İSTANBUL - Kadın hareketlerinin ortak mücadele zeminlerine dikkati çeken TJA’dan Rojda Bedia Akkaya ve Kırkyama Kadın Dayanışması’ndan Tülay Korkutan, ortak kurtuluşun mücadeleden geçtiğini vurguladı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların dünyanın dört bir yanında aslında her gün süren direnişlerini eş zamanlı olarak haykırdığı, dayanışma ve örgütlülüğü yükselttiği bir gün. Artan kadın katliamları, erkek şiddeti, istihdam düşüklüğü, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme, hak gaspları ve cezasızlık gibi ciddi sorunlarla mücadelenin sürdüğü Türkiye ve Kürdistan’da da kadınlar, yürüyüş ve etkinliklerle ortak mücadele ağlarını ve dayanışma mekanizmalarını yaygınlaştırıyor. Ancak kadın katliamları, yoksulluk ve erkek şiddeti gibi ortak sorunlar karşısında “Jin, jiyan, azadî” sloganı ve barış talebi Kürt ve Türkiye kadın hareketleri arasında köprüler kursa da mücadele önceliklerinin farklılaşması ve yapısal baskılar ortak mücadelenin büyütülmesi önünde önemli engel teşkil ediyor.

8 Mart’a giderken Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) aktivisti Rojda Bedia Akkaya ile Kırkyama Kadın Dayanışması üyesi Tülay Korkutan ile kadın mücadelesinin gündemlerini, dayanışma zemini, mücadeleyi ortaklaştırma çabaları önündeki engelleri ve barış sürecinde kadınların rolüne ilişkin konuştuk.

SORUNLAR ORTAK

TJA aktivisti Rojda Bedia Akkaya, kadınların yaşadığı sorunların ortak olduğunu belirterek, mücadele edilen sorunların başında ise erkek şiddeti, kadın katliamları, yoksulluk, kadın ve çocuklara yönelik cinsel suçlar geldiğini söyledi. Rojda Bedia Akkaya, “Türkiye'de kadınlar, bazen baba, bazen eş, bazen üniformalı, bazen sokaktan geçerken bir erkeğin yönelimine maruz kalıyor. Şiddetin en yoğun yaşandığı ve ‘kadın mezarlığı’na dönmüş bir ülkeden söz ediyoruz. Dolayısıyla bizim açımızdan temel sorun; erkek şiddeti, yoksullukla sınanma, katledilme ve bir biçimde emeğinin sömürülmesi olarak varlığını sürdürüyor” dedi.

Kadınlar olarak 8 Mart’la birlikte mücadelede ortaklaşarak sokakta olacakları bir sürecin içerisine girdiklerini dile getiren Rojda Bedia Akkaya, “Demokratik ulus perspektifi tam da kadınlar öncülüğünde hayat bulan bir perspektiftir. Demokratik ulus perspektifi ya da paradigması yaklaşık 22 yıldır gündemimizde olan bir perspektif. Hem ortaya koyduğu enternasyonal mücadeleyle Ortadoğu’da açığa çıkardığı kadın devrimi ve kazanımları itibariyle hem de Türkiye’de feminist hareketle birlikte oluşturduklarımızı hayata geçirme konusunda bir yol haritasıdır. Kadının özne olmadığı hiçbir toplumsal sorun gerçek anlamda çözülemez. Toplumsal barış dediğimizde temel öznenin kadın olduğunu düşünüyorum. Kadın öncülüğünde barış örgütlendirilirse ve toplumsallaştırılırsa o zaman gerçek anlamda karşılığını bulur. Bu önümüzdeki süreç açısından rol ve misyon üstlenerek yürütülecek bir mücadele sürecidir” diye belirtti.

KONFEDERAL KADIN ÖRGÜTLENMESİ

Devleti en fazla korkuttuğu kesimin kadınlar olduğunu kaydeden Rojda Bedia Akkaya, “Dikkat ederseniz, faşizm bütün aygıtlarıyla devreye girdiğinde; ilk saldırdığı kesim kadınlar oluyor. İlk saldırı kadın kazanımlarına, kadın kimliğine ve iradesine yönelik oluyor. Sürekli bir saldırı olduğunu görüyoruz. Devletin bu saldırılarına karşı kendini savunan, örgütleyen bir kadın gerçekliği var. Mücadelemizi daha güçlü ağ ve ittifaklarla devletin oluşturduğu alanların dışına çıkaracağız” ifadelerini kullandı. Kürt kadınların yaklaşık 50 yıldır özgün ve özerk bir örgütlenme modeli olduğuna dikkati çeken Rojda Bedia Akkaya, örgütlenmelerinin adı değişse de özü ve ilkelerinin değişmediğini söyledi. Rojda Bedia Akkaya, “Kürt kadın hareketinin şimdi daha sistemsel, çatı örgütü olarak konfederal bir yapıya dönüştüğünü söyleyebiliriz. Konfederal olması onun çoğulcu yapısını da ifade etmiş oluyor. Dolayısıyla ekonomisiyle, diplomasisiyle, eğitimiyle, siyasetiyle, eşbaşkanlık sistemiyle, eşit temsiliyetiyle, emek alanıyla, ekolojisiyle koca bir mücadele alanı var” dedi.

ORTAK MÜCADELE ZEMİNLERİ

Kürt kadın hareketinin esas aldığı felsefe ve örgütlenme sistemleriyle Ortadoğu başta olmak üzere tüm dünyayı etkilediğine işaret eden Rojda Bedia Akkaya, şöyle devam etti: “Bundan dolayı birçok kadın hareketi ile yollarımız kesişiyor, mücadele alanında ortak örgütlenmelere gidebiliyoruz. Örneğin; Türkiye’de Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, tam da barış mücadelesine dair birlikte oluşturduğumuz, kadınların ortak dayanışmasının, kolektif iradesinin, kolektif kararının aynı zamanda barışa dair sorumluluk bilinciyle ele aldığı bir mücadele zeminidir. Kadınlar Birlikte Güçlü, Dünya Kadın Yürüyüşü, EŞİK Kadın Platformu yine Kürdistan’da birçok kadın platformuyla sayısızca ortak kadın mücadele zeminimiz var.

Demokratik ulus paradigması, yaşadığınız coğrafyanın bütün farklılıklarını barındıran ve kendi öz kimlikleriyle var olmalarını sağlıyor. Bu paradigmanın Ortadoğu’da, dünyada ve Türkiye’de, kadın hareketine de söylediği şeyler var. Tartışılması gereken bir konu. Kürt kadınlar açısından uzun süredir demokratik ulusa dayalı bir perspektif açığa çıktı. İçinde bulunduğumuz demokratik toplum sürecinin mayası, temel perspektifi demokratik ulustur. Bu süreç tarihsel olduğu kadar güncelin de özünü oluşturuyor. Kadınlar olarak sürece dair ortak mücadele zeminlerini daha güçlü örme konusunda komünler sistemine öncülük etmekte önemli bir sorumluluğa sahibiz. Dolayısıyla tüm kadınları tam da 8 Mart mücadele zemininde tüm bu başlıkları birlikte konuşmaya, örgütlemeye, örmeye çalışalım.”

MÜCADELE HATTINDA ORTAK DURUŞ

Kırkyama Kadın Dayanışması üyesi Tülay Korkutan da, dünyanın birçok yerinde kadınların yüzyıllardır süren eşitsiz koşullara karşı mücadele ettiğini belirtti. Tülay Korkutan, “Türkiye’de uzun yıllardır kadın emeğine, bedenine ve kazanımlarına dönük saldırılar var. 24 yıldır iktidara olan AKP; faşist, tekçi, otoriter rejimini kurarken, iktidarını kadınların bedeni, kimliği ve kazanımları üzerinden yürüttüğü tekçi, cinsiyetçi politikalarla sürdürüyor. Kadın düşmanı politikalar çerçevesinde aile özellikle öne çıkarılarak, makbul kadın anlayışıyla kazanımlar teker teker alınmaya çalışılıyor. Türkiye'de bir günde altı kadının katledildiğini görüyoruz. Bu aslında kadınların Türkiye'deki durumunu, haklarını ve kazanımlarının nasıl bir yerde olduğunu gösteriyor. Bu sebeple tüm kadınlar, buna karşı çıkmaya çalışıyor” dedi.

Türkiye’de kadınların ortak mücadele hattında yan yana gelebildiklerini belirten Tülay Korkutan, “Mesela Türkiye'deki kadın hareketleri olarak, Kürt kadınların yaşadığı bir soruna çok hızlı bir refleks verebiliyoruz. Rojava'ya dönük bir saldırı olduğunda da hemen kadınlar örgütlendi. Daha önce kurulan Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi hızla Suruç'a gitti. Hızla açıklamalar yaptı, sokakta var olmaya çalıştı. Aslında tüm bu tablo itibariyle Türkiye'deki kadın hareketleri gerçekten en dinamik yerde duruyor. Tüm farklılıklarıyla daha kapsayıcı, tüm baskı koşullarına rağmen bir şekilde sokakta yan yana duruyor. Şu an geldiğimiz dünya koşullarında kapitalizm ve patriyarkanın saldırıları kadın mücadelelerini etkiliyor. Tıpkı Türkiye’de de olduğu gibi. Bugün sokakta en küçük bir ses çıkarıldığında hemen bir saldırıya, hemen bir ablukaya, gözaltıya, tutuklama furyasına dönüşebiliyor. Bunun karşısında geri çekilmeyen sayısı azalsa bile sözünü söylemekten geri durmayan bir kadın hareketinden söz edebiliriz” diye belirtti.

KURTULUŞ ORTAK

Kürt kadın hareketi ile uzun yıllardır ortak mücadele ve dayanışma hukukunun olduğunu dile getiren Tülay Korkutan, “Kürdistan’da uzun yıllardır yaşanan bir savaş durumu var. Şu an barış süreci var ama hala süren bir savaş var diyebiliriz. Çünkü bu, özel savaş politikalarıyla devam ediyor. O yüzden bizim açımızdan Kürt kadın hareketiyle ortak mücadele hattını kurmak önemli. Çünkü kurtuluşumuz ortak. Kürt, Türkiyeli ve tüm dünya kadınlarının ortak mücadelesi önemlidir. Çünkü her birimiz bulunduğumuz yerlerde patriyarkal erkek egemenliğinin ya da sağcı, faşist kadın düşmanı iktidarların politikalarıyla karşılaşıyoruz. Bu da hayatlarımızı etkiliyor. O yüzden tüm dünyada olduğu gibi kendi ülkemizde de Kürt kadınların bulundukları yerlerde eşit, özgür yaşamı kurma mücadelesini sahipleniyoruz. Türkiye’deki emekçilerin, kadınların örgütlülükleri ile Kürt kadınların Kürdistan’daki örgütlülükleri aynı değil. Türkiye’de daha geriden gidiliyor. Evet, farklı önceliklerimiz olabilir ama ortak öncelikleri, ortak politikaları kurmaya ve bundan vazgeçmemeye ihtiyacımız var. Ortaklaşmayı, ortak sözü büyütmeyi mutlaka hayata geçirmemiz lazım” ifadelerini kullandı.

BARIŞ SÜRECİ VE KADIN

Kadınların olmadığı bir barış sürecinden bahsedilemeyeceğine dikkati çeken Tülay Korkutan, “Çünkü savaş koşullarında ya da herhangi bir kaos ortamından en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor. O yüzden de barış konuşulurken, kadınların sözünün ve iradesinin başta olması lazım. O masalarda savaşlar yapıldığında kadınlar etkilenirken, barış masasında kadınların sözü ve politikasının olması gerekiyor. Kadınların özne olmadığı bir barıştan bahsedemeyiz. Evet, adı barış olur ama nasıl bir barış oluru tartışırız. Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi bu sebeple kuruldu” dedi.

MECLİS KOMİSYONU’NUN RAPORU

Süreç bağlamında Meclis’te kurulan komisyonun çalışmalarına değinen Tülay Korkutan, yapılan görüşmeler ve çalışmalar neticesinde bir rapor hazırlandığını ancak bu raporda kadına dair bir şeyin bulunmamasını eleştirdi. Tülay Korkutan, “Barış süreci dediğimizde kadınlar, LGBT+’lar açısından nasıl bir anlayış var, nasıl bir politika geliştirilecek? Ona dair raporda hiçbir şey yazmıyor. Raporun hem dili hem yaklaşımı da eleştirildi. Hala, ‘Terörsüz Türkiye kuracağız’ derlerse bu sorun çözülemez. Burada zaten ne kadınlar olur ne de Kürtler. Kürt kadınların 50 yıllık haklı ve onurlu mücadelesini görmezsen, tek başına silahın bırakılması meselesinden bahsedersen orada barışı kuramayız. Kadınlar da buna itiraz eder. Somut gerçek ve yasal olan talepler var hem kadınların hem de Kürt hareketinin. Bunların hayata geçmesi lazım, burada da kadınların sözünün görülmesi lazım” diye belirtti.

8 MART ÇAĞRISI

Türkiye ve Kürdistan’da 8 Mart yaklaşırken, “Birlikte barışı ve toplumun demokratikleşmesini konuşacağız” diyen Tülay Korkutan, tüm kadınları eşitlik ve özgürlük için sokaklara davet etti.

“Gözaltında Kaybetmeler ve Adalet Mücadelesi”
“Gözaltında Kaybetmeler ve Adalet Mücadelesi”
İçeriği Görüntüle

MA / Helin Özgün

Kaynak: https://mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/304605