ANKARA- Meclis komisyonunda müzakere edilerek hazırlanan ve Meclis’te grubu bulunan partilerin büyük ölçüde onay verdiği raporun ardından “çerçeve yasa” tartışmalarının yeniden gündeme gelmesi, iktidarın süreci doğrusal bir ilerleyişten ziyade yeniden pazarlık edilen döngüsel bir yapıya sokmaya çalıştığını gösteriyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın yaptığı 27 Şubat çağrısıyla somutlaşan ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin attığı adımlarla mevcut aşamaya ulaşan Barış ve Demokratik Toplum Süreci “çerçeve yasa” tartışmaları ile devam ediyor. Kürt Özgürlük Hareketi'nin Silah Yakma Töreni'nin birinci yıl dönümüne yaklaşırken kritik aşamaya gelen süreçte, "çerçeve yasa" başlığıyla yapılacak yasal ve hukuki düzenlemelerin negatif barıştan pozitif barışa geçişi sağlayacağı ve demokratikleşmenin önünün bu düzenlemelerle açılacağı vurgulanıyor. Ancak Meclis’te “çerçeve yasa” etrafında yürütülen çalışmalar, daha önce komisyonlarda müzakere edilip raporlaştırılan önerilere rağmen yeniden tartışılıyor.
Gelinen aşamada Abdullah Öcalan'ın statüsü ve fiziki özgürlüğü, yasal düzenlemelerin kimleri kapsayacağı ve bu konulara dair kamuoyuna yansıyan kulis haberleri düzenlemelere ilişkin yeni bir müzakere yapılmasına dönük tartışmalara yol açtı. Özellikle Meclis Komisyonu'nda yer alan siyasi partiler, Adalet Bakanlığı tarafından hazırlandığı söylenen taslağın kendilerine verilmediğini belirterek müzakere edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.
BAŞ MÜZAKERECİNİN STATÜSÜ
Tartışmaların birinci odağında Abdullah Öcalan'ın hukuki statüsü, çalışma koşulları ve fiziki özgürlüğüne dair adımların atılıp atılmaması yer alıyor. Sürecin baş müzakerecisi olan Abdullah Öcalan'ın koşulları ve fiziki özgürlüğünün olmazsa olmaz olduğu hem toplum tarafından hem de siyasetçi ve aydınlar tarafından belirtilirken, iktidara yakınlığı ile bilinen ve yine süreç karşıtı diliyle gündemde olan kimi gazete ve çevreler ise bu konunun düzenlemede yer almayacağını gerçekleştirdikleri kulis haberleri ile kamuoyuna servis ediyor.
ÖNERİLERDE YER ALMAYAN GÜNDEM: KRİTERLER
Eleştiri ve güvensizliklere yol açan bir diğer konu ise söz konusu düzenlemelerin bütünlüklü değil belli kriterlerle uygulanacağı yönündeki kulis haberleri oldu. Tartışmaların önemli boyutlarından birini oluşturan konuya dair konuşan siyasi partiler ve farklı kesimler, hukukun bütünlüklü olarak ele alınması gerektiğini hatırlatırken, kriter veya "suça bulaşmış - bulaşmamış" ayrımının süreci zedeleyeceği uyarısında bulunuyor. Özellikle DEM Partili kaynaklar, yasanın bütünlüklü olması, yani çatışma sürecinden etkilenen bütün kesimleri herhangi bir ayrıma gitmeksizin kapsayabilecek bir yasa olması gerektiğini, aksi durumun barışı zedeleyeceğini belirtiyor.
MECLİS KOMİYONUNDA MÜZAKERE EDİLMİŞTİ
Müzakere ihtiyacı konuşulurken yaşananlar, geçtiğimiz dönemde Kürt meselesinin demokratik çözümü kapsamında kurulan Meclis Komisyonu'nun yürüttüğü çalışmaları bir kez daha akıllara getirdi. Bugün tartışılan "çerçeve yasa" düzenlemesine dair konuların yer aldığı komisyon raporu zaten müzakere edilmiş ve kabul edilmiş bir taslak olarak öne çıkmıştı. Fakat gelinen aşamada yürütülen bazı tartışmalar ve kulis haberlerinde yer alan bilgiler, düzenlemelere ilişkin yeni bir müzakereye daha ihtiyaç olduğuna yönelik değerlendirmeleri de beraberinde getiriyor.
MÜZAKERE İHTİYACI VE AÇIKLANMAYAN TASLAK
Abdullah Öcalan'ın "kök yasa" diye tariflediği, kimi çevrelerin ise "kod" veya "çerçeve yasa" dediği düzenlemelere ilişkin komisyonda bulunan siyasi partiler, Meclis'e kendi hazırladıkları taslak önerilerini sunmuştu. Bu raporlar, özellikle infaz sistemi değişiklikleri ve demokratikleşme adımları üzerinden bugünkü “çerçeve yasa” tartışmalarına temel oluşturacak ve süreci bu minvalde hızlandıracak şeklinde kamuoyuna servis edilmişti. Ancak gelinen aşamada tekrar bir müzakerenin yapılacağı fakat taslağın açıklanmaması dolayısıyla müzakerede bulunacak siyasi partilerin taslağın açıklanmasını beklediği bir dönemden geçiliyor. Bu noktada taslağın iktidar cenahında tartışıldığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunulduğu da kulislere yansıyan bilgiler arasında yerini alıyor.
Yürütülen tartışmalar ve yapılan çalışmalar, Meclis Komisyonu'na siyasi partilerin verdiği taslak önerileri etrafında şekillenen Meclis Komisyonu Raporu'nun 6'ncı maddesini gündeme taşıdı. Komisyon raporunda 6'ncı maddesinde geri dönüşlere, bazı hukuki ve infaz düzenlemelerine yer verilirken siyasi partiler de bu minvalde hazırladıkları önerilerini Meclis'e sunmuştu.
BÜTÜNLÜKLÜ HUKUKUN ÖNEMİ
Söz konusu dönemde kamuoyuna ilk yansıyan taslak önerileri Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nden (DEM Parti) geldi. Hazırlanan öneri taslağının 3'üncü bölümünde bugün yürütülen tartışmalar "Barış ve Demokratik Entegrasyon" başlığı ile öne çıkarken, öneride çatışmanın sona erdirilmesi, barış yasası ve demokratik entegrasyon konuları ele alındı. Raporda “Demokratik Entegrasyon Yasası; diğer adıyla Geçiş Dönemi Yasası, özü itibarıyla bir Barış Yasası’dır” ifadesiyle bu yasanın kendini feshederek silah bırakan gerillalar ve yine örgüt ile ilişkilendirilerek soruşturma ve kovuşturma geçirenlerin durumunu düzenleyen özel bir kanuni çerçeve niteliği taşıdığı vurgulandı. Bunun yanı sıra bu yasal düzenlemeler yapılırken bütünlüklü hukukun uygulanmasının önemine de dikkat çekildi.
UMUT HAKKI ÖNERİSİ
Yine DEM Parti taslağında Umut Hakkı / Umut İlkesi alt başlığıyla 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un ilgili maddelerinin yürürlükten kaldırılması ve Türk Ceza Kanunu’nda gerekli değişikliklerin yapılması gerektiği belirtildi. Demokrasiye / Demokratik Topluma Geçiş Düzenlemeleri kısmında kayyım rejiminin sona erdirilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanması ile ceza mevzuatında köklü değişiklikler de öneriler arasında yer aldı. Raporda ayrıca geçmişle yüzleşme kapsamında hakikat ve adalet çalışmaları ile barışın topumsallaştırılmasına ilişkin düzenlemelere de yer verildi.
DÜZENLEMELERE İLİŞKİN AYRIM YAPILMAMIŞTI
O dönem komisyona sunduğu öneri taslağı içerisinde düzenlemelerden yararlanacak kesimler arasında herhangi bir ayrıma gitmeyen ve gelinen aşamada düzenlemelerin belli kriterlere bağlanmasını öne süren bazı açıklamaların odağı veya kulis bilgilerinin kaynağı haline gelen iktidar partisi AKP ise sunduğu raporda; "Hukuki Düzlem: Müstakil ve Geçici Kanun” başlığı altında "çerçeve yasa" tartışmalarına tekabül eden önerilerini sundu. Raporda örgütün feshi ve silah bırakması sonrası müstakil ve geçici bir kanun hazırlanması önerilirken, bu kanunun mevcut mevzuatın uyumlaştırılması yerine özgün bir çerçeve kanun olarak tasarlanması gerektiği ifade edildi. Düzenlemeler kapsamında, "tespit ve teyit mekanizması", izleme, denetimli serbestlik, infaz düzenlemeleri ile idari yetkiler öneriler ön plana çıktı. AKP o dönem hazırladığı raporda “müstakil ve geçici kanun”un hem kapsam hem süre bakımından sınırlı ve hukuki güvenlik ilkesine uygun olması gerektiğini belirtti.
Yine AKP raporunda "çerçeve yasa"ya tekabül eden bu düzenlemelerin ardından demokratikleşme perspektifi olarak raporda isimlendirdiği ekonomik uyum ve hak ile özgürlüklerin güçlendirilmesi üzerinden yeni bir dönemin inşasına da işaret etti.
CHP: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÖNÜ AÇILMALI
CHP’nin komisyona ilettiği raporda ise yasal düzenleme önerileri çok sayıda somut başlık altında toplandı. "'Terörle Mücadele Kanunu' ve Türk Ceza Kanunu’ndaki İfade Özgürlüğünü Engelleyen Hükümlerin Kanun Metinlerinden Çıkarılması” alt başlığıyla TMK ve TCK’de ifade özgürlüğünü kısıtlayan hükümlerin kaldırılması gerekliliği öne çıkarıldı. “Yargı ve İnfaz Sistemindeki Anti Demokratik ve İnsan Haklarına Aykırı Uygulamalara Son Verilmesine Yönelik Öneriler” başlıklı bölümünde örtülü af niteliğindeki infaz düzenlemeleri yerine toplumda cezasızlık algısına yol açmayacak bir infaz rejimi önerilirken, yerel yönetimlerde kayyım uygulamasına son verilmesine yönelik öneriler ile AİHM ve AYM kararlarının uygulanması amacıyla idari ve siyasi engellerin kaldırılmasına ilişkin başlıklar da raporda yer aldı. Nefret suçlarının cezalandırılması ve insan hakları kurumlarının bağımsızlaştırılması gibi düzenlemeler de öneriler arasında bulundu.
MHP 'GENEL ANLAYIŞ BİRLİĞİ' DEMİŞTİ
MHP sunduğu raporda, yasal düzenlemeleri mevcut mekanizmalar üzerinden kademeli bir hukuki yol haritası şeklinde ele aldı. "Örgütün kayıtsız şartsız 'feshi ve silah bırakması' sonrası soruşturmaların ertelenmesi" ile "kovuşturma aşamasında yargılamanın durdurulması" yine "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemeler" diye sıralanan önerilerde, düzenlemenin uygulanacağı kişilere yönelik herhangi bir ayrıma yer verilmedi. Raporda örgütün "fesih" sürecinde ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin genel anlayış birliği içinde yapılması vurgusuna yer verilirken, İnfaz Yasası’nda eşitlik sağlanması ve AYM-AİHM kararlarına uyum konularına da yer verilmişti.
KOMİSYON RAPORUNA RAĞMEN TASLAK TARTIŞMASI
Bu raporlar, komisyonun ortak raporunun “Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri” bölümüne de kaynaklık etti. Partilerin taslaklarında yer alan başlıklar, bugün devam eden “çerçeve yasa” tartışmalarında “Barış Yasası”, “müstakil kanun” ve somut mevzuat değişiklikleri gibi düzenlemelerin tartışılmasıyla beraber gündemdeki yerini koruyor. Komisyon çalışmalarıyla müzakere edilen bu önerilerin tekrar müzakere edilmesi gerektiği tartışmaları devam ederken Meclis’e sunulacak "çerçeve yasa" taslağının içeriği önümüzdeki dönemin kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Söz konusu taslağın ise Temmuz ayı başında açıklanması bekleniyor.
DÖNGÜSEL PAZARLIK SÜRECİ Mİ?
Gelinen aşamada Meclis’te “çerçeve yasa” etrafında yürüyen sürecin, daha önce komisyonlarda oluşturulan ortak rapora rağmen yeniden müzakere aşaması tartışmalarına geri dönmüş olması, sürecin doğrusal bir ilerleyişten ziyade sürekli durup yeniden pazarlık edilen döngüsel bir yapıya sahip olduğunu ve siyasi aktörler arasında nihai bir uzlaşmanın henüz kurumsallaşmadığına dönük tartışmaları beraberinde getiriyor.
MA / Ömer Güngör





