AMED - BTK’nin Azadiya Welat gazetesi ile Ajansa Welat başta olmak üzere birçok siteye getirdiği erişim engeline tepki gösteren gazeteciler, kararın Kürtçeye ve Özgür Basın’a dönük bir müdahale olduğunu belirtti.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Kürtçe yayın yapan Azadiya Welat gazetesi ile Ajansa Welat’ın da aralarında olduğu birçok site ve X hesabına erişim engeli getirdi. Herhangi bir gerekçe açıklanmadan alınan karar, Kürtçe yayın yapan medya kurumlarına yönelik baskıların sürdüğünü gösterdi.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Selman Çiçek, Ajansa Welat İmtiyaz Sahibi Fexredin Kılıç ve Azadiya Welat gazetesi editörü Mehmet Şahin, erişim engelini “Kürtçeye ve Özgür Basın’a yönelik yeni bir müdahale” olarak değerlendirdi.
‘DİJİTAL SANSÜR REJİM POLİTİKASI HALİNE GELDİ’
DFG Eşbaşkanı Selman Çiçek, Haziran ayında basın özgürlüğüne yönelik baskıların son yılların en yüksek seviyelerinden birine ulaştığını belirterek, gazetecilerin gözaltına alındığını, tutuklandığını, haklarında soruşturmalar açıldığını ve akreditasyon engelleriyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Baskıların dijital alanda da arttığını kaydeden Çiçek, “Haziran ayında 20’ye yakın internet sitesi erişime kapatıldı. Şimdi de Kürtçe yayın yapan Azadîya Welat ve Ajans Welat’ın web siteleri kapatıldı. Bu kapatılmalar tamamıyla hukuksuz bir şekilde yapılıyor; hiçbir mahkeme kararı olmadan BTK bir sabah uyanıp bu web sitelerini kapatıyor” dedi.
Kararların hangi gerekçeyle alındığına dair kamuoyuna hiçbir açıklama yapılmadığını söyleyen Çiçek, avukatların dosyalara ulaşmakta dahi güçlük çektiğini dile getirdi. Dijital sansürün giderek sistematik hale geldiğini söyleyen Çiçek, “Sansürün son dönemlerde bir rejim politikası haline geldiğini söyleyebiliriz” diye belirtti. Kürtçe yayın yapan kurumların hedef alınmasının yalnızca basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğine dikkati çeken Çiçek, “Türkiye’de yayın yapan Kürtçe ajansların sitelerinin engellenmesi aslında Kürtçeye de dönük bir saldırıdır; bunu böyle okumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE KIRMIZI ALARM’
Haziran ayında 126 sosyal medya içeriği ile 43 habere erişim engeli getirildiğini hatırlatan Çiçek, “Basın özgürlüğü anlamında ciddi bir kırmızı alarm var. Bu cendereden, baskıdan ve sansürden ancak dayanışmayla çıkabiliriz” dedi.
‘ENGELLEME AYNI ZAMANDA KÜRT DİLİNE YÖNELİK’
Ajansa Welat İmtiyaz Sahibi Fexredin Kılıç, erişim engelinin yalnızca internet sitelerine yönelik bir sansür olarak görülemeyeceğini dile getirdi. Ajansın Kürtçenin Kurmancî ve Dimilkî lehçelerinde yayın yaptığını anımsatan Kılıç, “Bu engelleme aynı zamanda Kürt diline de yöneliktir. Çünkü biz ajansımızda Kurmancî ve Zazakî lehçelerinde tamamen Kürtçe yayın yapıyoruz. Azadîya Welat da aynı şekilde” diye belirtti. Ajansın kuruluşundan bu yana asimilasyon politikalarına karşı hakikat haberciliği yaptıklarını söyleyen Kılıç, erişim engelinin halkın haber alma hakkını da ihlal ettiğini söyledi. “Bizler Özgür Basın olarak, havuz medyasının ya da devletin çarpıttığı gerçekleri doğru ve hakiki bir şekilde topluma ulaştırıyoruz. Elbette onlar da buna tahammül edemiyor ve bu tür yöntemlere başvuruyorlar” diyen Kılıç, engellemelere rağmen yayınlarını sürdüreceklerini vurguladı.
Kılıç son olarak, “Onlar ne kadar engellerse engellesin, biz alternatiflerle, yeni ve farklı yöntemlerle çalışmalarımızı yine sürdüreceğiz. Hakikati toplumumuza ulaştırmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘NE SÜRECİN NE DE ZAMANIN RUHUNA UYGUN’
Azadiya Welat gazetesi editörü Mehmet Şahin, erişim engelinin çözüm ve demokratikleşme tartışmalarının sürdüğü bir dönemde alınmasının dikkat çekici olduğunu belirterek, “Bugüne Azadiya Welat Gazetesi’nin web sitesi ve Ajansa Welat’ın web sitesine getirilen yasakların haberiyle başladık. Çözümden bahsedilen ve Kürt sorunuyla ilgili adımların atıldığı bu süreçte alınan bu karar, şüphesiz içinde Kürtçeye yönelik bir tahammülsüzlük barındırmaktadır” dedi. Şahin, BTK’nin kararıyla Kürt diline ve Özgür Basın’a yönelik yaklaşımını bir kez daha ortaya koyduğunu dile getirdi.
Engellenen iki kurumun yalnızca hakikati Kürtçe yayımladığını belirten Şahin, “Bu ikisinin hedef alınması hem hakikate yönelik bir saldırı hem de Kürt diline yönelik bir tahammülsüzlük olarak tanımlanabilir” dedi. Geçtiğimiz hafta Amed’de düzenlenen Dil Konferansı’nı anımsatan Şahin, Kürtçenin statüsünün tartışıldığı bir dönemde alınan kararın çelişkili olduğunu belirtti. Şahin, “Bu yasaklar ne sürecin ruhuna ne de zamanın ruhuna uygundur. Umarız bu yanlıştan dönerler ve bu engeli kaldırırlar” diye konuştu.




