<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Med Gündem</title>
    <link>https://www.medgundem.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve taraofız habercilik... HAKÎKAT; Drama edilmiş anlayışını değil gerçekten, umuttan, özgürlükten beslenen geleceğe dönük, bilimsel, objektif, cesur bir yayıncılık anlayışını benimsiyoruz</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.medgundem.com/rss/soylesi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Jul 2026 00:20:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/rss/soylesi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlar toprağa emek, geleceğe umut ekiyor]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/kadinlar-topraga-emek-gelecege-umut-ekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/kadinlar-topraga-emek-gelecege-umut-ekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Med Gündem'den Gazeteci Hamza Özkan, Balıkesir'in Bandırma ilçesinde kadın tarım emekçilerinin bir gününe tanıklık etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BALIKESİR-</strong> <strong>Med Gündem </strong>olarak yıllardır Türkiye'nin birçok kentinde saha çalışmaları yürüterek röportaj, söyleşi ve haberlerimizi yerinde hazırlıyoruz. Yaşamın her alanındaki emek, üretim ve toplumsal dayanışma hikâyelerini doğrudan sahadan aktarmayı sürdürüyoruz. Haziran ayında İstanbul ve Ankara'nın ardından bu kez <strong>Balıkesi</strong>r'in <strong>Bandırma</strong> ilçesine bağlı Sığırcı Mahallesi'nde kadın tarım emekçileriyle bir araya geldik.</p>

<p><img alt="Gazeteci Hamza Özkan" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/e83ddaf3-7235-4e5e-9b79-5063765f6399.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
<strong>Gazeteci Hamza Özkan</strong>, gün boyunca kadın emekçilere tarlada eşlik ederek üretim sürecini yerinde takip etti, özel görüntüler kaydetti ve kadınların yaşam deneyimlerini dinledi. Balıkesir İnsan Hakları Derneği (<strong>İHD</strong>) Eş Başkanı <strong>Nesibe Yöyler</strong>, öğrenci <strong>genç kadın</strong> <strong>Ela</strong> ve kadın tarım <strong>emekçiler</strong>i, toprağın içinde kurdukları yaşamı, üretimi, dayanışmayı ve ekonomik özgürlük mücadelelerini Med Gündem'e anlattı.</p>

<p><img alt="Balıkesir İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Başkanı Nesibe Yöyler" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/c87dadbe-d36d-4a26-adf8-76128b54ca3c.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Yaklaşık beş yıldır kadınlardan oluşan bir ekiple tarım işçiliği yaptıklarını belirten Nesibe Yöyler, sıcak hava nedeniyle mesailerinin gün doğmadan başladığını söyledi. Sabah saat 05.00'te kadınları servisle topladıklarını, en geç 06.00'da tarlada üretime başladıklarını anlatan Yöyler, ortalama 20-25 kadınla farklı köylerde yılın büyük bölümünde tarım işçiliği yaptıklarını ifade etti. Nisan ayında başlayan üretim sezonunun hava koşullarına bağlı olarak Aralık ayı ortalarına, zaman zaman da Ocak ayına kadar sürdüğünü belirten Yöyler, kasım ayından itibaren ise zeytin hasadına geçtiklerini söyledi.<br />
Tarımla tanışmasının cezaevi süreci ve yaşadığı ekonomik kayıpların ardından gerçekleştiğini anlatan Yöyler, geçmişte esnaflık yaptığını, siyaset nedeniyle tutuklandığını, yedi ay cezaevinde kaldığını ve daha sonra birçok kez gözaltına alındığını ifade etti. Cezaevinden çıktıktan sonra yeniden hayata tutunmanın yollarını ararken kadınlara ulaşabilecekleri yeni bir alan oluşturmayı hedeflediklerini belirten Yöyler, mevsimlik tarım işçiliğini bu nedenle seçtiklerini söyledi.<br />
Kadınların yalnızca ekonomik kazanç elde etmesini değil, aynı zamanda görünmeyen kadınlara ulaşmayı amaçladıklarını ifade eden Yöyler, arkadaşlarının desteğiyle Diyarbakır'dan taksitle bir minibüs aldıklarını ve kadınlardan oluşan ekibi kendi imkânlarıyla kurduklarını anlattı. Daha önce tarımla hiçbir bağının olmadığını söyleyen Yöyler, üretimi birlikte çalıştığı kadınlardan öğrendiğini, bugün ise kadınların hiçbir erkeğe bağımlı olmadan üretim yapabildiğini ve bunun kendileri için büyük bir kazanım olduğunu dile getirdi.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/401dfa06-18df-4cde-bc2e-4898b023e5f3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Kadın olmanın hem aile içinde hem de toplumda sürekli kendini ispat etme mücadelesi anlamına geldiğini vurgulayan Yöyler, araç kullanmaya başladığı ilk dönemlerde "Kadın nasıl araba kullanır?" gibi önyargılarla karşılaştığını, ancak mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmediğini söyledi. Erkek egemen anlayışın güçlü kadınları itibarsızlaştırmaya çalıştığını ifade eden Yöyler, bugün ise hem siyasi yaşamında hem de Bandırma'daki sosyal yaşamda emeklerinin karşılığını saygı olarak gördüklerini belirtti.<br />
Halen Balıkesir İHD Eş Başkanı olarak görev yaptığını hatırlatan Yöyler, insan hakları mücadelesi ile tarımsal üretimi birlikte yürüttüğünü söyledi. "Kadın isterse her işi başarabilir" diyen Yöyler, ekonomik bağımsızlığın kadınların özgürleşmesindeki en önemli adımlardan biri olduğuna dikkat çekerek mücadelelerini sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti.<br />
Tarlada domateslerin yabancı otlarını temizlediklerini anlatan Yöyler, bölgede kapya biber, salçalık biber, buğday, arpa, mısır, patlıcan, kavun ve karpuz üretiminin yoğun olduğunu, binlerce kişinin geçimini tarımdan sağladığını söyledi.</p>

<p><img alt="17 yaşındaki lise öğrencisi Ela" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/ab6dec6b-c688-4a50-ab0f-49f3d5059912.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
<strong>17 yaşındaki lise öğrencisi Ela </strong>ise eğitim masraflarını karşılayabilmek için yaz tatilinde tarlada çalıştığını belirtti. Dershane ve okul giderlerini kendi emeğiyle karşıladığını ifade eden Ela, yaşıtları tatil yaparken kendisinin üretimin içinde olmasının geleceği için önemli bir yatırım olduğunu söyledi. Tarlada çalışmanın kendisine yalnızca ekonomik katkı sağlamadığını, farklı yaşlardan kadınlarla birlikte dayanışmayı, iletişim kurmayı ve toplumsal yaşamı da öğrettiğini dile getiren Ela, "Yazı yazarken bazen ellerime bakıyorum. Bu ellerde emek var diyorum. Bugün verdiğim emek geleceğimi kuracak." ifadelerini kullandı.<br />
Kadın tarım emekçileri de tarlada kurdukları dayanışmanın zamanla güçlü bir kardeşliğe dönüştüğünü anlattı. Farklı kentlerden gelen kadınların ortak emekte buluştuğunu belirten emekçiler, birlikte üretmenin kendilerine ekonomik özgürlük, özgüven ve güçlü bir dayanışma kültürü kazandırdığını söyledi. İş dışında da görüşmeye devam ettiklerini ifade eden kadınlar, üretimin yalnızca para kazanmak değil, birbirine güç vermek anlamına geldiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Röportajın sonunda Med Gündem ve Gazeteci Hamza Özkan'a teşekkür eden Nesibe Yöyler, yıllardır mücadele süreçlerinde yanlarında olan gazetecilerin emeklerinin görünür olmasına katkı sunduğunu belirtti. Özkan'ın uzun bir yol kat ederek tarlaya gelmesinin kendilerini onurlandırdığını söyleyen Yöyler, "Kadınların sesini duyurmanız bizim için çok kıymetli. Yıllardır mücadelemizin tanığı oldunuz. Bugün de burada emeğimizi görünür kıldınız. Umarım yine farklı haberlerde ve çalışmalarda bir araya geliriz." diyerek Med Gündem'e teşekkür etti.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/4dd96942-8642-4b6b-8dc5-85579920655b.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><img alt="" height="2408" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/d-s-c01419.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4288" /><img alt="" height="2408" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/d-s-c01420.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4288" /><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/42f8ce6e-6f55-42a3-bbc2-7bc08ed65eef.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/d31390c0-344c-499d-a0e2-ada24cc4a5fc.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/kadinlar-topraga-emek-gelecege-umut-ekiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 22:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/med-gundem-9-16.jpg" type="image/jpeg" length="15912"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ahmet Karagöz: Kaynaklar NATO'ya değil emekçiye ayrılmalı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ahmet-karagoz-kaynaklar-natoya-degil-emekciye-ayrilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ahmet-karagoz-kaynaklar-natoya-degil-emekciye-ayrilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtlayan KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, toplu sözleşme sürecini, ekonomik krizi, sendikal hakları, demokrasi ve barış gündemini değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA </strong>– Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (<strong>KESK</strong>) Eş Genel Başkanı ve <strong>Med Gündem</strong> köşe yazarı <strong>Ahmet Karagöz</strong>, gazeteci <strong>Hamza Özkan</strong>'ın sorularını yanıtladı. Karagöz, <strong>2026-2027 </strong>toplu sözleşme sürecinden kamu emekçilerinin ekonomik durumuna, sendikal haklardan demokrasi, barış ve dış politikaya kadar birçok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><img alt="KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/c95a6b1d-1b41-4e54-a379-0a3f572e8be3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
2026-2027 yıllarını kapsayan 8. Dönem Toplu Sözleşme'nin kamu emekçilerinin beklentilerini karşılamadığını belirten Karagöz, yüksek enflasyon nedeniyle maaşların kısa sürede eridiğini söyledi. İlk altı ay için yüzde 11, ikinci altı ay için ise yüzde 7 zam kararı alındığını hatırlatan Karagöz, yalnızca ilk beş ayda ortalama bir kamu emekçisinin maaşında yaklaşık 11 bin 400 liralık alım gücü kaybı oluştuğunu ifade etti.<br />
Kamu emekçilerinin açlık sınırının biraz üzerinde, yoksulluk sınırının ise yaklaşık yarısına denk gelen ücretlerle yaşam mücadelesi verdiğini belirten Karagöz, bütçenin emekçiler yerine sermayeden yana kullanıldığını savundu. TÜİK'in açıkladığı enflasyon verilerinin gerçek hayatı yansıtmadığını öne süren Karagöz, özellikle büyükşehirlerde kamu çalışanlarının barınma krizinin derinleştiğini, birçok çalışanın ortak ev kiralamak zorunda kaldığını söyledi. Emeklilerin ise maaşlarının çoğu zaman yalnızca kiraya yettiğini, yaşamlarını çocuklarının desteğiyle sürdürmek zorunda bırakıldığını dile getirdi.<br />
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun kamu emekçilerinin beklentilerini karşılamadığını ifade eden Karagöz, grev hakkını da içeren demokratik ve evrensel standartlarda yeni bir sendikal düzenleme yapılması gerektiğini söyledi. Grev hakkı bulunmayan bir toplu sözleşme sisteminde emekçilerin taleplerinin karşılanmasının mümkün olmadığını belirten Karagöz, mevcut toplu sözleşme düzenini eleştirerek bunun "toplu satış sözleşmesine" dönüştüğünü savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/704a7dc2-51b4-4cc5-8134-eb82694d9f57.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Yetkili sendikaların kamu emekçilerinin haklarını yeterince savunmadığını öne süren Karagöz, farklı sendikalarda örgütlü kamu çalışanlarına da mücadeleci sendikalarda örgütlenme çağrısı yaptı.<br />
Türkiye'de yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda demokrasi ve hukuk alanında da çoklu kriz yaşandığını söyleyen Karagöz, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması, kayyum uygulamaları ve yargı süreçlerine yönelik eleştirilerini dile getirdi. Hukuksuz yargılamalar ve antidemokratik uygulamalarla ülkenin yönetilemeyeceğini savunan Karagöz, KESK'in emek örgütü olmasının yanında kadın, barış ve demokrasi mücadelesi yürüten bir örgüt olduğunu vurguladı.<br />
Son dönemde sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinin eylemlerine yönelik polis müdahalelerini de eleştiren Karagöz, kadın yürüyüşleri ile ataması yapılmayan öğretmenlerin ve özel sektör öğretmenlerinin eylemlerine yönelik müdahalelerin kabul edilemez olduğunu ifade etti.<br />
Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Karagöz, NATO'nun bir savaş örgütü olduğunu savunarak Türkiye'nin kaynaklarını silahlanmaya değil emekçilere ve yoksul halka ayırması gerektiğini söyledi. Dünyada devam eden savaşların halklara ağır bedeller ödettiğini belirten Karagöz, KESK'in savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmaya devam edeceğini kaydetti.</p>

<p><img alt="KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz / Gazeteci Hamza Özkan" height="2773" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/2b96ac93-6123-4a86-88eb-d5fe04cb4b71.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4160" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ahmet-karagoz-kaynaklar-natoya-degil-emekciye-ayrilmali</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/med-gundem-108.png" type="image/jpeg" length="81177"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zülküf Güneş: Anadilinde Eğitim Barışın Temelidir]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/zulkuf-gunes-anadilinde-egitim-barisin-temelidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/zulkuf-gunes-anadilinde-egitim-barisin-temelidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, Med Gündem'den gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtlarken eğitimdeki sorunların büyüdüğünü, anadilinde eğitim ve laik eğitimin güvence altına alınması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA –</strong> Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Sekreteri Zülküf Güneş, 2025-2026 eğitim-öğretim yılını değerlendirerek eğitim sistemindeki yapısal sorunların çözülemediğini söyledi. Med Gündem'den gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtlayan Güneş, eğitim politikalarından öğretmen istihdamına, eğitimde şiddetten anadilinde eğitime, sendikal haklardan güncel siyasi gelişmelere kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Eğitim -Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş," height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/1a889f73-7d78-4168-9b43-747430de6f05.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Geride kalan eğitim-öğretim yılında yaklaşık 20 milyon öğrencinin ve 1,5 milyona yakın eğitim emekçisinin bir yılı daha tamamladığını belirten Güneş, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin başarılarını kutladı. Ancak eğitim sisteminde uzun yıllardır devam eden temel sorunların çözülemediğini, aksine yeni sorunların eklendiğini ifade etti.<br />
Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim politikalarını eleştiren Güneş, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitim sisteminin yeniden şekillendirildiğini belirterek, öğretmen atama sistemindeki değişiklikler, sözleşmeli öğretmenliğin kalıcı hale getirilmesi ve öğretmenlerin farklı istihdam biçimlerine ayrılmasının eğitimde güvencesizliği artırdığını savundu.<br />
Eğitim kurumlarında şiddetin son yıllarda ciddi biçimde arttığını dile getiren Güneş, okulda yaşanan şiddetin yalnızca eğitim kurumlarıyla sınırlı olmadığını, toplumdaki kutuplaşma, ekonomik sorunlar ve şiddet dilinin okullara da yansıdığını söyledi.<br />
Ekonomik kriz nedeniyle öğrencilerin önemli bir bölümünün okula aç gittiğini belirten Güneş, Eğitim Sen olarak çocukların en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemeğe ulaşabilmesi için mücadele yürüttüklerini ifade etti. Öğretmenlere eğitim dışındaki çok sayıda angarya görevin yüklendiğini de söyleyen Güneş, bu uygulamalara karşı hukuki mücadele verdiklerini kaydetti.<br />
Sendikal faaliyetlere yönelik baskıların arttığını öne süren Güneş, demokratik haklarını kullanmak isteyen farklı toplumsal kesimlerin çeşitli engellemelerle karşı karşıya kaldığını belirtti. Bu durumun eğitim hakkını da olumsuz etkilediğini dile getirdi.<br />
Anadilinde eğitimin temel bir hak olduğunu vurgulayan Güneş, Türkiye'nin çok dilli ve çok kültürlü yapısına rağmen kamu okullarında Türkçe dışında anadilde eğitim verilmediğini söyledi. Seçmeli ders uygulamasının yeterli olmadığını belirten Güneş, anadilinde eğitimin hem çocuk haklarının hem de eşit yurttaşlığın önemli bir unsuru olduğunu ifade etti.<br />
Türkiye'de yürütülen barış ve demokratikleşme sürecinin başarıya ulaşabilmesi için anadilinde eğitim hakkının güvence altına alınması gerektiğini savunan Güneş, bunun toplumsal barış açısından önemli bir adım olacağını söyledi.<br />
Bilimsel ve laik eğitimin son yıllarda daha fazla baskı altında kaldığını ileri süren Güneş, eğitim sisteminin dini referanslarla yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını öne sürdü. Gelişmiş ülkelerde eğitimin temel referansının bilim olduğunu belirten Güneş, Türkiye'de ise laik, bilimsel, karma ve toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan eğitim anlayışının zayıflatıldığını savundu.<br />
Eğitim Sen ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu olarak eğitim hakkı, demokratikleşme, laik eğitim ve anadilinde eğitim başta olmak üzere birçok konuda mücadele yürüttüklerini ifade eden Güneş, ancak bu mücadelenin yalnızca sendikalarla sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.<br />
Toplumun tüm kesimlerine ortak mücadele çağrısında bulunan Güneş, siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin, kadın hareketinin, gençlerin ve meslek örgütlerinin demokrasi, adalet, eşit yurttaşlık ve barış için birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.<br />
Son olarak demokratik hakların korunmasının ancak ortak mücadeleyle mümkün olacağını ifade eden Güneş, farklılıkların değil ortak değerlerin öne çıkarıldığı bir anlayışın Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/zulkuf-gunes-anadilinde-egitim-barisin-temelidir</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/eff6533c-508b-44c9-875e-9dc90a8d5eee.jpg" type="image/jpeg" length="23027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zana Farqînî: Kürtçe için artık harekete geçme zamanı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/zana-farqini-kurtce-icin-artik-harekete-gecme-zamani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/zana-farqini-kurtce-icin-artik-harekete-gecme-zamani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtlayan dilbilimci Zana Farqînî, Kürtçenin geleceği için tespit değil, somut adım ve toplumsal seferberlik çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>AMED </strong>– Amed'de <strong>27-28 Haziran</strong> tarihlerinde<strong> Demokratik Dil Kurumları</strong> tarafından, <strong>"Statüden Eğitime Kadar Müzakere İçin Yeni Bir Çerçeve" </strong>şiarıyla düzenlenen Kürtçe Dil Konferansı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Çand Amed Kongre Merkezi'nde düzenlenen konferansa dil bilimciler, akademisyenler, siyasetçiler, yazarlar, gazeteciler ve çok sayıda davetli katıldı.<br />
Konferansı yerinden takip eden <strong>Med Gündem</strong>, etkinlik boyunca katılımcılarla özel röportajlar gerçekleştirdi. Bu kapsamda Gazeteci <strong>Hamza Özkan</strong>'ın sorularını yanıtlayan dilbilimci-yazar <strong>Zana Farqînî</strong>, Kürtçenin geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.<br />
Farqînî, Kürtçenin sorunlarının artık yeterince tespit edildiğini belirterek, bundan sonraki sürecin çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi ve alınan kararların uygulanması olduğunu söyledi. Dil konusunda bugüne kadar çok sayıda araştırma ve konferans gerçekleştirildiğini ifade eden Farqînî, "Artık sorunları konuşma değil, çözüm üretme ve uygulama zamanıdır" dedi.<br />
Kürtçenin neden zayıfladığı, çocuklar ve gençler arasında neden daha az konuşulduğu gibi konuların uzun yıllardır araştırıldığını dile getiren Farqînî, bu konuda yalnızca Kürtlerin değil, farklı ülkelerden akademisyen ve araştırmacıların da çalışmalar yürüttüğünü belirtti.<br />
"Dil mücadelesi iki yönlüdür"<br />
Kürtçenin korunmasının hem hukuki hem de toplumsal bir mücadeleyi gerektirdiğini vurgulayan Farqînî, devletin anadil haklarını güvence altına alacak demokratik ve yasal düzenlemeleri hayata geçirmesi gerektiğini söyledi. Bununla birlikte toplumun da kendi sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini belirten Farqînî, hakların tamamı tanınmasa bile Kürtçenin günlük yaşamda daha fazla kullanılmasının mümkün olduğunu ifade etti.<br />
"Kürtçe hayatın her alanında kullanılmalı"<br />
Dilin ancak konuşularak yaşayacağını belirten Farqînî, ailelerin çocuklarına Kürtçe öğretmesinin hayati önem taşıdığını söyledi. Kürtçenin atalardan kalan önemli bir miras olduğunu ifade eden Farqînî, bu mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu dile getirdi.<br />
Yazarlar, sanatçılar, siyasetçiler ve kanaat önderlerinin de Kürtçeyi günlük yaşamlarında kullanarak topluma örnek olması gerektiğini belirten Farqînî, birçok kişinin konuşmaya Kürtçe başlayıp kısa süre sonra Türkçeye geçtiğine dikkat çekti.<br />
Dil seferberliği çağrısı<br />
Kürtçenin yalnızca evde değil; sokakta, çarşıda, pazarda, iş yerlerinde ve kamusal yaşamın her alanında kullanılmasının önemine işaret eden Farqînî, çocukların dili yaşayabilmesi için aileden medyaya kadar herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.<br />
Farqînî, Kürtçe yayın yapan televizyonlar, gazeteler ve diğer medya kuruluşlarının desteklenmesi gerektiğini belirterek, Kürtçenin geleceğinin ancak toplumsal sahiplenme ve ortak bir dil seferberliğiyle güvence altına alınabileceğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/zana-farqini-kurtce-icin-artik-harekete-gecme-zamani</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/c7dbc1ed-f3b1-4419-a80b-6517ae49bbca.jpg" type="image/jpeg" length="73273"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Demet Ceylan: Kürtçe günlük yaşamın dili olmalı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/demet-ceylan-kurtce-yasamin-her-alaninda-kullanilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/demet-ceylan-kurtce-yasamin-her-alaninda-kullanilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtlayan Amed Büyükşehir Belediyesi Meclis Eş Sözcüsü Demet Ceylan, Kürtçenin yaşamın her alanında kullanılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED</strong>-Amed'de 27-28 Haziran tarihlerinde Demokratik Dil Kurumları tarafından, "Statüden Eğitime Kadar Müzakere İçin Yeni Bir Çerçeve" şiarıyla düzenlenen Kürtçe Dil Konferansı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Çand Amed Kongre Merkezi'nde düzenlenen konferansa dil bilimciler, akademisyenler, siyasetçiler, yazarlar, gazeteciler ve çok sayıda davetli katıldı.<br />
Konferansı yerinden takip eden <strong>Med Gündem</strong>, etkinlik boyunca katılımcılarla özel röportajlar gerçekleştirdi. Bu kapsamda <strong>Amed Büyükşehir Belediyesi</strong> Meclis Eş Sözcüsü <strong>Demet Ceylan</strong>, Gazeteci <strong>Hamza Özkan</strong>'ın sorularını yanıtladı.<br />
Konferansın önemine değinen Ceylan, iki gün boyunca Kürtçenin mevcut durumu, geleceği ve geliştirilmesine yönelik kapsamlı tartışmalar yürütüldüğünü belirterek, ortaya çıkan değerlendirmelerin pratik adımlarla desteklenmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1366" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/h-l0-kd-u-f-x-y-a-a9-v6-j.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><br />
Kürtçenin yalnızca konferans salonlarında konuşulmasının yeterli olmadığını ifade eden Ceylan, dilin yaşamın her alanında kullanılmasının önemine dikkat çekti. Kürtçenin sokakta, çarşıda, pazarda, iş yerlerinde ve aile içinde günlük yaşamın doğal bir parçası haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Ceylan, dilin ancak bu şekilde korunabileceğini ve güçlenebileceğini dile getirdi.<br />
Kürtçenin resmi statü kazanmasının da büyük önem taşıdığını belirten Ceylan, bu hedef doğrultusunda toplumsal sahiplenmenin artırılması gerektiğini ifade etti. Dil mücadelesinin yalnızca kurumların değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu söyleyen Ceylan, herkesin Kürtçeyi konuşarak ve günlük yaşamında kullanarak bu sürece katkı sunabileceğini kaydetti.<br />
Konferanslara gösterilen ilginin memnuniyet verici olduğunu belirten Ceylan, bundan sonraki süreçte benzer çalışmaların artarak sürmesi gerektiğini ifade etti. Katılımcıların büyük bir heyecan ve kararlılıkla konferansa dahil olduğunu söyleyen Ceylan, Kürtçenin geleceği için yürütülen bu tür çalışmaların son derece değerli olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/demet-ceylan-kurtce-yasamin-her-alaninda-kullanilmali</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 08:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/e2a9c7cb-8ca8-47a1-a801-595ed6a1eebc.jpg" type="image/jpeg" length="19004"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Heval Dilbihar: Kürtçe için ortak mücadele şart]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/dilbihar-heval-kurtce-icin-ortak-mucadele-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/dilbihar-heval-kurtce-icin-ortak-mucadele-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Demokratik Dil Kurumları'nın Amed'de düzenlediği konferansta konuşan Heval Dilbihar, Med Gündem'den Hamza Özkan'ın sorularını yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED- Amed'de 27-28 Ha</strong>ziran tarihlerinde Demokratik Dil Kurumları tarafından, <strong>"Statüden Eğitime Kadar Müzakere İçin Yeni Bir Çerçeve" </strong>şiarıyla konferans düzenlendi. Çand Amed Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen konferansa çok sayıda dil bilimci, akademisyen, siyasi parti temsilcisi, yazar ve gazeteci katıldı.</p>

<p><br />
<strong>Med Gündem</strong> de konferansı yerinde takip ederek katılımcılarla özel röportajlar gerçekleştirdi. Bu kapsamda Yazar-Şair, Destar Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve DEM Parti Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu Sözcüsü <strong> Heval Dilbihar</strong>, Med Gündem'den gazeteci <strong>Hamza Özkan</strong>'ın sorularını yanıtladı.</p>

<p><img alt="Heval Dilbihar" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/270da3b1-0e07-498f-9454-d2a6af7b6832.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Konferansın, Kürtçenin geleceği açısından önemli bir buluşma olduğunu belirten Dilbihar, daha önce bu ölçekte ve farklı kentlerden geniş katılımla benzer bir organizasyonun yapılmadığını söyledi. Konferansın temel hedefinin Kürtçenin korunması ve geliştirilmesine yönelik ortak mücadeleyi güçlendirmek olduğunu ifade eden Heval, dil mücadelesinin yaşamın tüm alanlarına yayılması gerektiğini vurguladı.<br />
Kürtçenin Türkiye'de hâlâ resmî statüye sahip olmadığını ve anadilde eğitim hakkının tanınmadığını dile getiren Heval, bu nedenle dilin kamusal yaşamın birçok alanında baskı ve engellemelerle karşı karşıya kaldığını söyledi. Kürtçenin korunmasının yalnızca kurumların değil, kendisini Kürt olarak tanımlayan herkesin vicdani, ahlaki ve toplumsal sorumluluğu olduğunu belirtti.<br />
Konferansın önemli hedeflerinden birinin de Kürtler adına siyaset yürüten parti, kurum ve sivil toplum örgütlerinin Kürtçe konusunda ortak bir strateji ve eylem planı oluşturması olduğunu kaydeden Heval, hem devletten Kürtçenin resmî statüsünün tanınmasını ve anadilde eğitim hakkının güvence altına alınmasını talep ettiklerini hem de Kürt kurumlarının kendi çalışmalarında Kürtçeyi esas alması gerektiğini ifade etti.<br />
Yerel yönetimlere de çağrıda bulunan Heval, belediyelerin Kürtçe kreşler açması, dil kursları düzenlemesi, kültür, sanat ve edebiyat alanındaki çalışmalarını Kürtçe yürütmesi gerektiğini söyledi. Demokratik bir toplumun ve özgür bir yaşamın ancak dilin korunması ve geliştirilmesiyle mümkün olacağını belirten Heval, tüm Kürtlere Kürtçeyi günlük yaşamın her alanında kullanma ve yaşatma çağrısı yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="653" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/h-l0-kd-t-w-e-a-e-ee-a-d.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="653" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/dilbihar-heval-kurtce-icin-ortak-mucadele-sart</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/afe08343-bedb-46bf-ae46-5bec5f90c365.jpg" type="image/jpeg" length="54392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş: Kürtçenin yaşatılması ortak mücadeleyle mümkün]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/gunes-kurtcenin-yasatilmasi-ortak-mucadeleyle-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/gunes-kurtcenin-yasatilmasi-ortak-mucadeleyle-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş, Med Gündem'den gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED-</strong> Demokratik Dil Kurumları tarafından Amed'de düzenlenen "Statüden Eğitime Kadar Müzakere İçin Yeni Bir Çerçeve" konferansının ardından Med Gündem'e konuşan DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş, konferansın Kürtçenin geleceği açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirtti.</p>

<p><img alt="" height="380" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/h-l-d-e90-xk-a-a-huaq.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="679" /><br />
Gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtlayan Güneş, konferansta dilin siyasal, toplumsal ve akademik boyutlarıyla kapsamlı biçimde ele alındığını ifade etti. Kürtçenin giderek daha az konuşulmasının ciddi bir tehlike oluşturduğunu söyleyen Güneş, özellikle çocuklar ve gençler arasında anadilin kullanımındaki gerilemenin kaygı verici olduğunu dile getirdi.<br />
Konferansın, Kürtçenin korunması, geliştirilmesi ve günlük yaşamda daha güçlü şekilde kullanılması için yeni yol haritalarının oluşturulmasına katkı sunacağını belirten Güneş, bu sürecin yalnızca dil kurumlarının değil, yerel yönetimlerin, parlamentonun, siyasi yapıların ve sivil toplumun ortak sorumluluğunda yürütülmesi gerektiğini söyledi.<br />
Kürtçenin yaşatılmasının tek bir kurumun çabasıyla mümkün olmayacağını vurgulayan Güneş, "Aileden okula, yerel yönetimlerden siyasete ve toplumun tüm kesimlerine kadar herkesin bu dile sahip çıkması gerekiyor. Bir dil ancak konuşularak, korunarak ve günlük yaşamın her alanında kullanılarak yaşayabilir." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Konferanstan çıkacak kararların önümüzdeki dönemde Kürtçenin korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalara yön vermesini beklediklerini ifade eden Güneş, atılacak her adımın dilin geleceği açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eğitim , Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/gunes-kurtcenin-yasatilmasi-ortak-mucadeleyle-mumkun</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/e15732c6-70ef-49cc-a519-37a526a20c2e.jpg" type="image/jpeg" length="42455"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazeteciliğin küresel krizi Ankara'da masaya yatırıldı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/gazeteciligin-kuresel-krizi-ankarada-masaya-yatirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/gazeteciligin-kuresel-krizi-ankarada-masaya-yatirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği "Gazeteciliğin Küresel Krizi" konferansında, Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Gürcanlı ile TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA –</strong> <strong>Gazeteciler Cemiyeti</strong> tarafından Ankara'da düzenlenen <strong>"Gazeteciliğin Küresel Krizi" konferansı</strong>, Türkiye'nin birçok ilinden gazetecileri, akademisyenleri ve basın meslek örgütlerinin temsilcilerini bir araya getirdi. Konferans kapsamında Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Zeynep Gürcanlı i</strong>le Türkiye Gazeteciler Sendikası (<strong>TGS</strong>) Genel Başkanı <strong>Gökhan Durmuş</strong>, <strong>Med Gündem'</strong>den gazeteci <strong>Hamza Özkan</strong>'ın sorularını yanıtladı.</p>

<p><img alt="Gazeteci Hamza Özkan" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/8ee6ce60-c258-4bcb-a4f8-b421d8049a6c.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Konferansın bu yıl üçüncü kez düzenlendiğini belirten <strong>Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi</strong> <strong>Zeynep Gürcanlı </strong>, etkinliğin ilk kez uluslararası nitelik kazandığını söyledi. İlk iki konferansta Türkiye'deki ulusal ve yerel basın örgütleriyle gazeteciliğin sorunlarını ele aldıklarını ifade eden Gürcanlı, bu yıl Avrupa Gazeteciler Federasyonu'nun katılımıyla konferansın uluslararası bir boyuta taşındığını dile getirdi.<br />
Gazeteciliğin sınırları aşan ortak sorunlarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Gürcanlı, ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar, hukuki baskılar, dijital dönüşüm ve yapay zekânın gazetecilik üzerindeki etkilerinin konferansın temel gündemini oluşturduğunu belirtti.<br />
Konferans öncesinde ulusal ve yerel basın meslek örgütleri ile sendikaların katılımıyla bir çalıştay düzenlediklerini aktaran Gürcanlı, çalıştaydan çıkan değerlendirmeler doğrultusunda hazırlanan sonuç bildirgesinin konferans sonunda kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi. Gürcanlı ayrıca, Gazeteciler Cemiyeti'nin ev sahipliğinde Avrupa Gazeteciler Federasyonu'nun yıllık toplantısının da Ankara'da gerçekleştirileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Gürcanlı " height="1002" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/zeynep.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1341" /><br />
<strong>TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş</strong> ise medya sektörünün dünya genelinde kapsamlı bir dijital dönüşüm yaşadığını belirterek, konferansın farklı ülkelerdeki deneyimlerin paylaşılması açısından önemli bir platform oluşturduğunu söyledi.<br />
Türkiye'de gazetecilerin ifade özgürlüğü ihlalleri, güvencesiz çalışma koşulları ve medyadaki kutuplaşma gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Durmuş, gazetecilerin kamu yararını gözeterek görev yaptığını ancak mevcut koşullarda dayanışma ve örgütlenmenin her zamankinden daha büyük önem taşıdığını vurguladı.<br />
Medyadaki dönüşüm sürecinde gazeteciler ile meslek örgütlerinin daha fazla söz sahibi olması gerektiğini ifade eden Durmuş, ortak hareket edilmesi halinde hem gazeteciliğin hem de gazetecilerin bu süreçten güçlenerek çıkacağını söyledi.<br />
Sosyal medya platformlarında haber içeriklerinin kaldırılmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Durmuş, bu platformların özel şirketlere ait olduğunu ve zaman zaman keyfi uygulamaların yaşanabildiğini belirtti. Gazetecilerin kendi yayın mecralarını güçlendirmesinin önemine dikkat çeken Durmuş, hukuki yolların açık olduğunu ancak kalıcı çözümün bağımsız haber mecralarının güçlendirilmesinden geçtiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş" height="1004" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/t-g-s.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1393" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="900" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/b6451b55-3f00-4ec9-9207-8047ebe956a0.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Medya, Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/gazeteciligin-kuresel-krizi-ankarada-masaya-yatirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/med-gundem-6-23.jpg" type="image/jpeg" length="72944"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Arif Ali Cangı: Demokratikleşme ekolojiyle tamamlanır]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/arif-ali-cangi-demokratiklesme-ekolojiyle-tamamlanir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/arif-ali-cangi-demokratiklesme-ekolojiyle-tamamlanir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Med Gündem'den gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtlayan Arif Ali Cangı, demokratikleşme, ekoloji, barış süreci ve toplumsal dönüşümü değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL- </strong>İstanbul'da <strong>13-14 Hazir</strong>an tarihlerinde düzenlenen <strong>"İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı"</strong>nı birçok basın kuruluşu gibi <strong>Med Gündem</strong> de yerinden takip etti. Konferans kapsamında gerçekleştirilen özel röportajlarla tartışmalar ve değerlendirmeleri kamuoyuna aktarmayı sürdüren Med Gündem'e konuşan Avukat, <strong>EGEÇEP</strong> (Ege Çevre ve Kültür Platformu) Yürütme Kurulu Üyesi, İzmir Barosu avukatı ve DEM Parti'nin önceki tüzel kişiliği olan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'nin kurucu eş sözcüsü <strong>Arif Ali Cangı</strong>, gazeteci <strong>Hamza Özkan</strong>'ın sorularını yanıtladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/cd606dff-d0bb-4df9-a187-49b44eee8309.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Cumhuriyetin demokratikleşmesini ekoloji ve barış perspektifinden değerlendiren Arif Ali Cangı, konferansın önemli bir tartışma zemini oluşturduğunu belirterek, burada ortaya çıkacak sonuçların Türkiye'nin demokratikleşme sürecine katkı sunması gerektiğini söyledi.<br />
Demokratikleşmenin tek başına yaşam alanlarının korunmasını sağlamayacağını ifade eden Cangı, bu nedenle ekolojik boyutun mutlaka tartışılması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin dört bir yanında yaşam alanlarını korumaya yönelik mücadelelerin sürdüğünü dile getiren Cangı, hak sahiplerinin haklarını savunmasının hem ekolojik hem de demokratik bir cumhuriyetin inşası açısından önemli olduğunu kaydetti.<br />
Konferansın tek başına yeterli olmayacağını belirten Cangı, burada ortaya çıkan önerilerin ve tartışmaların Meclis'teki yasal düzenlemelere, siyasi görüşmelere ve demokratikleşme çalışmalarına yansıması gerektiğini ifade etti.<br />
Barış sürecine de değinen Cangı, demokratikleşmenin sürecin ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini belirterek, çatışmasızlık ortamının önemli bir adım olduğunu ancak asıl hedefin kalıcı ve toplumsal barışın sağlanması olduğunu söyledi. Bunun ancak toplumdaki sorunların giderilmesi, doğayla barışın kurulması ve demokratikleşmenin hayata geçirilmesiyle mümkün olacağını dile getirdi.<br />
Cumhuriyetin demokratikleşmesi tartışmasının kavramsal bir mesele olduğuna dikkat çeken Cangı, kimsenin cumhuriyete karşı olmadığını ancak mevcut sistemin demokratikleşmesi gerektiğini ifade etti. Yaşanan birçok sorunun temelinde demokratikleşme eksikliğinin bulunduğunu söyleyen Cangı, çözümün daha katılımcı ve çoğulcu bir anlayıştan geçtiğini belirtti.<br />
Toplumsal dönüşümün yalnızca siyaset kurumunun değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Cangı, demokratikleşmenin tabandan güçlenmesi gerektiğini ifade etti. Yerel yönetimlerin, sivil toplumun ve yurttaşların sürece aktif katılımının önemine dikkat çeken Cangı, herkesin bu süreçte sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/arif-ali-cangi-demokratiklesme-ekolojiyle-tamamlanir</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/034d6892-c22a-4274-b522-f2263481adf8.jpg" type="image/jpeg" length="12158"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ender İmrek: Demokratikleşme mücadelesi büyüyerek sürecek]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ender-imrek-demokratiklesme-mucadelesi-buyuyerek-surecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ender-imrek-demokratiklesme-mucadelesi-buyuyerek-surecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı" çağrıcılarından Ender İmrek, Gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtlayarak barış, demokrasi ve ortak yaşam vurgusu yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL-</strong> 13-14 Haziran tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen "İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı"nı birçok basın kuruluşu gibi Med Gündem de yerinden takip etti. Konferans kapsamında gerçekleştirilen özel röportajlarla tartışmalar ve değerlendirmeler kamuoyuna aktarılmaya devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Yeni Yaşam Gazetesi köşe yazarı, gazeteci-yazar, siyasetçi ve konferansın çağrıcılarından Ender İmrek, Med Gündem'den gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtladı. İmrek, konferansın amacını, Türkiye'nin demokratikleşme ihtiyacını, barış sürecini ve bundan sonraki yol haritasını değerlendirdi.<br />
İmrek, konferansın Mart ayından itibaren planlanan kapsamlı bir çalışma olduğunu belirterek, Türkiye'nin farklı kimliklerini, inançlarını ve düşünce dünyasını aynı zeminde buluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Akademisyenler, aydınlar, yazarlar, sanatçılar ve bilim insanlarının katılımıyla gerçekleşen konferansın temel amacının, Kürt meselesini yalnızca güvenlik ekseninde değil, demokrasi, eşit yurttaşlık ve zihniyet dönüşümü çerçevesinde ele almak olduğunu ifade etti.<br />
Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler nedeniyle konferansın ertelendiğini hatırlatan İmrek, buna rağmen iki gün boyunca yoğun katılım sağlandığını ve yapılan sunumların Türkiye'nin geçmişiyle yüzleşmesi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu dile getirdi.<br />
Konferansın yalnızca geçmişin muhasebesini yapmakla sınırlı olmadığını vurgulayan İmrek, Kürt sorunu, Alevilerin talepleri, kadınların mücadelesi, emek, demokrasi ve eşit yurttaşlık başlıklarında yeni bir gelecek perspektifinin tartışıldığını söyledi.<br />
Türkiye'nin yüz yıllık sorunlarının ancak demokratikleşmeyle aşılabileceğini ifade eden İmrek, farklı toplumsal kesimlerin ortak yaşam temelinde buluşmasının önemine dikkat çekti. Demokratik Cumhuriyet anlayışının hiç kimseyi dışlamadığını belirten İmrek, herkesin kendisini eşit yurttaş olarak hissedebileceği bir düzenin inşa edilmesi gerektiğini kaydetti.<br />
Cumhuriyet tarihi boyunca yalnızca Kürtlerin ya da Alevilerin değil, gazetecilerin, yazarların, sosyalistlerin, muhafazakâr kesimlerin ve farklı toplumsal grupların da çeşitli dönemlerde mağduriyet yaşadığını belirten İmrek, bu nedenle geçmişle yüzleşmenin demokratikleşmenin önemli bir parçası olduğunu söyledi.<br />
Süryanilerden Ermenilere, Kürtlerden Alevilere kadar farklı halkların yaşadığı acıların görülmesi gerektiğini ifade eden İmrek, yeni dönemde baskı ve asimilasyon politikalarının yerine eşit yurttaşlık temelinde demokratik bir çözüm anlayışının hâkim olması gerektiğini dile getirdi.<br />
Barış sürecinin yalnızca silahların susmasıyla sınırlı olmadığını belirten İmrek, esas meselenin demokrasi, hukuk ve toplumsal barış olduğunu söyledi. Kürt hareketinin kırk yıllık çatışmalı sürecinin ardından yeni bir döneme girildiğini ifade eden İmrek, bu sürecin demokratik entegrasyon ve ortak yaşam anlayışıyla ilerlemesi gerektiğini kaydetti.<br />
Konferansın sonunda yayımlanacak sonuç bildirgesinin yeni bir başlangıç olacağını belirten İmrek, çağrıcıların bundan sonraki süreçte yeni konferanslar, toplantılar ve toplumsal çalışmalarla demokratik çözüm ve barış mücadelesini büyütmeyi hedeflediğini söyledi.<br />
Sürecin ilerleyen dönemlerinde konferans çağrıcılarının kolaylaştırıcı bir rol üstlenebileceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İmrek, bunun ortak iradeyle şekilleneceğini ifade ederek, böyle bir sorumluluğa ihtiyaç duyulduğunu düşündüğünü dile getirdi. Konferansın yalnızca iki günlük bir etkinlik olmadığını belirten İmrek, demokratikleşme mücadelesinin bundan sonra da toplumun farklı kesimlerinin katılımıyla devam edeceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ender-imrek-demokratiklesme-mucadelesi-buyuyerek-surecek</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/bac64681-7b41-4d7e-820b-30fa913dd98e.jpg" type="image/jpeg" length="50405"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hüda Kaya: Onarıcı Cumhuriyet için önce insan değişmeli]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/huda-kaya-onarici-cumhuriyet-icin-once-insan-degismeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/huda-kaya-onarici-cumhuriyet-icin-once-insan-degismeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtlayan Hüda Kaya, Cumhuriyetin demokratikleşmesi için siyasal reformların yanı sıra insanın vicdanı, empatisi ve kendisiyle barışmasının da esas alınması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL </strong>–İstanbul’da 13-14 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”nı takip eden Med Gündem, konferans kapsamında gerçekleştirdiği röportajlarla tartışmaları kamuoyuna aktarmaya devam ediyor. HDP 27. Dönem İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Med Gündem'den gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtladı.</p>

<p><img alt="" height="1706" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/bc661865-f7c6-4989-a058-a9370ad5d88d.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2560" /><br />
Konferansın temel amacının Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik, huzurlu ve onarıcı bir düzenin nasıl inşa edileceğine ilişkin ortak bir arayış yürütmek olduğunu belirten Kaya, farklı toplumsal kesimlerin bir araya gelmesini önemli buldu.<br />
İçinde bulunulan dönemin barış ve çözüm tartışmaları açısından kritik olduğuna dikkat çeken Kaya, farklı çevrelerden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilen konferansın demokratik çözüm arayışlarına katkı sunduğunu ifade etti.<br />
Konferansta Alevilerden Ermenilere, akademisyenlerden farklı toplumsal kesimlere kadar birçok ismin kendi perspektiflerini ortaya koyduğunu söyleyen Kaya, dile getirilen ekonomik, siyasal, toplumsal ve etnik sorunların ortak bir nedenden beslendiğini savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1706" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/ed6fd9bb-89d9-489a-ae88-e55643857288.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2560" /><br />
Kürt sorununun da diğer krizler gibi bir sonuç olduğunu ifade eden Kaya, "Sorunların var eden nedir? Kimdir? İnsandır. Krizin sebebi de insandır, onu çözecek olan da insandır." dedi.<br />
Uzun yıllardır Cumhuriyetin tartışıldığını ancak insan unsurunun geri planda bırakıldığını dile getiren Kaya, "Cumhuriyeti konuşuyoruz ama Cumhuriyetin emanet edildiği insanı konuşmuyoruz. Bu nedenle krizleri üreten insanın ortaya çıkardığı sonuçları tartışmaya devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.<br />
Onarıcı bir Cumhuriyet için insanın merkeze alınması gerektiğini belirten Kaya, ekonomik, siyasal ve akademik çözümlemelerin tek başına yeterli olmadığını söyledi.<br />
İnsanın önce kendi iç dünyasındaki sorunlarla yüzleşmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, "Kendisiyle barışamayan bir insan çevresiyle de barış kuramaz. Toplumsal barışın temeli, insanın vicdanı, empatisi ve kendisiyle barışmasıdır. Bu nedenle önce insanı konuşmalı, insanı ihmal etmekten vazgeçmeliyiz." diye konuştu.</p>

<p><img alt="Hüda Kaya Hamza Özkan" height="1706" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/69b610b8-9e9a-4949-8f1e-bc9457b24d5f.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2560" /><img alt="Hüda Kaya" height="364" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/huda-kaya.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="634" /></p>

<p><img alt="Med Gündem" height="1706" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/07/e72a5552-77a2-4996-a5a1-06e7f795f56c.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2560" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/huda-kaya-onarici-cumhuriyet-icin-once-insan-degismeli</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 08:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/07/med-gundem-104.jpg" type="image/jpeg" length="12301"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akın Birdal: Demokratik Cumhuriyet herkesin yararınadır]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/akin-birdal-demokratik-cumhuriyet-herkesin-yararinadir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/akin-birdal-demokratik-cumhuriyet-herkesin-yararinadir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Hamza Özkan’ın sorularını yanıtlayan Akın Birdal, Cumhuriyetin demokratikleşmesi, barış ve yeni süreç tartışmalarına değindi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL-</strong> İstanbul’da 13-14 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”nı takip eden Med Gündem, konferans kapsamında gerçekleştirdiği röportajlarla tartışmaları kamuoyuna aktarmaya devam ediyor.<br />
İHD Onursal Başkanı, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Amed 23. dönem milletvekili ve “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” çağrıcılarından Akın Birdal, Med Gündem’den gazeteci Hamza Özkan’ın sorularını yanıtladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Akın Birdal Hamza Özkan" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/57ce0d2d-aeeb-4bea-b443-a6186c2c06d4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik bir niteliğe kavuşması gerektiğini belirten Birdal, bunun geçmiş yüzyılın sorgulanmasıyla mümkün olacağını ifade etti.<br />
Birdal, “Yeni yüzyıldaki Cumhuriyetin demokratik bir niteliğe kavuşmasını sağlayabilmek için eski Cumhuriyetin sistemini sorgulamamız gerekiyor. Aslında bu bir anlamda yüzleşmedir” dedi.<br />
Cumhuriyet tarihindeki darbeler, katliamlar ve baskı süreçlerine değinen Birdal, “Bu katliamlar halkların kendi diliyle, kimliğiyle, kültürüyle ve inancıyla eşit ve özgür yaşama isteminden kaynaklandı” ifadelerini kullandı.<br />
İnsanların kimliği, kültürü ve inancıyla eşit ve özgür yaşamasının temel bir hak olduğunu söyleyen Birdal, “Ancak despotik, otoriter, ırkçı, militarist ve ayrımcı ideolojiler nedeniyle bu haklar engellendi” diye konuştu.<br />
Konferansın amacının Cumhuriyetin ikinci yüzyılını demokratik bir zemine taşımak olduğunu belirten Birdal, demokratik Cumhuriyet tartışmalarının geçmişten bugüne devam ettiğini söyledi.<br />
Birdal, “Sayın Öcalan’ın demokratik Cumhuriyet tezi 1999’da ortaya koyduğu bir tezdir. Cumhuriyetin demokratikleşmesi ve Kürtlerin Cumhuriyetle barışması tartışılıyordu. Önceki çözüm sürecinde de demokratik Cumhuriyet tezi gündemdeydi” dedi.<br />
Bugünkü sürecin tüm toplumsal kesimleri kapsaması gerektiğini belirten Birdal, “Salonda sol, sosyalistler, Kürtler, kimlikler ve inanç grupları var. Ancak Cumhuriyeti bir bütün savunanların da bu tartışmanın içinde olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.<br />
Demokrasi ve barışın herkesin yararına olduğunu vurgulayan Birdal, “Cumhuriyetin bugüne kadar kendilerine dokunmadığını düşünenler, bir gün bu otoriter rejimin kendilerine de dokunabileceğini bilmeliler” dedi.<br />
Barış ve demokratik toplum çağrısının muhataplarına dikkat çeken Birdal, “Bu çağrının muhatapları PKK, devlet, Türkiye Büyük Millet Meclisi, toplumsal-siyasal çevreler ve uluslararası toplumdur” diye konuştu.<br />
Konferansın bu çağrının toplumsal muhatabı olarak düzenlendiğini ifade eden Birdal, uluslararası güçlere de Türkiye’deki demokratikleşme mücadelesine destek verme çağrısında bulundu.<br />
Birdal konuşmasının sonunda Amed halkını selamladı.</p>

<p><img alt="Akın Birdal Med Gündem " height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/3f982d2e-6337-43cc-ba6c-e2432a7c41dd.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/akin-birdal-demokratik-cumhuriyet-herkesin-yararinadir</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/06/3f982d2e-6337-43cc-ba6c-e2432a7c41dd.jpg" type="image/jpeg" length="24275"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazeteci Doğan: Barış için medya dili değişmeli]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/gazeteci-dogan-baris-icin-medya-dili-degismeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/gazeteci-dogan-baris-icin-medya-dili-degismeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Nezahat Doğan, Hamza Özkan’ın sorularını yanıtladı: Demokratikleşme ve barış sürecinde medyanın dilinin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL- 13-14 </strong>Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilen<strong> “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”</strong>nı birçok basın kuruluşu gibi <strong>Med Gündem</strong> olarak takip ettik. Konferans kapsamında gerçekleştirdiğimiz röportajlarla tartışmaları ve değerlendirmeleri kamuoyuna aktarmaya devam ediyoruz.</p>

<p><strong>Yeni Yaşam Gazetesi’</strong>nden gazeteci <strong>Nezahat Doğan</strong>, Med Gündem’den gazeteci <strong>Hamza Özkan</strong>’ın sorularını yanıtladı.<br />
Barış ve demokratikleşme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doğan, Türkiye’nin içinde bulunduğu sürecin yalnızca çatışmasızlıkla sınırlı ele alınmaması gerektiğini belirtti. Demokratik toplum ve demokratik cumhuriyet tartışmasının temel meselelerden biri olduğunu ifade eden Doğan, Türkiye’deki demokrasi sorununun tarihsel arka planına dikkat çekti.</p>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/2536b81f-4be3-4141-a7e7-37899ae7e620.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Nezahat Doğan: Medyanın dili değişmeden barış toplumsallaşamaz</strong><br />
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bütün kimlikleri kapsayan, hak ve özgürlükler temelinde yeni bir anayasal ve toplumsal çerçeveye ihtiyaç olduğunu söyleyen Doğan, geçmişten gelen inkar, asimilasyon ve tek tipleştirme politikalarının yarattığı sorunların aşılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><br />
Konferansın önemli başlıklarından birinin çoğulculuk olduğunu belirten Doğan, farklı kimliklerin, inançların ve toplumsal kesimlerin kendi sorunlarını ve çözüm önerilerini tartışmasının demokratikleşme açısından önemli olduğunu söyledi.<br />
Kürt sorununun çözümüne de değinen Doğan, demokratikleşmenin temel unsurlarından birinin Kürtlerin varlığının ve haklarının tanınması olduğunu ifade etti. Barış sürecinin yalnızca silahların susmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini, bunun demokrasi, özgürlükler ve toplumsal mutabakatla güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.<br />
Doğan, basının barış sürecindeki rolüne ilişkin ise medya diline dikkat çekti. Geçmişten bugüne medyada militarist, milliyetçi ve düşmanlaştırıcı bir dilin etkili olduğunu söyleyen Doğan, bu dilin değişmesi gerektiğini vurguladı.<br />
2013-2015 dönemindeki çözüm sürecine de değinen Doğan, o dönemde toplumsal alanda barış fikrinin daha fazla tartışıldığını ancak bugün gelinen noktada barışın toplumsallaşması için daha fazla çabaya ihtiyaç olduğunu belirtti.<br />
Medyanın yalnızca haber aktaran değil, toplumsal süreçlerde etkili olan bir alan olduğunu ifade eden Doğan, gazetecilerin daha fazla yan yana gelmesi ve ortak bir barış dili oluşturması gerektiğini söyledi.</p>

<p><br />
Doğan, “Toplumda barışın toplumsallaşması gerekiyorsa, gazeteciler içerisinde de ortaklaşmaların, yan yana gelişlerin ve gerçek gazeteciliğin görünür hale gelmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/gazeteci-dogan-baris-icin-medya-dili-degismeli</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/06/32fe5c99-c7b0-416e-bf76-6c006accf720.jpg" type="image/jpeg" length="86759"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Irmak: Eğitimde yama tutmayan sorunlar büyüyor]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/irmak-egitimde-yama-tutmayan-sorunlar-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/irmak-egitimde-yama-tutmayan-sorunlar-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, gazeteci Hamza Özkan’ın sorularını yanıtladı: “Eğitim alanının her kademesinde ciddi değişim gerekiyor.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA </strong>– Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak, 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı sonunu, eğitim alanındaki güncel sorunları ve çözüm önerilerini Med Gündem’den gazeteci Hamza Özkan’ın soruları üzerine değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, gazeteci Hamza Özkan" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/06/a48891cc-ab36-4a86-953e-d201e64f807a.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Eğitimde yaşanan sorunların her geçen gün derinleştiğini belirten Irmak, “Değişen şeyler var ama iyiye doğru bir değişimden bahsetmek mümkün değil” dedi.<br />
Eğitim alanında devamsızlık, merkezi sınav sistemi, öğrencilerin beslenme ve ulaşım sorunları gibi temel yapısal sorunların devam ettiğini ifade eden Irmak, bu başlıklarda kalıcı çözümler üretilmediğini söyledi.<br />
Öğretmenlere yönelik şiddet ve itibarsızlaştırma politikalarının sürdüğünü savunan Irmak, “Eğitimin en önemli öznesi öğretmenlerdir. Öğretmenlere yönelik bu yaklaşım devam ediyor” diye konuştu.<br />
Mesleki eğitim merkezlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Irmak, Eğitim Sen’in mesleki eğitime karşı olmadığını vurgulayarak, öğrencilerin ucuz iş gücü haline getirilmesine itiraz ettiklerini belirtti.<br />
Irmak, “Mesleki eğitim dünyanın her yerinde var. Biz meslek eğitimine değil, öğrencilerin eğitim adı altında işçileştirilmesine karşıyız” ifadelerini kullandı.<br />
Meslek liselerinde öğrencilerin bir gün okulda, dört gün iş yerlerinde bulunduğunu söyleyen Irmak, bunun öğrencilerin emeğinin sömürülmesine yol açtığını dile getirdi.<br />
ÇEDES projesi kapsamında yapılan uygulamalara da değinen Irmak, okul dışında olması gereken yapıların eğitim alanına dahil edilmesinin eğitimin niteliğini düşürdüğünü savundu.<br />
Eğitim politikalarının geniş katılımlı şekilde belirlenmesi gerektiğini belirten Irmak, Ankara’da akademisyenler, eğitim emekçileri ve ilgili kesimlerin yer aldığı bir eğitim komisyonu kurulması önerisinde bulundu.<br />
Irmak, “Eğitim politikaları her sabah yeni bir karar alınarak belirlenemez. Ortak akılla, uzun vadeli politikalar oluşturulması gerekiyor” dedi.<br />
Öğrencilerin okuldan uzaklaşmasının nedenlerine değinen Irmak, derin yoksulluğun en önemli nedenlerden biri olduğunu söyledi.<br />
Irmak, “Aile yoksulsa çocuk temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Çocuk çalışmak zorunda kalıyor ve okuldan uzaklaşıyor” ifadelerini kullandı.<br />
Sınav odaklı eğitim sisteminin de çocukları zorladığını belirten Irmak, herkesin aynı akademik başarıya yönlendirilmesinin doğru olmadığını söyledi.<br />
Okuldan uzaklaşan çocukların çeşitli risklerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Irmak, çocukların sadece ailenin değil, demokratik ülkelerde devletin de sorumluluğunda olduğunu vurguladı.<br />
Kamusal eğitimin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Irmak, ücretsiz yemek, ulaşım desteği ve eğitim hakkına erişimin sağlanması gerektiğini söyledi.<br />
Irmak, “Bu anlayışla eğitimde restorasyonla, tamir ederek çözüm olmaz. Eğitim alanının her kademesine ciddi bir dönüşüm gerekiyor” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/irmak-egitimde-yama-tutmayan-sorunlar-buyuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 19:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/06/8a013d44-e81d-4ac8-9f49-0124f5056f2a.jpg" type="image/jpeg" length="76970"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amara’dan Gemlik’e: Öcalan’a fiziki özgürlük çağrısı]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/amaradan-gemlike-ocalana-fiziki-ozgurluk-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/amaradan-gemlike-ocalana-fiziki-ozgurluk-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Özkan’ın sorularını yanıtlayan Tuncel, Gemlik yürüyüşüne çağrı yaptı; Dündar devletin somut adımlar atması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMARA – MED GÜNDEM – Amara Günleri Festivali</strong>’ne katılan ve <strong>Med Gündem</strong>’den gazeteci <strong>Hamza Özkan</strong>’ın sorularını yanıtlayan <strong>TJA </strong>aktivisti <strong>Sebahat Tuncel</strong> ile <strong>DEM Part</strong>i Van Milletvekili <strong>Mahmut Dündar</strong>, yurttaşların taleplerinin başında <strong>Abdullah Öcalan</strong>’ın fiziki özgürlüğü ile kimlik ve dil haklarının yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulmasının geldiğini belirtti.<br />
Kürt Halk Önderi <strong>Abdullah Öcalan’ın 77’nci yaş günü</strong> dolayısıyla “Özgür Önderlikle demokratik ulusal birliğe” şiarıyla düzenlenen Amara Günleri Festivali, Riha’nın Halfeti ilçesinde gün boyu süren etkinliklerle devam etti.<br />
Etkinlikte konuşan Sebahat Tuncel, 4 Nisan’ın yalnızca bir doğum günü olmadığını, halkın kendi geleceğini ve umudunu yeniden kurduğu bir gün olarak değerlendirildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="TJA aktivisti Sebahat Tuncel" height="329" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/04/med-gundem-amarapng-tencel.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="580" /></p>

<p><strong>TJA </strong>aktivisti <strong>Sebahat Tuncel</strong>, “Sayın Öcalan’ın doğuşuyla özgürlüğün doğuşunu bütünleştiren bir halk gerçekliğiyle buluşuyoruz. Bu nedenle anlamı çok daha ötedir” dedi.<br />
Tuncel, Abdullah Öcalan’ın tecrit koşullarında tutulmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, barış ve müzakere süreçlerinin sağlıklı ilerleyebilmesi için eşit ve özgür koşulların sağlanması gerektiğini vurguladı. 19 Nisan’da Gemlik’te yapılması planlanan yürüyüşe de dikkat çeken Tuncel, müzakerelerin başlatılması ve Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanmasının temel talepler arasında yer aldığını kaydetti.<br />
Kadın hareketi olarak demokratik ve sosyalist bir yaşamın inşasında sorumluluk üstlendiklerini belirten Tuncel, tüm kadınları Gemlik’te yapılacak buluşmaya katılmaya çağırdı.</p>

<p><img alt="Med Gündem Amara /DEM Parti Van Milletvekili Mahmut Dündar" height="395" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/04/med-gundem-amara.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="695" /><br />
<strong>DEM Parti Van Milletvekili Mahmut Dündar </strong>ise 4 Nisan etkinliklerinin bu yıl farklı bir atmosferde geçtiğini ifade ederek, geçmiş yıllara kıyasla daha coşkulu bir katılım olduğunu söyledi. Dündar, “Önderliğin yeniden umut olmasıyla birlikte halkın coşkusu da arttı. Bu tabloyu sürece bağlıyoruz” dedi.<br />
Barış ve çözüm sürecinin önemine dikkat çeken Dündar, “Bu topraklarda yeniden barışı, kardeşliği ve birlikte yaşamı inşa etmek istiyoruz. Bunun için devletin de somut adımlar atması gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Med Gündem Amara 2026" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/04/25e1c80a-c7b8-4ff0-b4b0-0869d6b36030.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><br />
Etkinliğe katılan yurttaşlar da anayasal hak taleplerini dile getirerek, kimlik ve anadil haklarının tanınmasını istedi. Bir yurttaş, “Dünyanın her yerinde uluslar kimlikleriyle tanınıyor. Biz de kimliğimizin ve dilimizin tanınmasını istiyoruz. Devletin adım atmasını bekliyoruz” diye konuştu.<br />
4 Nisan kutlamalarına ilişkin detaylar ve röportajların tamamı Med Gündem YouTube kanalında yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/04/ecc4af4b-3993-44b7-af74-0f257d3b3a1b.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><img alt="" height="1125" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2026/04/31d738cb-41db-4963-bddd-36d3d3367136.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/amaradan-gemlike-ocalana-fiziki-ozgurluk-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/04/med-gundem-65.png" type="image/jpeg" length="64572"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Basın’ın Çınarı Hüseyin Aykol’un Anısına]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ozgur-basinin-emekcisi-cinari-huseyin-akyol-hocamizin-anisa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ozgur-basinin-emekcisi-cinari-huseyin-akyol-hocamizin-anisa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ozgur-basinin-emekcisi-cinari-huseyin-akyol-hocamizin-anisa</guid>
      <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2026/01/aykol-bedellerimiz-icin-bagrimiz-yaniyor-ve-ciglik-atiyoruz-hawar-diyoruz-hawar-h64010-437cb.jpg" type="image/jpeg" length="62367"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amed’e Yıllar Sonra Kar: Sur İçi Beyaza Büründü]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/amede-yillar-sonra-kar-sur-ici-beyaza-burundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/amede-yillar-sonra-kar-sur-ici-beyaza-burundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda yetersiz yağışlar çiftçiyi endişelendirirken, Amed’de sabah saatlerinde başlayan kar yağışı kenti beyaza bürüdü, tarihi Sur İçi kartpostallık görüntülere sahne oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED / MED GÜNDEM –</strong> Türkiye’nin birçok bölgesinde olduğu gibi Amed ve çevre illerde de son yıllarda yağmur ve kar yağışlarının ciddi biçimde azalması, özellikle tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan kesimleri tedirgin ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="2408" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2025/12/d-s-c00619.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4288" /></p>

<p>Mevsim normallerinin altında kalan yağışlar nedeniyle toprak yeterince su alamazken, bu durum hem verim kaybına hem de bitki hastalıklarının artmasına yol açıyor. En büyük kaygıyı ise kış aylarında beklenen karın yağmaması nedeniyle çiftçiler yaşıyor. Amed, Batman, Mardin, Urfa, Adana ve Mersin gibi kentlerde kar yağışı oldukça sınırlı görülürken, yağsa dahi çoğu zaman birkaç günü geçmeden etkisini yitiriyor. Yıllardır özlenen kar yağışı ise dün sabah saatlerinde Amed’de başladı. Kent genelinde etkili olan kar, kısa sürede sokakları, caddeleri ve tarihi alanları beyaz örtüyle kapladı.<br />
Med Gündem olarak Amed’in hafızasında önemli bir yere sahip olan Tarihi Sur İçi başta olmak üzere Dağkapı, Tek Kapı, Çift Kapı, Ulu Camii, Hasan Paşa Hanı, Hz. Süleyman civarı ile Rojcafe ve Belediye Sosyal Tesisleri çevresinde kar manzaralarını görüntüledik. Yüzyıllara tanıklık eden tarihi yapılar, karla birlikte kartpostallık görüntüler sundu. Özellikle Sur İçi sokaklarında oluşan manzaralar, hem yurttaşların hem de fotoğraf meraklılarının ilgisini çekti.<br />
Kar yağışı nedeniyle okulların tatil edilmesi ise kentte ayrı bir hareketlilik yarattı. Öğrenciler evlere kapanmak yerine meydanlara, parklara ve surlara akın etti. Gün boyu kar topu oynayan, kardan insan yapan çocuklar ve gençler, uzun süredir görülmeyen karın tadını doyasıya çıkardı. Aileler de çocuklarıyla birlikte karın keyfini yaşarken, kent merkezinde renkli görüntüler oluştu.</p>

<p><img alt="" height="1200" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2025/12/da5ff5a1-4fff-4a47-9b77-718d2ced956b.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /><br />
Öte yandan kar yağışı, sadece kentte sevinç yaratmakla kalmadı, aynı zamanda çiftçiler için de umut oldu. Uzmanlar, kış aylarında toprağın karla buluşmasının hem yeraltı su kaynaklarının beslenmesi hem de tarımsal üretim açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Yağan karın, kurak geçen yılların ardından toprağa can suyu olması bekleniyor.<br />
Meteoroloji yetkilileri, önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerine yakın seyredeceğini belirtirken, yurttaşlar ise yağışların devam etmesini umut ediyor. Kentte uzun bir aradan sonra yağan kar, Amed’de hem doğaya hem de insanların yüzüne kısa süreli de olsa bir nefes aldırdı.</p>

<p><img alt="" height="900" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2025/12/24835810-75a4-40ff-bf39-aff4619a610d.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /><img alt="" height="2408" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2025/12/d-s-c00632.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4288" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/amede-yillar-sonra-kar-sur-ici-beyaza-burundu</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 20:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2025/12/med-gundem-7-7.jpg" type="image/jpeg" length="11612"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İHD Amed Başkanı Yılmaz: Barış Süreci Haklarla Güçlenmeli]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/ihd-amed-baskani-yilmaz-baris-sureci-haklarla-guclenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/ihd-amed-baskani-yilmaz-baris-sureci-haklarla-guclenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İHD Amed Şube Başkanı Ercan Yılmaz, Med Gündem’de gazeteci Hamza Özkan’ın sorularını yanıtladı; 2025’te artan hak ihlallerini, barış sürecini ve 2026 umutlarını değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED / MED GÜNDEM –</strong> İnsan Hakları Derneği (<strong>İHD)</strong> Amed Şube Başkanı <strong>Ercan Yılmaz</strong>, <strong>Med Gündem</strong>’de gazeteci <strong>Hamza Özkan</strong>’ın sorularını yanıtlamaya devam ederek Türkiye’nin çok boyutlu sorunlarına ve Kürt meselesinin çözüm sürecine dair değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>Yılmaz,</strong> yıllardır biriken siyasal, ekonomik ve sosyal sorunların birbirinden bağımsız ele alınamayacağını vurgulayarak, bu sorunların ancak bütüncül ve demokratik bir yaklaşımla çözülebileceğini ifade etti. 27 Şubat’ta başlayan sürecin önemli bir eşik olduğunu belirten Yılmaz, kurulan Meclis Komisyonu’nun sivil toplum örgütleriyle yaptığı görüşmelerin ve İmralı’da gerçekleştirilen temasların çözüm açısından anlamlı adımlar olduğunu söyledi. Kürt sorununun çözümünde Abdullah Öcalan’ın rolünün artık tartışma konusu olmaktan çıktığını dile getiren Yılmaz, “Bugün hem iktidar hem muhalefet, bu meselenin en önemli muhataplarından birinin Abdullah Öcalan olduğunu kabul ediyor. Ancak böylesi kritik bir sürecin, ağır tecrit ve mahkûmiyet koşullarında ilerlemesi çözümü geciktirir” dedi.<br />
Öcalan’ın 26 yılı aşan mahkûmiyetine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararına dikkat çeken Yılmaz, bu kararın gereğinin yerine getirilmesinin hukuki bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Yılmaz, Öcalan’ın çağrılarıyla örgütün feshedilmesi, silahların imha edilmesi ve Türkiye sahasından çekilme kararlarının alındığını hatırlatarak, kalıcı barışın sağlanabilmesi için daha özgür koşullarda çalışabilmesinin gerekli olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Röportajda son olarak son dönemde Leyla Zana’ya yönelik hakaret ve saldırılara da değinen Yılmaz, bu saldırıların tesadüfi olmadığını ve barış sürecini provoke etmeyi amaçladığını ifade etti. Zana’nın Kürt siyaseti ve barış mücadelesi açısından sembol bir isim olduğunun altını çizen Yılmaz, farklı siyasi görüşlerden gelen kınama açıklamalarını ise umut verici bulduklarını belirtti. “Irkçı ve nefret içerikli saldırılar karşısında siyasi görüş ayrımı yapılmadan ortak bir duruş sergilenmesi gerekiyor” diyen Yılmaz, insan hakları ve barış mücadelesinin ancak bu ortak refleksle güçlenebileceğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/ihd-amed-baskani-yilmaz-baris-sureci-haklarla-guclenmeli</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2025/12/d-s-c00577.JPG" type="image/jpeg" length="48007"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nusret Altan: Doğayla Yaşayan Duyarlı Bir Emekçi]]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/nusret-altan-dogayla-yasayan-duyarli-bir-emekci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/nusret-altan-dogayla-yasayan-duyarli-bir-emekci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık emekçisi Nusret Altan, sanat ve ekoloji mücadelesini Med Gündem Gazetecisi Hamza Özkan’ın sorularıyla anlattı; çevre duyarlılığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİTLİS–TATVAN / MED GÜNDEM – </strong>Sağlık emekçisi olmasının yanı sıra ekoloji aktivisti, ressam ve fotoğrafçı kimliğiyle de tanınan Nusret Altan, doğayla kurduğu güçlü bağ ve çevreye yönelik duyarlılığıyla dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="895" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2025/12/tatvan-2.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1185" /></p>

<p>Günlük yaşamında doğayı fotoğraflayan, tuvale aktaran ve sanatını çevre bilinciyle birleştiren Altan, işine gidiş ve dönüş saatlerinde eline aldığı çöp poşetiyle yol kenarları ile kaldırımlarda atık toplayarak bireysel sorumluluğun toplumsal dönüşümdeki rolüne vurgu yapıyor.<br />
Sosyal medya hesapları üzerinden paylaştığı ekoloji temalı videolarla yurttaşlara “çöp atmama” ve “kamusal alanlarda tükürmeme” çağrısı yapan Altan, çevreye saygının gündelik hayatın bir parçası haline gelmesi gerektiğini ifade ediyor. Küçük gibi görünen bireysel davranışların, doğanın korunmasında büyük etkiler yarattığını belirten Altan, özellikle genç kuşaklara doğayla bağ kurma çağrısında bulunuyor.</p>

<p><img alt="" height="1367" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2025/12/565895838-10236130432894575-4329558537687743324-n.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><br />
Bitlis’in Mutki ilçesi doğumlu olan ve Tatvan’da ikamet eden Nusret Altan, doğa sevgisini sanatla buluşturduğu çalışmalarını Med Gündem’e anlattı. Gazeteci Hamza Özkan’ın sorularını yanıtlayan Altan, hem kişisel yaşamına dair kesitler paylaştı hem de yürüttüğü ekolojik farkındalık çalışmalarını değerlendirdi.<br />
Nusret Altan’ın röportajı ile resim çalışmaları ve doğa temalı fotoğraf çekimleri Med Gündem YouTube kanalında izleyiciyle buluşuyor.</p>

<p><img alt="" height="1018" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2025/12/adsizoo.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1467" /><img alt="" height="810" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2025/12/603750213-10236966378352689-3891472991521810011-n.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1214" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/nusret-altan-dogayla-yasayan-duyarli-bir-emekci</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 17:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2025/12/med-gundem-8-3.jpg" type="image/jpeg" length="69772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sayın Öcalan’la görüşme meselesinde komisyonun bir sorumluluğu var']]></title>
      <link>https://www.medgundem.com/sayin-ocalanla-gorusme-meselesinde-komisyonun-bir-sorumlulugu-var-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medgundem.com/sayin-ocalanla-gorusme-meselesinde-komisyonun-bir-sorumlulugu-var-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Med Gündem’de Gazeteci Hamza Özkan’ın sorularını yanıtlayarak süreç, çalışmalar ve demokratik siyaset üzerine değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AMED/ MED GÜNDEM –</strong> Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Med Gündem’de Gazeteci Hamza Özkan’ın sorularını yanıtladı. Uçar, Kürt sorununun tarihsel boyutlarından cumhuriyetin kuruluşuna, çözüm süreçlerinden ateşkes uygulamalarına kadar geniş bir perspektifte görüşlerini paylaştı.</p>

<p><img alt="" height="1440" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2025/11/4a531e4e-25f0-4611-a364-973f8688f528.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2560" /></p>

<p>27 Şubat’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının önemine değinen Uçar, bu çağrının devam eden sürecin seyrinde oynadığı rolü ve demokratik siyasete etkilerini detaylandırdı. Ayrıca Meclis’te kurulan komisyonun çalışmalarını, partinin yürüttüğü etkinlikleri, halkla yürütülen toplantıları ve demokratik siyaseti güçlendirme çabalarını değerlendirdi. Uçar, hem Kürt halkının hem de Türkiye toplumunun barış, demokrasi ve çözüm süreçlerine dair beklentilerine ışık tutan açıklamalarda bulundu.</p>

<p><img alt="" height="1440" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2025/11/2e4a1d93-9306-43c4-a239-1dda9b2c1fd8.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2560" /></p>

<p><strong>Ropörtaj şöyle;</strong></p>

<p><strong>- Sayın Uçar, DBP olarak birçok il ve ilçe örgütünüzün kongreleri, toplantıları ve etkinlikleri, kitlenizle karşılıklı eleştiri, özeleştiri ve çalışmalarınıza ilişkin neler söyleyebilirsiniz?</strong></p>

<p>2023 seçimlerinden itibaren aslında Türkiye’de siyaset yapmak için ne kadar toplumsallaşılması gerektiğine dair yeni bir süreçle karşı karşıyayız. Bunu en çok hızlandıran süreçlerden biri de 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısı oldu. Demokratik Bölgeler Partisi uzun bir süredir faaliyetini yürüten bir parti. Yeni bir siyasi atmosferdeyiz. Bu siyasi atmosferde hem demokratik siyaset alanına hem de bizlere yüklenilen sorumluluklar var. En önemlisi bu sürecin doğru anlaşılmasıydı. Sürecin doğru anlaşılmasında ve Kürt sorununun demokratik çözümünde sorumluluk almak isteyen herkesin katılabileceği mekanizmaları yaratmak önemliydi. Bu bağlamda bileşeni olduğumuz DEM Parti ile birlikte aslında halk toplantıları gerçekleştirdik aşamalı bir şekilde. Hem çağrıdan sonra hem de ilerleyen günlerde hem sürecin kendisini hem de sürecin risklerini ve olanaklarını birlikte tartıştığımız toplantılar gerçekleştirdik.</p>

<p>Tabii demokratik siyasetin başlıklarından birisi de kadın mücadelesi. DBP’nin Kadın Meclisi olarak da yaklaşık iki yıldır atölyeler düzeyinde kadın buluşmaları gerçekleştiriyoruz. Birinci başlığımız özel savaş politikalarına karşı kadınların mücadele hakkıydı. Diğer başlığımız ise kadın kurtuluş ideolojisiydi. Bu her iki başlık hem kadınların mücadelesindeki farkındalığı artıran hem de kadınların demokratik toplumun inşasında görev ve sorumluluklarını net bir şekilde açığa çıkaran buluşmalardı. Çünkü bizim açımızdan kadınlar hem demokratik siyasetin hem de demokratik bir çözümün olmazsa olmazıdır. Kadınların mücadelesinin katacağı renk, kadınların mücadelesinin katacağı yeni motivasyon çok kıymetli bir yerde duruyor.</p>

<p>Yine bunlara paralel olarak demokratik siyaset alanının ihtiyaç duyduğu eğitim çalışmalarımız var. Çok uzun bir süredir parti okulu içinde hem birlikte çalıştığımız yönetici arkadaşlarımız hem de demokratik siyasete girmeye aday arkadaşlarımızla, bütün seçimcilerimiz ve yönetici arkadaşlarımızla birlikte düzenli bir şekilde parti okulu düzeyinde eğitim çalışmaları yapıyoruz. Aslında bütün bu çalışmaların ana hattı ise yaşadığımız bu ülkenin demokratik bir hale gelebilmesi, yürütülen siyasetin demokratik bir şekilde kazanması ve Kürt sorununun demokratik çözümüne de vesile olmasıdır.</p>

<p><strong>2- Sayın Uçar, Kürt siyaseti yıllarca iki partiyle mücadele etti. Partilerin kapatılmasından kaynaklı olarak HDK ile başlayan çatı örgütlenme süreci, HDP çatısı altında parti olarak devam etti. Bugün ise DEM Parti ile devam ediyor. DEM Parti’nin bir bileşen partisi olarak çatı parti fikri hakkında neler söylersiniz?</strong></p>

<p>Kürt demokratik siyaseti ve geleneği farklı kapatmalarla çok yüz yüze kaldı. Bunun sebebi esasen Kürt halkının ve Kürt seçilmişlerinin siyasete demokratik bir nitelik kazandırma; devletçi ve erkek egemen bir siyasetin yerine yeni bir siyaset ikame etme iradesiydi. Dolayısıyla farklı kapatmalar, yönetici arkadaşlarımızın tutuklanması ve benzeri süreçler esasen başta Kürt halkını, ikinci aşamada ise Kürt demokrasi güçlerini siyaset dışı bırakma yönelimlerinden biriydi.</p>

<p>2011 yılı aslında HDP’den önce de Halkların Demokratik Kongresi (HDK) olarak ifade edeceğimiz siyasetin toplumsallaşması, toplumun siyasallaşması ilkesi başlığında önemli bir girişimdi. Neydi oradaki fikir? Hem siyasetin demokratik hale gelmesi için toplumun katılması gerektiği hem de toplumun siyasal bütün süreçlere katılımına dair mekanizmaların oluşturulmasıydı. Bunun için de toplumun örgütlenmesi esas alındı. Halkların Demokratik Kongresi ilk kurulduğu aşamada yaklaşık 100 bileşenli; hem ülke siyasetini hem de bu ülkenin kaybetme riskiyle yüz yüze olduğu tüm demokratik değerleri ortak kılmanın bir yol, yöntem, araç ve çatısı olarak tartışıldı.</p>

<p>Akabinde seçimler yaklaştığında aslında Halkların Demokratik Kongresi içerisinde bazı bileşenlerle birlikte Halkların Demokratik Partisi (HDP) kuruldu. O dönem hem Kürt sorununun demokratik çözümünün konuşulabildiği, tartışmaların yürütülebildiği bir dönemdi hem de ülkede Kürt halkının vermiş olduğu mücadele sayesinde diğer siyasi partilerin ve siyasal geleneklerin Kürt siyasetine, Kürt halkının mücadelesine dönük yargılarının kırıldığı; seçimler dışında ortak ittifak kurmanın demokrasi, demokratik değerler ve ortak yaşamı kurmada önemli bir araç olduğunun bilgisiyle bir çatı parti fikri açığa çıkmış oldu. Halkların Demokratik Partisi (HDP), 7 Haziran 2015 seçimlerinde örgütlü bir toplumun demokratik siyasete katılımıyla bu ülkede birçok şeyin değiştirilebildiği ve demokrasinin inşa edilebileceğinin temel göstergelerinden biri oldu. Her ne kadar 1 Kasım seçimleriyle bu süreç tersine çevrilmiş olsa da ben bu motivasyonun ve bu aklın hâlâ toplumda olduğuna inananlardanım.</p>

<p>Dolayısıyla bugün yaşadığımız süreçte biraz paralellik olduğu için hem toplumun örgütlenmesi hem de seçim ittifakının ötesine geçen stratejik bir ortaklık, ortak mücadele bugün bu ülkenin ihtiyaç duyduğu başlıklardan biridir. Çünkü bütün mücadele alanlarının ortaklaşabildiği temel başlıklar artık çok fazlalaştı ve bütün mücadeleler birbirine bakışımlı halde. Kadın mücadelesinin kazanımı, ekoloji mücadelesinin kazanımı, işçi-emekçinin kazanımı, Kürt halkının kazanımları artık ortak bir paydada buluşuyor. Ve DEM Parti’nin bugünkü varlığı da, bileşeni olduğumuz DEM Parti’nin bugünkü varlığı da bu mücadele alanlarının ortaklaşması ve bunu müteakip kazanımlarımızın ortaklaşmasıdır.</p>

<p>- <strong>Sayın Uçar, Kürt sorununu çeşitli platformlarda dile getiriyorsunuz. Sizce Kürt sorunu nedir? Geçmişte iktidar ve muhalefet partilerinde Kürt sorunu ile ilgili kısmi açıklamalar oluyordu. Bugün iktidar ve muhalefet Kürt sorununa nasıl bakıyor?</strong></p>

<p>Ülkenin yaşamış olduğu siyasi krizlerin, ekonomik krizlerin her biri esasen Kürt sorununun çözümüyle çok bağlantılı başlıklar. Bu ilişki bugün her zamankinden çok daha fazla ortak. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti de ilk kurulduğunda, ilk Meclis oluştuğunda, bu ülkenin bugün savunulan değerleri açığa çıkardığında çoklu ve zengin bir yapısı vardı; etnik olarak, inançsal olarak. Ama 1921 Anayasası’nda hayat bulan, bu zenginliği koruyan akıl ve zihniyet, 1924 Anayasası’nda ortadan kaldırıldı. Şimdi Kürt sorununu sadece bir dönemde sınırlı olan bir talepler bütünü olarak ifade etmek yanlış olur, eksik olur. Kürt sorununun tarihsel tepkisi konusunda farklı çevrelerin farklı görüşleri var. Ama temel bir şey var ki, bu ülkedeki en başat sorunlardan birisi, Kürt halkının bu ülkede hem hukuk dışı hem de siyaset dışı bırakılmış olmasıdır. Kuruluş dönemlerinde, bugün özellikle iktidar cenahı tarafından ifade edilen “kardeşlik” kelimesinin bütün halklarla ve inançlarla kurulabilmesi o dönemin en temel ihtiyaçlarından biriydi. Ama Kürtlerin varlığı, bu ülkede demokrasinin hayat bulmaması gerekçesi olarak ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kürtlerin talepleriyle birlikte kendi taleplerini ifade eden herkes, bu ülkenin yargı kurumları ve güvenlik aygıtları aracılığıyla terörist ilan edildi. Hak talep etmek bu ülkenin en önemli ihtiyaçlarından birisi olarak görülmesi gerekirken, kriminalize edildi. Ama biz toplamdan ufak bir pencereye baktığımızda bütün hak taleplerinin bu ülkenin demokrasisi için gerekli ve en önemli ihtiyaçlar olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla Kürt halkı bugün, Kürdistan’da yürüttüğü yıllarca süren mücadeledeye sahip çıkarak, Kürt halkının özgürlüğü temelinde toplumsal özgürlüğü; Kürt halkının ihtiyaç duyduğu demokrasi bağlamında da ülkenin demokratik değerlere kavuşması mücadelesini yürütüyor. Bu açıdan Kürt sorunu görmezden gelinecek bir sorun değil. Ne yazık ki bugün yaşadığımız bu ulus devletin baskıcı, otoriter karakterinin sürdürülmesine vesile edildi.</p>

<p><strong>- Sayın Uçar, 27 Şubat’ta Sayın Öcalan bir çağrıda bulundu. Aradan geçen süreyi nasıl değerlendirirsiniz?</strong></p>

<p>Tabii ki şimdi hem dünyada hem Ortadoğu’da siyasi dengelerde ciddi bir değişiklik var. Yeni dönem siyasetinin en temel etkeni belirsizlik olmakla beraber, esasen enerji yataklarının kendisi ve güvenlikçi politikalar bu dönemin siyasetine yön veren başlıklar olarak duruyor. Şimdi 27 Şubat çağrısına gelinceye kadar esasen Kürt halkı, Kürt Özgürlük Hareketi ve onun karşısında Kürt inkârında ısrar etmeyi sürdüren bir ulus devlet aklı vardı.</p>

<p>Hem Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, hem Türkiye’nin yaşamış olduğu siyasal ve ekonomik birçok başlık, hem de Ortadoğu’daki yeni değişikliklerin Türkiye’ye olası etkileri bir araya geldiğinde, bu durum ister istemez Türkiye siyasetini yeni bir şey denemeye zorlamış oldu. Ama ben bunu Kürt Özgürlük Hareketi açısından yeni bir dönem olarak ifade etmiyorum. Esasen Sayın Öcalan’ın en çok bilinen 93’teki çağrısıdır. O dönem “Kürt sorunun çözülebilmesi ve demokratik bir ülkede ortak yaşam iradesinin hayat bulması için bir muhatap alıyorum” demişti. O muhataplık 93’ten bu zamana kadar liyakatli bir şekilde ne yazık ki bulunamadı.</p>

<p>Dönem dönem temaslar oldu; 93-98, sonraki süreçler ve nihayetinde Türkiye toplumunun bir bütün olarak deneyimlediği 2013-15 süreci. Ancak tamamlanamamış bir çözüm başlığı ile karşı karşıya kalındı. Bugünkü süreci biraz daha farklı ele almak gerekiyor. Neden? Hem Ortadoğu’nun yeniden dizaynı hem Türkiye’nin bu dizaynda nerede duracağı başlıkları bağlamında Sayın Öcalan’ın almış olduğu rol, Türkiye halkları ve Kürt halkının 50 yılı aşkın mücadele hattı açısından çok kıymetlidir. Demokratik bir toplumun inşası ve barışın bununla birlikte gelebileceği vurgusu açısından da önemlidir. Bu mesele sadece Kürtlere ilgilidir demek eksik bir bilgidir; bu saatten sonra Türkiye’de yeni dönem olarak ifade edilen sürecin demokratikleşmesi, başta Kürdistan olmak üzere tüm Türkiye’yi, hatta Ortadoğu’yu etkileyecek bir dengededir.</p>

<p>Sayın Öcalan önemli bir misyonla birlikte, önce örgütün feshi, sonra silahların bırakılması, en sonunda da Ekim sonunda Kürt Özgürlük Hareketi’nin silahlı güçlerinin geri çekilmesiyle sürecin ilerlemesine dönük toplumsal hassasiyetleri gözeterek adım atmaya çalışan bir çaba içerisinde. Evet, toplumsal hassasiyetler önemlidir. Ama bu hassasiyetlerin büyük bölümü ulus devlet aklı tarafından oluşturulmuş hassasiyetlerdir. Bu nedenle bunları olduğu gibi kabul etmek yerine ortaklaştırmaya dönük bir sürece ihtiyaç vardır.</p>

<p>Bir yıllık süre zarfında genel tabloya baktığımızda, Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve Sayın Öcalan’ın bu konuda ne kadar ısrarcı ve iradeli olduğu; devletin ise kaygıları öne çıkararak adım atmaktan imtina ettiği görülüyor. Mecliste oluşan komisyonun önemli bir başlık olduğunu ifade etmek gerekiyor. Esasen Meclis’in kendisi bu sorunu tartışabilmeliydi. Meclis bugüne kadar bu sorunun çözümüne dair en güçlü imkanları elinde bulundurmuş bir kurum olarak bütünlüklü bir rol oynayabilmeliydi. Ancak bunun yerine bir komisyon kuruldu. Komisyonda farklı fikirlerin bir araya gelmesi kıymetlidir. Ama komisyonun takıldığı noktalardan birisi, bu meselenin baş aktörü olan Sayın Öcalan’la görüşme meselesidir. Dünyadaki tüm örneklerde böylesi süreçlerin doğal bir akışı vardır. Kürt sorunun çözümünde ısrarcı olan herkesin, talep olmasa dahi, Sayın Öcalan’la görüşmesi gerekiyordu. Görüşme olanaklarının olduğunu düşünüyoruz. Komisyonun ne için kurulduğunu ve meclisin yapamadığı şeyi cesaretle yapması gerektiğini yeniden hatırlamak ve hatırlatmak gerekiyor. Bu süreç, Türkiye’de yaşayan bütün halkların demokratik geleceği için başlatıldı. İmtina etmek yerine cesaretli adımlara ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Bu vesileyle komisyonu yeniden göreve çağırmak gerekiyor.</p>

<p><strong>5- Sayın Uçar, Mecliste kurulan komisyona değindiniz. Komisyonun Sayın Öcalan’la görüşmesi halkta büyük bir beklenti yaratıyor. Siz ve Meclis dışındaki partilerin Sayın Öcalan ile görüşmek için bir talebi oldu mu?</strong></p>

<p>Bir sürecin nihayete ulaşmasında, sürecin baş aktörü olarak tanıdığınız, kabul ettiğiniz bir kişiyle görüşmek bu sürecin temel başlıklarından birisidir. Sayın Öcalan’ın aslında 27 Şubat çağrısından bugüne kendisiyle görüşen DEM Parti heyetiyle birlikte sadece komisyon için de ifade ettiği şeyler var. Komisyon için “Gelsinler, ben Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu, Kürt halkının yaşamış olduğu zorlukları, bu meseleyle ilgili dünya deneyimlerini, Ortadoğu’nun ihtiyaç duyduğu şeyleri birebir anlatmak istiyorum” diyor. Bu konuda hem kendisine güvenen hem örgütüne güvenen hem de Kürt halkının taleplerinin, Türkiye’nin bugünkü ihtiyaçlarının farkında olan bir akılla güçlü bir çağrısı var. Komisyonun dışında Sayın Öcalan’ın hayata geçirdiği perspektif ve paradigma bağlamında sivil toplum örgütleri, gazeteciler, kadın örgütleri meseleyi şöyle ele alıyor: Kurucu önder olduğu bir örgütün feshi, silah bırakılması ve bu sorunun çözümünde baş aktör biçilen birinin dinlenilmesi kadar tabii ve hak olan bir şey yoktur. Dolayısıyla sadece komisyonla sınırlı değil. Çünkü şöyle bir bağlam var: Biz komisyon kurulduğunda şunu söylemiştik; Kürt sorununun ne olduğu başlığında bir ortaklaşmaya ihtiyaç var. Komisyonun kendi ismi, Cumhur İttifakı’nın süreci tarif ediş biçimi, ideolojik farklılıklar... bunların hepsi farklılıkları gösteriyor. Ama belli noktalarda bir ortaklaşmaya ihtiyaç var. Bu ortaklaşmanın en temel başlıklarından biri de meselenin toplumla birlikte yürütülmesidir.</p>

<p>Sayın Öcalan komisyonla birlikte toplumun diğer kesimlerinin de kendisinden süreci dinlemesinin önemli etkileri olacağını düşünüyor. Çünkü Kürt meselesi de Kürt halkının varlığı da hep devletin, ulus devlet aklının penceresinden anlatıldı. Bu da yanılgılara ve gerçeklikten uzak bir bilgiye yol açtı. Şimdi çözüm ve <a name="_Hlk214354087">Sayın Öcalan’la görüşme meselesinde komisyonun bir sorumluluğu var</a>. DEM Parti de meclis bünyesinde kurulan bu komisyona dahil olduğu için süreç biraz DEM Parti ekseninde yürüyor. Ama 27 Şubat çağrısından önce biz DBP Eş Genel Başkanları olarak, milletvekili arkadaşlarımızla birlikte iki defa İmralı’ya gitmek ve Sayın Öcalan’la görüşmek için başvuru yaptık ve reddedildi. Bugün için öncelik komisyon üyeleridir. Elbette görüşme talebimizden vazgeçmiş değiliz. Uygun koşullar oluştuğunda bu sürecin çözümü için Demokratik Bölgeler Partisi olarak yalnızca eş başkanlar değil, MYK düzeyindeki arkadaşlarımızın da bu yönlü talepleri vardı ve olmaya devam ediyor.</p>

<p><img alt="" height="1440" src="https://medgundemcom.teimg.com/medgundem-com/uploads/2025/11/ff1aa4ff-d703-4854-9b7e-e3b665715fe1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2560" /></p>

<p><strong>Sayın Uçar, son olarak neler söylemek istersiniz? Bir de sorularımızı cevapladığınız için teşekkür ediyoruz.</strong></p>

<p>Teşekkür ederim. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık serüveninin aslında ikinci yüzyıla evrildiği dönemde çok kritik bir zaman diliminden geçiyoruz. Hem Kürt halkının özgürlük talebi, hem işçi ve emekçilerin hak talepleri, hem kadın mücadelesinin kendisi bu ülkeyi değiştirmeye zorluyor. Biz, 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın çağrısının esas alındığı bir demokratik toplumun inşasının mümkün olduğuna inanan ve bunun mücadelesini verenler olarak, bütün toplumun bu sürece kaygıyla yaklaşmak yerine sürecin sorumluluğunu alan bir tarzla yaklaşmalarını ve Kürt sorununun çözümünün ülkenin demokratikleşmesinde pay sahibi olmasını istiyoruz, biliyoruz ve umuyoruz. Bu alanda da daha gür bir sesle sokakta, alanlarda halkımızla birlikte olmaya devam edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Söyleşi&amp;Ropörtaj</category>
      <guid>https://www.medgundem.com/sayin-ocalanla-gorusme-meselesinde-komisyonun-bir-sorumlulugu-var-1</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 20:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medgundemcom.teimg.com/crop/1280x720/medgundem-com/uploads/2025/11/4eba7036-dc80-4016-b674-64df00eee8c1.jpg" type="image/jpeg" length="73996"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
