Rojava Özerk Yönetimi ile Suriye Hükümeti Arasında Varılan Uzlaşmaya Dair
Rojava Özerk Yönetimi ile Suriye Hükümeti arasında uzlaşmaya dayalı olarak varılan anlaşmaya ehvenişer bir yaklaşımla bakmak gerekir. Ancak bu yaklaşım, pasif ya da mesafeli bir tutum değil; aksine halkımızın geleceği açısından sorumlulukla desteklenmesi gereken bir süreçtir. Bugün gelinen nokta, tüm eksiklerine rağmen, savaşın ve yıkımın derinleşmesini önleme potansiyeli taşıdığı için önemlidir.
Bu Anlaşma Bir Son Değil, Bir Başlangıçtır
Varılan uzlaşma, nihai hedef ya da son durak olarak görülmemelidir. Tam tersine, bu anlaşma uzun ve zorlu bir yürüyüşün ilk adımıdır. Asıl belirleyici olan, bu sürecin Suriye’de ademi merkeziyetçi ve demokratik bir yapıya evrilip evrilmeyeceğidir. Eğer bu yönde ilerlerse, Rojava’da ortaya çıkan demokratik kazanımların kalıcılaşması mümkün olacaktır.
Halkın Can ve Mal Güvenliği Önceliklidir
Halkımızın daha fazla can ve mal kaybı yaşamaması, her türlü siyasal tartışmanın önünde gelmelidir. Bu nedenle Özerk Yönetimin müzakere ve diyaloga dayalı bir çözüm arayışı içinde olması, tarihsel ve insani bir sorumluluktur. Silahların susması, yıkımın durması ve halkın nefes alabileceği bir zeminin oluşması, bu uzlaşmanın en hayati yanıdır.
Rojava Kürdistanı Halkının Önündeki Temel Hedefler
Bundan sonraki süreçte Rojava Kürdistanı halkının önünde uzun, zorlu ama bir o kadar da belirleyici bir yol bulunmaktadır. Bu yolun temel başlıkları şunlardır:
1. Anayasal Güvence
Uzlaşma kapsamında varılan tüm anlaşma maddelerinin, Suriye Anayasası ile güvence altına alınması hayati önemdedir. Anayasal güvence olmadan hiçbir kazanım kalıcı olamaz.
2. Kürt Kentlerinin Coğrafi Bütünlüğü
Efrîn, Girê Spî, Serê Kaniyê, Kobanî, Haseke, Qamişlo, Dêrika Hemko ve diğer Kürt kentlerinin coğrafi ve demografik bütünlüğünün sağlanması, vazgeçilmez bir taleptir. İşgal ve zorla yerinden etme politikaları kabul edilemez.
3. Suriye Genelinde Demokrasinin Güçlendirilmesi
Rojava’daki kazanımların korunması, ancak Suriye genelinde demokrasinin güçlenmesiyle mümkündür. Tekçi, merkeziyetçi ve inkârcı bir Suriye modeli, halklar için yeniden kriz üretmekten başka bir sonuç doğurmaz.
Bu Sürecin Görünmeyen Gücü: Direniş ve Diplomasi
Bu anlaşmanın ortaya çıkmasında, Kürt halkının yıllara yayılan büyük direnişinin ve yürütülen etkili diplomatik faaliyetlerin payı büyüktür. Özellikle HTŞ yönetimi üzerinde oluşan uluslararası baskının gelişmesinde bu mücadelenin belirleyici olduğu açıktır.
Bu vesileyle;
• Başta Rojava Kürdistanı olmak üzere,
• Dört parça Kürdistan’da ve diasporada mücadele eden halkımıza,
• Sayın Mesut Barzani’ye,
• Federal Kürdistan Bölgesi Hükümeti’ne,
• Kürdistan’daki siyasal partilere ve halklara,
• Kürt halkının uluslararası dostlarına,
sonsuz teşekkürlerimizi sunmak bir görevdir.
Son Söz: Statüsüzlük Kabul Edilemez
Tüm bu sürecin sonunda altı net çizilmesi gereken gerçek şudur:
Rojava Kürdistanı halkı statüsüzlüğü kabul etmez.
Bu uzlaşma, halkımızın özgürlük, kimlik ve statü mücadelesinin yerine değil; bu mücadelenin daha güçlü, daha meşru ve daha kalıcı bir zeminde sürdürülmesi için bir araç olarak görülmelidir.
Gazeteci İsmail Bardakçı




