<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Med Gündem</title>
    <link>https://www.medgundem.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve taraofız habercilik... HAKÎKAT; Drama edilmiş anlayışını değil gerçekten, umuttan, özgürlükten beslenen geleceğe dönük, bilimsel, objektif, cesur bir yayıncılık anlayışını benimsiyoruz</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.medgundem.com/rss/kitap-cikti" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Jul 2026 23:15:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/rss/kitap-cikti"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülhan Bişeng, Edebiyat Burada'nın sorularını yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/gulhan-biseng-kadinlarin-hafizasini-kitapta-bulusturduk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/gulhan-biseng-kadinlarin-hafizasini-kitapta-bulusturduk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci-yazar Gülhan Bişeng, Edebiyat Burada'da Rabia Çelik Çadırcı'nın sorularını yanıtlayarak "Demeter'in Bahçesi" kitabının öyküsünü anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>MERSİN-</strong>Gazeteci-yazar <strong>Gülhan Bişeng</strong>, yazar <strong>Rabia Çelik Çadırc</strong>ı'nın sorularını yanıtlayarak hazırladığı "<strong>Demeter'in Bahçesi: Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız</strong>" kitabının ortaya çıkış sürecini, içeriğini ve hedeflerini anlattı.</p>

<p><img alt="Gazeteci-yazar Gülhan Bişeng" height="2040" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/63e57095-59fa-468e-9262-051a2dfc88e4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1536" /><br />
<strong>Söyleşi: Rabia Çelik Çadırcı</strong></p>

<p>İçlerinde benim de olduğum 13 farklı disiplinden kadının deneyimlerini, kazanım ve mücadelelerini duyuran Demeter’in Bahçesi: Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız adlı kitap, gazeteci-yazar Gülhan Bişeng tarafından hazırlanarak yayımlandı. Kendisiyle kitap üzerine konuştuk.</p>

<p>Öncelikle sizi kutlarım. Böyle bir çalışmayı ilk ne zaman düşündünüz? Kitaplaşma süreciyle ilgili neler söylersiniz?</p>

<p>Çok teşekkür ederim sevgili Rabia. Demeter’in Bahçesi fikri aslında <strong>Med Gündem </strong>ile yollarımızın kesişmesiyle hayat buldu. Med Gündem’de başladığımız söyleşiler kolektif bir emeğin ürünüydü. Bu vesileyle başta <strong>Hamza Özkan</strong> olmak üzere tüm Med Gündem emekçilerine teşekkür etmek isterim. Bu çalışma, birlikte üretmenin, dayanışmanın ve kolektif emeğin dönüştürücü gücünün somut bir sonucu oldu.</p>

<p>Aslında bu fikir uzun yıllardır zihnimdeydi. Kadınların mücadele süreçlerinde ne kadar büyük bir bilgi, deneyim ve dönüşüm yarattıklarına yakından tanıklık ettim. Bu nedenle, onların ürettikleri deneyimlerin kalıcı bir hafızaya dönüşmesi gerektiğini hep düşündüm. Alanda biriken bu görkemli mücadelenin zamanla unutulması ve deneyimlerin gelecek kuşaklara aktarılamaması düşüncesi beni hep rahatsız etti. Kadınlar dünyayı yeniden yazarken ben de bu yeniden yazım sürecine küçük de olsa bir katkı sunmak istedim. Böylece farklı disiplinlerden kadınlarla gerçekleştirdiğimiz söyleşileri bir kitapta buluşturduk.</p>

<p>Kitabın hazırlık süreci başından sonuna kadar kolektif bir üretim deneyimiydi. Kolektif çalışmaların kendine özgü zorlukları elbette vardır; ancak bunlar aşılabildiğinde geriye insanı büyüten ve dönüştüren çok kıymetli bir deneyim kalıyor. Bireyciliğin yaşamın her alanını kuşattığı bir dönemde dayanışmanın, ortak üretimin ve kolektif mücadelenin güçlenmesine küçük de olsa katkı sunmasını diliyorum.</p>

<p>Bu süreç bana da çok şey kattı. Zorlandığım zamanlar oldu; ama her söyleşiyle birlikte biraz daha güçlendiğimi, biraz daha öğrendiğimi ve birçok şeyin yeniden farkına vardığımı hissettim. Bu yolculukta bana inanan, yüreğini açan, deneyimlerini paylaşan ve beni yalnız bırakmayan bütün yol arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.</p>

<p>Kitabın adı olan “Demeter’in Bahçesi” ile ilgili neler paylaşırsınız?</p>

<p>Demeter’in Bahçesi adını mitolojik bir anlatıdan alıyor. Bu anlatıda bereketin, üretimin, toprağın, mevsimlerin ve yeniden yeşermenin tanrıçası Demeter ile yeraltının karanlığına hapsedilen kızı Persephone’nin yeniden yeryüzünün aydınlığına kavuşma hikâyesi anlatılır. Her ne kadar bu mit mevsimlerin oluşumunu açıklayan bir anlatı olarak bilinse de, bana göre bundan çok daha derin anlamlar taşır. Karanlık ile aydınlığın, ölüm ile yaşamın, yıkım ile yeniden doğuşun diyalektiğini anlatırken aynı zamanda kadın bilgisinin ve üretimin kesintiye uğramasının dünyayı nasıl bir kaosa sürükleyebileceğini de simgeler.</p>

<p>Persephone yalnızca Demeter’in kızı değil; kadın bilgeliğinin, deneyimin ve kolektif hafızanın da gelecekteki temsilcisidir. Onun yeraltına hapsedilmesi, kadın bilgisinin görünmez kılınmasının sembolik bir anlatımı olarak da okunabilir. Nitekim Persephone’nin yeraltında olduğu dönemde yeryüzü adeta bir çoraklığa dönüşür. Demeter yaşamı her gün yeniden üreten, tüm canlıları besleyen ve umutla toprağı yeniden yeşerten bir tanrıçadır. Fakat kızı Persephone’nin yokluğunda bu özelliklerini gerçekleştiremez.</p>

<p>Bu mit uzun zamandır düşünce dünyamda özel bir yere sahipti. Med Gündem’de aynı isimle hazırladığım canlı yayın programı da buradan doğdu. Söyleşilerin kitaba dönüşmesi sürecinde isim üzerine düşünürken, “Demeter’in Bahçesi: Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız” adı adeta kitabın kahramanları tarafından kendiliğinden seçilmiş oldu. Çünkü kadınların her gün yeniden ördüğü yaşam ile yürüttükleri mücadele ve direniş pratiği arasında bu mit üzerinden güçlü bir bağ kuruyorum.</p>

<p>Kitapta yer alan kadınlar hangi farklı disiplinlerden oluşuyor?</p>

<p>Kitapta on üç kadınla söyleşi gerçekleştirdim. Her biri kendi alanında mücadele eden, bulunduğu sahada bilgi ve deneyim üreten kadınlar. Sinema, edebiyat, müzik, felsefe, arkeoloji, tıp, medya, siyaset, aktivizm ve jineoloji gibi farklı alanlarda çalışan; yalnızca üretmekle kalmayıp aynı zamanda bulundukları alanları dönüştüren, farklı kimlikleriyle zengin deneyimler biriktiren ve tüm bunlara kadın özgürlük perspektifiyle yaklaşan isimlerle bir araya geldik.</p>

<p>İlk bakışta birbirinden bağımsız görünen bu disiplinlerin aslında ortak bir kadın hafızasında buluştuğunu görmek benim için en kıymetli deneyimlerden biri oldu. Her söyleşi, diğerini tamamlıyor; birbirinden uzak gibi görünen deneyimler ortak bir düşünsel zeminde birleşerek kolektif bir hafızaya dönüşüyor.</p>

<p><img alt="" decoding="async" height="300" sizes="(max-width: 212px) 100vw, 212px" src="https://edebiyatburada.com/wp-content/uploads/2026/07/1000090081-212x300.jpg" width="212" />“Demeter’in Bahçesi” bir söyleşi kitabı. Söyleşinin genel konusuyla ilgili neler söylersiniz?</p>

<p>Bu söyleşilere başlarken bunların ileride bir kitaba dönüşeceğini biliyorduk. Bu nedenle içerik ve sorularımızı da bu perspektifle hazırladık. Özellikle kadınların yıllardır biriktirdiği deneyimleri, kendi alanlarında yaşadıkları sorunları, bunlarla nasıl mücadele ettiklerini, alanlarını feminist bakış açısıyla nasıl dönüştürdüklerini ve jineoloji perspektifinin bu alanların yeniden inşasına nasıl katkı sunabileceğini birlikte tartıştık. Aynı zamanda şu soruların peşinden gittik: Bu alanları yeniden nasıl kurabiliriz? Kolektif kadın hafızasına nasıl katkıda bulunabiliriz? Buradan nasıl yeni çıkış yolları üretebiliriz?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kitabın özellikle genç kadınlara ilham vermesini istedik. Nerede duruyorsak, hangi alanda üretiyorsak, bulunduğumuz her yeri kadın özgürlüğünü esas alan bir bakışla yeniden kurmanın mümkün olduğunu birlikte gösterebilmeyi amaçladık.</p>

<p>Söyleşiler sırasında beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri de şuydu: Hangi alanda çalışıyor olurlarsa olsunlar, kadınların ortak bir hafızada ve ortak bir deneyimde buluştuklarını görmek. Biz aslında bu ortak deneyimi görünür kılarak bir sözlü tarih çalışması gerçekleştirmiş olduk.</p>

<p>Söyleşiler boyunca birbirini tamamlayan cümlelerden biri özellikle hafızamda yer etti: “Kendi hikâyemizi kendimiz yazdığımızda kendi sesimizi duyacağız.” Bana göre bu cümle kitabın da özeti niteliğinde.</p>

<p>Artık kendi hikâyemizi kendimizin yazması gerekiyor. Çünkü biz yazmadığımız sürece eril tarih yazımı kadınları görünmez kılmaya devam edecek. Nasıl ki özgürlük mücadelemizi alanlarda kendi emeğimizle örüyorsak, onun yazılı hafızasını da yine biz oluşturmak zorundayız. Bu görkemli kadın özgürlük mücadelesinin tarihi de hak ettiği görkemle yazılmalı. Her kadının bulunduğu yerden bu kolektif hafızanın kuruluşuna katkı sunmasının önemli olduğuna inanıyorum.</p>

<p>Farklı, yeni yazın çalışmalarınız var mı, olacak mı?</p>

<p>Önümüzdeki dönemde sözlü tarih çalışmalarını sürdürmeyi planlıyorum. Bunun yanı sıra mitoloji üzerine de çalışmak istediğim projeler var. Ancak şu sıralar önceliğim üzerinde çalıştığım Kürtçe şiir dosyası. En kısa zamanda okurla buluşmasını diliyorum.</p>

<p>Bu şiirlerde, çağın kaotik düzeninin yaşamın dışına ittiği, yok saydığı ve lanetlediği imgelerin izini sürüyorum. Çünkü giderek daha açık görüyorum ki bu dünyada lanetlenen her özne, aslında kadınla, yaşamla ve iyilikle güçlü bağlar taşıyor. Tam da bu nedenle yaşamın dışına itiliyor. Ben ise o koparılan bağları yeniden kurmanın, yaşamı yeniden çoğaltmanın ve hafızayı yeniden yeşertmenin imkânlarını arıyorum.</p>

<p>Sesimize, hikâyemize alan açtığın, görünür kıldığın için teşekkür ederim sevgili Rabia!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://edebiyatburada.com/gulhan-biseng-ile-rabia-celik-cadirci-soylesti/</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/gulhan-biseng-kadinlarin-hafizasini-kitapta-bulusturduk</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/med-gundem-111.png" type="image/jpeg" length="24195"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gönlünde ne varsa, Nasibin odur: İçten onarımın kanunu]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/gonlunde-ne-varsa-nasibin-odur-icten-onarimin-kanunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/gonlunde-ne-varsa-nasibin-odur-icten-onarimin-kanunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Med Gündem’de Gazeteci Arzella Bektaş’la her cuma bir kitap tanıtımı. Bu Haftanın Kitabı: Gönlünde ne varsa, Nasibin odur: İçten onarımın kanunu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖNLÜNDE NE VARSA, NASİBİN ODUR: İÇTEN ONARIMIN KANUNU</strong></p>

<p>Pierre Franckh, milyonlar satan o meşhur kitabını Rezonans Kanunu’nu kaleme alırken aslında bize çok uzak, tamamen yabancı bir dünyadan bahsetmiyordu. Onun masasının başında kurduğu o niyet teorisi, aslında bizim bu topraklarda esnafın dükkanındaki berekette, niyetin temizliğinde bin yıldır bildiğimiz, yaşadığımız o kadim gerçeğin ta kendisiydi: "İnsan, kalbinde neyi büyütürse, hayatında da onu biçer."</p>

<p>Yazarın bu kitabı yazmasındaki asıl sebep; günümüz insanının o bitmek bilmeyen koşturmaca, maddiyat ve dış dünyanın gürültüsü içinde kendi iç sesini kaybetmiş olmasıydı. Franckh, insanlara dışarıdaki dünyayı, şanssızlıkları ya da kaderi suçlamayı bırakıp, asıl büyük gücün yani kalpten yayılan o sessiz niyet dalgalarının farkına varmalarını sağlamak için bu yola çıktı. Derdi, süslü bir kişisel gelişim masalı anlatmak değil; zihnin ve kalbin o tıkır tıkır işleyen çalışma prensibini insanın kendi eline teslim etmekti.</p>

<p></p>

<p>Realitenin Olumsuzluğuna Karşı Bir İstikrar Direnişi</p>

<p>Kitabı okuduğumuzda "Biz bunları zaten biliyoruz" diyoruz demesine ama asıl düğüm realitenin o sert yüzünde, yani bizim istikrar gösteremeyişimizde çözülüyor. Çarşıya çıkınca geçim derdi, sokağa çıkınca asık yüzler, televizyonu açınca hırgür... Dünya bize t huzur sunmuyor; aksine içimizdeki o güzel niyet çarkını bozacak ne varsa önümüze yığıyor. İşte yazarın tam da bu noktada önümüze koyduğu o görünmez çarklar şöyle işliyor:</p>

<p>Kalbin Sessiz Gücü: Çoğumuz bir şeyi sadece dilimizle isteriz. "Güzel bir hayatım olsun" deriz ama içten içe hep o korku, o "zaten beni bulmaz" şüphesi kemirir içimizi. Oysa asıl büyük dalgayı dilimiz değil, kalbimiz yayar. İçerideki o gizli korku neyse, hayat sahnene gelip yerleşen de o olur.</p>

<p>Korkuyu Büyütmek Çarkı Tersine Çevirir: İnsan en çok neden korkarsa onu konuşur, onu düşünür. "Dert yakamı bırakmaz" dedikçe, farkında olmadan o derdin frekansına ayarlar hayatını. Yazar diyor ki; yönünü değiştirmek istiyorsan, neyden kaçtığına değil, nereye varmak istediğine odaklanacaksın.</p>

<p>Kendi Kendini Sabote Etme: Hayatımız hep aynı yerde tıkanıyor, hep aynı taşa çarpıyorsak bu tesadüf değildir. İçteki "ben yapamam, bana gelmez" diyen o sinsi fısıltıyı susturmadığın sürece, hayatındaki o durağan saatin yönünü değiştiremezsin.</p>

<p>İçten Bir Onarım Mümkün mü?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kitap dünya çapında resmi bir edebiyat ödülü almadı; çünkü onun ödülü salonlarda değil, hayatın tam da burada, okuyucunun kalbinde karşılık bulmasıydı. Kitabın bize sunduğu en büyük mesaj; dışarısı ne kadar gürültülü, realite ne kadar olumsuz olursa olsun, o "içten onarımı" başlatacak gücün yine bizim elimizde olduğudur.</p>

<p>İstikrar dediğimiz şey dağları devirmek değil; her gün, o dış dünyanın olumsuz rüzgarlarına karşı elindeki o niyet mumunu söndürmeme inadıdır. İnsan o realitenin hırçınlığına inat kalbini ve niyetini dik tuttuğunda, o içteki onarım da tıkır tıkır işlemeye başlar.</p>

<p>PIERRE FRANCKH KİMDİR</p>

<p>1953 Almanya doğumlu olan Pierre Franckh, yazarlığa geçmeden önce ki hayatı sinema ve tiyatro oyuncusuydu. Henüz altı yaşında sahneye adım attı; yıllarca aktörlük, yönetmenlik ve radyo programcılığı yaptı. Yani insanın her halini, zaafını ve can sıkıntısını sahnede bizzat gözlemlemiştir. Franckh sahnelerinin ötesinde bir şeyi fark etti: İnsan içerideki asıl senaryoyu değiştirmeden, dışarıdaki hayatını değiştiremiyordu.</p>

<p>90’ların sonunda yönünü tamamen insan psikolojisine çevirdi. Çevresindeki insanların "Ne yapsam olmuyor" çaresizliğini görünce, kendi hayatında da denediği o zihin ve kalp prensiplerini anlatmak için kalemi eline aldı. Onlarca kitap yazdı ama onu dünya çapında milyonların evine misafir eden, bu hafta konuk olan Rezonans Kanunu oldu.</p>

<p>Franckh’ın başarısı, karmaşık teorileri çarşı içindeki insanın anlayacağı o en yalın, en duru hale getirmesidir. Okuyucuya hocalık taslamadan, "Ben de bu yollardan geçtim" diyerek yaklaşır; bize bizi anlatır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haftanın Kitabı..., Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/gonlunde-ne-varsa-nasibin-odur-icten-onarimin-kanunu</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/med-gundem-106.png" type="image/jpeg" length="79410"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gustave Flaubert / Madame Bovary]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/gustave-flaubert</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/gustave-flaubert" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Med Gündem’de Gazeteci Arzella Bektaş’la her cuma bir kitap tanıtımı. Bu Haftanın Kitabı: Gustave Flaubert / Madame Bovary]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gustave Flaubert, 1856 yılında masasının başına geçtiğinde derdi ne kimseye hocalık etmek ne de ahlak dersi vermekti. O sadece taşradaki o dar odaları, insanı diri diri gömen o sinsi can sıkıntısını ve çarşı içindeki uyanık bir tefecinin bir hayatı nasıl adım adım ablukaya aldığını yazdı. Yazarken lafı hiç dolandırmadı; hayatı bütün çıplaklığıyla önümüze koydu. Dönemin ahlak bekçileri bu gerçeklikten öyle ürktüler ki, romanı yayınlanır yayınlanmaz mahkeme salonlarına taşıdılar. Ancak o dava kitabın sesini kısmak bir yana, onu dünya edebiyatının başköşesine yerleştirdi.<br />
​Aradan geçen bunca yıla rağmen Madame Bovary, insanın içindeki o bitmek bilmeyen tatminsizlik hastalığını yüzümüze vuran en net ayna olmayı sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1650" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/51020294a.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1024" /><br />
​Hayallerin Sert Gerçekliğe Çarpışı<br />
​Peki, taşralı bir doktorun karısı olan Emma Bovary’nin hayatı neden böyle bir uçuruma sürüklendi? Flaubert, bu çöküşün arkasındaki çarkları adeta bir saat gibi işleyerek önümüze koyar:<br />
​Romanların Yalanları: Emma, manastır odalarında gizli gizli okuduğu o eski aşk kitaplarının hayaliyle büyümüştü. Hayatı, o sayfalarda gördüğü fırtınalı sevdalardan, lüks salonlardan ve şatafatlı davetlerden ibaret sandı. Gerçek hayatın o sert toprağına hiç ayak basamadı.<br />
​Taşranın Boğucu Monotonluğu: Evlendiği adam, Charles, kötü bir adam değildi; karısına sadıktı, onu çok seviyordu ama kendi halinde, fazlasıyla sıradandı. Emma’nın içindeki o fırtınaları anlayacak, onun ruhunu besleyecek tek bir pırıltısı yoktu. Taşra kasabasının o durağan atmosferi, Emma’yı yalnızlığa mahkum etti.<br />
​Tefecinin Tuzağı ve Borç Çarkı: Aradığı o büyük sevdaları bulamayan Emma, içindeki o derin boşluğu bu kez pahalı ipek kumaşlarla, lüks harcamalarla kapatmaya çalıştı. Kasabanın uyanık tefecisi Lheureux, onun bu zaafını görüp önüne borç senetlerini dizdiğinde, Emma o çarkın dişlileri arasında tamamen sıkışıp kaldı.<br />
​Edebiyatta Bir Milat<br />
​Madame Bovary’nin dünya edebiyatındaki en büyük önemi, o güne kadar romanlarda anlatılan gerçeğe değmeyen aşk hikayelerine inen ilk büyük darbe olmasıdır. Flaubert’e gelene kadar kitaplar hayatın uzağında yapay dünyalar kurardı. O ise bu gidişatı kökten değiştirdi; hayatı borç senetleriyle, mutfaktaki ocak kokusuyla, insan zaaflarıyla yani olduğu gibi yazdı. Yazarın aradan çekilip kararı tamamen okuyucuya bırakması, bugünkü modern romanın da yolunu açtı.<br />
​Heybesinde edebiyat ödülleri taşımayan bu romanın en büyük ödülü; elindeki sade hayatı bir türlü sevemeyip hep uzaklardaki sahte parıltıların peşinden koşan modern insanın trajedisini, ilk günkü sarsıcılığıyla anlatmaya devam etmesidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haftanın Kitabı..., Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/gustave-flaubert</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/06/med-gundem-4-22.jpg" type="image/jpeg" length="56199"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İmralı'da tutulan Bayhan’dan yeni kitap]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/imralida-tutulan-bayhandan-yeni-kitap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/imralida-tutulan-bayhandan-yeni-kitap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Abdullah Öcalan ile İmralı Adası’nda tutulan yazar Zeki Bayhan’ın yeni yazdığı kitabı “Kapatılmışların Dünyasından: Yüzleşmeler, Sesler, Algılar” kitabı raflardaki yerini alacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA -</strong> Abdullah Öcalan ile İmralı Adası’nda tutulan yazar Zeki Bayhan’ın yeni yazdığı kitabı “Kapatılmışların Dünyasından: Yüzleşmeler, Sesler, Algılar” kitabı raflardaki yerini alacak.</p>

<p>Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile birlikte İmralı’da tutulan tutsak yazar Zeki Bayhan’ın, “Kapatılmışların Dünyasından: Yüzleşmeler, Sesler, Algılar” adlı kitabı Dipnot Yayınevi aracılığıyla 26 Haziran’da raflardaki yerini alacak.</p>

<p>Kitap, “Hangi Hapis? Hapishaneler ve Kontrol Stratejilerine Dair”, “Yıkım Sistematiği”, “Kapatılmayla Patalojik Yüzleşmeler”, “Hapishanede Düşünce ve Ruh Sağlığı Üzerine”, “Sesler”, “Beklemeler”, “Algılar”, “Ağlar ve Parçalar” başlıklarından oluşuyor.</p>

<p>Kitabın önsözünde şu sözler yer alıyor: “Hapishaneler sadece dört duvar arasına alınmış insanları öğütme mekanizmaları değildirler. Hapishane rejimi egemen sistemin steril halidir. Egemenlik mimarisi bağlamında hapishane de esas olarak toplumu şekillendirme mekanizmalarından biridir. Bu durumda hapishane bir gösteri sahnesi, dört duvar arasındaki tutsaklar ise gösteri nesneleridir. Sahnedeki tutsaklar (kobaylar) egemenlerin gücünü, kudretini göstermek için o sahneye çıkarılmışlardır. Fakat gösteri toplum için sergilenir. Mesaj açıktır: Ey toplum! Gücümü, kudretimi görüyorsun, tercihini yap. Hapishane duvarlarının içinde mi yaşamak istersin dışında mı? Duvarların her iki yanında da aynı egemenlik sistemi vardır; ama farklı versiyonlarla…”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cezaevi kavramının irdelendiği Bayhan’ın kitabı, cezaevini bir “ceza kurumu” olarak değil, insanı çözmeye, dağıtmaya ve yeniden biçimlendirmeye çalışan bir sistem olarak ele alıyor. Kitabın asıl odağında ise bu sistemin içinde düşünen, direnen, çözülen ve yeniden kurulan insanlık yer alıyor. Bayhan’ın kitabı, tarihten günümüze kapatılma pratiklerini, egemenlik ilişkilerini ve tecrit mekanizmalarını sorgularken, okuru sadece dışarıdaki bir gözlemci olarak bırakmıyor, cezaevini toplumun bir aynası olarak önüne koyarak bir tanıklığa, sorgulamaya ve yüzleşmeye çağırıyor.</p>

<p><strong>YAZARIN DİĞER KİTAPLARI</strong></p>

<p>Bayhan’ın bugüne kadar yayımladığı eserleri ise şöyle: Cinsiyet Özgürlükçü Paradigma (Belge, 2011), 21'inci Yüzyıl Özgürlük İdeolojisi: Demokratik Sosyalizm (Belge, 2015) ve Soykırımcı Ulus-Devlet Paradigmasından Çıkış: Demokratik Ulus (Belge, 2016), Sıfıra Yükselmek (Aram Yayınları,2018), Sıfıra Yükselmek: Erkekliğin Kültürel İnşa ve Karşı Mücadele Üzerine (Dipnot Yayınları, 2024)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/315560</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/imralida-tutulan-bayhandan-yeni-kitap</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/06/690x390cc-ank-20-06-2026-zeki-bayhan-yeni-kitap-2a.jpg" type="image/jpeg" length="60560"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıfır Noktasındaki Kadın: Feodal Zihniyete Karşı Bir Çığlık]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/sifir-noktasindaki-kadin-feodal-zihniyete-karsi-bir-ciglik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/sifir-noktasindaki-kadin-feodal-zihniyete-karsi-bir-ciglik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Med Gündem’de Gazeteci Arzella Bektaş’la her cuma bir kitap tanıtımı. Bu Haftanın Kitabı: Sıfır Noktasındaki Kadın: Feodal Zihniyete Karşı Bir Çığlık]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sıfır Noktasındaki Kadın: Feodal Zihniyete Karşı Bir Çığlık</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
​Mısırlı aktivist, yazar ve tıp doktoru Neval El Seddavi’nin kaleme aldığı Sıfır Noktasındaki Kadın, masa başında uydurulmuş bir kurgu roman değil; bizzat Kahire’deki Kadınlar Cezaevi’nin soğuk duvarları arasında doğmuş kanlı canlı bir gerçektir. 1970'li yıllarda Kanatır Cezaevi'nde bilimsel bir araştırma yürüten Neval El Seddavi, orada cinayetten hüküm giymiş ve idamı bekleyen Firdevs adında bir kadının sarsıcı duruşuyla karşılaşır. Cezaevindeki tüm mahkumlar af dilemek için dilekçeler yazarken, Firdevs devlet başkanından gelecek bir affı bile elinin tersiyle iten, kimseyle konuşmayan, adeta büyük bir gururla ölümü bekleyen bir kadındır. Seddavi, günlerce bu hücrenin kapısında bekler ve en sonunda Firdevs’in idamına saatler kala, o karanlık hücrede yüz yüze gelirler. Kitap, Firdevs’in o son gecede, sıfır noktasına ulaştığı o an Neval El Seddavi’nin gözlerinin içine bakarak anlattığı o berbat, acımasız ve sarsıcı hayatın ta kendisidir.<br />
​Çamurdan Çıkan Öfke<br />
​Firdevs’in yaşamı, Mısır’ın yoksul bir köyünde, daha çocuk yaşta feodal ve erkek egemen sistemin en vahşi yüzüyle karşılaşarak başlar. Bir kadın olarak en insani hakkı olan o samimi sevgiyi, şefkati ve dürüstlüğü ararken, her seferinde karşısında bu zihniyetin en vahşi duvarını bulur. Çocukken babası ve amcası tarafından tacize uğrayan, sünnet edilerek bedeni ve ruhu sakatlanan Firdevs, bir mal gibi kendisinden yaşça çok büyük, hastalıklı bir adama satılır. Gördüğü aralıksız işkenceden kaçıp Kahire’nin sokaklarına sığındığında ise sistemin onu çok daha büyük bir bataklığa, fuhuş sektörüne ittiğini görür. Firdevs, hayatı boyunca amcasından kocasına, sokaktaki pezevenkten en üst düzey devlet bürokratlarına kadar her erkeğin kadını bir meta, alınıp satılan bir mülk olarak gördüğünü çırılçıplak yaşayarak öğrenir. Onun yaşadığı hayat, tüm feodal erkek zihniyetinin dışa vurmuşluğunun berbat ötesi bir vesikasıdır.<br />
​İsyanın Sıfır Noktası<br />
​Onu idama götüren son ise, aslında Firdevs’in hayatında ilk kez kendi iradesini ve özgürlüğünü eline aldığı o isyan anıyla gelir. Kendisini tamamen köleleştirmek, parasına ve bedenine hükmetmek isteyen acımasız bir pezevengi, kendi varlığını korumak adına bıçaklayarak öldürür. Firdevs için bu cinayet bir suç değil; kendisini her gün parça parça öldüren o ikiyüzlü, feodal düzene karşı sıkılmış bir yumruktur. Mahkemede egemenlerin yasalarına boyun eğmeyi, erkek yargıçların karşısında diz çökmeyi reddeder. Firdevs artık sıfır noktasına ulaşmıştır; yani kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan bir kadının o korkunç, mutlak özgürlüğüne.<br />
​Darağacındaki Gurur<br />
​Firdevs’in şafak vakti Kahire sokaklarında kurulan darağacına yürüyüşü, edebiyat tarihinin en hüzünlü ama aynı zamanda en başı dik sahnelerinden biridir. O, ölüme giderken bile arkasında ağlayan değil, kendisini asan cellatları ve onu yargılayan sistemi korkutan bir figürdür. Neval El Seddavi, Firdevs’in hücresinden çıkıp idama yürürken arkasında bıraktığı o vahşi gerçeği şu sözlerle tarihe kazır: "Firdevs, gerçeği canı pahasına haykıran tek kadındı. Onu öldürdüler çünkü onun varlığı, bu dünyanın yalanlar üzerine kurulu olduğunu gösteriyordu."<br />
​Sıfır Noktasındaki Kadın, Ortadoğu'dan yükselen, coğrafyanın tüm kadınlarının maruz kaldığı o tecrit ve şiddet duvarlarını yıkan, her şeye rağmen onurunu teslim etmeyenlerin evrensel çığlığıdır. Hangi coğrafyada olursak olalım feodal zihniyete karşı kadın onurunu ve dik duruşunu korumanın ne denli hayati olduğunu bir kez daha hatırlatır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haftanın Kitabı..., Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/sifir-noktasindaki-kadin-feodal-zihniyete-karsi-bir-ciglik</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/06/med-gundem-100.png" type="image/jpeg" length="56125"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Demeter’in Bahçesi” İstanbul’da kadın hafızasını konuştu]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/demeterin-bahcesi-istanbulda-kadin-hafizasini-konustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/demeterin-bahcesi-istanbulda-kadin-hafizasini-konustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“15 Kadın 15 Hikâye”çalışmasının ürünü olan “Demeter’in Bahçesi” kitabı İstanbul’da tanıtıldı.Söyleşide kadın hafızası, mücadele ve dayanışma vurgusu öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL</strong> – Med Gündem ile Demeter’in Bahçesi YouTube kanalının kolektif emekle hazırladığı “15 Kadın 15 Hikâye” çalışması kapsamında yayımlanan “Demeter’in Bahçesi / Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız” kitabının söyleşi ve imza etkinlikleri sürüyor. Kadınların yaşam deneyimlerini, mücadele hafızasını, emeğini ve dayanışmasını görünür kılan çalışma, farklı kentlerde okurlarla buluşmaya devam ediyor.</p>

<p><img alt="" height="1200" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/9b0baec7-30da-4513-b236-3dfb9118c52c.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /><br />
Kadınların kendi yaşam hikâyelerini kendi seslerinden anlattığı kitap için ilk söyleşi ve imza etkinlikleri 4 Mayıs’ta Amed’de, 5 Mayıs’ta Urfa’da ve 21 Mayıs’ta Antalya’da gerçekleştirildi. Etkinliklerin dördüncü durağı ise 6 Haziran’da İstanbul oldu.<br />
Kitabın söyleşisi Beyoğlu’ndaki Avajor Sanat Evi’nde düzenlendi. Etkinliğe, Med Gündem YouTube kanalında her cuma yayımlanan “Demeter’in Bahçesi” programının moderatörü ve kitabın yazarı Gülhan Bişeng, Med Gündem köşe yazarı Mukaddes Erdoğdu Çelik ile müzisyen Gulê Kaya katıldı. Söyleşide kadın hafızası, sözlü tarih çalışmaları ve Kürt kadın hareketinin birikimi üzerine değerlendirmeler yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1200" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/42cdbda8-6cdc-4a1d-a967-765ee0d8b799.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /><br />
<strong>‘KADIN HAFIZASINI YAZILI HALE GETİRMEK İSTEDİK’</strong><br />
Kitabın ortaya çıkış sürecine değinen Gülhan Bişeng, farklı alanlarda üretim yapan kadınlarla gerçekleştirilen söyleşilerin ortak bir hafıza oluşturduğunu belirtti. Kadınların tarih yazımındaki rolüne dikkat çeken Bişeng, Kürt kadın hareketi ile feminist mücadelelerin önemli bir birikim yarattığını ifade etti.<br />
Kadınların deneyimlerini yazılı kaynaklara dönüştürmekte çeşitli zorluklarla karşılaştığını dile getiren Bişeng, “Kadınların sırtındaki yük çok fazla. Aynı anda birçok alanda sorumluluk üstleniyorlar. Bu nedenle kadın mücadelesinin yakın tarihine tanıklık eden deneyimlerin kalıcı bir kaynak haline gelmesini istedik” dedi.</p>

<p><img alt="" height="3024" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/e5f57f46-bb32-4610-9688-c2ce3a4a4fae.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4032" /><br />
<strong>‘KOLEKTİF EMEĞİN ÜRÜNÜ’</strong><br />
Kitabın farklı disiplinlerden kadınların deneyimlerini bir araya getirdiğini söyleyen Bişeng, çalışmanın kolektif emeğin ürünü olduğunu vurguladı. Bişeng, “Bu fikir yalnızca bana ait değildi. Yıllardır süren kadın mücadelesinin yarattığı birikimden besleniyoruz. Bu çalışmayı da bu mücadeleyi büyüten kadınlara saygıyla hazırladık” diye konuştu.</p>

<p><img alt="" height="4032" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/f2216fc2-604d-414f-b2d4-60c4ff224605.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="3024" /><br />
<strong>‘KADIN MÜCADELESİ ŞİFALIDIR’</strong><br />
Söyleşinin ardından sahne alan müzisyen Gulê Kaya, kısa bir müzik dinletisi sundu. Dinletinin ardından konuşan Kaya, kadın mücadelesinin dönüştürücü ve iyileştirici gücüne işaret ederek, “Nasıl ki bedenin bir yerinde yara açıldığında hücreler onu iyileştirmek için bir araya geliyorsa, kadın mücadelesi de aynı şekilde şifalı ve sağaltıcı bir güce sahip. Bu anlamda özellikle Barış Anneleri’ne minnettarım” dedi.</p>

<p><img alt="" height="4032" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/66663aee-2441-4a53-a8f1-98f200ecff6b.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="3024" /><br />
<strong>‘KADINLARIN SÖZÜNÜ BULUŞTURAN BİR ÇALIŞMA’</strong><br />
Yazar Mukaddes Erdoğdu Çelik ise kitabın farklı kuşaklardan ve mesleklerden kadınların deneyimlerini bir araya getirdiğini söyledi. Çelik, nörologdan gazeteciye, öğretmenden sanatçıya kadar farklı alanlardan kadınların hem yaşam deneyimlerini hem de mesleki birikimlerini aktardığını belirtti.<br />
Çalışmanın kadınların sözünü görünür kılan önemli bir kaynak olduğunu ifade eden Çelik, “Bilimsel yöntemle kadınların sözünü buluşturan bir çalışmayla karşı karşıyayız. Kadın hareketi feminist mücadele, sosyalist kadın mücadelesi ve Kürt kadın hareketinin birikimleriyle büyüdü. Kadınların dünyayı değiştirmedeki gücünü yine kadınlardan öğrendim. Bugün Jineolojî ve kadın özgürlük mücadelesinin çok yönlü birikimiyle karşı karşıyayız” diye konuştu.</p>

<p><img alt="" height="4032" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/efae6cc4-ac97-474b-8775-daaed95bc7df.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="3024" /></p>

<p></p>

<p><strong>Haber: Özlem Kırmızıtoprak</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/314214</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kitaplar..., Kadın&amp;Jineoloji</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/demeterin-bahcesi-istanbulda-kadin-hafizasini-konustu</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 08:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/06/690x390cc-ist-06-06-2026-demeterin-bahcesi-kitap-soylesi-2.jpg" type="image/jpeg" length="76756"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarladan Doğan Bir Edebiyat]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/tarladan-dogan-bir-edebiyat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/tarladan-dogan-bir-edebiyat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Med Gündem’de Gazeteci Arzella Bektaş’la her cuma bir kitap tanıtımı. Bu Haftanın Kitabı: Tarladan Doğan Bir Edebiyat]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1><strong>Tarladan Doğan Bir Edebiyat</strong></h1>

<p><img alt="" height="753" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/73f64fa3-fe25-4797-b8b7-dae351f45a8b-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="977" /><br />
​John Steinbeck, 1962 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş, dünya edebiyat tarihine sadece bir romancı olarak değil; Amerika’nın Büyük Buhran döneminde evsiz, topraksız ve güvencesiz kalan milyonlarca tarım işçisinin gür sesi olarak geçmiş bir kalemdir. Onun hayatı, bizzat yazdığı o sarsıcı romanların mutfağıdır. California’da, işçilerin göç yolları üzerinde büyüyen yazar, hayatı bizzat sokakta ve tarlalarda öğrenmeyi seçmiştir. Bir dönem kendisi de ırgatlık yapmış, pamuk toplamış, fabrikalarda ter dökmüştür. İşte bu yüzden onun edebiyatı fildişi kulelerden değil, bizzat toprağın çamurundan ve nasırlı ellerden beslenir. O, hayatı boyunca kapitalist sistemin acımasız çarklarını ve yoksulların görünmez kılınan hayatlarını yazmıştır. Siyasi duruşu ve emekten yana tavrı nedeniyle dönemin egemenleri tarafından sürekli hedef gösterilmiş, kitapları meydanlarda yakılmış ve komünist olmakla suçlanmıştır. Ancak o, tüm baskılara rağmen ezilenlerin onurunu yazmaktan asla vazgeçmemiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1183" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/010aed3e-491b-48cf-8f4f-1e5b19ce3907.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="795" /><br />
<strong>​Farelerin ve İnsanların Kaderi</strong><br />
​Bu köklü emektar hafızanın en yalın ürünü olan Fareler ve İnsanlar, California’nın o tecrit edilmiş tarlalarında, karın tokluğuna iş arayan iki mevsimlik tarım işçisinin, George ve saf bir dev olan Lennie’nin yürek burkan hikayesidir. Romanın en sarsıcı ve sembolik katmanı, o dev cüsseli ama çocuk zihinli Lennie’nin minik farelerle kurduğu trajik ilişkidir. Lennie, zihinsel dezavantajından dolayı dünyanın vahşetini kavrayamaz; onun tek dünyası yumuşak şeyleri sevmek, kadifemsi tüylere dokunmaktır. Cebinde canlı fareler taşır, sırf okşamak için. Ancak o devasa, kontrolsüz gücü yüzünden sevdiği o minik fareleri farkında olmadan avucunda sıkarak öldürür. Steinbeck burada muazzam bir metafor kurar: Bu adaletsiz sistemde zayıf, hassas ve korunmasız olan her şey, tıpkı Lennie'nin avucundaki o fareler gibi ezilmeye mahkumdur.<br />
​Görünmez Kadınlar ve Kırılan Hayaller<br />
​Bu tecrit edilmiş çiftlik hayatında, herkesin birbirine yabancılaştığı bir düzende, bu iki yoksul insanın tek bir hayali vardır: Kendilerine ait küçük bir toprak parçası edinmek ve insanca yaşayabilmek. Ancak sistem tıpkı tarlalardaki fareler gibi, dezavantajlı olanı acımasızca çarklarının arasına alır. Çiftlikteki o derin yalnızlığa hapsedilen, adı bile olmayan ve sadece kocasının mülkü olarak görülen Curley’nin karısı, bir gün yalnızlıktan dertleşmek için Lennie'nin yanına gelir. Lennie'nin yumuşak şeylere olan tutkusunu fark edince saçlarını okşamasını ister. Fakat Lennie heyecanlanıp gücünü kontrol edemeyince, kadın korkudan çığlık atar; Lennie ise sadece susması için kadını sarsarken boynunu kırarak ölümüne sebep olur. O masum dokunma arzusu, sistemin vahşi gerçeğiyle çarpışıp devasa bir felakete dönüşür.<br />
​Namlunun Ucundaki Merhamet<br />
​Bu ölümün ardından çiftlikteki adamlar ellerinde silahlarla linç için Lennie’nin peşine düştüğünde, karşımıza edebiyat tarihinin en ağır, en iç acıtıcı ceza sahnesi çıkar. George, yoldaşını o vahşi insanların insafına bırakmak, onun işkenceyle ya da bir kafese kapatılarak öldürülmesine izin vermek istemez. Onu nehir kenarında bulur, kaçacakları o güzel yeşil toprakların hayalini son bir kez anlattırır ve Lennie o güzel hayale gülümseyerek bakarken, onu bizzat kendi elleriyle, ensesinden vurarak cezalandırır. Bu aslında bir ceza değil, merhametten doğan trajik bir kurtarmadır. George, yoldaşını sistemin ve insanların barbarlığından korumak için kendi ruhunu ömür boyu sürecek bir vicdan azabına mahkum etmiştir. Fareler ve İnsanlar, en zor koşullarda bile yan yana yürüyebilmenin ama aynı zamanda bu acımasız dünyada yoksulların hayallerinin nasıl kanlı bir biçimde sonlandığını gösteren evrensel bir çığlıktır.</p>

<p><img alt="" height="855" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/5645eeb4-1609-488b-9e5b-ceb9e7a8b877.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="628" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haftanın Kitabı..., Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/tarladan-dogan-bir-edebiyat</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/06/med-gundem-1-44.png" type="image/jpeg" length="18283"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyaz Karanlıkta İnsan Olmak: Saramago’nun Körlük’ü Üzerine]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/beyaz-karanlikta-insan-olmak-saramagonun-korluku-uzerine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/beyaz-karanlikta-insan-olmak-saramagonun-korluku-uzerine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Med Gündem’de Gazeteci Arzella Bektaş’la her cuma bir kitap tanıtımı. Bu Haftanın Kitabı: Beyaz Karanlıkta İnsan Olmak: Saramago’nun Körlük’ü Üzerine]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beyaz Karanlıkta İnsan Olmak: Saramago’nun Körlük’ü Üzerine</strong></p>

<p><br />
​José Saramago’nun kaleme aldığı ve kendisine 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü getiren Körlük, modern dünyanın ve sistemlerin kriz anlarında nasıl vahşileşebileceğini gösteren en sarsıcı politik laboratuvarlardan biridir. Hikaye, bir şehrin orta yerinde, trafiğin en yoğun olduğu saatte bir adamın direksiyon başında ansızın süte benzer bembeyaz bir körlüğe gömülmesiyle başlar. Bu ilk körün eve dönmesiyle birlikte virüs gibi yayılan bir zincir reaksiyonu tetiklenir; ona yardım edip arabasını çalan adam, adamı evde karşılayan karısı, gittiği göz doktoru, muayenehanedeki diğer hastalar ve doktorun temas ettiği herkes sırayla bu beyaz karanlığa gömülür. Bu zincirleme reaksiyon öyle bir hızla ilerler ki, birkaç gün içinde tüm şehir ve ardından bütün ülke karantinaya alınarak adeta devasa bir hapishaneye dönüştürülür. Ömrünü otoriter rejimlerle mücadeleye ve barışçıl bir dünyaya adamış muhalif bir yazar olan Saramago, bir gün bir restoranda otururken aklına düşen "Ya hepimiz aniden kör olsaydık?" sorusuna yine kendisi "Zaten körüz" yanıtını vererek bu muazzam kurguyu inşa etmiştir.<br />
​Salgın tüm ülkeyi esir aldığında, devlet mekanizmasının ilk refleksi insanları tedavi etmek ya da onlara yardım etmek olmaz. Sistem, bu insanları doğrudan bir güvenlik tehdidi ve birer istatistik olarak görerek köhne, eski bir akıl hastanesine kapatır, yani acımasızca tecrit eder. Kapılarına silahlı askerlerin dikildiği, dışarı çıkmaya çalışanların anında vurulduğu bu karantina süreci, totaliter yapıların kriz anlarında insan onurunu nasıl hiçe sayabileceğinin çırılçıplak bir resmidir. İçerideki kısıtlı yiyecekler azaldıkça, gücü ve silahı eline geçiren bir grup erkeğin oluşturduğu çeteleşme, insanlığın en dip noktasını gözler önüne serer. Bu silahlı körler çetesi, gelen yiyeceklere el koyarak koğuştaki diğer insanlardan önce paralarını, sonra değerli eşyalarını, en sonunda ise yiyecek karşılığında kadınları talep eder. Toplumun ve otoritenin çöktüğü o en vahşi anlarda bile, kadının bedeninin nasıl bir savaş ganimetine ve ticaret malzemesine dönüştürüldüğünü Saramago yüzümüze çok sert bir şekilde çarpar. Kadınlar, koğuştaki insanlar açlıktan ölmesin diye bilerek ve feda edilerek o tecavüz koğuşuna gönderilir.<br />
​İşte bu zifiri ahlaki çürümenin ortasında, romanın en can alıcı damarı olan sadakat ve direniş kavramı sahneye çıkar. Salgından etkilenmeyen, yani kör olmayan tek kişi, sadece kocasına duyduğu muazzam sadakatle o karantinaya kör taklidi yaparak giren Doktorun Karısıdır. Ancak onun bu bireysel sadakati, zamanla tecritten ve vahşetten bunalan tüm ezilenleri, tüm kadınları koruma mücadelesine, yani toplumsal bir direnişe evrilir. Herkesin körleştiği bir dünyada görüyor olmak ve gerçeğe, tecavüze, haksızlığa tanıklık etmek dünyanın en ağır sorumluluğudur. Bu örgütlü kadın iradesi, sonunda çete liderini öldürerek kadınların intikamını alır ve o tecrit duvarlarını yıkar. Saramago’nun bu sarsıcı metni, bizi kapatmaya çalıştıkları o beton tecrit duvarlarının ve bizi yok sayan sistemlerin ortasında, bizi kurtaracak tek şeyin birbirimizin acısını görebilmek, kadınların o yan yana duruşuna omuz vermek ve ne pahasına olursa olsun gerçeğe tanıklık etme sadakatini korumak olduğunu hatırlatır. Çünkü bizler aslında kör olmadık; yazarın da dediği gibi, biz zaten kördük, gören ama görmeyen körlerdik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="2048" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/95fa43b9-9b77-49ea-b6aa-93011f80cf30.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1940" /></p>

<p>José Saramago, Portekizli dünyaca ünlü bir romancı, şair ve gazetecidir.<br />
​Hayatı boyunca katı bir anti-faşist ve inançlı bir komünist olan Saramago, Portekiz Komünist Partisi’nin aktif bir üyesiydi. Eserlerinde kapitalizmin yarattığı adaletsizlikleri, otoriter devlet yapılarının acımasızlığını ve organize din kurumlarının toplumu nasıl baskı altına aldığını sert felsefi metaforlarla eleştirmiştir.<br />
​Siyaseten ve edebi olarak her zaman ezilenlerin, işçi sınıfının ve sessiz yığınların sesi olmayı seçen yazar, muhalif kimliği ve ödün vermeyen duruşuyla tanınır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haftanın Kitabı..., Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/beyaz-karanlikta-insan-olmak-saramagonun-korluku-uzerine</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 08:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/05/med-gundem-1-39.jpg" type="image/jpeg" length="30310"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Demeter’in Bahçesi Antalya’da Kadın Hafızasını Buluşturdu]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/demeterin-bahcesi-antalyada-kadin-hafizasini-bulusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/demeterin-bahcesi-antalyada-kadin-hafizasini-bulusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“15 Kadın 15 Hikâye”çalışması kapsamında hazırlanan“Demeter’in Bahçesi/Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız”kitabı Antalya’da yoğun katılımla okurlarla buluştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANTALYA / MED GÜNDEM –</strong> Med Gündem ile Demeter’in Bahçesi YouTube kanalının kolektif emekle hazırladığı “15 Kadın 15 Hikâye” çalışması kapsamında yayımlanan “Demeter’in Bahçesi / Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız” kitabının söyleşi ve imza etkinlikleri devam ediyor. Kadınların yaşam deneyimlerini, mücadele hafızasını, emeğini ve dayanışmasını görünür kılan çalışma, farklı kentlerde okurlarla buluşmayı sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>H<img alt="" height="914" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/1c902ff8-f914-4d79-9f85-067fb5a38ee7-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2040" /><br />
Kadınların kendi yaşam hikâyelerini kendi seslerinden anlattığı çalışma kapsamında ilk söyleşi ve imza etkinlikleri 4 Mayıs 2026’da Amed’de, 5 Mayıs 2026’da ise Urfa’da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Kadın mücadelesi, toplumsal hafıza ve dayanışma kültürü üzerine yapılan değerlendirmeler okurlar tarafından ilgiyle takip edildi. Etkinliklerin üçüncü durağı ise 21 Mayıs 2026’da Antalya oldu.<br />
Antalya Sanatçılar Derneği’nde (ANSAN) gerçekleştirilen etkinlik, Nadire Sönmez’in Antalya temsilciliğini yürüttüğü “8. Akdeniz Sanat Günleri” kapsamında düzenlendi. Programın dördüncü gününde yapılan söyleşi ve imza etkinliğinde “Demeter’in Bahçesi / Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız” kitabı tanıtıldı.<br />
Söyleşiye, Med Gündem YouTube kanalında her cuma saat 21.00’de yayınlanan “Demeter’in Bahçesi” programının moderatörü ve kitabın yazarı Gülhan Bişeng, Med Gündem köşe yazarı Sevim Korkmaz Dinç ile DEM Parti yöneticisi, şair ve yazar Kamile Yiğit katıldı.<br />
Açılış konuşmasını yapan şair ve yazar Kamile Yiğit, kadınların yaşam mücadelelerinin görünür hale gelmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Kadınların tarih boyunca hem yaşamın içinde hem de edebiyat, sanat ve düşünce alanlarında büyük emek verdiğini ifade eden Yiğit, buna rağmen kadınların çoğu zaman yok sayıldığını ve seslerinin bastırılmaya çalışıldığını söyledi.<br />
Kadınların yaşadığı acıların, direnişlerin ve umutların toplumsal hafızanın ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Yiğit, “Kadınların kendi hikâyelerini kendi sesleriyle anlatması çok değerlidir. Çünkü kadınlar konuştuğunda yalnızca kendi yaşamlarını değil, bir dönemin hafızasını da görünür kılıyor” dedi.<br />
Kadınların yazın alanında da ciddi eşitsizliklerle karşı karşıya kaldığını belirten Yiğit, kadın yazarların ve üreticilerin daha fazla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Yiğit, “Demeter’in Bahçesi / Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız” kitabının yalnızca bir söyleşi çalışması olmadığını, aynı zamanda kadın dayanışmasını büyüten önemli bir kültürel çalışma olduğunu ifade etti.<br />
314 sayfalık kitapta siyasetten sanata, edebiyattan felsefeye, tıptan mitolojiye kadar farklı alanlarda üretim yapan kadınların yaşam deneyimleri yer alıyor.</p>

<p><img alt=" Şair ve Yazar Kamile Yılmaz" height="1536" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/0c72e8e6-65a0-44b6-8aa7-75ab285670d2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><br />
Kitabın yazarı ve “Demeter’in Bahçesi” programının moderatörü Gülhan Bişeng ise konuşmasında, çalışmanın yalnızca bir kitap olmadığını, kadınların ortak hafızasını geleceğe taşıyan kolektif bir emek ürünü olduğunu söyledi. Kadınların yıllardır görünmeyen emeğinin, yaşadığı acıların, direnişlerinin ve umutlarının bu çalışmada kendi sesleriyle yer aldığını belirten Bişeng, “Bu kitapta her kadın kendi hayatına, kendi mücadelesine ve kendi gerçeğine tanıklık ediyor. Biz kadınların sesi çoğu zaman bastırıldı, yok sayıldı. Ancak kadınlar anlatmaya devam ettikçe hafıza da büyüyor, dayanışma da güçleniyor” dedi.<br />
Kadınların yaşam hikâyelerini kayıt altına almanın aynı zamanda toplumsal belleği korumak anlamına geldiğini ifade eden Bişeng, farklı şehirlerden ve farklı yaşam deneyimlerinden kadınların aynı kitapta buluşmasının önemli olduğunu vurguladı. Bişeng, kadın dayanışmasının büyütülmesi gerektiğini belirterek etkinliğe ev sahipliği yapan ANSAN’a ve katılımcılara teşekkür etti.</p>

<p><img alt="“Demeter’in Bahçesi” programının moderatörü ve kitabın yazarı Gülhan Bişeng" height="914" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/b06593bb-d1ff-4c27-a623-6e70bd0c2abc.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2040" /><br />
Sevim Korkmaz Dinç de konuşmasında kadın dayanışmasının toplumsal mücadelede belirleyici bir güç olduğuna dikkat çekti. Kadınların yaşadıkları baskılara rağmen üretmeye, yazmaya ve birbirlerinin sesine ses olmaya devam ettiğini ifade eden Dinç, kadınların ortak hafızasını büyütmenin geleceğe bırakılacak en önemli miraslardan biri olduğunu söyledi.<br />
Kadınların yaşam deneyimlerinin çoğu zaman görünmez kılındığını belirten Dinç, “Kadınların hikâyeleri yalnızca bireysel yaşam anlatıları değildir. Her kadın hikâyesi aynı zamanda bir toplumun hafızasını taşır. Bu nedenle kadınların kendi sözünü kurması, yaşadıklarını kayıt altına alması ve birbirine dayanması çok kıymetlidir” dedi.<br />
Kitabın farklı şehirlerden, farklı yaşam deneyimlerinden kadınları bir araya getirdiğini vurgulayan Dinç, kadınların ortak mücadelesinin sanatla, edebiyatla ve dayanışmayla daha da güçleneceğini ifade etti. Dinç ayrıca kadınların sesini görünür kılan bu tür kolektif çalışmaların çoğalması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Med Gündem köşe yazarı Sevim Korkmaz Dinç" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/52c2a6fd-8e9c-4aa3-a716-d8119b09101c-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /><br />
Program boyunca kitapta yer alan kadınların yaşam öyküleri, tanıklıkları ve mücadele deneyimleri üzerine değerlendirmeler yapıldı. Söyleşinin ardından katılımcılar okurlarla birebir sohbet ederek kitaplarını imzaladı.<br />
“Demeter’in Bahçesi / Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız” kitabının söyleşi ve imza etkinliklerinin 6 Haziran 2026’da İstanbul’da devam edeceği belirtildi. Amed, Mersin, Antalya, İzmir, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok kentte gerçekleştirilecek buluşmalarda kadınların kendi hikâyelerini doğrudan okurlarla paylaşmayı sürdüreceği ifade edildi.</p>

<p><img alt="" height="1536" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/f101add8-53ff-4ac1-a3db-35fb7f5964a8.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><img alt="" height="914" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/6209affa-71c0-4fd1-957a-4a22c433f824.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2040" /><img alt="" height="1536" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/78593bff-8514-44eb-b670-59b29ea26025.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><img alt="" height="1536" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/5dde5601-0cec-4ebd-8298-3f9186f7456f.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><img alt="" height="2040" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/d55f3d2d-4871-4988-8209-887aaed80d20.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="914" /><img alt="" height="1536" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/5dde5601-0cec-4ebd-8298-3f9186f7456f-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><img alt="" height="1536" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/3a51636b-1a36-4894-a510-da353ce26246.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><img alt="" height="2048" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/7c1d2f00-a5e1-4ebf-ac29-95b77affd285.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1536" /><img alt="" height="1536" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/78593bff-8514-44eb-b670-59b29ea26025-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><img alt="" height="1536" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/cb45cd6b-97d6-495c-8271-39711a193be1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /></p>

<p><strong>Haber: Özlem Kırmızıtoprak</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>“Demeter’in Bahçesi”, Kitaplar..., Kadın&amp;Jineoloji</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/demeterin-bahcesi-antalyada-kadin-hafizasini-bulusturdu</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/05/med-gundem-4-20.jpg" type="image/jpeg" length="59135"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erol’un İlk Kitabı “Adlar Ağacı” Batman’da Okuyucuyla Buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/erolun-ilk-kitabi-adlar-agaci-batmanda-okuyucuyla-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/erolun-ilk-kitabi-adlar-agaci-batmanda-okuyucuyla-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci, sendikacı ve yazar Salih Erol’un ilk öykü kitabı “Adlar Ağacı”, yarın Batman’da düzenlenecek söyleşi ve imza günüyle okurlara tanıtılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BATMAN / MED GÜNDEM –</strong> Gazetecilik, köşe yazarlığı ve sendikacılık alanlarında uzun yıllar faaliyet yürüten yazar Salih Erol, ilk öykü kitabı “Adlar Ağacı” ile edebiyat dünyasına adım attı. Dipnot Yayınevi tarafından yayımlanan kitap, yarın Batman’da düzenlenecek söyleşi ve imza etkinliğiyle okuyucularla buluşacak.</p>

<p><img alt="" height="1674" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/7ca4db18-7b12-4061-81eb-9049085fa460.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1116" /><br />
Yenisahne Kafe’de saat 15.00’te gerçekleştirilecek etkinliğin moderatörlüğünü Nihat Çelik yapacak. Okurlarla bir araya gelecek olan Erol, kitabının yazım sürecini, öykülerinin arka planını ve yaşam deneyimlerini paylaşacak.<br />
Salih Erol’un yaşam öyküsü, kitabındaki anlatılar kadar dikkat çekiyor. 2009 yılının Mayıs ayında tutuklanan Erol, Batman M Tipi Cezaevi’nde 6 ay tutuklu kaldıktan sonra aynı yılın Aralık ayında tahliye edildi. Tutuklandığı dönemde Eğitim Sen Batman Şubesi’nde sekreter olarak görev yapan Erol, 2010 yılında şube başkanı seçildi ve bu görevini 2012 yılına kadar sürdürdü.<br />
2012 yılında Yozgat’a sürgün edilen Erol, öğretmenlik mesleğini bırakarak Gercüş Belediyesi’nde çalışmaya başladı. 2016 yılında memuriyetten ayrılan Erol, 2018 yılında eski dosyalarının Yargıtay tarafından onanmasının ardından İstanbul’da yeniden tutuklandı. Metris Cezaevi, Silivri 5 No’lu Cezaevi, Silivri 7 No’lu Cezaevi ve Burhaniye T Tipi Cezaevi’nde kalan Erol, yaklaşık 6 buçuk yıl süren tutukluluğun ardından Nisan 2024’te tahliye edildi.<br />
136 sayfadan oluşan “Adlar Ağacı” kitabında toplam 8 öykü yer alıyor. Kitap adını da içinde bulunan “Adlar Ağacı” adlı öyküden alıyor. Erol, öykülerinde çocukluk anılarından toplumsal hafızaya, faili meçhul cinayetlerden aşk hikâyelerine kadar birçok temayı işlediğini belirtti.<br />
Kitabına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erol, “Öykülerimde uzaktaki bir geçmişe baktım. Ama arada bir günümüze bakmayı da ihmal etmedim. Çünkü bizi şekillendiren şey geçmişimizdir. Ben de çocukluğumun anlatılarına söz verdim” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1293" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/d2c2dbaf-865b-4e3c-8e94-102d68ad486b.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="768" /><br />
Kitapta yer alan “Ceylan” öyküsünde 90’lı yılların faili meçhul cinayetleri ve beyaz Toroslarla kaybedilen insanların hikâyelerine yer veriliyor. “Hülya” adlı öykü çocukluk dönemine uzanan bir aşk hikâyesini anlatırken, çocuk gelin gerçeğini de sorguluyor. “Mendil” öyküsü ise 2024 Hüseyin Çelebi Öykü Ödülü’nü kazanan eserlerden biri olarak dikkat çekiyor.<br />
Kitabın en dikkat çekici öykülerinden biri olan “Babaannemin Sandığı” ise geçmişin izlerini taşıyan eski bir sandık üzerinden hafıza, acı ve kayıp duygularını anlatıyor. Öyküde, “Ermeni bir hattatın hünerli ellerinden çıktığı” belirtilen sandık, bir dönemin acılarını ve toplumsal kırılmalarını simgeliyor.<br />
Erol, kitaba adını veren “Adlar Ağacı” öyküsünün ise çocuklukta yaşanan bir travmanın insan yaşamını nasıl şekillendirdiğini anlattığını ifade ederek, “Adlar Ağacı sadece bir ağaç değil; bir kader, bir yaşam ve geçmişin insan üzerindeki izidir” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/erolun-ilk-kitabi-adlar-agaci-batmanda-okuyucuyla-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 15:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/05/med-gundem-5-25.jpg" type="image/jpeg" length="93636"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Haftanın Kitabı:Sürgünün içinden konuşan bir ses— Cigerxwîn]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/haftanin-kitabisurgunun-icinden-konusan-bir-ses-cigerxwin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/haftanin-kitabisurgunun-icinden-konusan-bir-ses-cigerxwin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Med Gündem’de Gazeteci Arzella Bektaş’la her cuma bir kitap tanıtımı. Bu Haftanın Kitabı: Sürgünün içinden konuşan bir ses — Cigerxwîn]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haftanın Kitabı: Sürgünün içinden konuşan bir ses — Cigerxwîn</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="1758" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/ab223cf7-d78a-4702-b0d3-4c48d13f3a2b.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1172" /></strong></p>

<p>Stockholm’de, uzun bir sürgün hayatının sonunda öldüğünde arkasında yalnızca şiir kitapları bırakmadı. Bir halkın hafızasını, kırılmış bir dili ve yarım kalmış bir yüzyılı da bıraktı.</p>

<p>Bugün hâlâ Kürt şiirinden söz edildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Cigerxwîn, modern Kürt edebiyatının en güçlü seslerinden biri kabul ediliyor. Ama onu yalnızca “şair” olarak tanımlamak eksik kalır. Çünkü onun dizelerinde şiir, çoğu zaman hayatta kalmanın başka bir biçimine dönüşür.</p>

<p>Asıl adı Şêhmus Hasan’dı. 1903 yılında Mardin’in Gercüş ilçesine bağlı Hisar köyünde doğdu. Çocukluğu savaşın, yoksulluğun ve göçün gölgesinde geçti. Birinci Dünya Savaşı başladığında ailesiyle birlikte Suriye’nin Amûdê kentine göç etti. Çobanlık yaptı, tarlalarda çalıştı, medrese eğitimi aldı. Ama onun gerçek eğitimi biraz da sokakta, göç yollarında ve yoksul insanların hayatında başladı.</p>

<p>1928’de şiirlerini yayımlamaya başladığında kendine yeni bir isim seçti: Cigerxwîn.</p>

<p>Kürtçede “yüreği kanlı” anlamına gelen bu isim, yalnızca bir mahlas değil; aynı zamanda onun bütün şiirinin özeti gibiydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Onun şiirlerinde aşk bile huzurlu değildir. Hep bir eksiklik taşır. Bir göç yolunu, yoksul bir köyü ya da kaybedilmiş bir dili hatırlatır. Bu yüzden Cigerxwîn’in dizeleri yalnızca bireysel duygularla değil, toplumsal hafızayla konuşur.</p>

<p>Şairin en çok konuşulan eserlerinden biri olan Kîme Ez? hâlâ Kürt şiirinin temel kitaplarından biri sayılıyor. Kitabın adı basit bir soru gibi görünür: “Ben kimim?” Ama Cigerxwîn bu soruyu yalnızca kendisi için sormaz. Parçalanmış bir halkın, sürgüne itilmiş bir dilin ve unutulmak istenen bir hafızanın içinden sorar.</p>

<p>Bir şiirinde şöyle der:</p>

<p>“Ez kî me?</p>

<p>Dengê welatekî bê nav û bê deng im...”</p>

<p>“Ben kimim?</p>

<p>İsimsiz ve sesi bastırılmış bir ülkenin sesiyim...”</p>

<p>Onun şiirini bugün hâlâ canlı kılan şey de burada saklı. Çünkü Cigerxwîn yalnızca kendi dönemini anlatmadı. Şiirleri, bugünün dünyasında da yankılanmaya devam eden meselelerle dolu: sürgün, kimlik, dil, yoksulluk, savaş ve hafıza.</p>

<p>Medrese eğitimi almış olmasına rağmen dönemin modern Kürt aydınlarıyla ilişki kurdu; Hawar çevresinde yer aldı, politik olarak toplumcu bir çizgiye yöneldi. Şiirlerinde köylüler, işçiler ve yoksullar sık sık görünür olurken; savaşın kazananının her zaman iktidar sahipleri olduğunu yazdı.</p>

<p>Hayatının son yıllarını İsveç’te geçirdi. 1984 yılında Stockholm’de öldüğünde sürgündeydi. Ama şiiri çoktan sınırları aşmıştı.</p>

<p>Bugün Cigerxwîn’i yeniden okumak yalnızca edebi bir dönüş değil. Aynı zamanda bir hafızaya geri dönmek anlamına geliyor. Çünkü bazı şairler yalnızca kitaplarda yaşamaz. İnsanların dilinde, yarım kalmış cümlelerinde ve memleket özleminde yaşamayı sürdürür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haftanın Kitabı..., Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/haftanin-kitabisurgunun-icinden-konusan-bir-ses-cigerxwin</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/05/3d5e351e041d6ea4201be6159f57c26c.jpg" type="image/jpeg" length="77074"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“15 Kadın 15 Hikâye” Antalya’da okurlarla buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/15-kadin-15-hikaye-antalyada-okurlarla-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/15-kadin-15-hikaye-antalyada-okurlarla-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Demeter’in Bahçesi / Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız” kitabının Antalya söyleşi ve imza etkinliği bugün saat 15.00’te ANSAN’da gerçekleştirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANTALYA- MED GÜNDEM-</strong> Med Gündem ile Demeter’in Bahçesi YouTube kanalının kolektif emekle hazırladığı “15 Kadın 15 Hikâye” çalışmasının ürünü olan “Demeter’in Bahçesi / Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız” kitabının söyleşi ve imza etkinlikleri devam ediyor. Kadınların yaşam deneyimlerini, mücadele hafızasını, emeğini ve dayanışmasını görünür kılan çalışma, farklı kentlerde okurlarla buluşmayı sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1080" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/ec777be5-7392-487b-a1ad-cc79b2409a84.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1080" /><br />
Kadınların kendi yaşam anlatılarını kendi seslerinden aktardığı çalışma kapsamında düzenlenen ilk söyleşi ve imza etkinlikleri 4 Mayıs 2026’da Amed’de, 5 Mayıs 2026’da ise Urfa’da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Okurların yoğun ilgi gösterdiği buluşmalarda kadınların yaşam mücadeleleri, toplumsal hafıza ve dayanışma kültürü üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Etkinliklerin üçüncü durağı ise bugün Antalya olacak.<br />
Konyaaltı Caddesi üzerindeki Fikret Otyam Parkı içerisinde bulunan Antalya Sanatçılar Derneği’nde (ANSAN) bugün saat 15.00’te gerçekleştirilecek söyleşi ve imza etkinliğine Gülhan Bişeng, Med Gündem köşe yazarı Sevim Korkmaz Dinç ile DEM Parti yöneticisi ve yazar Kamile Yılmaz katılacak. Programda kitapta yer alan kadınların yaşam hikâyeleri, tanıklıkları ve mücadele deneyimleri üzerine konuşmalar yapılacak. Katılımcılar ayrıca okurlarla birebir sohbet ederek kitaplarını imzalayacak.<br />
Etkinlik kapsamında kadınların yaşam deneyimleri, toplumsal cinsiyet mücadelesi, kadın kimliği, sözlü tarih çalışmaları, dayanışma kültürü ve kolektif hafızanın kuşaktan kuşağa aktarımı üzerine değerlendirmeler yapılacağı belirtildi. Çalışmanın, kadınların görünmeyen emeğini ve toplumsal bellekte bıraktıkları izleri kayıt altına alan önemli bir sözlü tarih çalışması niteliği taşıdığı ifade edildi.<br />
“15 Kadın 15 Hikâye” çalışmasının yalnızca bireysel yaşam öykülerini değil, aynı zamanda kadınların ortak hafızasını, direncini ve toplumsal mücadeledeki rolünü görünür kıldığına dikkat çekilirken, kitabın Türkiye’nin farklı kentlerinde düzenlenecek buluşmalarla daha geniş kesimlere ulaşmasının hedeflendiği kaydedildi.<br />
Antalya’daki programın ardından söyleşi ve imza etkinlikleri 6 Haziran 2026’da İstanbul’da devam edecek. Amed, Mersin, Antalya, İzmir, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok kentte düzenlenecek buluşmalarda kadınların kendi hikâyelerini doğrudan okurlarla paylaşmayı sürdüreceği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/15-kadin-15-hikaye-antalyada-okurlarla-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/05/med-gundem-4-18.png" type="image/jpeg" length="16464"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ergani 2. Kitap Günleri yoğun katılımla sona erdi]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ergani-2-kitap-gunleri-yogun-katilimla-sona-erdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ergani-2-kitap-gunleri-yogun-katilimla-sona-erdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ergani Belediyesi Eş Başkanları Birsen Azak Bayar ve Şiyar Gültekin, Gazeteci Hamza Özkan’a 2. Kitap Günleri’ni değerlendirerek katılanlara ve emeği geçenlere teşekkür etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ERGANİ/ MED GÜNDEM-</strong> Ergani’de düzenlenen 2. Kitap Günleri, dört gün süren etkinliklerin ardından yoğun katılımla tamamlandı. Söyleşi ve dinletiler ilgi gördü.</p>

<p><strong><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/a899e2c5-032b-4a5a-83a5-fa5f4dc8c0a2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Ergani 2. Kitap Günleri sona erdi</strong><br />
Ergani’de bu yıl ikincisi düzenlenen Kitap Günleri, dört gün boyunca süren kültür ve sanat etkinliklerinin ardından yoğun katılımla sona erdi. Ergani Belediyesi ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) tarafından “Dünya kelimelerle bir araya geliyor” şiarıyla gerçekleştirilen etkinlik, ilçe genelinde geniş katılım gördü.<br />
<strong>Kültür ve sanat etkinlikleri ilgi gördü</strong><br />
Son gün programında “Kitap Okuma Kulüplerinin Etkisi” başlıklı söyleşi, yazar Erdoğan Aydın’ın “Cumhuriyet ve Kürtler” konulu söyleşisi, dengbêj dinletisi, yazar Suphi İzol’un sunumu, şiir dinletisi ve piyano performansı yer aldı.<br />
Etkinlik kapsamında çok sayıda yazar da okurlarıyla buluşarak kitap imzaladı. Özellikle Kürtçe yayınlar ve çocuk kitaplarına yoğun ilgi gösterildi. Programda çocuklara yönelik masal anlatımları ve müzik dinletileri de yer aldı. Ailelerin de katılım gösterdiği etkinlikler fuarın en dikkat çeken bölümlerinden oldu.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/787cdcb4-052c-49b4-a7e3-70d824c92db7.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
<strong>“Daha organize bir süreç yürüttük”</strong><br />
Ergani Belediyesi Eş Başkanları Birsen Azak Bayar ve Şiyar Gültekin, Gazeteci Hamza Özkan’a yaptıkları ortak değerlendirmede bu yıl organizasyonun daha planlı ve profesyonel şekilde yürütüldüğünü belirtti.<br />
Eş başkanlar, geçen yıla kıyasla eksiklerin büyük ölçüde giderildiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:<br />
“Geçen yılki deneyim üzerine bu yıl daha organize bir çalışma yürüttük. Elbette eksikler tamamen bitmez ama her yıl üzerine koyarak ilerliyoruz.” Kitap Günleri’nin yaklaşık iki aylık hazırlık süreciyle gerçekleştirildiğini belirten eş başkanlar, etkinliğin yalnızca belediye değil birçok kurumun ortak emeğiyle hayata geçtiğini vurguladı.<br />
“Bu süreçte belediye ekiplerimiz, sivil toplum örgütleri ve yayın evleriyle birlikte yoğun bir çalışma yürüttük. Ortaya güçlü bir program çıktı” ifadeleri kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/9ec5a205-92c0-4283-90a5-dbe700f7f51c.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
<strong>Ergani’nin kültürel mirasına vurgu</strong><br />
Eş başkanlar, Ergani’nin köklü bir kültürel geçmişe sahip olduğuna dikkat çekerek ilçede yetişen yazar ve şairlerin bu mirasın önemli bir parçası olduğunu belirtti.<br />
Ergani’nin köy enstitüsü geçmişine değinilerek, “Bu kültürel birikim bugün yapılan etkinliklerin de temelini oluşturuyor” değerlendirmesi yapıldı.<br />
Gençler ve kitap okuma vurgusu<br />
Gençlerin kitaptan uzaklaşmasının toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu tür etkinliklerin okuma, düşünme ve sorgulama kültürünü yeniden güçlendirmeyi amaçladığı ifade edildi.<br />
“Geçmişini bilmeyen toplum geleceğini inşa edemez” vurgusu yapıldı.<br />
Teşekkür mesajı<br />
Eş başkanlar, etkinliğe katkı sunan tüm kurumlara, yazarlara, emekçilere ve katılım sağlayan halka teşekkür ederek, Kitap Günleri’nin her yıl daha da geliştirilerek sürdürüleceğini belirtti.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/c333881c-4a5a-4c09-a86c-53ff9c7a425c.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kitaplar..., Yerel Yönetimler </category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ergani-2-kitap-gunleri-yogun-katilimla-sona-erdi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/05/med-gundem-1-33.png" type="image/jpeg" length="32529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Demeter’in Bahçesi Kitabı Amed ve Urfa’da Okurla Buluştu]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/demeterin-bahcesi-kitabi-amed-ve-urfada-okurla-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/demeterin-bahcesi-kitabi-amed-ve-urfada-okurla-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Med Gündem ve Demeter’in Bahçesi ile hazırlanan 15 Kadın 15 Hikaye kitabının Amed ve Urfa’daki ilk söyleşi ve imza etkinlikleri yoğun katılımla gerçekleştirildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED-</strong> Med Gündem ve Demeter’in Bahçesi YouTube kanalı ile birlikte kolektif emekle hazırlanan “15 Kadın 15 Hikaye” çalışmasının ürünü olan “Demeter’in Bahçesi / Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız” kitabının ilk söyleşi ve imza etkinlikleri Amed’de 4 Mayıs’da, Urfa’da ise 5 Mayıs 2026’da gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/f232322e-cd1c-4ef9-9742-2e4ea2fc345f.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Yazar Gülhan Bişeng’in katılımıyla gerçekleşen etkinliklerin ardından DEM Parti, DBP Amed il örgütleri, DEM Partili belediyeler ve demokratik kurumlara ziyaretler yapıldı. Ziyaretlerde karşılıklı teşekkürler ile başarı temennileri iletildi.<br />
Amed’deki etkinlik Cemilpaşa Konağı’nda düzenlendi. Programa TJA aktivisti ve 25. ile 26. dönem Amed HDP Milletvekili Çağlar Demirel, sosyolog ve insan hakları aktivisti 25. dönem Erzurum HDP Milletvekili Seher Akçınar, sosyolog ve jineoloji alanında çalışan Günay Yakut ile kitabın yazarı Gülhan Bişeng katıldı.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/d7e6fadf-f55a-4eee-adbe-9f0b41f022cf.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Urfa’daki program ise Karaköprü ilçesinde bulunan Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği’nde gerçekleştirildi. Etkinlikte yazar Gülhan Bişeng ile kitabın kapak tasarımını hazırlayan ressam Gülistan Yazar yer aldı.<br />
Etkinlikler kapsamında Yenişehir Belediyesi Eş Başkanları <strong>Safiye Akdağ </strong>ve<strong> Mehmet Ergün</strong>, Sur Belediye Eş Başkan Yardımcısı <strong>Emine Akşahin</strong>, Kayapınar Belediyesi Eş Başkan Yardımcısı <strong>Gülistan Nazlıer</strong>, Bağlar Belediyesi Eş Başkanı <strong>Leyla Ayaz</strong> ve Amed Büyükşehir Belediyesi Meclis Eş Sözcüsü <strong>Demet Ceylan</strong> da ziyaret edildi. Katılımcılara kitap imzalanarak hediye edildi.</p>

<p><img alt="" height="578" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/30bd908c-e6ce-469c-90c9-808244d0e960.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="866" /><br />
<strong>Gülhan Bişeng</strong>, <strong>Med Gündem</strong> ve kendi YouTube kanalı üzerinden yürütülen “Demeter’in Bahçesi” programında 15 farklı meslekten ve farklı kimliklerden kadınlarla canlı yayınlar gerçekleştirdiklerini belirtti. Bu yayınlarda kadınların deneyimleri, emekleri ve mücadeleleri ele alınarak kitaplaştırıldı.<br />
Tura Yayınları’ndan çıkan 313 sayfalık <strong>“Demeter’in Bahçesi / Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız” </strong>kitabının ilk baskısı 4 Nisan 2026 tarihinde yayımlandı. Kitabın düzenleme ve düzeltmeleri Özlem Sezer tarafından yapılırken, kapak tasarımı Gülizar Ünver’e, kapak fotoğrafı ise Gülistan Yazar’a ait oldu.<br />
Kitabın giriş bölümündeki teşekkür yazısında Gülhan Bişeng, kolektif üretimin önemine dikkat çekerek, Med Gündem Genel Yayın Yönetmeni Hamza Özkan’a ve emeği geçen tüm kadınlara teşekkür etti. Ayrıca DEM Parti Urfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan’ın arka kapak yazısıyla çalışmaya katkı sunduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/b3d397f7-80d3-4589-87b1-dc7c92697b9d.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><img alt="" height="1066" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/f8a3eb4d-585c-43b8-8aec-b037e3796c6b.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /><img alt="" height="1066" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/30838dd8-2f5a-4369-9fbe-e89e36bae2fa.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/501d1b04-95bd-4323-8a44-29a7184957bb.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/01ae41bd-5f69-4635-81bf-61d6e1549262.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/ddfa1c6a-ca60-4e55-87e7-8f498f0196f7.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/ee839976-2ee8-41ad-8014-05c681ad8c42.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>“Demeter’in Bahçesi”, Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/demeterin-bahcesi-kitabi-amed-ve-urfada-okurla-bulustu</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 23:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/05/med-gundem-81.png" type="image/jpeg" length="27241"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ergani Kitap Günleri yarın sona eriyor]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ergani-kitap-gunleri-yarin-sona-eriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ergani-kitap-gunleri-yarin-sona-eriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ergani’de bu yıl ikincisi düzenlenen Kitap Günleri yarın sona eriyor. Etkinlikte söyleşiler, şiir dinletileri ve yazar buluşmaları yoğun katılımla devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED </strong>- Ergani’de bu yıl ikincisi düzenlenen Kitap Günleri, 3’üncü gününde çeşitli etkinliklerle devam etti.<br />
Ergani Belediyesi ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) düzenlediği 2’nci Ergani Kitap Günleri üçüncü gününde yoğun katılımla sürdü. “Dünya kelimelerle bir araya geliyor” şiarıyla düzenlenen kitap fuarı, 10 Mayıs’ta sona erecek.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/0bb790f9-40ad-46db-8bf7-f689fbc6613c.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Gün boyunca “Kitap Okuma Kulüplerinin Etkisi”, “Edebiyatta Yersizlik”, “Dayika Sakîne: Emrê Dirêj Bextê Reş”, “Şahiya Helbestan”, Metin Yeğin’in katıldığı “Direniş ve Kültür” ile “Kemal Varol ve Ergani” başlıklı söyleşiler gerçekleştirildi. Program kapsamında şiir dinletileri düzenlenirken, çok sayıda yazar da okurlarıyla bir araya geldi.<br />
Anadilde yayınlar dikkat çekti<br />
Kitap Günleri’nde özellikle Kürtçe yayınlara ve çocuk kitaplarına yoğun ilgi gösterildi. Fuarda çocuklara yönelik etkinlikler, masal anlatımları ve müzik dinletileri de gerçekleştirildi. Kent merkezinin yanı sıra çevre ilçelerden gelen yurttaşların katılımı dikkat çekti.</p>

<p><img alt="" height="2408" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/d-s-c01237.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4288" /><br />
<strong>“Okumaktan uzaklaşan toplum sorunlarla karşı karşıya”</strong><br />
Etkinliğe ilişkin Gazeteci Hamza Özkan’a konuşan Eğitim Sen Ergani Şube Eş Başkanı Gülser Sergül, kitap fuarlarının toplumsal açıdan önemli bir ihtiyaç olduğunu söyledi. Sergül, özellikle gençlerin ve çocukların kitaplarla buluşmasının kültürel gelişim açısından önemli olduğunu belirtti.<br />
Toplumda giderek büyüyen şiddet sarmalına dikkat çeken Sergül, bilimden uzaklaşan eğitim sisteminin gençleri okumaktan uzaklaştırdığını ifade ederek, “İnsanlar okumaktan uzak kaldıkça toplumdan da kopuyor. Bu tür etkinliklerin yaşamın bir parçası haline gelmesi gerekiyor” dedi.<br />
<strong>“Kayyım döneminde kültürel çalışmalar sekteye uğradı”</strong><br />
Daha önce uzun yıllar bu ölçekte kültürel etkinliklerin yapılamadığını belirten Sergül, kayyum politikalarının belediyelerin kültürel çalışmalarını olumsuz etkilediğini söyledi. Kitap Günleri’nin yeniden düzenlenmesinin önemli bir kazanım olduğunu ifade eden Sergül, etkinliklerin daha da büyütülmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p><img alt="" height="2408" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/d-s-c01239.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4288" /><br />
<strong>“Katılım bizi umutlandırıyor”</strong><br />
Ergani Belediyesi Kültür ve Sosyal Politikalar Müdürü Zehra Seçkin Erdem ise bu yıl katılımın geçen yıla göre daha yüksek olduğunu belirterek, halkın ilgisinin kendilerini motive ettiğini söyledi.<br />
Madde bağımlılığı ve suça sürüklenmenin arttığı bir dönemde kültürel etkinliklerin önemine dikkat çeken Erdem, “İnsanların kitapla, kültürle ve sanatla buluşması toplum açısından çok kıymetli. Özellikle gençlerin ve çocukların bu etkinliklerde yer alması bize umut veriyor” diye konuştu.<br />
Dört gün süren Ergani Kitap Günleri, yarın gerçekleştirilecek son programların ardından sona erecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/ee9c6525-511b-438f-8737-4df2c825c1da.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/adb72ed1-85b5-41cf-8c8e-33d615fdb987.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><img alt="" height="2408" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/d-s-c01235.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4288" /><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/ergani-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/1b64f73d-561f-4cac-9f44-bcfe18406e70.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><img alt="" height="2408" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/d-s-c01233.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4288" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kitaplar..., Yerel Yönetimler </category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ergani-kitap-gunleri-yarin-sona-eriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 21:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/05/med-gundem-12-3.jpg" type="image/jpeg" length="31505"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınların Kolektif Hafızası Urfa’da Buluştu]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/kadinlarin-kolektif-hafizasi-urfada-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/kadinlarin-kolektif-hafizasi-urfada-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Demeter’in Bahçesi” kitabı Urfa’da tanıtıldı. Söyleşide kadınların mücadelesi, beden hafızası ve sanatın dönüştürücü gücü öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>URFA/MED GÜNDEM –</strong> Med Gündem ile Demeter’in Bahçesi YouTube kanalının kolektif emeğiyle hazırlanan “Demeter’in Bahçesi / Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız” kitabının Urfa söyleşisi gerçekleştirildi. Kadınların farklı alanlardaki deneyimlerini ve mücadele birikimini bir araya getiren kitap, kolektif hafıza oluşturma iddiasıyla okurla buluştu.</p>

<p><img alt=" Gülhan Bişeng -Gülistan Yazar " height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/5acf4f63-6736-4f11-bd00-c0928f329f9a.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Urfa’nın Karaköprü ilçesinde bulunan Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği’nde düzenlenen etkinliğe DEM Parti Urfa İl Eş Başkanı Ayşe Sürücü, TJA aktivistleri, Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Sema Köroğlu, dernek yöneticileri ve Zimanger Derneği Eş Başkanı Osman İzgör katıldı. Etkinlikte kitabın yazarı Gülhan Bişeng ile kitabın kapak tasarımını hazırlayan ressam Gülistan Yazar konuştu.<br />
Konuşmalarda, kadın mücadelesinin tarihsel birikimine vurgu yapılırken, günümüz dünyasında hız ve tüketim kültürü içinde duyguların yüzeyselleştiği, buna karşı kolektif üretimin ve dayanışmanın önem kazandığı ifade edildi. Kitabın, farklı disiplinlerden kadınlarla yapılan söyleşilere dayandığı; siyaset, akademi, sağlık, sanat ve aktivizm alanlarından kadınların deneyimlerinin bu çalışmada buluşturulduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1152" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/8d86d455-3250-46b2-b7f0-6b7aa02d1728.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><br />
Söyleşilerde kadınların kendi alanlarında karşılaştıkları eşitsizlikler, erkek egemen yapılar ve bu yapılara karşı geliştirdikleri direniş biçimleri ele alındı. Özellikle sağlık alanında erkek bedeni üzerinden kurulan yaklaşımlar, sinema ve sanat alanlarında kadınların görünürlüğü gibi konular öne çıktı.<br />
Ressam Gülistan Yazar ise konuşmasında kadın bedeninin bir hafıza alanı olduğunu vurguladı. Kadınların yaşam boyunca maruz kaldığı deneyimlerin – çocukluktan itibaren toplumsal baskılar, gençlik, annelik ve üretim süreçleri – bedende iz bıraktığını ifade eden Yazar, sanat üretiminde bu birikimlerin belirleyici olduğunu dile getirdi.<br />
Kitap kapağında yer alan çalışmasının da kendi annelik deneyimiyle şekillendiğini belirten Yazar, kadının yalnızca biyolojik anlamda değil, aynı zamanda kendini yeniden var eden bir özne olarak “kendi doğumunu” gerçekleştirdiğini ifade etti.<br />
Etkinlikte ayrıca kadınların sözlü tarihinin yazılı hale getirilmesinin önemi vurgulandı. Kadınların kuşaklar boyunca taşıdığı mücadele deneyimlerinin kayıt altına alınmasının, kolektif hafızanın güçlenmesi açısından kritik olduğu belirtildi.<br />
Program, katılımcıların soruları ve kitap imza etkinliğiyle sona erdi.</p>

<p><img alt="" height="1152" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/c722b58e-81ec-4ece-b932-0ca1a8f7aa33.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><img alt="" height="1152" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/b45f1454-b158-459c-a89d-6a16447c0659.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><img alt="" height="1152" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/0eb3fc3f-260e-4d6d-b87e-ffbf4a1390eb.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><img alt="" height="3024" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/fde1bc00-5148-44ee-acb0-2d4e6893d644.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4032" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/kadinlarin-kolektif-hafizasi-urfada-bulustu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 20:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/05/med-gundem-77.png" type="image/jpeg" length="91006"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amed’de “Demeter’in Bahçesi” İmza Günü: 15 Kadın 15 Hikaye]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/amedde-demeterin-bahcesi-kitabib-imza-gunu-15-kadin-15-hikaye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/amedde-demeterin-bahcesi-kitabib-imza-gunu-15-kadin-15-hikaye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amed Sur’daki söyleşide Gülhan Bişeng, “Demeter’in Bahçesi” ile kadınların direniş pratiklerini jineoloji perspektifiyle kolektif hafızaya taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/247ae5ed-e58c-4fb0-9103-f66ff0b9e005.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" />AMED – </strong>“Demeter’in Bahçesi”, kadınların geçmişten bugüne uzanan mücadele birikimini kolektif bir hafızaya dönüştürüyor.</p>

<p>Demeter’in Bahçesi / Kendi Sesimizden Kolektif Hafızamız, kadınların geçmişten bugüne uzanan mücadele birikimini kolektif bir hafızaya dönüştürüyor.<br />
Amed’in Sûr ilçesinde bulunan Cemil Paşa Konağı’nda, yazar Gülhan Bişeng’in “Demeter’in Bahçesi” adlı kitabının imza günü ve söyleşisi gerçekleştirildi. Etkinliğe Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti , 25. ve 26. Dönem Amed HDP milletvekili Çağlar Demirel ve sosyolog ve insan hakları aktivisti, 25. Dönem Erzurum HDP milletvekili Seher Akçınar ile sosyolog Günay Yakut konuşmacı olarak katıldı. Söyleşiye ayrıca Hani Belediye Eş Başkanı Besile Narin, Rosa Kadın Derneği üyeleri ve çok sayıda TJA’lı kadın da katılım sağladı. Etkinlikte, kitabın oluşum sürecine ve kadınların yaşamın her alanında sürdürdüğü mücadele pratiklerine dikkat çekildi. Katılımcılar, jineoloji perspektifiyle yürütülen çalışmaların kolektif hafızanın inşasındaki önemine vurgu yaptı.</p>

<p>İlk olarak konuşan yazar Gülhan Bişeng, kadınların günlük yaşamda yeniden ürettiği direniş ve mücadele pratiklerinden ilhamla hazırlanan kitabın ortaya çıkış sürecini anlattı. Gülhan Bişeng, kolektif hafızanın inşasına katkı sunma amacıyla, jineoloji perspektifiyle farklı disiplinlerden kadınlarla söyleşiler gerçekleştirdiklerini belirtti.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/9b0de9dc-1560-49dd-87e0-4d7f81941624.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p>

<p><strong>‘Bu miras kuşaktan kuşağa aktarılıyor’</strong></p>

<p>Söyleşi sürecinde, farklı alanlarda çalışan kadınların deneyimleri arasında güçlü bağlar bulunduğunu fark ettiklerini ifade eden Gülhan Bişeng, “Birbirinden ayrı gibi görünen disiplinlerin aslında ortak bir hafızada buluştuğunu gördük” dedi. Bu birikimin, yüzyıllardır süren kadın mücadelesinin bir sonucu olduğuna dikkat çeken Gülhan Bişeng, bu mirasın kuşaktan kuşağa aktarıldığını vurguladı.</p>

<p><strong>‘Ortak bir bahçeye bırakılan tohumlar’</strong></p>

<p>Elde edilen verilerin kalıcı hale getirilmesi gerektiğini fark ettiklerini dile getiren Gülhan Bişeng, kitabın bu ihtiyacın bir ürünü olarak ortaya çıktığını söyledi. Her söyleşinin, katılımcıların hem yaşam deneyimlerinden hem de mücadelelerinden süzülen katkılar sunduğunu belirten Gülhan Bişeng, bu katkıların “ortak bir bahçeye bırakılan tohumlar” olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/1690aaf6-96d1-4b02-975a-c2610ebd3287.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p>

<p><strong>‘Bu hafıza güçlü bir tarihsel birikime dayalı’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ardından konuşan TJA aktivisti Çağlar Demirel ise farklı alanlardan kadınların deneyimlerinin ortak bir hafızada buluştuğunu ve bu hafızanın güçlü bir tarihsel birikime dayandığını dile getirerek, “'Demeter’in Bahçesi’ne bırakılan tohumlar gibi, her katkının barış ve demokratik toplum fikri etrafında yeşermesini hedefledik” dedi.</p>

<p><strong>DÖK’ten TJA’ya</strong></p>

<p>Kadın mücadelesinin geçmişten bugüne uzanan birikimini; düşünsel, ideolojik, felsefi ve politik yönleriyle ele aldıklarını belirten Çağlar Demirel, farklı disiplinlerin sağlık, sosyoloji, emek ve jineoloji gibi alanların birbirini tamamlayan bir bütün oluşturduğunu ifade etti. Çağlar Demirel, kadın hareketinin tarihsel gelişimini feminizmden jineolojiye uzanan bir dönüşüm içinde değerlendirdiklerini söyledi. Çağlar Demirel, Kürt kadın hareketinin özellikle 1990’lı yıllardan itibaren yürüttüğü mücadelenin, toplumsal dönüşümde önemli bir rol oynadığını vurgulayarak, kadınların erkek egemen zihniyete karşı yaşamın her alanında ördüğü mücadele hattının tarihsel kökleriyle birlikte ele alındığını aktardı. Çağlar Demirel, bu süreçte kadın hareketinin DÖK’ten TJA’ya evrilen yapısı ve yürütülen kampanyalarla birlikte toplumsal değişime nasıl ivme kazandırdığının da ortaya konulduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/0bc4eb61-b674-46c0-aa76-4a740f86b8db-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p>

<p><strong>‘Güçlü bir hafıza oluşturuldu’</strong></p>

<p>Sosyolog Günay Yakut, kitabın temel amacının kadınların kolektif hafızasını görünür kılmak ve kadın emeği ile bilgisini bir araya getirerek arşivlemenin önemine dikkat çekmek olduğunu belirtti. Günay Yakut, farklı alanlardan kadınların aynı mücadelede buluştuğunu vurgulayarak, bu çalışmanın kolektif üretimin ve birlikte hareket etmenin gücünü ortaya koyduğunu ifade etti. Kitapta, kadınların erkek egemen sisteme karşı geliştirdiği ortak mücadele yöntemlerinin ele alındığını dile getiren Günay Yakut, kadın bilgisi, deneyimi ve sezgisi etrafında şekillenen bir toplumsal yapının değişim ve dönüşüm yaratma potansiyelinin de tartışıldığını vurguladı.</p>

<p>Kadınların tarihsel olarak toplumsal yaşamın kurucu unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Günay Yakut, bu birikimin geçmişten bugüne aktarılan güçlü bir hafıza oluşturduğunu belirtti. Söyleşilerin aynı zamanda toplumsal cinsiyet rolleriyle yüzleşme ve bu yapıları sorgulama imkânı sunduğunu ifade eden Günay Yakut, kitabın kadınların birlikte dönüşüm yarattığı bir deneyimi de ortaya koyduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>15 kadın 15 hikaye</strong></p>

<p>Son olarak konuşan Sosyolog Seher Akçınar da, kitabın yalnızca akademik bir derleme olmadığını, doğrudan kadınların yaşam deneyimlerine dayandığını belirterek, “15 kadınla yapılan söyleşiler aslında milyonlarca kadının hikayesini barındırıyor. Farklı toplumsal kesimlerden gelseler de ortak noktaları kadın mücadelesi ve özgürleşme arayışıdır” dedi.</p>

<p>İslam feminizmi bağlamındaki katkısına da değinen Seher Akçınar, dinin tarihsel süreçte kadınlar üzerinde bir tahakküm aracına dönüştürüldüğünü ifade ederek, dindar kadınların kutsal metinleri yeniden okuma ve yorumlama çabasının önemli olduğunu söyledi. Bu alandaki tartışmaların Türkiye’de yeni geliştiğine dikkat çeken Seher Akçınar, kadınların ilmi alanlarda yer almasının bu sorgulamayı güçlendirdiğini belirtti.</p>

<p>Kadınların çoklu kimliklerle var olduğunu vurgulayan Seher Akçınar, farklı kimliklerin kesişiminde yaşanan eşitsizliklere dikkat çekerek, kolektif mücadelenin önemine işaret etti. “Farklı kimliklerimizle bir araya gelerek, ortak hafıza ve mücadele üzerinden dayanışma kurmak daha güçlü bir pratik ortaya çıkarır” diyen Seher Akçınar, kitabın bu yönüyle önemli bir örnek sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Konuşmaların ardından katılanlar kitaplarını imzalattı.</p>

<p><img alt="" height="2408" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/d-s-c01201-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4288" /></p>

<p><strong>Kaynak Yazılı haber JİNNEWS Foto ve Video Med Gündem</strong></p>

<p><strong><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/05/e15de317-6036-4219-b4d2-59e101c22257-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://jinnews21.com/TUM-HABERLER/content/view/280676</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>“Demeter’in Bahçesi”, Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/amedde-demeterin-bahcesi-kitabib-imza-gunu-15-kadin-15-hikaye</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 23:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/05/med-gundem-3-21.jpg" type="image/jpeg" length="62281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ergani’de 2. Kitap Günleri okurlarla buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/erganide-2-kitap-gunleri-okurlarla-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/erganide-2-kitap-gunleri-okurlarla-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ergani Belediyesi Eş Başkanları Birsen Azak Bayar ve Şiyar Guldiken, 7-10 Mayıs’ta Park Orman’da düzenlenecek 2. Kitap Günleri’ne halkı davet etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ERGANİ-MED GÜNDEM-</strong> Ergani Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Kitap Günleri, 7-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Yenişehir’de bulunan Park Orman’da gerçekleştirilecek. Her gün saat 11.00’de başlayacak etkinlikler kapsamında yazarlar ve okurlar bir araya gelecek, söyleşiler, paneller ve imza günleri düzenlenecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Belediye tarafından yapılan açıklamada, kitap günlerinin yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürel bir buluşma alanı olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Bilginin aydınlatıcı gücüne, düşüncenin özgürleştirici etkisine ve kitapların birleştirici ruhuna inanan herkesi bu buluşmaya davet ediyoruz” denildi.<br />
Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen Kitap Günleri, bölge halkından yoğun ilgi görmüş; özellikle gençler ve öğrencilerin katılımı dikkat çekmişti. İlk organizasyonda onlarca yazar okurlarıyla buluşmuş, kültürel etkinlikler kente canlılık katmıştı. Bu yıl ise katılımın daha da artması ve etkinliğin gelenekselleşmesi hedefleniyor.<br />
Kadınların ve gençlerin kültürel yaşama daha aktif katılımını teşvik etmeyi amaçlayan etkinlik, aynı zamanda demokratik ve bilinçli bir toplum inşasına katkı sunmayı hedefliyor. Kitap günleri boyunca farklı yayınevleri stant açacak, ziyaretçiler kitaplara doğrudan erişim imkânı bulacak.<br />
Ergani Belediyesi Eş Başkanları Birsen Azak Bayar ve Şiyar Guldiken imzasıyla yapılan davette, tüm yurttaşlar bu kültürel buluşmaya katılmaya çağrıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kitaplara Dair, Yerel Yönetimler </category>
      <guid>https://www.medgundem.com/erganide-2-kitap-gunleri-okurlarla-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/04/42dc1270-e474-4a36-973e-b94cf5364a4e.jpg" type="image/jpeg" length="91151"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Halk Dergisi’nin 4’üncü sayısı okurlarla buluştu]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ozgur-halk-dergisinin-4uncu-sayisi-okurlarla-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ozgur-halk-dergisinin-4uncu-sayisi-okurlarla-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aylık olarak yayımlanan siyasi, kültürel ve teorik dergi olan Özgür Halk Dergisi’nin 4’üncü sayısı çevrimiçi olarak okurlarla buluştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ </strong>- Özgür Halk Dergisi’nin 4’üncü sayısı okurlarla buluştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aylık olarak yayımlanan siyasi, kültürel ve teorik dergi olan Özgür Halk Dergisi’nin 4’üncü sayısı çevrimiçi olarak okurlarla buluştu. "Önder Apo’nun Öngörüleri Işığında 2026 Newroz’u" kapağıyla yayımlanan sayıda “İran Savaşı ve Türkiye: Riskler, Fırsatlar ve Yeni Sistem Arayışları”, Ali Haydar Kaytan’ın “Politika ve Ahlak” ve “Tarih Bilinci: Özgürlüğün Anahtarı” başlıklarında yazıları yer aldı.</p>

<p>“Üçüncü Dünya Savaşının Vardığı Aşama” ve “Demokratik Ulus Zihniyet ve Ortak Yaşamdır” başlıklı yazıların da yer aldığı sayıya şu <a href="https://ozgurhalk.com/" rel="nofollow">linkten</a> ulaşılabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>http://mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/309652</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ozgur-halk-dergisinin-4uncu-sayisi-okurlarla-bulustu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/04/690x390cc-mrk-21-04-2025-ozgur-halk-dorduncu-sayisi-cikti-yatay.jpg" type="image/jpeg" length="51586"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tepetaklak: Doğaya dönmeden kurtuluş yok]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/tepetaklak-dogaya-donmeden-kurtulus-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/tepetaklak-dogaya-donmeden-kurtulus-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun tutukluluk yıllarının ardından tahliye olan yazar Mehmet Zeki Doğan, “Tepetaklak” romanıyla modern yaşamın insanı doğadan koparan yapısına güçlü bir eleştiri sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ -</strong> Uzun tutukluluk yıllarının ardından tahliye olan yazar Mehmet Zeki Doğan, “Tepetaklak” romanıyla modern yaşamın insanı doğadan koparan yapısına güçlü bir eleştiri sunuyor. Roman, bireyin düşüşü üzerinden anlam arayışını ve doğayla yeniden kurulan bağı anlatıyor.</p>

<p>28 yıl süren bir tutukluluk döneminin ardından özgürlüğüne kavuşan Mehmet Zeki Doğan, edebiyatla kurduğu derin bağı “Tepetaklak” adlı romanında güçlü bir anlatıya dönüştürdü. Dersim doğumlu olan ve çocuk yaşta İstanbul’a göç eden Doğan, 1998 yılında girdiği cezaevinden 2024 yılının Ekim ayında tahliye edildi.</p>

<p>Doğan, “Tepetaklak” ile birlikte cezaevinde 5 eser yazdı. Bilgisayar ya da daktilo kullanma imkanının olmadığı koşullarda, tüm eserlerini el yazısıyla ve çoğu zaman birden fazla kopya halinde yazmak zorunda kalan Doğan için yazmak, fiziksel olduğu kadar zihinsel olarak da zorlu bir süreç oldu. Buna rağmen üretmekten vazgeçmedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Romanın ortaya çıkış süreci de en az içeriği kadar dikkat çekici. Doğan, “Tepetaklak”ı beş kez baştan yazarak bugünkü haline getirdiğini anlattı. İlk taslağı yalnızca on gün gibi kısa bir sürede yazsa da, metni derinleştirmek ve olgunlaştırmak uzun yıllarını aldı. Tahliyesinin ardından yaptığı son düzenlemelerle kitap tamamlandı ve Telos yayınları tarafından yayınlandı.</p>

<p>DÜŞÜŞ: ANLAM ARAYIŞININ BAŞLANGICI</p>

<p>Romanın merkezinde “düşüş” teması yer alıyor. Fakat bu düşüş bir çöküşten çok, bir uyanışa işaret ediyor. Doğan’a göre bu, hayatın mekanikleşmesine, rutinlerin insanı anlamsızlığa sürüklemesine karşı bir kırılma anı. Cezaevinde geçen yıllar boyunca aynı mekânın, aynı hareketlerin ve aynı döngünün içinde yaşamak, onda derin bir sorgulama yaratır. “Benim için düşmek, hayatın anlamını yeniden aramak” sözleriyle bu temayı özetliyor.</p>

<p>KURTULUŞ EKOLOJİK YAŞAMDA</p>

<p>Dört bölümden oluşan “Tepetaklak” romanının her bölümü insanın farklı bir varoluş halini ele alıyor. Özellikle “Varlığın Özgürlüğe Çarpan Yüreği” bölümü, yazar için ayrı bir anlam taşıyor. Cezaevi avlusunda bir rüzgar esişiyle yaşadığı kırılma anını anlatan Doğan, bu deneyimi, doğadan kopuşun ve yeniden bağ kurma ihtiyacının güçlü bir ifadesine dönüştürüyor. Doğan’a göre insanın kendini yeniden var edebilmesinin yolu, doğayla temas eden, daha sade ve ekolojik bir yaşamdan geçiyor.</p>

<p>Kitapta dikkat çeken unsurlardan biri de “Hiçbir Yerin El Defteri” ve “Kılıksız” karakteri. “Hiçbir Yerin El Defteri”, insanın kendi hayatını yeniden yazabilme ihtimalini temsil ediyor. Doğan, bireyin doğduğu koşulları seçemediğini ancak kendi hikâyesini yazma gücüne sahip olduğunu vurguluyor. “Kılıksız” karakteri ise gerçek bir figürden ilham alıyor. İstanbul’da yıllar önce gördüğü, sazının iki teliyle hayata tutunmaya çalışan bir sokak insanından. Bu karakter hem düşüşün hem de insanın kırılganlığının bir sembolü olarak romanda yer buluyor.</p>

<p>Romanın finalinde ise karakter bir mağaraya çekiliyor ve mağara duvarındaki resimle bütünleşerek başka bir boyuta geçiyor. İnsanın en eski hafızasına bir gönderme yapan Doğan, bir nevi modern dünyadan kopuşu somutlaştırıyor. Şehirden, rutinden, yabancılaşmadan… Ve bunu bir kaçıştan çok bilinçli bir tercih gibi okuyucuya sunuyor.</p>

<p>Yaklaşık 28 yıllık tutsaklığın ardından yeni bir hayata adapte olmaya çalışan yazar Mehmet Zeki Doğan, bu sürecin de hem zor hem de öğretici olduğunu söylüyor. İçerideyken dünyanın büyük bir değişim geçirdiğini, şimdi ise bu yeni gerçeklikle yüzleştiğini ifade ediyor. Tüm zorluklara rağmen hayata karşı umudunu ve üretme isteğini koruduğunu dile getiren Doğan’ın hapisteki Zeki’ye yaptığı çağrı; hayata karşı susmamayı, akışın içinde kalmayı ve var olma mücadelesini sürdürmeyi seçen herkese: Durma, bağır!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kitaplar...</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/tepetaklak-dogaya-donmeden-kurtulus-yok</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/04/690x390cc-mrk-20-04-2026-mehmet-zeki-dogan-tepeteklak-roman-y-a-t-a-y.jpg" type="image/jpeg" length="88305"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
