ANKARA – Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Sekreteri Zülküf Güneş, 2025-2026 eğitim-öğretim yılını değerlendirerek eğitim sistemindeki yapısal sorunların çözülemediğini söyledi. Med Gündem'den gazeteci Hamza Özkan'ın sorularını yanıtlayan Güneş, eğitim politikalarından öğretmen istihdamına, eğitimde şiddetten anadilinde eğitime, sendikal haklardan güncel siyasi gelişmelere kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Geride kalan eğitim-öğretim yılında yaklaşık 20 milyon öğrencinin ve 1,5 milyona yakın eğitim emekçisinin bir yılı daha tamamladığını belirten Güneş, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin başarılarını kutladı. Ancak eğitim sisteminde uzun yıllardır devam eden temel sorunların çözülemediğini, aksine yeni sorunların eklendiğini ifade etti.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim politikalarını eleştiren Güneş, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitim sisteminin yeniden şekillendirildiğini belirterek, öğretmen atama sistemindeki değişiklikler, sözleşmeli öğretmenliğin kalıcı hale getirilmesi ve öğretmenlerin farklı istihdam biçimlerine ayrılmasının eğitimde güvencesizliği artırdığını savundu.
Eğitim kurumlarında şiddetin son yıllarda ciddi biçimde arttığını dile getiren Güneş, okulda yaşanan şiddetin yalnızca eğitim kurumlarıyla sınırlı olmadığını, toplumdaki kutuplaşma, ekonomik sorunlar ve şiddet dilinin okullara da yansıdığını söyledi.
Ekonomik kriz nedeniyle öğrencilerin önemli bir bölümünün okula aç gittiğini belirten Güneş, Eğitim Sen olarak çocukların en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemeğe ulaşabilmesi için mücadele yürüttüklerini ifade etti. Öğretmenlere eğitim dışındaki çok sayıda angarya görevin yüklendiğini de söyleyen Güneş, bu uygulamalara karşı hukuki mücadele verdiklerini kaydetti.
Sendikal faaliyetlere yönelik baskıların arttığını öne süren Güneş, demokratik haklarını kullanmak isteyen farklı toplumsal kesimlerin çeşitli engellemelerle karşı karşıya kaldığını belirtti. Bu durumun eğitim hakkını da olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Anadilinde eğitimin temel bir hak olduğunu vurgulayan Güneş, Türkiye'nin çok dilli ve çok kültürlü yapısına rağmen kamu okullarında Türkçe dışında anadilde eğitim verilmediğini söyledi. Seçmeli ders uygulamasının yeterli olmadığını belirten Güneş, anadilinde eğitimin hem çocuk haklarının hem de eşit yurttaşlığın önemli bir unsuru olduğunu ifade etti.
Türkiye'de yürütülen barış ve demokratikleşme sürecinin başarıya ulaşabilmesi için anadilinde eğitim hakkının güvence altına alınması gerektiğini savunan Güneş, bunun toplumsal barış açısından önemli bir adım olacağını söyledi.
Bilimsel ve laik eğitimin son yıllarda daha fazla baskı altında kaldığını ileri süren Güneş, eğitim sisteminin dini referanslarla yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını öne sürdü. Gelişmiş ülkelerde eğitimin temel referansının bilim olduğunu belirten Güneş, Türkiye'de ise laik, bilimsel, karma ve toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan eğitim anlayışının zayıflatıldığını savundu.
Eğitim Sen ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu olarak eğitim hakkı, demokratikleşme, laik eğitim ve anadilinde eğitim başta olmak üzere birçok konuda mücadele yürüttüklerini ifade eden Güneş, ancak bu mücadelenin yalnızca sendikalarla sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.
Toplumun tüm kesimlerine ortak mücadele çağrısında bulunan Güneş, siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin, kadın hareketinin, gençlerin ve meslek örgütlerinin demokrasi, adalet, eşit yurttaşlık ve barış için birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.
Son olarak demokratik hakların korunmasının ancak ortak mücadeleyle mümkün olacağını ifade eden Güneş, farklılıkların değil ortak değerlerin öne çıkarıldığı bir anlayışın Türkiye'nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.