Savaş ve Kadın

Sitemizin editörü, gazeteci ve yazar Özlem Armen, bugünkü köşe yazısında ' Savaş ve Kadın ' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Abone Ol

Savaş ve Kadın

Savaş hangi ülkede yaşanırsa yaşansın, savaşın yarattığı ve yaratacağı yangın çevresini de yakıp kavuruyor.

Bu , savaşı yaratan ve yürütenler kimlerdir? Aslında biliniliyor ama biz yine de kısa değinelim. Dünyanın en zengin aileleri şirket sahipleridirler. Onlar dünyanın zenginliklerini paylaşamıyorlar!

Savaşın temel sebebi işte yer altı ve yer üstü zenginliklerini ele geçirmek üzere bu bir avuç zengin kavga ediyor. Ebetteki, bu kavgayı kendileri yapmıyor, onların burunları dahi kanamıyor. Burada işte biz yoksullar, ötekileştirilmiş toplumların devletlerini devreye koyuyorlar. Boğazlanma işte tamda burada devreye konuluyor. Savaşı bölgelerde bağımlı devletler üzerinde yürüttükleri içinde bu bölge devletleri de çok çeşitli yürütmektedirler savaşlar. Öncelikle savaş bölgesindeki küçük çocukları kaçırıp onların organlarını almak. Bugüne kadar gördüğümüz bütün bölgelerdeki savaşlarda yaşanan bir gerçeklik. İkincisi küçük çocukları kaçırıp zenginler kendi villalarda sex kölesi yapmak!

Öldürülen ya da intihar eden Kadınların dışındaki kadınlar ise Ganimet olarak ele alıyor sermaye. Artık bazı kavramları kullanmak dahi istemiyorum çünkü sıradanlaştırıldı ve biz kadınlar dahi alıştık. Nedir bu; “Metalaştırılan Kadın” bu köleleşen insanlık anlamına gelsede ama artık sıradanlaşmış durumda.

Son yirmi yıldır aslında biz bölgede direk savaş içerisindeyiz. Komşu halklarımızın üzerinde yürütülen savaş ve o bölgedeki Kadınların yaşadıklarına canlı canlı tanıklık ettik.
Biz bu süre içerisinde savaşın sadece bir yeri yıkmak, katletmek ile yetinilmediğini gördük. Anaların yüreklerine ateş düşürdü, onları hem yerinden yurdundan hem de evlatlarından etti.
Uzun süredir Alevi kadınlar başta olmak üzere bütün Alevi toplumu Suriye’de katlediliyor. Burada Alevi ve Dürzi kadınlar, yaşadıkları coğrafyalarda hem bedenleri üzerinden şiddet gördüler hem de yurtlarından ve evlatlarından edilerek şiddete maruz kaldığını tarif etmeme sanırsam gerek yok.

Savaş mağdurların her türlü şiddete maruz kalırlarken bir diğer olumsuz olan savaş dışında kalan toplumların ezici çoğu duyarsızlığı da bu şiddetin bir parçası hâline geldiğini belirtmem gerekir.

Tarihe vahşet olarak ismini yazdıran IŞİD ise Irak ve Suriye’de Kadınlara neler yaptığını hep beraber gördük. Daha önceki yazılarımda bu konuyu fazlasıyla işlediğimden ötürü buna değinmeyeceğim ama Suriye’deki Kürt Kadının yaşadığını yazmadan da geçemeyeceğim.
Suriye Arap Ordusu’na mensup (Haydutlar) bir askerin, SGD’li bir Kürt kadının saçını kesip bu saç demetini sosyal medyada paylaşması, “Geriye sadece bu kaldı…” demesi, vahşetin dozajını hafızalarımıza kazıdı.

2014 yılında Şengal’de Ezidi Kadınlara yapılanları bir kez daha hatırlatmak isterim. Saddam Hüseyin, diktatörün Arap kadınlara yaptıkları yetmedi, devrildikten sonra binlerce Iraklı kadına tecavüz edildi ve sonrasında katledildiler. Bunları ben değil, İnsan Hakların açıkladıkları verilerde var.
Keza diktatör Esad rejimini beğenmediler onun yerine Şam’da iktidara getirilen rejime bakamısınız?
Ki, Şam’da iktidara getirilen Haydutlar tarafından binlerce kadın, çocuk katlettiler. Ezidi, Kürt, Alevi Kadınları özel olarak tecavüz edildikten sonra katledenlerdir.

Kürt kadınlarının yaşadıkları onca katliam ve acılara rağmen günümüze kadar süre gelen tarihsel Kadın mücadelesi, dünya emekçi kadınlara örnek olacak bir durumda.
Rojava’da Kürt Kadınların kazandığı mevziler, Erk sisteme büyük bir darbe olarak görülmelidir.

21. yüz yılına gelindiğinde dünyanın en gelişmiş ülkelerin kadınları dahi savunmasızdır. Korumaları dahi burjuva Erk sistemin elindedir.
Oysa Kürt Kadının tarihte oynadığı rol itibariyle ve kendilerini koruyacak örgütlerini-ordularının oluşturmuş durumda.

Biz Kadınlara düşen ise; “Jin Jiyan Azadi” zılgıtlarına katılmak olmalıdır.

{ "vars": { "account": "G-DX375LT0W1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }