AMED- Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Amed 1 No'lu Şube Eş Başkanı ve 2021 yılında KHK ile emeğinden edilen Saliha Zorlu, Med Gündem'den Gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtladı. Zorlu, KESK'in 17-18 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştireceği "İşimizi Geri İstiyoruz" eyleminin amacını, OHAL sürecinde yaşanan ihraçları ve barış sürecine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Zorlu, Türkiye'nin demokrasi tarihinin sık sık kesintilere uğradığını belirterek, OHAL ve sıkıyönetim uygulamalarının Cumhuriyet tarihi boyunca birçok kez devreye sokulduğunu söyledi.
"Bugün artık 15 Temmuz darbe girişiminin onuncu yılındayız. Son iki yıldır da barış ve demokratik toplum süreci tartışılıyor. Bazı aksaklıklar yaşansa da hâlâ bir sürecin içerisindeyiz. Türkiye demokrasisi ise tarih boyunca sürekli kesintilere uğradı. OHAL'ler, sıkıyönetimler ve benzeri uygulamalarla Cumhuriyet tarihinin neredeyse yarısı olağanüstü yönetim anlayışıyla geçti."
"KHK'lerle anayasal hak arama mücadelesi askıya alındı"
2016'daki darbe girişiminin ardından yeniden ilan edilen OHAL'in ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Zorlu, özellikle KHK'lerle binlerce kamu emekçisinin görevinden uzaklaştırıldığını belirtti.
"2016 darbe girişiminin ardından OHAL uygulaması yeniden başladı. Bu süreçte Kanun Hükmünde Kararnamelerle yüz binlerce kamu emekçisi görevlerinden ihraç edildi. KESK'e bağlı 4 bin 200 üyemiz de bu dönemde emeğinden edildi. Ardından yıllarca süren OHAL Komisyonu süreciyle insanların anayasal hak arama mücadelesi adeta askıya alındı."
Son iki yılda barış ve demokratikleşme yönünde oluşan tartışmaların umut yarattığını ifade eden Zorlu, bu sürecin emeğinden edilen kamu emekçilerini de kapsaması gerektiğini söyledi.
"Bugün barışa ve haklara ilişkin yeni bir umut oluştu. Biz bu umudun bütün toplumsal kesimleri kapsamasını istiyoruz. Emeğinden edilen kamu emekçilerinin de görevlerine dönmesi yönünde bir beklenti var. İhraçlar boyunca mücadelemizi hiç kesmedik. KHK eylemlerimizi sürdürdük ve haklarımız için mücadele etmeye devam ettik."
"Barış olmadan demokrasi, demokrasi olmadan refah olmaz"
Barış mücadelesi ile emek mücadelesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Saliha Zorlu, demokratik bir toplumun inşa edilmeden kamu emekçilerinin insanca çalışma ve yaşam koşullarına kavuşmasının mümkün olmadığını söyledi.
"Barış mücadelesinin tam merkezindeyiz. Kamu emekçileri olarak barış talebimizi yıllardır dile getiriyoruz. Çünkü bugün Türkiye'de hukukun, demokrasinin ve barışın koşullarının yeniden oluşturulması gerekiyor. Emekçilerin insanca yaşayabilmesinin temel şartı demokratik toplum ve demokratik yönetimdir."
Kadın hakları, ekoloji, ifade ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel hakların ihlal edildiği bir ortamda emekçilerin ekonomik sorunlarının da derinleştiğini belirten Zorlu, son on yılda yaşanan gelişmelerin bunu açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.
"Kadın haklarının, ekoloji hakkının, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği bir yerde kamu emekçileri insanca yaşam koşullarını hayal bile edemez. Son on yılda barış ortamının ortadan kalkmasıyla birlikte işçiler, kamu emekçileri ve işsizler ağır ekonomik kayıplar yaşadı. Derin yoksulluk toplumun geniş kesimlerini etkiledi."
Barışın refahın da ön koşulu olduğunu dile getiren Zorlu, sendikal mücadeleyi diğer toplumsal mücadelelerden bağımsız görmediklerini söyledi.
"Sendikal mücadeleyi toplumsal mücadeleden ayrı görmüyoruz"
"Şundan eminiz; barışın olduğu yerde refah vardır. Demokrasinin olduğu yerde refah vardır. Bu nedenle barış mücadelesini, kadın mücadelesini, ekoloji mücadelesini ve diğer toplumsal mücadeleleri sendikal mücadeleden ayrı değerlendirmiyoruz. Geçmişte de böyleydi, bugün de aynı anlayışla mücadelemizi sürdürüyoruz."
KESK'in geçmişte olduğu gibi bugün de toplum ve emekçiler lehine sorumluluk almaya devam ettiğini belirten Zorlu, KHK ile emeğinden edilen kamu emekçilerinin mücadelesinin de barış ve demokratik toplum sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
"Dün nasıl toplumdan ve emekten yana bir tutum aldıysak, bugün de ihraçlara karşı mücadelemizle birlikte barış ve demokratik toplum sürecinin önemli bir parçası olduğumuzu hatırlatmak istiyoruz. Çünkü bizim savunduğumuz pozitif barış; bütün özgürlük alanlarının genişlediği, demokratik hakların yeniden tesis edildiği bir toplumsal düzeni ifade ediyor."
KESK, 17-18 Temmuz'da Ankara'da nöbet tutacak
Saliha Zorlu, 17-18 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek eylemin ayrıntılarını da paylaştı. Eylemin 17 Temmuz'da Adalet Bakanlığı önünde yapılacak basın açıklamasıyla başlayacağını belirten Zorlu, ardından 24 saatlik nöbet tutulacağını söyledi.
"17 Temmuz'da saat 16.00'da Adalet Bakanlığı önünde basın açıklamamızı yapacağız. Ardından 18 Temmuz saat 16.00'ya kadar sürecek nöbet eylemimizi gerçekleştireceğiz."
Tüm demokrasi, barış ve emek güçlerini eyleme destek vermeye çağıran Zorlu, OHAL ve sıkıyönetim uygulamalarına karşı çıkan herkesin bu buluşmada yer almasını istediklerini ifade etti.
"Demokrasi savunucularını, barış savunucularını, emekten yana olan herkesi, OHAL ve sıkıyönetim uygulamalarına karşı duran tüm kesimleri Ankara'daki buluşmaya davet ediyoruz. Halkın kamu hizmetlerine erişiminin de bu süreçten olumsuz etkilendiğini biliyoruz. Bu nedenle toplumun taleplerimizi görmesini ve mücadelemize destek vermesini istiyoruz."
KESK'e bağlı emeğinden edilen kamu emekçilerinin sayısının geçmişe göre azaldığını belirten Zorlu, mahkeme kararlarıyla göreve dönenlerin bulunduğunu, ancak halen yüzlerce kişinin görevine iade edilmeyi beklediğini söyledi.
"Başlangıçta 4 bin 200 KESK üyesi emeğinden edilmişti. Bunların önemli bir bölümü mahkeme kararlarıyla görevlerine döndü. Ancak hâlâ yüzlerce arkadaşımız görevine iade edilmedi. Bugün yaklaşık 15 ilde emeğinden edilen arkadaşlarımız bulunuyor."
"Demokrasi ve emek güçlerini Ankara'ya çağırıyoruz"
Ankara'daki eyleme emeğinden edilen kamu emekçilerinin bulundukları illerden katılacağını aktaran Zorlu, önceki yıllardaki gibi yürüyüşler yerine bu kez doğrudan Ankara'da buluşacaklarını ifade etti.
"Önceki buluşmalarımız illerden Ankara'ya yürüyüşlerle gerçekleşmişti. Ancak bu kez sürecin hızına uygun hareket etmek istedik. Bu nedenle yürüyüş düzenlemeyeceğiz. Emeğinden edilen arkadaşlarımız bulundukları illerden doğrudan Ankara'ya gelerek ortak bir buluşma gerçekleştirecek."
"Beraat edenlerin göreve dönüşü önünde engel yok"
Emeğinden edilen kamu emekçilerinin büyük bölümünün haklarında herhangi bir suçlama bulunmadığını belirten Saliha Zorlu, birçok kişinin yargılama sonucunda beraat ettiğini ya da haklarında takipsizlik kararı verildiğini söyledi.
"Bugün hâlâ emeğinden edilen arkadaşlarımızın çok büyük bölümü hakkında mahkemeler beraat ya da takipsizlik kararı verdi. Yani ortada suç unsuru bulunmadığı yargı kararıyla da ortaya konuldu. Buna rağmen görevlerine iadelerinin önünde hukuki bir engel yok. Sorun tamamen idari bir tasarruftan kaynaklanıyor."
Yargılaması devam eden az sayıdaki kamu emekçisinin de OHAL koşullarında yargılandığını hatırlatan Zorlu, bu dosyaların da barış ve demokratikleşme süreci kapsamında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
"Yargılaması süren arkadaşlarımız da OHAL koşullarında yargılandı. Bugün oluşan barış ortamında bu dosyaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak özellikle beraat ve takipsizlik alan arkadaşlarımızın görevlerine dönmeleri için artık hiçbir gerekçe kalmamıştır."
İhraçlara gerekçe yapılan dosyaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunan Zorlu, bu dosyaların önemli bölümünün daha sonra FETÖ bağlantısı nedeniyle görevden alınan yargı mensupları ve emniyet görevlileri tarafından hazırlandığını ifade etti.
"Arkadaşlarımızın ihraçlarına gerekçe gösterilen dosyalar bugün bakıldığında son derece absürt dosyalardır. Bu dosyaların önemli bir kısmı daha sonra FETÖ bağlantısıyla görevden alınan savcılar, hâkimler ve emniyet görevlileri tarafından hazırlanmıştı. Zaten bu nedenle arkadaşlarımızın büyük bölümü beraat etti ya da haklarında takipsizlik kararı verildi."
Türkiye'de hukukun yeniden tesis edilmesinin önemine dikkat çeken Zorlu, emeğinden edilen kamu emekçilerinin göreve iadesinin bu sürecin önemli adımlarından biri olacağını söyledi.
"Bugün hukuka dönüşten söz ediliyorsa bunun en önemli göstergelerinden biri de emeğinden edilen kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesidir. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, hukukun keyfi biçimde işletildiği bir ortamın sona ermesi gerekiyor."
"Hukuka dönüş, ihraçların son bulmasıyla mümkün olur"
Zorlu, toplumun devlet kurumlarına olan güveninin yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirterek, bunun ancak hukuk, demokrasi ve barışın güçlenmesiyle mümkün olacağını ifade etti.
"Toplumun devlete, halkların birbirine olan güveninin yeniden tesis edilmesine ihtiyaç var. Bunun yolu hukuk devletinden, demokrasiden ve barıştan geçiyor. Biz bu sürecin buna vesile olmasını umut ediyoruz."
Ankara'da gerçekleştirilecek eylemin yalnızca bugün görevine dönemeyen kamu emekçileri için değil, gelecekte benzer hukuksuzlukların yaşanmaması için de önemli olduğunu vurgulayan Zorlu, sözlerini şu çağrıyla tamamladı:
"Yarın gerçekleştireceğimiz Ankara buluşmasının amacının doğru anlaşılmasını istiyoruz. Bu mücadele yalnızca bugün emeğinden edilen arkadaşlarımız için değil, bundan sonra hiçbir kamu emekçisinin benzer hukuksuzluklarla karşılaşmaması içindir. Adalet bürokrasisine sesleniyoruz; bu yanlıştan dönülebilir. Bu adım toplumun devlete olan güvenini de güçlendirecektir." dedi.
Röportajın sonunda Gazeteci Hamza Özkan, şu ifadelerle konuşmayı tamamladı:
"Yıllardır Med Gündem olarak KHK ile emeğinden edilen kamu emekçilerinin yanında olmaya, sesinizi haberlerimiz ve röportajlarımızla duyurmaya çalıştık. Umuyorum ki bu, KHK'lerle ilgili yaptığımız son röportaj olur. Dileğim, hepinizin emeğine, görevine ve çalışma yaşamına kavuşmasıdır. Bundan sonraki röportajlarımızı KHK'leri değil, yeniden işinizde yürüttüğünüz çalışmaları konuşmak için yaparız. Yolunuz açık olsun. En kısa sürede KHK'siz bir geleceğe kavuşmanızı diliyorum."
Saliha Zorlu ise, "Desteğiniz ve duyarlılığınız için teşekkür ederiz. Sesimizin daha fazla insana ulaşmasına katkı sundunuz. Umarız en kısa sürede adaletin tesis edildiği, emeğimize kavuştuğumuz ve KHK'lerin geride kaldığı günlerde yeniden bir araya geliriz." sözleriyle teşekkür etti.