AMED - HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, barışın dilinin bir türlü inşa edilemediğini belirterek, halen Kürtsüz demokrasi talebi olan partilerin var olduğunu söyledi.

Amed Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), "Doğu Raporu’nun 30. Yılında: Dünden Bugüne” konulu panel düzenlendi. Oda binasında düzenlenen panele Siyaset Sosyoloğu, Prof. Dr. Doğu Ergil, Gazeteci Ruşen Çakır, Yazar Mümtazer Türköne ve SAMER Araştırma Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç konuşmacı olarak katıldı. Panel öncesi konuşan Yazar Şeyhmus Diken, Doğu Sorunu kitabının yazılmasının üzerinden 30 yıl geçtiği belirterek, “Doğu sorunu Kürt sorunu oldu ve halen çözülmeyi bekliyor. Sorunun çözülmesini umut ediyoruz” dedi.

KÜRT SORUNU KUZEY VE DOĞU SURİYE DE TIKANIYOR

Mehmet Sincar dosyasındaki karara tepki
Mehmet Sincar dosyasındaki karara tepki
İçeriği Görüntüle

DTSO Başkanı Mehmet Kaya ise “90’lı yıllarda, failli meçhullerin yaşandığı dönemde bu rapor ortaya konuldu. Bugüne baktığımızda tamda o dönem bu konuyu tartışmanın ne kadar önemli ve zor bir iş olduğunu görebiliyoruz. Sorunun tamamen güvenlik temelinde görüldüğü ve onun dışında bir yolun görülmediği bir süreçte bu rapor ortaya çıktı. Süreçlerin çıkmaza girdiği bir süreçte bu rapor yol açıcı bir yer tutuyor. Barışın konuşulduğu bu süreçte tam da bunun ortaya konulması gerekiyor” diye belirti.

Kaya, “Teşvikler maalesef güvenlik endeksli. Bölge yüzde 5 iken batı da ise bu oran yüzde 60’dır. Bu Kürt soruna güvenlik bakış açısından kaynaklı. Bir yıldır Kürt sorunun çözümü için bir diyalog süreci başlatılmış durumda. Kürt sorunun gelip dayandığı bir Suriye politikası var. Maalesef dönüp dolaşıp burada tıkanıyor. Orada bir süreç gelişiyor. O Süreci iyi okumak ve ona göre bir adım atılması gerekiyor. Türkiye’ni beka meselesini ortadan kaldırıp ortak barış dilini oluşturması gerekiyor” diye konuştu.

BARIŞIN DİLİ OLUŞTURULMALI

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ise yürütülen sürece değinerek, “Gittiğimiz her yerde bize ‘Güveniyor musunuz’ diye soruluyor. Bu sorular devlet tarafından yanıtlanmadığı için halkın güveni yok. Meclis’te bir parti tamamen güvenlik, bir tanesi kıyısından köşesinden, bir tanesi Kürtsüz demokrasi diyor. Raporlar çokça tartışıldı. Umut kırıcı ve umut verici başlıklar vardı. Sayın Bahçeli’nin şuana kadar yaptığı çağrılar ortada duruyor. Çağrıları önemli ve değerledir. Sayın Öcalan’ın açıklaması sonrası PKK’nin attığı adımlar umut verici adımlar. Kürt meselesinin artık ‘Terör’ kavramından çıkarılması gerekiyor. Güvenlik bürokrasinin pratikleri ile bu sürece yaklaşılmaması gerekiyor. Barışın dili inşa edilmiyor. Bu konuda ısrar var” diye konuştu.

Raporun yazılma sürecine değinen Doğu Ergil, “Rapor için Elazığ’a gittim. Pilli kasetlerden enternasyonalist şarkılar söyleniyordu. Doçentlik tezi için gitmiştim aslında. Kürt halkını yok sayıldığı bu coğrafyadan tezimi bitirip geldim. Yıl 1990, kan gövdeyi götürüyor. Mülkiye de profesördüm o zaman. Sürekli ölüm haberlerini izliyorduk. Bir vatandaş olarak buna katlanamadım. Çatışmaların olduğu 3 ilde ne olduğunu öğrenmek için devlet nezdinde girişimlerim oldu. Ancak uzun bir süre izin alamadım. Tehditler ile karşı karşıya kaldım. ‘Kürtler uzaydan geldiler’ denilip inkar edildiler. O süreçte bu kitabı yazdık. O günden bugüne gelişen bir şey var; oda barış talebi. 1995’de bu rapor hazırlandı. Siyasi irade bundan yararlanmadı” dedi.

DEVLET AKLI: YÜZ YILDIR DENEDİK OLMADI

Gazeteci yazar Mümtazer Türköne ise “Devlet mekanizması misyonerlik ve bölücülük faaliyetlerini büyük tehlike olarak görüyor. Bu 100 yıldır bu şekilde devam ediyor. Devlet buna göre kendini dizayn etmiş. 1989 yıllında Türk Ocaklarında Kürtleri konu alan bir panel düzenlendi. Devletin istihbarat birimleri gelip notlar veriyordu. Devlet aklı her türlü tecrübeyi yaşadı. Bugün geldiğimiz noktanın avantajı bundan kaynaklanıyor. Akla gelebilecek her şeyi kullandılar, tükendiler ve süreci başlattılar. Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının arkasında devlet var. Burada olan şey şu; Yüz yıldır denedik olmadı. Devlet Bahçeli’nin arkasındaki vizyon, Öcalan’ın vizyonunu seçme konumuna geldi. Böyle bir süreçte, Kürtler ile barışmak değil ortak bir gelecek kurma vizyonları var. Barış denilen şey gerçekleştirildi. Bundan sonrası ortak bir yaşamı inşa etmek” diye konuştu.

RAPORUN YAZILDIĞI YIL GERİLLAYA KATILDI

Yüksel Genç ise şunları söyledi: “Raporun yazıldığı yıl gerillaya katıldım. O dönemde binlerce genç katıldı. Rapor daha çok şiddet dışı çözümleri öneriyordu. O dönem için önemliydi. 1999 yıllında barış için geldiğimizde halen ‘Kart kurt’ zihniyeti yoğun bir şekilde vardı. Kürt meselesinin çözüm muhatapları değişme yoluna gitmiş durumda. 12 yıla yakındır saha çalışması yapıyorum. Daha önceki barış süreçlerine baktığımızda hiçbiri bu zamanki gibi güvenli bir şekilde geçmedi. Diğerlerinde güvencesiz bir durum vardı. Saha çalışmalarında Kürtlerin yoğun bir ihtiyatlı durumu var. Bunun kırılması için beli adımların atılması talebi var. Sürecin başarılı olması için güçlü bir iradenin devrede olduğu görülüyor. Güvensizliğin ana odağında sürecin yürüten siyasi iradenin muğlaklığı, inkar söylemi ve güvenlik merkezli adımların öne çıkarılması var. İkincisi ise siyasi iradenin sürece katkı sunmaması var. Üçüncüsü devleti cesaretli görülmemesi var. Yani devlete güvenin olmaması. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyor.”

Panel soru-cevap bölümüyle sona erdi.

Kaynak: https://mezopotamyaajansi43.com/tum-haberler/content/view/295630