın katillerini adalet önüne bir gün çıkarırlar diye sürekli haberleri izliyoruz. Gözümüz ve kulağımız gelecek güzel bir haberde. Yıllardır adalet bekliyoruz. Roboskî'nin failleri bulunsun diye mücadele ediyoruz. Umudumuzu hiçbir zaman yitirmedik. Devlet bize dünyayı da verse, kıyamete kadar bu davanın takipçisi olacağız, bize unutturamayacaklar. Var olduğum sürece Şivanim ile 33 kişi için adalet isteyeceğim. Türk devletinin bize yaptığını biz kabul etmeyeceğiz" dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>'12 YILDIR MEZARLARINDA ADALET TALEP EDİYORUZ'</strong></p>

<p></p>

<p>12 yıldır acılarının hiç eksilmediğini söyleyen Encü, “Roboskî katliamı olduğu günden beri her gün bir katliam yapıyorlar. Çünkü biz Kürdüz o yüzden her gün öldürülüyoruz. Sadece bir sefer de Erdoğan kalkıp, ‘gelin sorununuz nedir, talebiniz nedir' desin. Katliamla, yok saymakla bu sorun çözülmez. Biz bu devlete ne yaptık? Biz dilimizin, kimliğimizin davasını veriyoruz. Bizler barış mücadelesini veriyoruz. Bizim çocuklarımız katledildi başka çocuklar katledilmesin. Nerede bir Kürt çocuğu katledilse bizler aynı acıyı tekrar tekrar yaşıyoruz. Kürtler öldürülmekle bitmez. Ne zaman bize, ‘Bunlar sizin failleriniz ve yakaladık' deseler o zaman rahatlayacağız. 12 yıldır mezarları başında adalet istiyoruz. 12 yıldır kendi evlerimizde keyifle yemek yapıp yemedik. Bu çocukları Türk devleti öldürsün diye doğurmadık ve büyütmedik. Onlar para verirse çocuklarımızı unutacağımızı mı düşünüyorlar? Çocuklarımıza bu ihaneti yapmayız" diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>'DEVLETİN GÖZÜ ÖNÜNDE KATIRLARINA BİNİP GİTTİLER'</strong></p>

<p></p>

<p>Katledilenlerden Serhat Encü'nün annesi Halime Encü de, devletin bilerek ve planlayarak çocuklarını katlettiğini söyledi. Anne Encü, “Roboskî'ye halen adalet gelmedi. Roboskî'nin başına gelen kimsenin başına gelmedi. Benim oğlum 17 yaşına girecekti. Biz onun eve getirdiği para ile geçimimizi sağlıyorduk. Gidip mazot getirip satıyorlardı. Bununla da sadece 50 lira kazanabiliyorlardı. Sabah saat 3'te yola çıktılar. Taburun gözü önünde katırlara binip gittiler. Kaçak yollardan gitmiyorlardı, serbest gidip geliyorlardı. Sabah saat 3'te gidip saat 7'de geliyorlardı. Onların gözü önünde gidip geliyorlardı. Bu saldırı planlı değil de nedir? Neden o zaman devlet onlara ‘geri dönün’ demedi, neden engellemedi? Kaçakçı değillerdi. Okulla gidiyordu ve ihtiyaçlarını karşılamak için gidiyorlardı. Son gün arkadaşlarıyla birlikte bizim evde toplandılar. Birlikte çay içip, yemek yediler. O gün bende babası da ona gitme dedik. Pikniğe, düğüne gidiyorlar gibi mutluydular o gün. Gittiler ve bizim gözümüz yollarda kaldı. Dönüş saatleri geldi geçti ama onlar gelmedi. Daha sonra küçük oğlum eve gelip, ‘anne köyün büyükleri toplanmış bombardıman yapıldığını söylüyor' dedi. O güne kadar devletin 34 insanı bombalayacağı aklıma gelmezdi" diye belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>'KATLİAMIN ÜSTÜNÜ ÖRTMEYE ÇALIŞTILAR'&nbsp;</strong></p>

<p></p>

<p>Adalet taleplerinin bütün dünya tarafından duyulduğunu ama devlet tarafından duyulmadığına dikkat çeken Encü, “24 saat geçtikten sonra devlet katliamının üstünü örtmek için her şeyi yaptı. Eğer ki katliamı örtme çabasına girmeseydi belki halk gider bir kaçını kurtarırdı. Ama olayı kapatmaya koyuldular. Onlar da bu ülkenin vatandaşıydı, bu devletin kimliğini taşıyorlardı. Ben var olduğum sürece unutmayacağım. Biz çocuklarımızı tanıyamadık. Onların parçaları ile katırların parçaları birbirine karışmıştı. Artık Roboskî'ye adalet gelsin. Bu katliamda kimin parmağı varsa ortaya çıkartsınlar. Var olduğum sürece unutmayacağım ve adalet demekten vazgeçmeyeceğim" ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>'İKİNCİ GİDİŞİYDİ, KATLEDİLDİ'</strong></p>

<p></p>

<p>Katledilen 34 kişiden 16 yaşındaki Selahattin Encü’nün sınırın öte tarafına ikinci gidişiydi. Encü'nün annesi Fehime Encü, başka hiçbir bir imkanları olmadığı için oğlunun gittiğini belirterek, “Oğlumun ayağında lastik ayakkabılar vardı. Küçüktü okula gidiyordu. Para olmadığı için sınıra gidiyordu. İkinci gidişiydi ve katledildi. Oğlum daha 16 yaşındaydı. Tek talebim 34 kişinin failinin bir an önce bulunmasıdır. Katliamın üzerinden 12 yıl geçti ama failler halen bulunmadı. Failler bulunursa içimiz biraz da olsa rahatlar diyorduk ama bulunmadı. 12 yıldır yaramız kanıyor. Benim devletin adaletine inancım yok ama Allah'ın adaletine inancım var” şeklinde konuştu. &nbsp;</p>

<p></p>

<p><em><strong>MA / Zeynep Durgut</strong></em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/228150</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/roboskide-adaletsizlik-12nci-yilinda</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Dec 2023 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2023/12/roboski-katliami-scaled.jpg" type="image/jpeg" length="21209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM'den Can Atalay kararı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/aymden-can-atalay-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/aymden-can-atalay-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AYM, Can Atalay için yapılan ihlal başvurusunu Genel Kurul'a sevk etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ</strong>&nbsp;- AYM, Can Atalay için yapılan ihlal başvurusunu Genel Kurul'a sevk etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP) tutsak olan milletvekili Can Atalay hakkında verilen ihlal kararının uygulanmaması gerekçesiyle yapılan ikinci başvuruyu görüştü. AYM, ihlal başvurusunu Genel Kurul'a sevk etti. Konuya ilişkin açıklamada, "Birinci bölümde görüşülen Can Atalay başvurusu oy birliği ile Genel Kurula sevk edilmiştir" denildi.</p>

<p></p>

<p><strong>NE OLMUŞTU?</strong></p>

<p></p>

<p>AYM, 14 Mayıs'ta TİP Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay'ın bireysel başvurusunu karara bağlamıştı. AYM, 25 Ekim tarihli kararında Atalay’ın "seçilme hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği" haklarının ihlal edildiğine hükmetmişti.</p>

<p></p>

<p>İhlal kararı sonrası dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM’nin Can Atalay hakkındaki bu kararına oy birliğiyle karşı çıkmıştı.</p>

<p></p>

<p>Daire, Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik işlemlere başlanması için kararın örneğinin Meclis Başkanlığı'na gönderilmesi kararı da almıştı. Daire ayrıca hak ihlali karar veren AYM üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulunmuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Avukatlar, Atalay için Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) ikinci kez bireysel başvuru yapmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/226911</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/aymden-can-atalay-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2023/12/690x390cc-mrk-13-12-2023-can-atalay.jpg" type="image/jpeg" length="91904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[7 yıl 6 aylık hapsin gerekçesi: Konuşma, kitap ve haber]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/7-yil-6-aylik-hapsin-gerekcesi-konusma-kitap-ve-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/7-yil-6-aylik-hapsin-gerekcesi-konusma-kitap-ve-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TJA aktivisti Ayşe Ekinci'ye verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasının gerekçesinde, el konulan kitaplar, Newroz'da yaptığı konuşma ve hakkında çıkan bir haber yer aldı.  ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SÊRT</strong>&nbsp;- TJA aktivisti Ayşe Ekinci'ye verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasının gerekçesinde, el konulan kitaplar, Newroz'da yaptığı konuşma ve hakkında çıkan bir haber yer aldı. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivisti Ayşe Ekinci'nın "örgüt üyeliği" ve "örgüt propagandası" iddialarıyla tutuksuz yargılandığı dava, 9 Kasım'da karara bağlandı. Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Ekinci’ye “örgüt üyeliği” iddiasıyla 7 yıl 6 hapis cezası verdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Mahkeme, hapis cezasının gerekçesini açıkladı. Gerekçede, Ekinci’nin 2018 Sêrt Newrozu'nda yaptığı konuşmada “Zekiya, Kawa, Mazlum ve Rewşan” isimlerinden bahsettiği ve söz konusu kişilerin "örgüt mensubu" olduğu belirtildi. Ayrıca 2018 yılı emniyet tarafından başlatılan bir soruşturma kapsamında yapılan dinlemelerde Ekinci'nin, cezaevinde hayatını kaybeden bir isim için "şehit" ifadesi kullandığı kaydedildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><a href="https://mezopotamyaajansi.net/staticfiles/40_srt-12-12-2023-tja-aktivisti-ceza-duyum-bilgi-2.JPG" rel="nofollow" title=""><img src="https://mezopotamyaajansi.net/staticfiles/40_srt-12-12-2023-tja-aktivisti-ceza-duyum-bilgi-2.JPG" /></a></p>

<p><em><strong>TJA aktivisti Ayşe Ekinci</strong></em></p>

<p></p>

<p>Verilen cezaya gerekçe yapılan bir diğer iddia ise, Ekinci’nin 7 Eylül 2020’de gözaltına alınmasına dair Fırat Haber Ajansı'nda (ANF) yer alan bir haber. Söz konusu haberde Ekinci'nin TJA aktivisti olduğunun belirtildiği ifade edildi. Ayrıca TJA aktivistliği ise kriminalize edildi. &nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yine, Ekinci’nin kaldığı adreslerde yapılan ev baskınlarında el konulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kitapları ile bazı hakkında toplatma kararı bulunan kitaplar cezaya gerekçe yapıldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>TAKİPSİZLİK KARARI GEREKÇE YAPILDI</strong></p>

<p></p>

<p>Cezanın gerekçesini değerlendiren Ekinci, cezayı "kadın mücadelesine saldırı" olarak değerlendirdi. Hakkında açılan soruşturmaların siyasi faaliyetlerinden kaynaklandığını kaydeden Ekinci, cezaya gerekçe yapılan 7 Eylül 2020’deki Amed’deki ev baskınına dair şunları söyledi: "Şikâyet üzeri basılmış. Aslında bizi infaz etmek için gelmişlerdi. Ancak halkın orada sokağa çıkması ve sahiplenmesi sayesinde kurtulmuştuk. Bu ihbar da suçlama konusu oldu. 4 günlük gözaltı sonrası serbest bırakıldık. Dosyada takipsizlik kararı çıktı. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı'nın takipsizlik kararı da cezaya gerekçe yapıldı. Geçirdiğim trafik kazasından kaynaklı yüzde 45 engelli durumum var. Ayak ve dizimden kaynaklı tedavi görüyorum. Haftada bir karakola imza atıyorum. Yurt dışı yasağım da var."</p>

<p></p>

<p><em><strong>MA / Fethi Balaman</strong></em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/226776</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/7-yil-6-aylik-hapsin-gerekcesi-konusma-kitap-ve-haber</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Dec 2023 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2023/12/690x390cc-srt-12-12-2023-tja-aktivisti-ceza-duyum-bilgi.jpg" type="image/jpeg" length="70757"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deprem sonrası ailelerden ‘acil’ İmralı’ya gitme başvurusu]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/deprem-sonrasi-ailelerden-acil-imraliya-gitme-basvurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/deprem-sonrasi-ailelerden-acil-imraliya-gitme-basvurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Öcalan ve İmralı’daki diğer tutsakların aileleri, Gemlik merkezli meydana gelen deprem sonrası Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne “acil görüşme” başvurusunda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL</strong>&nbsp;- PKK Lideri Abdullah Öcalan ve İmralı’daki diğer tutsakların aileleri, Gemlik merkezli meydana gelen deprem sonrası Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne “acil görüşme” başvurusunda bulundu.</p>

<p></p>

<p>İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan ve 33 aydır kendisinden haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ile vasisi Mazlum Dinç, görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvuru yaptı. İmralı’da tutulan tutsaklar Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar, Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım ile Veysi Aktaş’ın kardeşi Melihe Çetin de görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ile İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvurdu.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aileler başvuruda, 4 Aralık günü Mudanya açıklarında meydana gelen 5.1 şiddetindeki depremi hatırlatarak, ivedilikle yakınları Abdullah Öcalan, Yıldırım, Konar ve Aktaş ile görüşmek istediklerini belirtti. Başvuruda, “Bu durum 6 Şubat 2023 tarihli büyük depremlerden bu yana konuşulan Marmara depremi konusunda kaygıları büyütmüş ve yakınlaştırmıştır. İmarlı Adası da bu olası depremlerin fay hattında bulunmaktadır. Gerek dün gerçekleşen depremin sonuçlarını, müvekkillerin durumlarını, gerekse de olası Marmara depremi konusunu kendileriyle görüşmek aciliyet kazanmıştır” ifadelerine yer verdi.</p>

<p></p>

<p><strong>&nbsp;‘DİSİPLİN CEZASI’ GEREKÇESİ</strong></p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan ve İmralı’da tutulan diğer 3 ismin aileleriyle görüşme hakları, “disiplin cezaları” öne sürülerek engelleniyor. 2021-2023 tarihileri arasında Abdullah Öcalan ve diğer tutsaklara 3’er aylık olmak üzere en az 5 kez disiplin cezaları verilerek, aileleri ile görüşme hakları ellerinden alındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Verilen bu disiplin cezalarının gerekçeleri ve dosya numaraları, yapılan tüm başvurulara ve itirazlarına rağmen avukatlarıyla paylaşılmıyor. &nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/226433</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/deprem-sonrasi-ailelerden-acil-imraliya-gitme-basvurusu</guid>
      <pubDate>Fri, 08 Dec 2023 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2023/12/690x390cc-ist-10-08-2018-imrali-aile-basvuru.jpg" type="image/jpeg" length="29852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müftüoğlu'nun Savunması bitmeden tutukluluğa devam kararı verildi]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/savunma-bitmeden-tutukluluga-devam-karari-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/savunma-bitmeden-tutukluluga-devam-karari-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tutsak gazeteci Dicle Müftüoğlu, savunmasında "Yüzyılda çok şey değişti ama Kürt gazetecilere baskılar değişmedi” dedi. Mahkeme, avukat savunmaları sona ermeden tutukluluğa devam kararı verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED</strong>&nbsp;- Tutsak gazeteci Dicle Müftüoğlu, savunmasında "Yüzyılda çok şey değişti ama Kürt gazetecilere baskılar değişmedi” dedi. Mahkeme, avukat savunmaları sona ermeden tutukluluğa devam kararı verdi. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'nde tutsak bulunan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı ve Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Dicle Müftüoğlu'nun mesleki faaliyetleri gerekçe gösterilerek, "örgüt üyesi olmak" ve "örgüt kurmak ve yönetmek" iddialarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması başladı. Müftüoğlu, Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlandı. Heyet başkanının izinli olduğu duruşma, kimlik tespiti sonrası başladı.</p>

<p></p>

<p><strong>'KÜRT GAZETECİLERE BASKILAR DEĞİŞMEDİ'</strong></p>

<p></p>

<p>Sonrasında savunma yapan Müftüoğlu, kendisiyle dayanışmaya gelen meslektaşlarına teşekkür ederek, konuşmasına başladı. Müftüoğlu, gazeteciliğin, basın ve ifade özgürlüğünün yargılanmak istendiğini söyledi. Kürt gazetecilere dönük baskılara değinen Müftüoğlu, Kürt gazetecilere yönelik baskıların özünde Kürt sorunu ve Kürt gerçekliği olduğunu vurguladı. Müftüoğlu, “Yüzyılda çok şey değişti ama Kürt gazetecilere baskılar değişmedi. Hrant Dink’e kadar birçok gazeteci gerçekleri söylediği için katledildi. Onları da anıyorum” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>TANIK İDDİASINI YANITLADI</strong></p>

<p></p>

<p>Müftüoğlu, kendisi ve 62 tutsak gazetecinin gerçekleri yazdığı, kadınların istismar edilen çocukların haberlerini yaptığı için yargılandığını söyledi. İddianamenin "mesleği karartmak" amacıyla hazırlandığını ifade eden Müftüoğlu, iddianamede yer alan açık tanık beyanlarına değindi. Müftüoğlu, açık tanığın “örgütte eğitim gördüğüne" dair iddiasına işaret ederek, söz konusu iddianın emniyette kurgulandığını söyledi. "Kopyala-yapıştır ifadelerin" iddianamede yer aldığını kaydeden Müftüoğlu, tanığın kendisi hakkında "2012'de yurtdışındaydı" iddiasını yalanladı. Müftüoğlu, söz konusu tarihte trafik kazasında yaralandığını ve evden hiç çıkmadığını söyledi.&nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘ÖRGÜTSEL' DEDİKLERİ HABER HİYERARŞİSİDİR’</strong></p>

<p></p>

<p>Müftüoğlu, 2017 yılında bir kez yurtdışına çıktığını ve o dönemde Federe Kurdistan Bölgesi'nde bağımsızlık referandumunu takip ettiğini aktardı. Yaptığı haberlerin çalıştığı haber ajansında yer aldığını belirten Müftüoğlu, "Bugün Filistin ve İsrail savaşı nasıl takip ediliyorsa o dönemde o referandumu takip etmek için gittim. Burada herhangi bir örgütsel faaliyet abes kaçar. Yurtdışı çıkış kaydım var diye böyle tarif edilmesi kabul edilir değil. Yine dosyada bir gizli tanık var. O da benim mesleki faaliyetlerimi örgütsel faaliyet olarak tanımlıyor. Gazeteciliğe ilişkin bir bilgisi yok ki yaptığım tüm işleri örgütsel faaliyet olarak göstermiş. Gazetecilik aslında mesleki hiyerarşinin olduğu bir meslektir. Bunun örgütsel bağla düşünülmemesi gerekir. Bir kişi gazetecilik bölümü ya da hangi bölümden gelirse gelsin stajyer olarak çalışmaya başlar. Sonra muhabir olur. Onların üzerinde haber şefleri vardır, stajyer ve muhabirlerden gelen haberleri düzenler. Onların üzerinde de editörler vardır. Bu açıdan ortada örgütsel değil, hiyerarşi meselesi, haber yapma hali vardır" ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>ROBOSKÎ KATLİAMINI ÖRNEK GÖSTERDİ&nbsp;</strong></p>

<p></p>

<p>Müftüoğlu, şöyle devam etti: "Haber merkezinin bürolara, muhabirlere yaptığı öneriler talimatla çalışmak olarak belirtilmiş. Biraz daha gelişkin olan birinin daha deneyimsiz birine önerileri talimat olarak tanımlanmış. Habercilik anlık bir iştir. Talimat işi yapanlar bir gerçeği kapatan basındır. Ben bunu Roboskî Katliamı ile örneklendirmek istiyorum. Savaş uçakları bombardıman yaptı, 34 insan katledildi. O dönem DİHA bölgeye gitti, bunu dünyaya duyurdu. Talimat bekleyen ana akım bu haberi 13 saat sonra verdi. Yukarıdan telefon gelmeden biz bu haberi ‘yalanlamayız’ dediler ve habercilik yapmadılar. Hükümetin açıklamasını beklediler, talimat budur. Talimat bekleyerek gazetecilik yapamayız.”&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>DERNEK FAALİYETLERİNİ SIRALADI</strong></p>

<p></p>

<p>Müftüoğlu, eşbaşkanı olduğu dernekte yöneticilik yapmasının suç olarak gösterildiğini ifade etti. Dernek çalışmalarını sıralayan Müftüoğlu, "Yargılanan gazetecilerin davalarını takip ediyoruz. Mesleğe yeni başlayan gazeteciler için atölyeler düzenliyoruz. Bu kapsamda meslektaşlarımızın başvuruları üzerine ya da haberciliğe dair dijital platformlardan duyuruları yapılarak, atölyeler yapıyoruz. Buna birçok tanınmış isim de katılıyor. İçişleri Bakanlığı onayıyla kurulmuşuz ve her faaliyetimiz dernek tüzüğümüzde olan çalışmalar. Bunları karar defterine yazarak, bakanlığın onayına sunuyoruz. Burada örgütsel eğitim söz konusu değil, mesleğimize uygun olarak yaptığımız atölyelerdir. Bunda örgütsel faaliyet aranamaz” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>OTEL KONAKLAMALARI SUÇ SAYILDI</strong></p>

<p></p>

<p>Meslektaşları ile yaptığı telefon görüşmelerinin de iddianamede suç olarak gösterildiğini ifade eden Müftüoğlu, meslektaşlarıyla görüşmenin doğal bir durum olduğunu vurguladı. Müftüoğlu, şöyle devam etti: “Sedat Yılmaz ile aynı ajansta çalışıyorum. Oradan baz vermekten doğal bir şey olamaz. Diyarbakır Barosu'na ait avukatları kimi zaman haber için aramışımdır. Bunlarla aynı baz verdiğim için örgütsel faaliyet olarak gösterilmiştir. Ben de gazeteci olarak davaları takip etmek için adliyede bulundum" diye kaydetti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Otel konaklamasının da suç olarak gösterildiğine dikkati çeken Müftüoğlu, babası ile birlikte kaldığı oteldeki konaklamanın iddianamede yer aldığını aktardı. Müftüoğlu, "Babam Ağrı'da belediye meclis üyesiydi. Babamın kaldığı otelde kaldım. Bu da örgütsel toplantı gibi bir tanımlamaya dönüşmüş. Aklım mantığım bunu almıyor. 2016'da kentte bir ‘Dersim Katliamı’ konferansı düzenlendi. Bu konferans 38’de yaşamını yitirenlerin yaşadıklarını anlattığı yaşadığı konferanstı. Bir gazeteci olarak bu süreci takip ettim. Oraya katılan isimlerle röportajlar yaptım. Orada olan kardeşim ile aynı otelde kaldım. Ben o otelde örgütsel toplantıya katılmışım gibi gösteriliyor. Herhangi bir örgütsel faaliyet orada yok. Mesleki faaliyetlerim nedeniyle orada kaldım" diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>'GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR'</strong></p>

<p></p>

<p>İddianamedeki MASAK raporlarına da değinen Müftüoğlu, "Her gün nasıl kara para aklandığını görüyoruz. Futbolcunun parasını cebe indirenleri görüyoruz. Bunların birden bire ortaya çıktığını gördük. İddia makamı meğer bizim hesaplarımızda birkaç bin TL para ile ilgileniyormuş. Benim Aslan soyadlı dayılarımın bana üniversite döneminde gönderdiği paralar, kardeşimin gönderdiği paralar, meslektaşlarımızın gönderdiği paralar suç olarak gösterilmiş. Böyle çok büyük paralar değil bunlar. Bunlar dosyayı kabarık tutup, beni içeride tutan anlayıştan söz ediyorum. Ben 15 yıldır gazetecilik yapıyorum. İnternete adımı yazdığınızda onlarca haber göreceksiniz. MA çalışanıyım, ondan önce DİHABER, DİHA'da gazetecilik yaptım. Gazetecilik suç değildir. Bu yüzden tahliye talep ediyorum" ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Müftüoğlu’nun savunması ardından savcılık tutukluluk halinin devamını istedi. Duruşma avukat beyanlarıyla devam etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>TEMUR: TANIK İDDİASI GERÇEK DEĞİL</strong></p>

<p></p>

<p>Avukat Resul Temur, açık tanık Kerem Gökalp’in ifadeleri doğrultusunda soruşturmanın başlatıldığına dikkati çekerek, "Kerem Gökalp, 20 Kasım 2019 tarihinde KDP peşmergeleri tarafından Türkiye'ye teslim edilmiş ve teslim edildiği tarihten 6 gün sonra (26 Kasım 2019) 67 sayfalık teşhis işlemi yapmıştır. Daha sonra 7 Ocak 2020 tarihinde Ankara iline götürülmüş ve 52 sayfalık bir ifade vermiştir. Her iki işlemde de müvekkil Dicle Müftüoğlu’na yönelik bir beyan ya da teşhisi olmamıştır” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun (PSVK) 6’ncı maddesini hatırlatan Temur, “Dava dosyamızda yer alan fotoğraflı teşhis tutanağından anlaşılacağı üzere usul işlemlerinin hiçbiri dikkate alınmamış ve teşhis usule aykırı bir biçimde gerçekleştirilmiştir” dedi. Temur, Gökalp’in Müftüoğlu’nu “örgüt kampında gördüğü" dediği tarih ile resmi yurtdışı giriş-çıkış tarihlerinin uyuşmadığını söyledi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Temur, Müftüoğlu’nun 2012 yılında trafik kazası geçirdiğini ve uzun yıllar fizik tedavi aldığını belirtti. Müftüoğlu’nun geçirdiği kaza ve tedavi gördüğüne dair belge ve fotoğrafları heyete sunan Temur, "Müvekkilin 2014 tarihinde yurtdışına çıkışı olmadığına göre; iddia, yasa dışı yollarla bir ülkeden bir ülkeye belki haftalarca dağlarda yürüyerek gidip gelmek üzerine kurulmuş. Sağlıklı bir insanın bile göze almayacağı bu rotaların, kaza geçirmiş müvekkil tarafından yüründüğü iddiası gerçeği yansıtmıyor. &nbsp;Müvekkilin aynı dönem nerede olduğu araştırılmadan sadece tanık beyanını esas almanın hukuki niteliği bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>'TANIK YA AJAN YA DA KOLLUK KUVVETİ'</strong></p>

<p></p>

<p>Müvekkilinin Kurdistan Bölgesi'ne gidişinin de haber takibi nedeniyle olduğunu söyleyen Temur, Ankara’da MA ve JINNEWS muhabirlerine yönelik operasyona gerekçe yapılan “K8Ç4B3LIT5” isimli gizli tanığın yaptığı teşhise değindi. Temur, "Her iki tanığın ortak noktası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dinlenilmiş olmasıdır. Soruşturmaya yetkili yer Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı olmasına rağmen soruşturmanın Ankara'da yürütülmesi dahi dosyanın hukuki olmayan sebeplerle yürütüldüğünü açık biçimde ortaya koymaktadır” diye belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Gizli tanığın Ankara merkezli yürütülen davada dinlendiğini ve “devlet adına çalıştım” dediğini hatırlatan Temur, “Böyle bir durumda ortaya iki ihtimal çıkıyor; gizli tanık ya provokatif ajan olarak kullanıldı -ki bu durum yasak- ya da gizli soruşturmacı olarak görevlendirildi. Bu durumda da gizli soruşturmacının kolluk kuvveti olması gerekir. Her iki durumda aslında gizli tanığın beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğini ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>‘KARDEŞİ İLE PARA TRANSFERİ SUÇ SAYILMIŞ’</strong></p>

<p></p>

<p>Müvekkilinin kardeşi ile aralarında yaptıkları para transferlerinin de "örgütsel nitelikte" olarak kabul edildiğine dikkati çeken Temur, "Müvekkillerin yaşamlarını idame ettirebilmeleri için ihtiyaç duydukları maaşları bile suç delili olarak kabul edilmiştir" dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Temur, şöyle devam etti: "Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nde gazetecilere açık biçimde yapılan mesleki eğitimler bile gizli tanık beyanları ile yasa dışı faaliyet gibi gösterilmeye çalışılmış. &nbsp;Gizli tanığın örgütsel eğitim olarak manipüle etmeye çalıştığı eğitimlere ben de katılıyorum. Bu eğitimlerin birçoğunda basın hukuku ve gazetecilerin hakları temelinde yarım gün katkıda bulunuyorum. Burada gazetecilik adına neyi tartışıyorsak orada gazeteciler aynı konuları tartışıyorlar" ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>SAVUNMA SONA ERDEMEN KARAR VERİLDİ&nbsp;</strong></p>

<p></p>

<p>Mahkeme heyeti, henüz diğer avukat savunmalarına geçilmeden tutukluluğa devam kararı verdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Duruma MLSA Eş Direktörü Veysel Ok, “Savunma yapmadan tahliye talebini reddettiniz. Biz savunma yapmadan tutukluluğa devam kararı veriyorsunuz. Bu yargılama usulüne aykırı" şeklinde karara tepki gösterdi. Sonrasında savunmaya devam eden Ok, iddianamenin hukuki bir metin olmadığının altını çizdi. Ok, “Basın kanunundan, anayasadan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden bihaber polisler, delil diye savcılığın huzuruna haber, seyahat ve çalıştığı kurum dışında başka bir şey getirmemişlerdir. Savcılık da bu haberleri iddianamesinde kullanmıştır. Ama hukuk eğitimi almış Sayın Savcı, tüm bu hukuk metinleri bilmesine rağmen sizlerin önüne de gazetecilik dışında herhangi bir delili olmayan ve iddianame olduğu iddia edilen bu metni getirmiştir” şeklinde konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>'GERÇEKLERİ HABER YAPTIĞI İÇİN YARGILANIYOR'</strong></p>

<p></p>

<p>Müftüoğlu’nun gazetecilik anlayışının yargılandığına dikkat çeken Ok, “Dicle, gerçekleri haber yaptığı için yargılanmaktadır. Hiçbir savcı ya da yargıç, bir gazetecinin çalışma yöntemini, haberi nasıl yazacağını, haberi nerede yayınlayacağını, o haberi yaparken nerelere gittiğini, kimlerle görüştüğünü sorgulayamaz. Bu sorgulamayı yapanlar oldu geçmişte ve şu an hafızayı beşerde hiç iyi anılmamaktadırlar. Savcılık makamı niyet okuma yeri değildir. Savcılık açıkça niyet okuması yapmıştır. Ceza hukukunda niyetler üzerinden kurgulanmaz” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>BERAAT VE TAHLİYE TALEBİ</strong></p>

<p></p>

<p>“Birbirleri ile çelişkili, birisi gizli olmak üzere iki tanık ifadesi ile müvekkil 7 ayı aşkın süredir tutukludur” diyen Ok, tahliye ve beraat talebinde bulundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Avukat Emine Özarslan ise, “Kararınızı verdiğiniz için tahliye talep etmiyorum” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Mahkeme heyeti, gizli ve açık tanık Kerem Gökalp’in dinlenmesine ve gazeteci Müftüoğlu hakkında başka soruşturma olup olmadığının Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na sorulmasına, karar verdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Duruşma 18 Ocak 2024 tarihine ertelendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/226355</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/savunma-bitmeden-tutukluluga-devam-karari-verildi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Dec 2023 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2023/12/690x390cc-amd-07-11-2023-dfg-esbaskani-muftuoglu-1.jpg" type="image/jpeg" length="50158"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Vartinis de cezasızlık uygulanan dosyalar arasına girdi']]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/vartinis-de-cezasizlik-uygulanan-dosyalar-arasina-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/vartinis-de-cezasizlik-uygulanan-dosyalar-arasina-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vartinis Davası’nın zaman aşımı gerekçe gösterilerek düşürülmesine tepki gösteren Amed Barosu Yönetim Kurulu üyesi Avukat Zuhal Işık, “Gerek zamanaşımı olgusu, gerekse yargılama süreçlerinde verilen mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi kabul edilemez.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Arzu Kızılkaya</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>AMED - Vartinis Davası’nın zaman aşımı gerekçe gösterilerek düşürülmesine tepki gösteren Amed Barosu Yönetim Kurulu üyesi Avukat Zuhal Işık, “Gerek zamanaşımı olgusu, gerekse yargılama süreçlerinde verilen mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi kabul edilemez. Vartinis Katliamı davası, cezasızlık politikasının uygulandığı yüzlerce dosyadan biri olarak ne yazık ki yerini almıştır” dedi.</p>

<p></p>

<p>Mûş’un Til (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis (Altınova) beldesinde 3 Ekim 1993 tarihinde evleri ateşe verilerek aynı aileden 9 kişinin katledilmesiyle ilgili Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden görülmeye başlayan Vartinis davasının karar duruşması Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, dosyanın zaman aşımından düşürülmesine karar verdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Amed Barosu Yönetim Kurulu üyesi &nbsp;Avukat Zuhal Işık, Vartinis davasına dair mahkemenin kararını değerlendirdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>‘Cezasızlık politikası hakim’</strong></p>

<p></p>

<p>Zuhal, Vartinis Katliamı davasında da diğer faili meçhul ve katliam davalarında olduğu gibi cezasızlık politikasının hakim olduğunu söyledi. Yıllardır süren davanın sonucunda zamanaşımı kararı verildiğine işaret eden Zuhal, “Oysaki 5237 sayılı TCK 77. Maddesi kapsamında insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zamanaşımı olmadığı yasal güvence altına alınsa da maalesef bu davada olduğu gibi daha önceki faili meçhul ve katliam davalarında bu düzenleme dikkate alınmamıştır. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı işlemez. Fakat Vartinis Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suç olmasına rağmen işbu davada zamanaşımı gerekçesiyle düşme kararı verildi” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Bu karar kabul edilemez’</strong></p>

<p></p>

<p>Verilen kararı “hukuka, ahlaka, vicdana aykırı” şeklinde değerlendiren Zuhal, “Yargının sürdürmüş olduğu cezasızlık politikası, Vartinis Katliamı davasında da kendini göstermiştir. Ağır insan hakları ihlallerine ve insanlığa karşı işlenen suçlara ilişkin davalardaki yargılama makamlarının isteksiz tutumu cezasızlık olgusunu güçlendiriyor. Gerek zamanaşımı olgusu, gerekse yargılama süreçlerinde verilen mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi kabul edilemez. Vartinis Katliamı davası, cezasızlık politikasının uygulandığı yüzlerce dosyadan biri olarak ne yazık ki yerini almıştır” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>http://jinnews.net/TUM-HABERLER/content/view/222632</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/vartinis-de-cezasizlik-uygulanan-dosyalar-arasina-girdi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 Dec 2023 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2023/12/823x463cc-amd-05-12-23-vartinis-dava-tepki-manset.jpg" type="image/jpeg" length="90301"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazeteci Gök 1800'lü yıllarda yazılan kitaptan yargılanıyor!]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/gazeteci-gok-1800lu-yillarda-yazilan-kitaptan-yargilaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/gazeteci-gok-1800lu-yillarda-yazilan-kitaptan-yargilaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemal Kurkut cinayetini fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök’ün ikinci duruşması yarın. Gök, hiç tanımadığı bir tanığın ifadeleri ve 1800'lü yıllarda yazılan bir kitabın çevirisinin haberi nedeniyle yargılanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ</strong>&nbsp;- Kemal Kurkut cinayetini fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök’ün ikinci duruşması yarın. Gök, hiç tanımadığı bir tanığın ifadeleri ve 1800'lü yıllarda yazılan bir kitabın çevirisinin haberi nedeniyle yargılanıyor.</p>

<p></p>

<p>Mezopotamya Ajansı’nın (MA) tutsak editörlerinden birisi olan Abdurrahman Gök, yarın bir kez daha hakim karşısına çıkacak. 7 ayı aşkın bir süredir tutuklu bulunan Gök’e, “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiaları yöneltiliyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>ŞENGAL, KOBANÊ, KEMAL KURKUT, DEPREM…</strong></p>

<p></p>

<p>20 yılı aşkın bir süredir gazetecilik yapan Gök, bugüne kadar gündeme damga vuran birçok önemli habere imza attı. 3 Ağustos 2014'te DAİŞ’in hedef aldığı Şengal'de Êzidîlerin sesi oldu. 5 Ekim 2014'te Kobanê'de verilen direnişi tüm dünyaya duyuran gazetecilerden biri oldu. 2017 yılı Amed Newrozu’nda polis kurşunuyla katledilen Kemal Kurkut’un vurulma anının fotoğraflayarak, hakikatin tersyüz edilmesinin önüne geçti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Jîna Emînî’nin katledildiği İran’da yaşananları yerinde görerek, kaleme aldı. En son 6 Şubat 2023'te yaşanan ve onbinlerce insanın hayatını kaybettiği depremler sonrası soluğu Mereş’in Bazarcix (Pazarcık) ilçesinde aldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>‘FAŞİZM YENİLECEK, YAŞASIN ÖZGÜR BASIN’</strong></p>

<p></p>

<p>Gök, meslek hayatında birçok kez hedef oldu. Birçok kez gözaltına alındı ve benzer suçlamalarla tutuklandı. En son Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında 25 Nisan’da 21 ilde düzenlenen ev baskınlarında gözaltına alınan 126 kişi arasında yer aldı. 27 Nisan’da Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından “örgütü üyeliği” ve “örgütü propagandası yapmak” iddialarıyla tutuklandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Tutuklandığı adliye koridorlarında, “Faşizm yenilecek hiç merak etmeyin. Faşizan defolup gidecek. Kahrolsun faşizm, yaşasın Özgür Basın” sözleri yükseldi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Şu an Diyarbakır 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Gök'ün ilk duruşması 14 Eylül’de görüldü. Geçici heyetin baktığı davada tahliye edilmedi. Duruşması 5 Aralık’a (yarın) ertelendi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İlk duruşmada, bugüne kadar yüzlerce kişi hakkında “tanıklık” yapan Ümit Akbıyık’ın dinlenmesine karar verildi. Ayrıca Gök’ün Yargıtay’da bulunan dosyalarının istenmesine karar verildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>İDDİANAMEDEKİ İDDİALAR</strong></p>

<p></p>

<p>Gök, 14 sayfalık bir iddianame üzerinden yargılanıyor. Gök’ün tutukluluğunun 47’nci gününde hazırlanan &nbsp;iddianamenin bir bölümü, “KCK yapılanması”ndan oluşuyor. Diğer bölümler ise, açık ve gizli tanık iddiaları, haberler, el konulan kitapların içeriği ve meslektaşlarıyla yaptığı telefon görüşmelerin sayısında oluşuyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>GÖK: YALAN İFADELER ÜZERİNE TUTUKLANDIM</strong></p>

<p></p>

<p>Önümüzdeki duruşmada dinlenmesi beklenen açık tanık Akbıyık, Gök’ün Pel Prodüksiyonu’nda çalıştığını ve “örgüt mensuplarından talimat alarak faaliyet yürüttüğünü” iddia ediyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Gök, ilk duruşmada söz konusu iddialara değindi. Gök, Akbıyık’ın soruşturma sürecinde 4 defa ifade verdiğini ve ifadelerinde kendisi ile ilgili bir şey söylemediğini kaydetti. Soruşturma savcısına da bunu ilettiğini aktaran Gök, “İlk iki tanık soruşturmasında ismim bile yok. Sonrasında 'Abdurrahman Gök’ü tanıyor musun?' diye sorulmuş. O da 'şunları şunları biliyorum' demiş. Ondan sonra dosya hazırlanıyor. Tanık ifadesinde benim PEL prodüksiyon da çalıştığımı söylüyor. Ben orada çalışmadım, onun yalan ifadeleriyle tutuklandım. Tanık ifadesinde beni bir kere gördüğünü söylüyor” diye kaydetti.&nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İddianamede Gök’e yöneltilen bir başka suçlama, Gök’ün YouTube kanalında yayınladığı ve 2014 ile 2017 yıllarında haber takibi amacıyla bulunduğu Kobanê’de çektiği görüntüleri içeren “Kobanê; ne fîlm e ne belgefîlm e” başlıklı görüntü. Savcıya göre; söz konusu belgesel ile “örgüt propagandası" yapılıyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>BELGESEL SUÇLAMASI</strong></p>

<p></p>

<p>Gök'ün bu iddiaya da itirazı var; "Bir kent olan Kobanê belgeselinde çektiğim videolarda tabi ki mezarlıklar, heykeller olacak. Yine belgeseldeki güzellemeler suçlama konusu yapılmış, kaldı ki güzellemeleri de yapan ben değil oradaki insanlar. Tabi ki güzellemeler yapacaklar, binlerce insan orayı DAİŞ’ten almak için can verdi. Orası alınmamış olsaydı bugün DAİŞ ile komşu olurduk. DAİŞ’e karşı orayı savundular. O dönem Cumhurbaşkanı ‘Koridoru biz açtık’ dedi. Süleyman Şah Türbesi Eşme’den YPG/YPJ kontrolünde getirildi. Böyle bir durumda bir belgesel nasıl suçlama konusu yapılır?."</p>

<p></p>

<p><strong>1830’DA YAZILAN KİTAP SUÇLAMA KONUSU OLDU</strong></p>

<p></p>

<p>İddianamede yer alan en dikkat çekici suçlama da kitap tanıtımlarına dair yapılan haberler. Élisée Reclus’ın 1800'lü yıllarda kaleme aldığı ve Türkçe çevirisi 2021’de Aram Yayınevi’nden çıkan “Bir Dağın Hikayesi” kitabına dair tanıtım haberi de iddianamede suçlama konusu yapıldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Gök, söz konusu kitabın 1830 yılında yazıldığına işaret ederek, “dağ” kelimesinden suç yaratılmaya çalışıldığını söyledi. Yine birçok yayınevinin kitaplarını kendisine ya da ajansa protokol olarak gönderdiğini aktaran Gök, kitapların içeriğiyle suçlandığını aktardı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>BAKANLIĞA YAZILAN MEKTUP&nbsp;</strong></p>

<p></p>

<p>İddianamede en dikkat çeken suçlama ise, Elbistan’da engelli Kısa ailesinin Adalet Bakanı’na yazdığı mektuba dair haber. Gazeteci Gök’ün 70 yaşındaki annesi Elif Kısa’nın 3 Aralık 2020’de tutuklanarak Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi'ne konulan duyma ve konuşma engelli oğlu Ahmet Kısa’nın dönemin Adalet Bakanı Abdullahamit Gül’e gönderdiği mektubu suçlama konusu yapıldı. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yine Gök’ün 2017-2020 yılları arasında meslektaşlarıyla yaptığı telefon görüşmeler ile ev aramasında el konulan kitaplar suçlama konusu yapıldı.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>http://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/226001</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/gazeteci-gok-1800lu-yillarda-yazilan-kitaptan-yargilaniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Dec 2023 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2023/12/690x390cc-amd-15-09-2023-abdurrahman-gok-mesaj1.jpg" type="image/jpeg" length="75673"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
