Mustafa Karasu'nun ortada görünmemesinden kaynaklı çeşitli süpekülasyonlar var. Bu süpekülasyonlardan biri de arkadaşları tarafından ortadan kaldırıldığı yönünde. Karasu'yu ve partisini yakından tanıyan biri olarak bu ihtimal benim gözümde çok çok uzak bir ihtimaldir. Karasu ve Rıza Altun partilerine katı özellikleriyle bağlı iki kişidirler. Rıza Altun ve Mustafa Karasu'ya kendi arkadaş çevresinden canlarına kıyacak davranışlar çıkmaz. Rıza Altun ile beş, Karasu ile 3 yıl aynı koğuş ve hücrelerde kaldım. İkisini de iyi tanırım. Direnişin ekmeğini paylaşıp, aynı bardaktan suyunu içtik.
Bir hava saldırısında ağır yaralanan Rıza Altun, uzun bir süre yaşam kavgası verdi. Öğrendiğim kadarıyla son bir çare olarak tedavi için Avrupa'ya da çıkarıldı. Yaşatılamadı, yaşayamadı. Olmadı.
Benim tanıdığım Mustafa Karasu partisinde cephe oluşturmaz. Küser, toplantı terk eder, öfkelenir, ancak onun canına kimse yönelmez. Çünkü Mustafa Karasu ölüm oruçlarından ağır sağlık darbeleri almış biridir. Yıllarca aynı koğuşta kaldığımız ve avlu futbolunda ikimiz rekabet halinde olduğumuz için maç saati koğuş arkadaşlarımızîn eğlencesi haline gelmiştik. Mustafa Karasu'dan en son beklenecek davranış arkadaşına pas vermesidir. Kendi kalesinden topu alır; omuz, itme, tekme hareketleriyle karşı kaleye gider; %99.9 topu rakibe kaptırır ve çöker kalır. Dinlendikten sonra aynı hamleye hazırdır. Onunla rakip olmak da sorundųr, karşı takım da oynamak da sorundur.
Bakarsınız maçı ortada bırakıp gitmiştir. Ölūm oruçlarından kalma unutkanlığı vardır. Gider, toparlanır, geri gelir, ancak bu sefer rakip kaleyi unutmuştur. Kendi kalesine gol attığı olur.
Maçta bir süre sonra hakem kalmaz, skor önemini yitirir; göz kulak, yaka paça, tekme tokat 40 dakikalık bir futbol şöleni çıkar ortaya. İşte bu an kenarda duran koğuş arkadaşlarımızın sinsi ve gaddarca karınlarını tutarak eğlendiği andır.
Kandil'de de muhtemelen sağlık sorunlarından kaynaklı bu davranışları sürmüştür. Toplantıda olduğunu unutup çekip gittiği anlar olmuştur. Ya da toplantıya gelirken ayakkabarını unutmuştur. Ancak Mustafa Karasu'nun mūcadele ve direniş konusunda kafası çok nettir. O noktada bir unutkanlığı ve dalgınlığı yoktur. Normalde Karasu'nun savaşa değil, bakım ve tedaviye ihtiyacı vardır. Ancak Kürt düşmanı acımasız rejim zindanlarda hasta ettiği simge isimleri hava saldırılarıyla ortadan kaldırmanın peşindedir.
Bu durumda olan, Diyarbakır zindan direnişinin simgelerinden birine kendi arkadaşları dokunamaz. Davranışları kontrol edilemezse en fazla gözetim altında tutarlar. Öcalan'a rağmen kimse Karasu hakkında karar veremez. Bu mekanizmayı iyi tanıyorum. Durumu ne kadar karşıtlık içerirse içersin, Öcalan Karasu'ya dokunulmasına izin vermez.
Rahatsızlıklarına rağmen partisiyle ilgili zihni açık olan Karasu'nun bu sürece bazı yanlarıyla karşı olduğunu duymuştum. Karşıtlığı kendi sağlığını da tehdit edecek bir düzeydeyse arkadaşları tarafından rahat bir ortamda gözlem altında tutuluyordur. Ancak bunun da olacağını sanmıyorum.
Bir önemli ihtimal geliyor aklıma. Helikopterle Kandil'den alınıp Îmralı'ya Öcalan'ın yanına getirilmiştir. Bunu Öcalan istemiş olabilir. Bunu Karasu da istemiştir. Öcalan süreçle ilgili arkadaşlarından bir ekip kuruyor. Bazı kişileri daha istediğini biliyorum.
Karasu Öcalan'ın yanına getirilmişse ben bunu iyi karşılarım. Diyarbakır zindan direnişinin simgelerinden biri olan ve inaçlarına çelik kadar sadık bir insana saygı gösterilmelidir. Onun süpekülasyona değil, bakıma ve iyi koşullarda yaşamaya ihtiyacı vardır.
Mustafa Karasu denince benim aklıma direniş ve günlük 40 dakikalık futbol şölenimiz gelir. Zindan tarihi bizim bir maçı normal bitirdiğimize tanıklık etmedi. Ancak zindan tarihi Musta Karasu'nun yenilmez iradesine tanıklık etti.
Iyi ki onula arkadaştım İyi ki, 3 yıl onunla direniş halindeyken bile kural tanımaz düzensizler takımında yaka paça futbol oynadım.
Hasan BİLDİRİCİ





