MA’ya konuşan Mazlûm Ebdî: QSD’nin katılımı Suriye ordusunu güçlendirir, huzur getirir

HESEKÊ - QSD Genel Komutanı Mazlûm Ebdî, Şam ile askeri konularda bir mutabakatın olduğunu, ancak temel meseleler çözülmeden genel bir anlaşmanın olmayacağını söyledi. Ebdî, “QSD’nin katılımı Suriye ordusunu güçlendirir ve bölgeye huzur getirir” dedi.

Stratejik konumu, yeraltı kaynakları ve demografik yapısıyla Ortadoğu’da önemli bir konumda olan Kuzey ve Doğu Suriye, hem iç hem de dış siyasetin gündem başlıklarından birisi. ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Geçici Hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara’nın 10 Kasım’da gerçekleştirdiği görüşmenin temel maddelerinden birisi Kuzey ve Doğu Suriye’nin durumu oldu. Suriye’deki entegrasyon süreci ile Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) bu entegrasyona nasıl dahil edileceği toplantının başlıklarından biri oldu.

Yanı sıra Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Türkiye ile ilişkileri de gündemde. QSD Genel Komutanı Mazlûm Ebdî, en son Federe Kürdistan Bölgesi’nin Duhok kentinde düzenlenen 6’ncı Ortadoğu Barış ve Güvenlik Forumu’na katılarak, devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile ulusal birlik başlıklarına dair önemli açıklamalarda bulundu.

Mazlûm Ebdî, bölgede yaşanan gelişmelere dair Mezopotamya Ajansı’na (MA) önemli değerlendirmelerde bulundu.

Söyleşimizin ilk bölümünde Duhok temasları, Trump-Şara görüşmesi, Özerk Yönetim-Şam temasları, entegrasyon süreci ve 10 Mart Anlaşması’na dair değerlendirmelerine yer verdik.

Güncel gelişmelere geçmeden önce Federe Kürdistan Bölgesi’ne yaptığınız ziyaretle başlamak istiyorum. Îlham Ehmed ile birlikte Duhok’taki foruma katıldınız. Nasıl karşılandınız, Kuzey ve Doğu Suriye heyetine yaklaşım nasıldı?

Bir süre önce bu foruma katılmamız istenmişti. Bu ziyareti önemli görüyoruz. Yeni bir sürecin başlangıcı olarak görüyoruz. Bu dönemde Duhok’ta böylesi bir foruma katılmak Kuzey ve Doğu Suriye açısından oldukça önemli. Bundan sonra da Güney (Federe Kürdistan Bölgesi) ile olan ilişkilerimizde yeni bir başlangıç olacak. Yeni ilişkiler de gelişecek. Sıcak bir şekilde karşılandık. Güney’deki kardeşlerimizle olan ilişkilerimiz gayet doğal.

Önemli görüşmeler de gerçekleştirdiniz. KDP Başkanı Mesud Barzanî ve Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzanî ile de görüştünüz. Bu görüşmeler sadece ziyaret kapsamında mıydı yoksa bazı konuları da tartışınız mı?

Ulusal birlik, Şam hükümeti ile olan diyaloğumuz, barış ve diyalog, Kürtlerin tümünü ilgilendiren konular üzerinde durduk.

Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile ilk kez bir araya gelmiyoruz. Geçmişteki ziyaretlerin devamıydı. Birçok aktüel gelişmeyi tartıştık. Her iki tarafı ilgilendiren ortak konular vardı. Ulusal birlik gündemimizde, bunun üzerinden istişarelerimiz oldu. Şam hükümeti ile olan diyaloğumuz üzerinde de durduk. Görüşlerimizi paylaştık. Güney Kürdistan’ın Kuzey ve Doğu Suriye’ye desteği önemli bir konu, bunun üzerinde konuştuk. Genel olarak Ortadoğu’daki barış ve diyalog konuları, Kuzey ve Doğu Suriye’yi ilgilendiren, Kürtlerin tümünü ilgilendiren konular üzerinde durduk. Sonuç olarak olumluydu.

Sêmelka Kapısı, Kuzey ve Doğu Suriye ile ilişkiler gündeme geldi mi?

Elbette bunları da her zaman konuşuyoruz. İlişkilerin güçlenmesi, geliş/gidişlerin gelişmesi… Sêmelka Kapısı’ndan ziyade Suriye’nin yeniden inşası, ekonomik ve yatırımlar noktasında Güney Kürdistan’ın önemli bir rolü olmalı. Çünkü biz komşuyuz, bir de biz kardeşiz. Sadece Güney Kürdistan değil; kuzeydeki ve diasporadaki Kürtler için, özellikle de Kuzey ve Doğu Suriye’nin inşası noktasında güçlü bir rol oynamaları üzerinde durduk.

Görüştüğünüz yetkililerin bahsettiğiniz konulara yaklaşımı nasıldı?

Genel olarak olumluydu. Onlar da buna ihtiyaç duyuyorlar, bunun için de hazırlar.

Konuşmanızın başında işaret ettiniz; Kürt partileri arasında demokratik birliğin sağlanması önemli bir konu. Aynı zamanda Mayıs ayında bunun için bir konferans düzenlediniz. Birlik çalışmaları ne durumda, son görüşmelerinizde konu hangi seviyede gündeme geldi?

Bütün Kürtler ve siyasi Kürt örgütlerinin Önder Apo’nun (Abdullah Öcalan) ilerlettiği barış sürecini sahiplenmesi mutluluk verici. Bunu konferansta da dile getirdik, herkes de dile getirdi. Bunun, bütün Kürdistan örgütleri arasındaki birliğine bir zemin olmasını diliyoruz. Bu konu bütün görüşmelerimizde gündeme geldi. Bütün güçlerin buna olumlu yaklaştığını gördük. Suriye Kürt Meclisi temsilcileri de oradaydı. Rojava’daki birliği nasıl güçlendirebiliriz üzerinden konuşma imkanımız oldu.

Konferansta oluşturulan heyet, Şam hükümetinin yaklaşımından kaynaklı müzakere sürecine katılamadı. Bu bir sorun. Heyeti daha da güçlendirmek için çalışıyoruz.

Bir sorunumuz var; ortak bir Kurdî heyet oluşturuldu, ancak Şam rejimi/hükümetinin yaklaşımından kaynaklı müzakere sürecine katılamadı. Kürt sorunu ve 10 Mart Anlaşması’ndaki Kürt sorunuyla ilgili maddelerin konuşulması ve yerine getirilmesi için heyetin Şam’a gönderilmesi noktasında birçok girişimimiz oldu. Ancak bu gerçekleşmedi. Bu bir sorun. Konferansta oluşan heyeti daha da güçlendirmek üzerinde de çalışıyoruz. Konferansta oluşturulan heyetin sadece müzakereler üzerinde çalışması değil, Rojava’daki bütün Kürtleri temsil etmesi (hem içeride, hem dışarıda) mutabıkız. Güney’deki kardeşlerimizden buna destek vermelerini de istedik. Önümüzdeki süreçte konferans heyetinin daha aktif olmasını bekliyoruz.

Şam oluşturulan heyetle neden görüşmüyor, hangi gerekçeleri öne sürüyor?

Onlar askeri ve güvenlik dosyalarını çözmek istiyorlar. Öncelikli olarak bunu çözmeyi, daha sonra anayasa ve ortak hükümet konularına geçmek istediklerini söylüyorlar.

Gerekçeleri gerçekten de gerekçe! Bu gerekçelere katılmıyoruz. Onlar, öncelikle askeri konuların çözülmesi gerektiğini söylüyor. Askeri ve güvenlik dosyalarını çözmek istiyorlar. İdari konularda da anlaşmamız gerekiyor. Öncelikli olarak bunu (askeri konuları) çözmeyi, daha sonra anayasa ve ortak hükümet konularına geçmek istediklerini söylüyorlar. Bu yaklaşım doğru değil, ancak bunda ısrar ediyorlar. Önümüzdeki süreçte Kürt dosyası ve diğer dosyaların çözülmesi için askeri ve güvenlik konularının çözüme kavuşturulmasını istiyoruz.

Şam ile yapılan görüşmelerin detaylarını konuşacağız ancak öncesinde önemli bir görüşmeyi sormak istiyorum. ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Geçici Hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara’nın gerçekleştirdiği görüşmede Kuzey ve Doğu Suriye önemli bir yer tuttu. Siz de sonrasında Tom Barack ile görüştünüz. Neler konuşuldu?

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara’nın Beyaz Saray’da yaptığı görüşmenin detayları Sayın Tom Barack tarafından bize aktarıldı. Bize iletildiği kadarıyla olumlu geçmiş. Kuzey ve Doğu Suriye konusu, QSD konusu Trump ile konuşulmuş. Daha doğrusu Trump sormuş ve yanıt almış. Olumlu geçmiş. Başkan Trump’a çözüm iradelerinin olduğunu söylemişler. QSD ile ilişkilerinin iyi olduğunu ve meseleyi çözmek istediklerini iletmişler. Genel olarak iyi bir yaklaşım ortaya çıkmış.

Görüşme olumlu geçmiş. Başkan Trump’a çözüm iradelerinin olduğunu söylemişler. Trump diyalogla meselelerin çözülmesini istemiş.

Türkiye Dışilişkiler Bakanı Sayın Hakan Fidan da orada hazırmış. Onunla da tartışılmış. Öğrendiğimiz kadarıyla; Başkan Trump, savaşsız ve diyalogla meselelerin çözülmesini istemiş. Onlar da kabul etmişler. Yine QSD’nin yaptığı fedakarlıklar, QSD’nin bugüne kadar DAİŞ’e karşı verdiği mücadele de dile getirilmiş.

Türkiye nasıl bir tutum takınmış, buna dair size aktarılan bir şey oldu mu?

Doğrudur, bu da bizimle paylaşıldı. Hem Beyaz Saray’da Başkan Trump ile yapılan toplantı, hem toplantı sonrası Sayın Fidan’ın katıldığı toplantı hem de 3 dışilişkiler bakanının katılımıyla yapılan toplantılara dair bize aktarılan; Türkiye tarafı bazı şikayetlerini dile getirmiş. Zaten her zaman dile getiriyor. QSD’nin ağır hareket ettiğini söylüyorlar. Yine bazı konulara dönük tepkilerini dile getirmişler. Ancak anladığımız kadarıyla bu kez fazla keskin değillermiş. Tehdit ve keskin dil kullanmamışlar. Daha çok çözüme dair taleplerini dile getirmişler.

Söz ettiğiniz olumlu noktaların sahada uygulanması bölgeyi nasıl etkiler?

Bizim esas sorunumuz; toplantılarda olumlu şeyler konuşuluyor ancak konuşulan konular pratikte gerçekleşmiyor. Bu bizim en esasi sorunlarımızdan biri. Washington toplantısı sonrası artık pratik adımların atılacağını bekliyoruz. Önümüzdeki süreçte pratik adımlar atılmalı.

Madem şimdi askeri güçler meselesi gündemimizde ve Şam’da yapılan son toplantıda bu konuda mutabık kalmışız; bazı pratik adımların atılmasını ve anlaşmayı umuyoruz. Bazı detaylarda sorunlar olsa da çözmek istiyoruz. Ancak bizim temel meselemiz parlamentoya/hükümete katılma meselesidir, bir de anayasanın değişimidir. Bu konuda da çalışıyoruz, burada bir netleşme olmalı ve adım atılmalı.

Kurdî heyet de Şam’a gitmeli, Kürtlerin haklarını diğer bileşenlerle birlikte Suriye anayasasında koruma altına almalı. Çünkü bu da 10 Mart Anlaşması’nın bir parçası.

Ahmed Şara ile ilişkileriniz hangi aşamada; Washington ziyareti sonrası bir görüşme yapacağınız söylenmişti?

Şam yetkilileri ve Amerikan yetkilileriyle birlikte yeniden üçlü toplantı yapmak için çalışıyoruz. Belki Şam’da belki de üçüncü bir yerde yeni adımlar için bir araya gelebiliriz.

Görüşme programlarımız var. Aslında Washington’a gidiş (Şara’nın) öncesi Ahmet Şara ile görüşmemiz olması gerekiyordu. Ancak bu Washington toplantısının sonrasına bırakıldı. Asıl olan müzakere heyetlerinin birbirini görmesi ve pratik çalışmalar yürütmesidir. Şimdi bir kez daha üçlü görüşme yapmak istiyoruz; Biz, Şam yetkilileri ve Amerikan yetkilileri. Heyetler, belki Şam’da belki de üçüncü bir yerde yeni adımların atılması noktasında bir araya gelebilir.

Görüşmenin üçüncü bir yerde olması ihtimal dahilinde mi?

İhtimal dahilinde, bu da gündemde.

Şimdiye kadar yaptığınız görüşmelerde Şam ile hangi maddeler üzerinde anlaştınız?

Esas anlaştığımız nokta ateşkes anlaşmasıdır. Bu 10 Mart Anlaşması’nın en önemli maddelerinden birisi. İttifaktan bu yana ateşkes yürürlükte. Bazen küçük sorunlar çıksa da her iki tarafta da çatışma çıkmaması yönünde bir irade var. Konuların diyalogla çözülmesi yönünde irade var. Şimdiye kadar yürüdü. 10 Mart İttifak’ının en büyük sonuçlarından birisi buydu.

Hitaplarda kimi sorunlar olsa da resmi açıklamalarda uygun bir dil kullanılmasına dikkat ediliyor. Karşıt bir dil yerine sorunların diyalogla çözülmesine dair dikkatli bir dil kullanılıyor. Böylesi olumlu konular var.

Kürtlerin hakları ve diğer bileşenlerin anayasada nasıl yer alacağı henüz netleşmedi. Bunlar olmadan da genel bir anlaşmanın olması mümkün değil.

İsrail ve Lübnan, 4. tur görüşmelerini ABD’de gerçekleştirdi
İsrail ve Lübnan, 4. tur görüşmelerini ABD’de gerçekleştirdi
İçeriği Görüntüle

Her ne kadar imza atılmamış olsa da ve resmi olmasa da, Şam’da yapılan ve Amerikalı yetkililerin de katıldığı son toplantıda askeri konularda anlaşmaya vardık. Nasıl bir katılımın olacağı noktasında. Bazı sorunların çıkma ihtimali olsa da bir mutabakat var. Ancak temel meseleler kalmış. Anayasa, Suriye’nin yönetim şekli (merkezi mi olacak yoksa merkezi olmayacak mı) konuları önemli. Bu konular en önemli konular. Kürtlerin hakları ve diğer bileşenlerin anayasada nasıl yer alacağı henüz kalmış. Bunlar olmadan da genel bir anlaşmanın olması mümkün değil.

QSD’nin entegrasyonu merak ediliyor, siz de askeri konularda bir uzlaşının olduğuna işaret ettiniz. Askeri konularda nasıl bir entegrasyon olacak ya da QSD kendisini dağıtacak mı?

Böylesi konular basın üzerinden konuşulmaz. Askeri konularda biz bunu istiyoruz, onlar bunu istiyor… Birçok kez bu tür konular basında yer aldı. Ancak biz bunu uygun görmüyoruz. Çünkü askeri konulardır. Bunlar görüşmelerle çözüme kavuşabilir. Ancak genel olarak şunları söyleyebilirim: QSD, Kuzey ve Doğu Suriye’nin bütün bileşenlerinden oluşuyor. Bu bölge dışında da binlerce kişi içerisinde yer alıyor. 10 yılı aşkın bir süredir uluslararası koalisyonla birlikte hareket ediyor. DAİŞ’e karşı bir tecrübesi oluşmuş.

QSD, Suriye’de en büyük örgütlü güçtür. QSD’nin katılımı Suriye ordusunu güçlendirir ve huzur getirir. Kimse bundan korkmamalı.

Suriye’de en büyük örgütlü güçtür. Bu nedenle Suriye ordusuna da düzenli bir şekilde katılması gerekiyor. Bu Suriye ordusunu güçlendirir. Tecrübesi ve sayısıyla güçlendirir. QSD’nin katılımının Suriye ordusunu güçlendireceğini ve huzur getireceğine inanıyorum. Kimse bundan korkmamalı. Aksine bunu olumlu görmeli. QSD savaşçılarının emeğini korumak ve boşa gitmemesini istiyoruz. QSD’li savaşçılarının dökülen kanlarının boşa gitmemesini istiyoruz. QSD’nin tüm bunlara layık bir şekilde orduya katılmasını istiyoruz. Orduda önemli bir rolü olmalı. Diğer şeyler detaylardır, müzakerelerde konuşulur.

10 Mart Anlaşması’nda birçok madde var. Bu anlaşmanın önündeki engeller neler? Bazı taraflar bu konuda sizi suçluyor. Bu durum doğru mu?

Bizi suçlayanlar başlangıçta bu düşüncelerini savunabilirdi. Ancak şimdi savunamazlar. Özellikle Şam’da yapılan görüşmeler sonrası. Bilindiği gibi 2 ay önce Paris’te bir toplantı olacaktı. Herkes de biliyor ki Özerk Yönetim ve QSD tarafı buna hazırdı. Amerika, Fransa ve Britanya bu gerçeği biliyor. Çünkü hazırladığımız yazılı belgeleri, müzakereler için hazırladığımız belgeleri herkesle paylaşıyoruz. Herkes vaktinde haberdar oluyor. Herkes sorunun bizden kaynaklanmadığını biliyor. Bu sorunu sürdüren ve ağırlaştıran diğer taraflardır. Herkesin bunu bildiğine inanıyorum. Hiçkimse bize “siz geç kalıyorsunuz” demiyor.

Herkes sorunun bizden kaynaklanmadığını biliyor. Bu sorunu ağırlaştıran diğer taraflardır. QSD’nin entegrasyonuna dair önerilerimizi gönderdik. Ancak henüz yanıt almış değiliz.

Bazı önemli gördüğüm noktaları dile getirebilirim; Biz idari konularda görüşlerimizi gönderdik. Hatta Dêrazor bölgesinin muhafazasında, yine petrol ve sınır kapılarına dair görüşlerimizi yazılı olarak gönderdik.

QSD’nin entegrasyonu ve orduya nasıl katılacağına dair de önerilerimizi gönderdik. Görevlendirilecek isimleri de gönderdik. Ancak şu ana kadar henüz bir yanıt almış değiliz. Şimdi yanıt bekliyoruz. Ya da görüşme için yeni bir randevu bekliyoruz ki kağıt üzerinde bazı şeyleri tartışalım. Güven verici adımlarlar da gerekli. Bazı güven verici adımlar da atılmalı. Onlar da bizden istiyor, biz de istiyoruz. Efrîn ve Serêkaniyê halkının dönüşleri konusu var. Suriyelilerin hepsi geri döndü ancak bizim yerler halen kapalı. Sorun var. Örneğin Suriye devleti kontrolü dışında 12 yıldır çocuklara eğitim veriliyor. Îdlip ve Azez’deki çocukların diplomaları kabul edildi ancak bizde halen o sorun çözülmedi. Bazı böylesi konular var. Belki onların da güvensizlik konusu vardır. Biz bazı pratik adımların atılmasıyla bu sorunların çözülmesini istiyoruz. Bunun için de güçlü bir irade gerekiyor. Biz kendi açımızdan bunu teklif ediyoruz, onlar da teklif etmeli.

Özerk Yönetim’den isimler sık sık yeni anayasa çağrısı yapıyor, yeni anayasa Suriye için neden bu kadar gerekli ve önemli?

Bu iki bölümden oluşuyor. Anayasada, 10 Mart İttifakı ile çelişen bazı maddeler var. Ahmet Şara ile görüşmemde de dile getirmiştim. Öncelikli olarak bunlar çözülmeli. Mevcut anayasanın bazı maddeleri 10 Mart İttifakı’na göre düzenlenmeli. Herkesin hükümette yer alabileceği şekilde. Kürtlerin haklarıyla ilgili düzenlemeler yapılmalı.

10 Mart Anlaşması ile çelişen maddeler düzenlenmeli. Bütün tarafların yeni anayasayı hazırlayacak komitede yer alması gerekiyor.

Diğeri de Suriye’de yeni bir anayasa yapımıdır. Bunun için vakit gerekebilir. Belki 2-3 yıl gibi bir çalışma gerekiyor. Bütün tarafların bu yeni anayasayı hazırlayacak komitede yer alması gerekiyor. Bu henüz oluşmamış. Biz her kesimin temsilcilerinin bu komitede yer almasını istiyoruz ki Suriye için uygun bir anayasa yapılsın.

Diğer halklar ve inançlarla bir irtibatınız var mı? Çünkü Dürziler, Aleviler başta olmak üzere diğer halkların da kimi talepleri var.

Suriye’nin bütün bileşenleriyle ilişkimiz var. QSD içerisinde herkesin temsilcisi yer alıyor. Dürzilerle, Alevilerle, Sünnilerle, İsmaililerle, Hıristiyanlarla var. Bu ilişki yeni değil, Esad rejimi döneminde de vardı ve şimdi de devam ediyor. Onlar da bizi anlıyor, biz de onları anlıyoruz. Bazı zamanlar siyasi açıdan birlikte hareket etme ve çalışma durumu oluyor. Ancak bunun daha düzenli yürümesini istiyoruz.

Şam ile yapılan görüşmelerde Dürzîlerin ve Alevilerin temsilcileri de yer almalı. Kuzey ve Doğu Suriye için istediklerimizi diğer yerler de için de istiyoruz.

Mesela biz Şam ile yapılan görüşmelerde sadece Kuzey ve Doğu Suriye’nin temsilcilerinin değil, aynı zamanda Dürzilerin temsilcilerinin de yer almasını istiyoruz. Alevi heyetinin de yer almasını istiyoruz. Suriye’de herkes birbiriyle görüşmeli ki genel bir anlaşma oluşsun. Maalesef bu durum henüz yok. Ancak bizim herkesle ilişkimiz iyi. Siyasi açıdan Kuzey ve Doğu Suriye için istediklerimizi diğer yerler için de istiyoruz. Biz onların da bu görüşmelerde yer almasını istiyoruz ki kalıcı bir şey kazanalım.

YARIN: * Özerk Yönetim’in Abdullah Öcalan ile teması oldu mu?

DAİŞ halen tehlike mi?

Mazlûm Ebdî Türkiye’yi ziyaret edecek mi?

Mazlûm Ebdî Rojava Devrimi sürecinde en çok neyden etkilendi?

Kaç kere suikast gerçekleşti?

Mazlûm Ebdî: İmralı’yı ziyaret ihtiyacı duyuyoruz, Türkiye bundan korkmamalı

Ebdî ile yaptığımız söyleşinin ikinci bölümünde, Türkiye ile ilişkiler, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile temasın olup olmadığı ve Ebdî’ye dair merak edilen konuları konuştuk.

Bu süreçte Türkiye ile Kuzey ve Doğu Suriye’nin ilişkileri gündemde. Bu ilişkiler hangi aşamada ya da var mı yok mu?

İlişki var, aramızda açık kanallar da var. Ancak anlaşma yok. Bir (Suriye'ye dair) görüş alışverişi var. Bu da iyi bir şey. Bu görüşmelerin güçlenmesini istiyoruz. Resmi bir tarzda olmasını ve bazı konularda anlaşmayı istiyoruz.

Türkiye’nin bazı endişeleri var, bunu gündemimize alıp, çözmeyi istiyoruz. Bizim de var. Efrîn gibi. Türkiye’nin varlığından kaynaklı halkımız geri dönemiyor.

Türkiye’nin bazı endişeleri var, bunu gündemimize alıp, çözmeyi istiyoruz. Bizim de var. İşgal edilmiş topraklarımız var. Türkiye’nin varlığından kaynaklı halkımız geri dönemiyor. Efrin, Serêkaniyê gibi. Bu konuları Türkiye ile çözmek istiyoruz. Bu görüşmelerin seviyesinin artmasını istiyoruz ki olumlu sonuçlar alabilelim.

Türkiye’nin hangi konularda endişeleri var; uzun bir süredir Kuzey ve Doğu Suriye tehdit olarak görülüyor. Görüşmelere rağmen bu endişelerin sürmesi ne anlama geliyor?

Tehdit diyorlar ancak buna katılmıyoruz. Saldırıya uğrayan biziz. Toprağı işgal edilen biziz. Halkı göç ettirilmiş ve yerine dönemeyenler bizleriz. Baskı uygulanan biziz, Türkiye tarafı değil. Bundan kaynaklı buna anlam veremiyoruz. Ancak onlar, Kürtlerin askeri bir gücünün olmasını tehdit olarak görüyorlar. Buna katılmıyoruz. Burada Kürtler için oluşabilecek statüyü kendilerine tehdit olarak görüyorlar. Askeri ve güvenlik güçlerinin Suriye devletine katılmasını tehdit olarak görüyorlar, buna dair açıklama yaptılar.

Bunun doğruluğu var mı yoksa?

Sorunların Suriye hükümeti içerisinde çözüme kavuşması huzuru beraberinde getirir. Türkiye bu nedenle sürece destek olmalı, karşıt olmamalı.

Doğru değil. Aksine bizim varlığımız, bu defacto durumun atlatılması, kurumların katılımı (hükümete)- onbinlerce askerden söz ediyoruz-, yine petrol gibi büyük konular… Bu dosyaların Suriye hükümeti içerisinde çözüme kavuşması huzuru beraberinde getirir. Türkiye açısından da huzur getirir. Bu nedenle bu sürece destek olmalarını, karşıt olmamalarını istiyoruz.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile Kuzey ve Doğu Suriye’nin durumu birbiriyle bağlantılı ele alınıyor. Süreç, burayı nasıl etkiliyor, nasıl bir bağlantı var?

Eğer biz bugün Türkiye ile ilişkilerden bahsediyorsak bu süreç sayesindedir. Bu sürecin başarıya ulaşması için bize düşen, QSD’ye düşen ne varsa yapmak istiyoruz.

Tamamen etki ediyor. Hatta herkesten öte (kuzey dışında) Kuzey ve Doğu Suriye’yi ilgilendiriyor. Şimdi burada Türk ordusuyla bir ateşkes söz konusu. Bu, sürecin sayesinde oluştu. Eğer bu süreç sonuçlanırsa bizdeki ateşkes de kalıcı olacak. Eğer biz bugün Türkiye ile ilişkilerden bahsediyorsak bu süreç sayesindedir. Bu sürecin başarıya ulaşması için bize düşen, QSD’ye düşenleri yapmak istiyoruz. Destek veren bir taraf olmak istiyoruz, engel olmak değil. Bu sürecin ilerlemesi en çok Kuzey ve Doğu Suriye’yi ilgilendirecek. Yine Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürt sorununun çözümü de barış sürecine katkısı olur.

Bu süreçte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile hiç temasınız oldu mu?

Öcalan ile temas oldu. Bazı sorunların çözümü noktasında Rojava ve İmralı arasında görüşmeler olmalı. Bunun sürece olumlu katkıları olacaktır.

Evet, oldu, Uygun bir yöntemle (mektup yoluyla) İmralı’nın görüşleri alındı, aynı zamanda görüşlerimiz iletildi. Bazı konular var; örneğin kuzeyli bazı savaşçıların varlığından söz ediyorlar. PKK’lilerden bahsediyorlar. Bunu ancak İmralı çözebilir. Bunun çözümü İmralı’nın çağrısıyla bağlantılı. Bu nedenle bazı sorunların çözümü noktasında Rojava ve İmralı arasında görüşmeler olmalı. Görüşmelerin daha iyi bir şekilde yapılmasının hem barış sürecine hem de Kuzey ve Doğu Suriye’nin sorunlarının çözümüne olumlu katkıları olacaktır.

Eğer koşulları oluşursa siz de Abdullah Öcalan ile görüşmek istiyor musunuz?

İmralı’ya giden heyetin bize söylediklerine göre Önder Apo da Rojava yetkililerinin orayı (İmralı) ziyaret etmesini istemiş. Biz de buna ihtiyaç duyuyoruz. Bu, hem sürece hem de Kuzey ve Doğu Suriye’deki sorunlarının çözümüne olumlu katkı sunacaktır.

Türkiye bu durumdan korkmamalı mı?

Hayır, korkmamalı. Bu Türkiye’nin çıkarına olacaktır.

Sizin Türkiye’yi ziyaret edeceğiniz ihtimali konuşuluyor, böylesi bir durum var mı, sizi davet eden oldu mu ya da siz Türkiye’deki yetkililerle görüşmeler yapmak istiyor musunuz?

Bizim için hiç bir sorun yok. Madem bu durum çözüme olumlu katkı sunacak neden gitmeyelim. Olumlu görüyoruz.

Bazı önemli başlıklar daha var; bunlardan birisi DAİŞ konusu. DAİŞ halen tehlike mi?

DAİŞ tehlikesi azalmadı. DAİŞ’in güçlenmek için bazı planları var. DAİŞ’e karşı mücadele güçlenmeli. Hol Kampı’nın durumu herkesi ilgilendiriyor.

Tehlike. Bu tehlike azalmadı. DAİŞ’in güçlenmek için bazı planları var. Geçtiğimiz ay DAİŞ saldırıları sonucu 15 arkadaşımız şehit oldu. Yine DAİŞ’lilerin hapisten kaçma girişimleri var. Hol Kampı’nda çalışmalarını sürdürüyorlar. DAİŞ tehlikeli ve Suriye kentlerine de dağılmış. Özellikle Suriye’de rejim düştükten sonrası kendisine bir zemin buldu. Esat rejiminden bazı silahlar ellerine geçti. Birçok bölgedeki güvenlik boşluğu nedeniyle serbestçe hareket ediyorlar. Bundan kaynaklı DAİŞ’e karşı mücadele güçlenmeli.

Koalisyon Hol Kampı’na dair ne düşünüyor, bu konuda bir gelişme var mı?

Hol’un durumu önemli. Bu sadece bizi değil, herkesi ilgilendiriyor. Birçok açıdan çözüm geliştirdik. Oradaki sayı şu an yarıya inmiş durumda. Ancak halen tehlike var. Her zaman sorunlar yaşanıyor. 2-3 ayda bir askeri operasyon yapılmazsa kontrolden çıkar. Bu tehlike görülmeli. Hol’un üzerinde daha fazla durulmasına ihtiyaç var. Hol’da kalanların bir bölümü Suriyeli değil. Bunu çözmek istiyoruz. Binlerce DAİŞ’linin ailesi var. Bunlar için süre gerekiyor. Önemli konular var. Bazı finansman sorunları çıktı. Şimdi bunu çözmeyi istiyoruz.

Özerk Yönetim nasıl bir Suriye istiyor?

Merkezi olmayan bir Suriye istiyoruz. Halk yetkililerini seçebilmeli. Askeri, idari güvenlik… Bu parçalanmak değil, Suriye’yi zayıflatmaz, aksine güçlendirir.

Birçok kişi bizim ne istediğimizi anlamamış. Biz merkezi olmayan bir Suriye istiyoruz. Bu merkezi olmayan sistem nasıl olacak? Elbette mümkün olan bir şey söylüyoruz. Kurdî güçlerin bir konferansı oldu ve federalizm talebi ortaya çıktı. Kürt güçleri bunu istiyor. Biz buna karşı değiliz. Ancak biz şu an mümkün olan şeyler üzerine çalışıyoruz. Uluslararası toplumun bunu kabul etmesini istiyoruz. Avrupalılar kabul etmeli. Şam hükümeti kabul etmeli. Biz şimdi böylesi bir arayışın içerisindeyiz. Bizim asıl hedefimiz bu halkın mücadelesini ve fedakarlığını (Sadece Kürtler değil, Dêrazor’dan ve Raqqa’dan da bahsediyorum. Onlar da büyük fedakarlıklar yaptı, binlerce şehit verdi) korumaktır. Bizim için esas olan bu kazanımları korumaktır. Bu halkın emeği boşa gitmesin. Onlar da güçlü bir şekilde yerini almalı.

Bunun için ne gerekiyor; bu halk yetkililerini seçebilmeli. Askeri, idari, güvenlik… Yetkililerini seçip, kendilerini temsil edebilmeli. Kendi kendine seçmeli ve bu esas üzerinden Suriye devletine katılım sağlamalı. Bizim merkezi olmamasından kastımız budur. Bu konuda çok açığız. Bunu Şam hükümetiyle ve herkesle paylaşmışız. Bu parçalanmak değildir. Suriye’yi zayıflatmaz, aksine güçlendirir.

Rojava Devrimi sürecinde sizi en çok ne etkiledi?

Tereddütsüz Kobanê savaşı derim. Kobanê savaşı kırılma noktasıydı. DAİŞ’e karşı direnen ilk kent Kobanê oldu. Büyük bir imtihandı.

Tereddütsüz Kobanê savaşı derim. Kobanê savaşı herkes için büyük bir imtihandı. Başta biz olmak üzere, tüm Kürtler ve uluslararası toplum açısından. Çünkü kırılma noktasıydı; DAİŞ başarılı olacak mı yoksa DAİŞ’in yok oluşunun başlangıcı mı olacaktı eğer DAİŞ, Kobanê’de başarılı olsaydı tüm Suriye’de başarılı olacaktı. Irak’ta da başarılı olacaktı. DAİŞ’e karşı ilk direnen kent Kobanê oldu. O döneme kadar büyük kentler tek tek düştü, direnemedi. Irak’ta da Suriye’de de. DAİŞ nereyi hedefleseydi alıyordu. Ancak Kobanê’de direniş oldu ve bu uzun sürdü. Tüm dünya bu direnişi gördü. Büyük bir imtihandı. Kürtler birlik oldu. Dört parçadan Kürtler gelip savaştı. Suriye birlik oldu. Son olarak uluslararası güçler -resmi ya da enternasyonalistler- gelip savaştılar. Kobanê’de çok büyük bir savaş oldu. Bu hem zor hem de güçlü bir noktaydı. Kobanê savaşının kazanılması DAİŞ’in yok oluşunun başlangıcı oldu.

Devrim sürecinde hiç “keşke böyle yapsaydık” ya da “keşke bunu yapsaydık” dediğiniz anlar oldu mu?

O dönemki akıl ile bu dönemki aklı karşılaştırdığımızda elbette birçok mesele var. Ortak bir askeri gücü (bütün oluşumların yer aldığı) biraz geç oluşturduk. Eğer erkenden yapsaydık belki Suriye’deki durumumuz çok farklı olurdu. Geç oluşturuldu. Bazı adımları geç attık. Eğer vaktinde atsaydık sonuçlar şimdi sonuçlar çok daha farklı olabilirdi.

Bazı kişiler size “general” diyor; bazılarına göre “Mazlûm Ebdî”, bazılarına göre “Şahîn Cîlo”, bazı ülkeler ise sizi “tehlikeli bir kişi” olarak görüyor. Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Doğal bir insanım, geçmişten bugüne yaptıklarımı inkar etmem. En büyük hedefimiz halkın umudunu boşa çıkarmamaktır.

Bu söylenenlerin hepsinin gerekçeleri var. Ben doğal bir insanım. Geçmişten bugüne yaptıklarımı inkar etmem. Rojava Devrimi öncesinde ya da devrim sürecinde her şeyin bir gerekliliği vardı, bir rolü vardı, vaktinde de bunlar yapıldı. Ancak bugün Kuzey ve Doğu Suriye’de bize düşen ulusal sorumluluklar var. Tabi ki diğer parçalardaki Kürtlerden kendimizi ayrı görmüyoruz. Tüm bu konularda Mazlûm Ebdî de bu rolünü oynayacak. Kuzey ve Doğu Suriye’de halkın bize güveni oluşmuş. Her zaman bize mesajları geliyor. Umutları oluşmuş. QSD rolünü oynasın diye bir umut oluşmuş, bunu biliyoruz. En büyük hedefimiz bu umudu boşa çıkarmamak ve başarıya ulaşmaktır.

Şimdiye kadar hiç yaşamınızı tehdit eden bir durum yaşandı mı?

Birkaç kere suikast girişimi oldu. 2 kez yanımdaki arkadaşlar şehit oldu. Bazı zamanlar bu girişimler boşa çıktı. Ancak bu tür şeyler devrim sürecinde normal. Şimdi de biz çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Mezopotamya Ajansı üzerinden Türkiye halklarına bir çağrınız var mı?

Her şeyden önce Türkiye halkları, İmralı’dan gelişen barış sürecine inanmalı ve destek olmalı. İkinci olarak Kuzey ve Doğu Suriye ile QSD’nin güçlenmesi ve Suriye ordusuna katılması Türkiye açısından huzur getirir. Buna inanmalarını istiyoruz. Bu temelde ilişkileri yeni bir zeminde, güçlü ve eşit bir şekilde birlikte ilerletelim.

MA / Azad Altay

Kaynak: Ebdî: İmralı’yı ziyaret ihtiyacı duyuyoruz, Türkiye bundan korkmamalı