Kültür&Sanat

Abdullah Öcalan: Yeni Bir Özgürlük Ahlakına Yüklenelim

Amed Newrozu’nda mesajı okunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, “Bu yılı tüm Ortadoğu halkları için gerçek bir özgürlük yılına çevirmek bizim elimizde” dedi.

Abone Ol

AMED - Amed Newrozu’nda mesajı okunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, “Bu yılı tüm Ortadoğu halkları için gerçek bir özgürlük yılına çevirmek bizim elimizde” dedi. Öcalan, ayrıca “Ortadoğu’nun hegemonik güçlerin elinde bir savaş alanına dönüştürülmesine fırsat vermeyelim” çağrısı yaptı.

Yüzbinleri buluşturan Amed Newrozu tüm coşkusuyla sürerken, merakla beklenen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mesajı da okundu. Mesajı gelecek merakla beklenen mesaj da okundu. Mesajı Kürtçesini İmralı Cezaevi’nde uzun yıllar Abdullah Öcalan ile birlikte kalan Veysi Aktaş, Türkçesini ise Özgür Kadın Hareketi’nden (TJA) Medya Aslan okudu. “Bijî Serok Apo” sloganlarının yükseldiği alandan yankılan mesaj şöyle:

‘KAOSU HALKLARIN BAHARINA ÇEVİRMEK ELİMİZDE’

“Newroz Destanı, Ortadoğu halklarının diriliş, direniş ve bahar bayramı olarak binlerce yıl kutlanmıştır. Newroz, halklarımızın direniş ve diriliş ruhunu canlandırmıştır.

Newroz’daki semboller, kişilikler bu coğrafyanın ruhunu yansıtır. Dehaq, devletli uygarlık sisteminin timsalidir; her gün iki gencin beynini yiyen omuzlarındaki yılanlar Asur devletinin vahşetinin, Demirci Kawa ise zulme karşı direnişin cisimleşmiş halidir.

Ortadoğu’da bin yıldır sürdürülen din, mezhep ve kültür savaşları, halkların birlikte yaşama kültürüne vurulan en büyük darbedir. Her kimlik, her inanç kendi kabuğuna çekilerek ve ötekini düşmanlaştırarak var olmaya çalıştıkça halklarımızın arasındaki uçurum derinleşmektedir. Ortak değerlerimiz, ortak kültürümüz yok sayılmakta, farklılıklarımız savaş nedeni haline getirilmektedir.

Güncelde bölgede köhnemiş politikaların sürdürülmesinde ısrar edilmesi felaketi beraberinde getirmiştir. Ortadoğu özelinde yaşanan bastırma, yok sayma, düşmanlaştırma politikalarının yarattığı ayrılıklar ne yazık ki bugün emperyal müdahalelere de bahane oluşturmaktadır.

Avrupa ülkelerinin üç yüzyıl süren din-mezhep savaşları 1648’de Westfalya anlaşmasıyla aşılırken Ortadoğu’da bu çatışmaların günümüze kadar gelmesi halklarımıza derin trajediler yaşatmıştır. Bugün ise kültürlerin ve inançların yeniden bir arada yaşamalarını sağlama imkanına kavuşmuş durumdayız. Ortadoğu’da yaratılmak istenen savaş ve kaos ortamını halkların baharına çevirmek elimizdedir. Bize yaşatılmak istenen trajedileri tersine çevirip halkların özgürlük ortamı haline getirebiliriz.

BİR ARADA YAŞAMANIN YOLU ARALANDI

Şimdi tarihin gizlenen sayfaları açılmakta, halklar arası barışın, demokratik uluslaşmanın imkânı artmaktadır. Sünni, Şia devlet gelenekleri, milliyetçi gelenekler aşıldıkça halklar arası özgür birliktelik de imkân dahiline girmektedir.

Bugün artık yeni bir sayfa açılmıştır. Bu coğrafyadaki halkların özgürce bir arada yaşamasının yolu aralanmıştır. 27 Şubat 2025 tarihinde başlattığımız süreç Newroz’un ruhuna uygun bir birlikteliğin temellerini yeniden diriltmek içindir.

Bunun için kültürlerin, inançların bir arada yaşayabileceğine, dar milliyetçi anlayışları aşıp demokratik entegrasyon temelinde birleşebileceğimize ve birlikte var olabileceğimize inanmamız gerekir. Tarihimizde olduğu gibi günümüzde de her türlü savaş dayatmalarını, yoksulluğu ve barbarlığı geriletebileceğimizi bilince çıkarmamız gerekir.

NEWROZ KOMÜNAL YAŞAMI TEMSİL ETMEKTEDİR

2026 Newrozu bu tarihin bütün haşmetiyle güncellenmesidir. Tarih şimdileşiyor, gerçek kültürlülük temelinde bilinç bulmaya doğru büyük bir imkana ulaşıyor. Newroz’un anlamı ve gücü ‘şimdi’ olarak tarih sahnesine çıkmaktadır. Bu yılın ve önümüzdeki yılların Newrozlarının böyle bir tarihsel anlamı vardır.

2026 Newrozu kendi kökleri üzerinden dirilmekte, demokratikleşme, demokratik entegrasyon yolunda büyük bir hamleyle şimdileşmekte; Newrozlaşmaktadır. Newroz, tarihte olduğu gibi Ortadoğu merkezinde ağırlığını ortaya koyarak adeta yeniden dirilişe geçmekte, demokratik entegrasyon olarak tekrar bütün bölgede rolünü oynamaktadır. Böyle büyük bir şimdileşme yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecektir.

Şimdiye kadar Newroz sembolik değerlerle kutlanmaktaydı. Artık Newroz, bir hayali, bir ütopyayı değil gerçekleşen, gelişen bir komünal yaşamı temsil etmektedir. Kendimizi hem anlam hem fizik olarak gerçekleştireceğimiz gündür Newroz.

YENİ BİR ÖZGÜRLÜK AHLAKINA YÜKLENELİM

Newroz’da bir türlü yakamızı bırakmayan her çeşit yetersiz ilişkilerden, yetersiz anlamlardan kendimizi arındıralım ve yetkin bir ilişki tarzıyla, yetkin bir anlam derinliğiyle yeni bir özgürlük ahlakı ve yeni bir estetik anlayışla yaşama yüklenelim.

‘Jin, Jiyan, Azadî’ felsefesini bütün ilişkilerimizde pratikleştirip özgür yaşama kavuşalım. Artık Newroz’un bir umut, hayal veya teori değil bir pratikleşme anı olduğunun bilincine varalım. Bu pratikleşme anına yetkin bir bilinçle yetkin bir anlam derinliğiyle karşılık verelim.

Newroz vesilesiyle bu yılı tüm Ortadoğu halkları için gerçek bir özgürlük yılına çevirmek, halkların dostluk ve dayanışma geleneğini egemen kılmak bizim elimizdedir. Etnik ve dini-mezhebi temeldeki parçalanmaya, kardeş kavgasına son vermekle ve bütün kültürlerin, dini-mezhebi inançların özgürlük ve kardeşlik temelinde birliğini sağlamakla buna ulaşılabilir.

Kapitalist modernitenin yarattığı büyük toplumsal ve ekolojik çöküşe karşı demokratik modernitenin demokratik siyaset, ekolojik ve kadın özgürlükçü çözümünü Newroz’un özgürlük ruhuna bağlı olarak geliştirdik.

HEGEMONİK GÜÇLERE FIRSAT VERMEYELİM

Kültür yaratan bir bölge olan Ortadoğu’nun, hegemonik güçlerin elinde bir savaş alanına dönüştürülmesine fırsat vermeyelim. Tarihte olduğu gibi günümüzde de bu büyük kültürün kendini özgürce ve gerçek kimlikleri temelinde ifade etmelerinin, bütünleşmelerinin önündeki engelleri birlikte aşabiliriz. Milliyetçilik ve mezhepçilik hastalığını geride bırakıp, halklarımızın binlerce yıllık tarihsel dayanışma kültürünü esas aldığımızda aşamayacağımız engel yoktur.

Böyle bir birliktelik ruhuyla demokratik siyaseti armağan etmek de imkân dahilindedir. Ezilenlerin binlerce yıllık mücadelesini taçlandırmak istiyorsak; bunun mekânı Doğu’da da Batı’da da kapitalist kültür ortamında değil Ortadoğu’nun gerçek özgürlük ortamında bulunabilir. Demokratik entegrasyonu bu topraklarda gerçek bir buluşma ve yeni bir insanlık, kardeşlik, dayanışma, dostluk temelinde gerçekleştirerek güncelleştirebiliriz.

Halklarımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyor, bayramın barışa ve kardeşliğe vesile olmasını diliyorum.

2026 Newrozu ilk defa halklarımızın, halkımızın gerçekleşen demokratik entegrasyon, barış ve kardeşlik ruhuyla kutlanmaktadır. Bu ruha, iradeye tüm gücümle katılıyor, bu yıl gerçek anlamıyla ‘Yeni Gün’ olarak kutlanmaya değer hale gelen Newroz’un önümüzdeki yılların görkemli yürüyüşüne vesile olmasını diliyor; tüm halklarımıza barış diliyorum. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Abdullah Öcalan

İmralı Cezaevi

21.03.2026”

Çetin Arkaş: Barış olacaksa Önder Apo Amed meydanında olmalı

AMED - Amed’de yüzbinlere seslenen Çetin Arkaş, “Barış olacaksa, Önder Apo'nun sadece posterleri değil, bizzat kendisi Amed meydanında olacak” dedi.

Amed’de Newroz kutlamalarının yapıldığı alanki coşku yağışlı havaya rağmen bir an olsun dinmedi. Yüzbinler sık sık “Bijî Serok Apo” sloganı atarken, diğer yandan sahneden çalınan müziklerle halaya duruyor. Program yarılanırken, alana gelişler de durmadı. Birçok kontrol noktasından alana gelişler devam etti.

Sırrı Süreyya Önderi için hazırlanan sinevizyon gösteriminin ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mesajı okundu. Bu sırada alanda sessizlik hakim oldu.

Kitle mesaj sonrası hep bir ağızdan “Bijî Serok Apo” sloganı attı.

ÇETİN ARKAŞ KONUŞTU

İmralı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan ile birlikte süre kaldıktan sonra tahliye edilen Çetin Arkaş da yüzbinlere hitap etti.

‘BAYRAMI BEKLER GİBİ BEKLEDİM’

Arkaş, Newroz’larda verilen direnişleri hatırlatarak, “Hayatim boyunca bu denli kitlesel bir Newrozu ilk defa yaşıyorum. O nedenle çok heyecanlıyım. Bayramı bekleyen çocuklar gibi günlerdir bu heyecanla Newrozu bekledim.

Bizzat katıldığım en kalabalık Newrozu 35 yıl önce İstanbul Abdi İpekci Spor salonunda yaşamıştım. On bin kişilik kalabalığı görünce arkadaşlarla birbirimize sarılarak ‘ne kadar çoğuz’ diyerek mutlu olmuştuk. O arkadaşlarımın çoğu bugün fiziki olarak aramızda değiller. O nedenle ne kadar kalabalık olsak da o kadar eksiğiz. Biliyoruz ki onların ve onlar gibi nice bu halkın değerli evlatları sayesinde bugün milyonlarız, her yerdeyiz. Bundan olacak bir yanım sizlerle buluşmanın heyecanındayken bir yanım da sizlerle buluşması gerekenin yokluğunun hüznünde.

HEPİMİZİN ONLARA BORCU VAR

Onların da fiziken bu Newrozu yaşamlarını ve görmelerini isterdim. Yitirdiklerimizi ve yarattıklarımız hissedin ve asla unutmayın. Yitirdiğimiz her bir can bu halkin en güzel, en seçkin evlatlarıydı, sizlerin evlatlarıydı, bu kıymetli analarımızın evlatlarıdır. Şimdi o canları halaylarınızda hissedin, sloganlarınızda hissedin ve mücadelenin tam ortasında hissedin. Hepimizin onlara verilmiş sözü var, borcu var.

MUTLAKA BAŞARACAĞIZ

Bu mücadele boyunca nice anne evlatlarını yitirdiler, kimisi hala mezarsız çocuklarının kemiklerini bekliyor. Bizler büyük bedellerle bugünlere geldik. Değerli analarımızdan birini de vakin zamanda yitirdik. O kıymetli anamız hasta yatağında bizlerle vedalaşırken tüm evlatlarıyla vedalaşır gibiydi. Son sözü; ‘Emeğimiz boşa gitmesin, evlatlarım başarın’ olmuştu. Bu anamızın şahsında yitirdiğimiz ve yaşayan tüm değerli analarımıza söz veriyoruz; Başaracağız, mutlaka başaracağız.

Değerli halkımız,

Bu Newrozu apayrı koşullarda karşılıyoruz. Bir yılı aşkın bir süreye yayılan ve şayet başarırsak herkesin kazanacağı Barış ve Demokratik Toplum Süreci içinde Newroz'u karşılıyoruz.

Bu yeni yüzyılda Ortadoğu’da Kürtlerin inkarına dayanan yüzyıllık statükonun parçalandığına şahitlik ediyoruz. Sormak isteriz, Kürdün inkarıyla sürdürülen son yüzyıl kime ne kazandırı? İnkar, asimilasyon ve isyan etrafında kurulan bu döngü artık kırılmalıdır. Ortadoğu da sayısı 60 milyona varan bir halk daha ne kadar görmezden gelinecek? Peki, bu halkı daha fazla görmezden gelmek neye mal olacak? Bunları yaşayarak deneyimlemedik mi? Newroz halkı olan Kürtler, dayatılan yüzyıllık inkara boyun eğmedi, varlık mücadelesini kazandı ve bugün de bu Newrozla özgürlük mücadelesini kazanacaktır. Kürtler artık hukuki olarak varlık statüsünün tanınması için mücadele etmektedir. Bu meydan ispatlanan Kürt varlığının artık statü sahibi olmasını, bu coğrafyadaki kardeş halkların tümü kadar Kürtlerin de özgür ve onurlu bir şekilde kendi anayurdunda yaşamayı hakkettiğini haykırmaktadır. Bu meydan meydan Kürt’ün kendini komün ruhuyla yeniden yaratmasını, ‘jin jiyan azadî” ruhuyla yeni yaşamı inşa edeceğini haykırmaktadır.

‘BİRLİĞİN ADI OLMUŞTUR’

Gelin bu Newroz'da, Newrozun direniş ve isyan geleneğine, büyük halklar buluşmasına ekleyelim. Kürdün ismiyle de cismiyle de tüm varlığıyla hakiki bir buluşmayı sağlayalım. Yine Rojhilat, Rojava, Basur ve iste Bakur demokratik entegrasyon ruhuyla ulusal birliğini yakalamalıdır. Kimse de bunu bir tehdit olarak algılamamalı, bunun adını da bir halkın buluşması olarak tanımalıdır. Bu Newroz Kürt ulusal birliğinin de adi olmuştur artık.

ADIM ATIN

Biliyoruz barış cesaret ister, belki aceleye gelmez ama eğer bunun için fırsatlar da doğmuşsa hızlı adımlar atmayı da farz kılar. Şayet devlet bu sürecin kazanması için gerekli adımları atmazsa bu çözüm fırsatının bir daha yakalanmasının zor olacağı bilinmelidir. İşte bu nedenle daha cesur olun, barış için gerekli adımları atın.

ÖNDER APO BURADA OLMALI

Kürt’ü kabul eden, onun tarihsel ve coğrafi varlığını da Önderliğini de kabul etmek durumundadır. Artık İmralı esareti daha fazla sürdürülemez. Önder Apo'nun hukuki statüsü netleştirilmeli, özgürce çalışıp, iletişimde bulunabileceği koşullar yaratılmalıdır. Barış olacaksa, Önder Apo'nun sadece posterleri değil, bizzat kendisi Amed meydanında olacak. Kürtler Önderliksiz bir çözümü asla kabul etmeyeceği gibi, farklı arayışların da bu coğrafyanın tamamına negatif yansıyacağını da görmek gerekiyor.

Bizlere Kürtlük ve mücadele dersi vermeye kalkanlara da bir çift söz söyleyerek bitirmek isteriz. Önder Apo ve yoldaşları onurlu ve özgür yaşamdan asla taviz vermediler. Öldüler, asit kuyularında yakıldılar, hapislerde çürütülmeye, sürgünlerde ettirilmeye çalışıldı ama asla yılmadılar.. Özgür Kürtlük bilinci bu sayede korunmuştur ve artık geri dönülmez bir noktadadır. Analarımıza, şehitlerimize verdiğimiz söz gibi bu mücadele zaferle taçlanana kadar da ayni kararlıkla devam edecektir.

Artık barış ve demokratik birlik zamanı! Bu fırsatı kaçırmayalım. Bizleri ve coğrafyamızı huzurlu ve müreffeh geleceğe taşıyarak, fırsatı elimizi uzattığımızda tutabileceğimiz kadar bizlere yakındır.

Gerçek bir barışı tüm halklarla beraber başardığımız, Önderliğimizi ve hapisteki tüm yoldaşlarımız özgürleştirdiğimiz günler gerçek bayram günleri olacaktır. Bu günler hiçte uzak değildir, yeter ki bunu başaracağımıza inanarak daha fazla çalışalım, mücadele edelim.”

{ "vars": { "account": "G-DX375LT0W1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }