AMED - Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu’nun kadın konferansında konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Komün dediğimiz şey kolektif aklı, kolektif işleyişi, kolektif siyaseti harekete geçirmektir” dedi.
Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu’nun organize ettiği, "Kadın İradesiyle Komünleşiyor, Yerel Yönetimlerle Özgür Toplumu Örüyoruz" şiarıyla Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Konferansı başladı. Ali Emiri Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen konferansa çok sayıda kadın siyasetçi katıldı. Konferans öncesi kadınlar giydiği kiras ve fistanlarla halay çekti. Konferansta sık sık “Şehîd namirin” sloganları atıldı.
Konferans açılış konuşmasının ardından Demokratik Yerel Yönetimlerin dünü ve bugününü konu alan sinevizyon gösterimi yapıldı.
Güneydoğu Anadolu Belediler Birliği (GABB) Eşbaşkanı Neslihan Şedal, gerçekleştirdikleri konferansın tarihi bir sürece denk geldiğine belirterek, bu konferansın bu nedenle önemli olduğunu belirtti.
Tarihte inşaların kadınların öncülüğünde gerçekleştiğini belirten Neslihan Şedal, “Bizler tüm alanlarda olduğu gibi yerel yönetimlerde de demokratik, ekolojik ve kadın özgürlüğü paradigması kapsamında toplumda varız. Özgür kentler bu bilinçle sağlanabilir diyoruz. Bizler de bu inançla konferansımızı gerçekleştireceğiz” diye konuştu.
Son 2 yıllık yerel yönetim sürecini konferansta değerlendireceklerini söyleyen Neslihan Şedal, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum çağrı sürecine uygun komünal bir çalışma yürüteceklerini aktardı. Neslihan Şedal, konferansın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne vesile olmasını istedi.
‘KADIN MÜCADELESİNİN ÖNEMİ’
Ardından konuşan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Yerel yönetimlerin hepsi devletin erkek şiddeti ile karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Sayın Öcalan’ın 90’lı yıllardan beri ‘Kürt sorunu çözülürse demokrasi ile ilgili sorunu hep birlikte çözeriz’ söylemi ve yine ‘Kadın sorunu Kürt sorunundan daha ağırdır’ söylemi kadın mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Yine Sayın Öcalan, ‘Belediyecilik dünyayı değiştirme hareketidir’ dedi. Niye bunu söyledi? Yerel yönetimler dediğimiz şey ulus devletlerin ve iktidarların toplumun görülmez, köleleştiği alanlarda müdahale zeminidir aynı zamanda. Biz yerel yönetimler aracılığıyla demokratik cumhuriyeti, özgür geleceği inşa edebileceğimiz kadınlarla bir aradayız” dedi.
‘EŞBAŞKANLIK SİYASETİN DEMOKRATİKLEŞMESİDİR’
Yerel yönetimlerle ulus devletin tekçi anlayışına, eşbaşkanlık sistemi gibi sistemlerle mücadele edebildiklerini söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Eşbaşkanlık sadece kadınlara koltuğun tahsis edilmesi değildir. Eşbaşkanlık siyasetin demokratikleşmesidir. Erkek akla karşı demokratik çoğulcu aklı hayata geçirmektir. Eşbaşkanlık bugün kayyımla, mutlak butlanla bizi cendereye alan siyaseti kadınlar öncülüğünde yeniden kurmaktır. Kürdistan’da en çok maruz kalınan şiddetlerden biri kayyımdır. Yerel yönetimler devletin yerele mi inmesidir yoksa yerel yönetimlerin kendi kendini yönetmesi midir? Buradaki kritik cümle komündür. Komün dediğimiz şey bu kimlikle kolektif aklı, kolektif işleyişi, kolektif siyaseti harekete geçirmek demektir. Yeni dönemde en atılması gereken adımlardan birisi kadın özgürlükçü perspektifle hareket etmektir. ‘Kadınların gerçek tarihi tüm toplumun komünal tarihidir’ der Sayın Öcalan. Kadınların mücadele tarihine baktığımızda en temel şey komünal olunması ve bunun kadınlar öncülüğünde kurulmasıdır. Kayyım gölgesinden alnı ak çıkan kadınlar olarak bir aradayız. Çok ibretlik bir örnek var. Dêrsim’de Tuncay Sonel denilen kayyımın, devlet ile birlikte faili olmuştur. Kayyım nedir denildiğinden bundan sonra Gülistan ile birlikte kadın özgürlüğüne set konulmaya çalışan erkeklerin de erkek devletinde çeteciliğidir diyeceğiz” şeklinde konuştu.
‘YERELİ OLMAYANIN GENELİ OLMAZ’
Barışın en çok korunması gereken alanın yerel yönetimler olduğunu belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Yereli olmayanın geneli de olmaz. Türkiye’de siyaset artık zamanın ruhuna uygun politikalarla baş başa kaldı. Biz bunu Kürt kadın özgürlüğünden, Kürt hareketinin özgürlüğünden azade ele alabilir miyiz. Bakur’da Başur’da, Rojhilat’ta Bakur’da yeni bir dünyaya öncülük eden çok güçlü kadın mücadelesi var. İran’daki idamlar, Rojava’daki DAİŞ saldırıları, Türkiye’deki erkek egemen akıl; en çokta kadınların öncülük edeceği bu sisteme izin vermeme meselesidir” dedi.
RAHMİ KOÇ VE NAFAKAYA TEPKİ
Koç Holding’in sahibi Rahmi Koç’un dün hastane açılışında sarf ettiği sözlere de tepki gösteren Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Rahmi Koç aslında o fıkra ile kendini anlattı. İnsanın feraset, bilgi fakiri olması bizim hangi sistemle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Kadınların 370 TL’lik nafakasına bile göz koyan bu erkek sistemi değiştireceğiz. Değiştireceğiz ki bizden sonraki hiçbir kuşağın, hiçbir şiddete maruz kalmamaları için mücadele edeceğiz. Bizden önce eşbaşkanlık, fermuar sistemiyle bugün aramızda olamayan yüzlerce binlerce kadının sözünü vermedir. Sözümüzü en güçlü kuracağımız konferanslardan biridir bu konferans. Bu mücadele erkek aklına karşı demokratik, ekolojik, kadın paradigmasının hayat bulmasıdır. Kök eşitsizliğe karşı en yerelden mücadeledir. Çok tarihi bir görevle karşı karşıyayız. 27 Şubat çağrısını tamamına erdirmek, yaşanabilir bir dünyada ‘Jin jiyan azadî’nin mücadelesini vermeliyiz. Barış ve özgürlük hep birlikte bizim emeğimizle hayat bulsun” diye belirtti.
Konferans basına kapalı devam etti.