MUŞ - Vartînîs beldesinde gerçekleştiren halk buluşmasında konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, İmralı'da 40 gündür görüşme gerçeklememesine tepki göstererek, "Meclis yasal çerçeve için neyi bekliyor?” diye sordu.

Şair Ahmet Telli tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi
Şair Ahmet Telli tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi
İçeriği Görüntüle

Demokratik Bölgeler Partisi'nin (DBP), "Barışın sözünü halkla kuruyoruz" şiarıyla düzenlediği halk buluşmaları kapsamında Mûş'un Vartînîs beldesinde yurttaşlarla bir araya geldi. Buluşmaya, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar katıldı. Heyet buluşma alanına geçmeden önce öncesi Vartînîs Katliamı Hafıza Müzesi'ne ziyaret gerçekleştirdi. Heyet ziyaretin ardından buluşmanın gerçekleştirileceği Millet Parkı'na geçti. Buluşmanın gerçekleştiği parkta "Em gotina aşitiyê bi gel re ava dikin/Barışın sözünü halkla kuruyoruz" yazılı pankart asıldı.

Buluşmada konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Öğüt ailesinin katledildiği eve gerçekleştirdiği ziyarete değinerek, katliamı gerçekleştiren Yüzbaşı Bülent Karaoğlu'nun hala bulunmamasına tepki gösterdi. Vartînîs davasının Kürt sorununa güçlü bir örnek olduğuna dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, Vartînîs'in mücadelesiyle ayakta olduğunu ifade etti. Kürt halkının bir yaşam biçimini temsil ettiğini belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Sayın Öcalan'da diyor 'İnkar ortadan kalkmıştır, varlık kabul edilmiştir’ Sayın Öcalan'ın dediği her şey gerçekleşti. Fesihten, silah yakma törenine. Söz, pratiğe dönüşmüyorsa o söz ölü bir sözdür. Bir yasal çerçeve konuşuluyor buna rağmen 40 gündür Sayın Öcalan'la herhangi bir görüşme yok" diyerek, İmralı görüşmelerinin engellenmesine tepki gösterdi.

'BU ÜLKE TEK BİR KİMLİK DEĞİL'

İmralı'nın sadece cezaevi adası olmadığını dile getiren Çiğdem Kılıçgün Uçar, "İmralı’nın kapısının açılması demek, Kürtlere dayatılan yasasızlık ve hukuksuzluğun değişmesi demek. Kürt halkı bu ülkenin yasasında olmadığı için zorunlu olarak ailelerini terk edip, mücadele ettiler. Biz bu ülkenin hukukunda olsaydık başka bir şey konuşuyor olurduk. Sayın Öcalan da diyor ki 'Bütüncül bir hukuk gerekli.' İmralı'da tecrit ağırlaştıkça, Kürt halkı yaşamından koparılmaya çalışıldı. Kayyım rejimi Kürt halkının kazanımlarını gasp etti. Kürt halkının gençleri ve kadınları üzerinde özel savaş politikaları yürütüldü. 30 yıl cezaevinde bir insanı ölüme terk etmek bu ülkeye ne kazandırıyor? Bugün ülke hem ekonomik hem siyasi anlamda büyük bir kriz içinde. Bu ülke tek bir kimlik değil. Yasalarını ona göre yapmış olabilirsiniz ama öyle değil" dedi.

'DEVLETE KİM ADIM ATTIRACAK?'

Devletin "Silahlar bırakılırsa Kürt sorunu çözülür" mantığının yanlış olduğunu vurgulayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Bugün tartıştığımız şey sadece Kürtlerin nasıl yaşayacağı değil. Herkesin tartıştığı 'Devlet niye adım atmıyor' sorusu önemli. Ama tersten soralım. Devlete kim adım attıracak? Bu süreç 2013-2015 süreci gibi toplumsallaşmadı. Meclis yasal çerçeve için neyi bekliyor? Beklemesin. Bu ülkede yaşayan aydınlar, sanatçılar çözümde taraftır" şeklinde konuştu.

YASAL ÇERÇEVE SORULDU

Hemen ardından söz alan bir yurttaş, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın perspektifinin çok açık olduğunu belirterek, bu çizgide sürecin toplumsallaştırılması gerektiğini söyledi. Bir diğer yurttaş ise parti olarak sürecin nerede olunduğunu ve tartışılan yasal çerçeveye ne kadar hakim olunduğunu sordu.

Soruları yanıtlayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, yasal çerçevelerin halen getirilmemesinin birçok sebebi olduğun söyleyerek, Meclis'in hala tatil edilmediğini ve yasal çerçeve konusunda bir çalışma gerçekleşebileceğini kaydetti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, yasanın meclise gelmesi noktasında geç kalındığını dile getirdi.

Kaynak: https://www.mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/317685