VAN - Abdullah Öcalan üzerinde sürdürülen hukuksuzluğun pozitif hukukla izah edilmeyeceğinin altını çizen Av. Ümit Dede, "Sayın Öcalan’ın ‘umut hakkı’nı ve İmralı Cezaevi’ndeki koşullarını ayrı değerlendirmek gerekiyor” dedi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için 2014 yılında verdiği “umut hakkı” kararı Türkiye tarafında uygulanmıyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ise 15-17 Eylül 2025 tarihlerinde söz konusu meseleyi gündemine alarak Türkiye’ye, “umut hakkı” kararını uygulamaya koyması için Haziran 2026’ya kadar süre verdi. 27 Şubat 2025 tarihinde Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan süreçle birlikte Kürt Özgürlük Hareketi birçok adım attı. İktidar ve devlet, AİHM kararı başta olmak üzere henüz somut bir adım atmış değil.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Ümit Dede, AİHM'in “umut hakkı” kararı ve Abdullah Öcalan'ın statüsüne dair Mezopotamya Ajansı'na (MA) konuştu.

AİHM KARARI 12 YILDIR UYGULANMIYOR

AİHM'in Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarının 2014 yılında başvurusu üzerine, “umut hakkı”nın ihlal edildiğine dair verdiği kararın üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen halen herhangi bir adımın atılmadığını hatırlatan Dede, ihlalin sonuçlarının halen ortadan kaldırılmadığını söyledi.

Bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için infaz yasasında ve “terörle mücadele” kanununda değişiklerinin yapılması gerektiğini kaydeden Dede, “Türkiye AİHM’in ‘umut hakkı’na yönelik kararını uygulamamakta ısrar ederse ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulanacak. En nihayetinde Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden çıkarılması durumuna kadar varabilecek yaptırımlar, Türkiye’nin önünde duruyor. Dolayısıyla bu süre tükenmeden Haziran ayı dolmadan bu konuda adım atılması gerekiyor” dedi.

'POZİTİF HUKUKLA AÇIKLANACAK BİR DURUM DEĞİL'

Abdullah Öcalan üzerinde sürdürülen hukuksuzluğun “pozitif hukuk”la izah edilmeyeceğinin altını çizen Dede, "Sayın Öcalan’ın ‘umut hakkı’nı ve İmralı Cezaevi’ndeki koşullarını ayrı değerlendirmek gerekiyor. Bu sadece pozitif hukukla izah edilebilecek bir durum değil. Türkiye’de hiçbir mahpusa dayatılmayan tecrit koşulları Sayın Öcalan’a dayatıldı. Sayın Öcalan bu koşular altında dahi neredeyse 30 yıllını Kürt sorununun barışçıl bir şekilde müzakere ile çözülmesi için çaba sahibi oldu” diye belirtti.

'UMUT HAKKI’NIN RAPORDA DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİR'

Meclis bünyesinde kurulan komisyon tarafından hazırlanan raporun beklentileri karşılamadığını anımsatan Dede, “Sürecin gelişmesi ve bugün halen toplumun gündeminde olmasının en önemli aktörlerden biri Sayın Öcalan’dır. Sayın Öcalan’ın iradesi, çağrısı ve gayreti üzerine atılmış adımlarla oldu. Bu süreci ayakta tutan temel girişimler de bunlar oldu. Türkiye bu sürecin gelişmesi ve ilerlemesi anlamında atılması gereken adımları atmakta imtina etti. Toplumun barış sürecine dair umudunu en çok güçlendiren adımlardan biri TBMM bünyesinde kurulan komisyon ve bu komisyonunun çalışmalarıydı. Fakat yürütülen bu çalışma sonucunda ortaya çıkan rapor ne yazık ki toplumun beklentilerini karşılamaktan uzak bir rapor görünümünde. ‘Umut hakkı’nın raporda değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz" diye konuştu.

'İHLALİ ORTADAN KALDIRACAK YAPI TBMM’DİR’

Abdullah Öcalan'ın hukuki statüsünün bir an önce tanımlanması gerektiğini belirten Dede, “İçinden geçmekte olduğumuz barış sürecinin temel aktörlerinden biri Sayın Öcalan olmasına rağmen, sayın Öcalan’dan hiç bahsedilmemiş olması ve hukuki durumunda ve yine statüsünden hiç bahsedilmemiş olmasının büyük bir eksiklik olduğu kanaatindeyim. Komisyon, ‘umut hakkı’na dolaylı bir gönderme yapmış raporda. AİHM kararlarını ve Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulanması için idari ve yargısal gerekli önlemlerin ve tedbirlerin alınması ve bu kararların uygulanması için çaba sarf edilmesi yönünde bir karar almış. Sayın Öcalan ile ilgili ihlali ortadan kaldıracak yapı TBMM’dir” dedi.

‘ÖCALAN’A YAKLAŞIM KÜRT HALKINA YAKLAŞIMDIR’

Abdullah Öcalan'ın hukuki statüsünün netleştirilmemesinin halkta bir güvensizliğe neden olduğuna vurgu yapan Dede, "Söz konusu rapora imza atmış olmakla siyasi partiler aslında bunu taahhüt etmişlerdir. Bunu bir an önce pratiğe geçirip infaz yasasını ve terörle mücadele kanununda gerekli değişikliklerin yapılması, Sayın Öcalan’ın hukuki statüsünün bu anlamda netleşmesi, siyasi statüsünün de netleşmesi için girişimlerde bulunulması gerekir. Sürecin etkili bir şekilde ve sonuç alıcı bir tarzda yürütülebilmesi için de Sayın Öcalan’ın özgür çalışabilir koşullara kavuşması elzemdir. Sayın Öcalan’ın hukuki ve siyasi statüsünün netleştirilmesi konusunda adım atılmıyor. Bu durumun da sürecin ilerlememesindeki en temel husus olduğunu düşünüyoruz. En nihayetinde toplumda şu yaklaşım çok net bir şekilde duruyor; Sayın Öcalan’a yaklaşım Kürt halkına yaklaşımdır. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın siyasi ve hukuki statüsü ile ilgili bir çerçeve oluşturulmadan, bir güvence yaratılmadan, Kürt halkı da kendi haklarına dönük, devletin gerekli adımları atıp atmayacağı konusunda temkinli" şeklinde konuştu.

Faras Tisanaia için yeniden keşif yapıldı
Faras Tisanaia için yeniden keşif yapıldı
İçeriği Görüntüle

MA / Lütfü Pala

Kaynak: http://mezopotamyaajansi44.com/tum-haberler/content/view/309899