Siyasetçi-yazar Yuksel Mutlu bugünkü köşe yazısında, '33 yıl-33 insan: Madımak acısı ' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

33 yıl-33 insan: Madımak acısı

Sivas madımak davası sadece yakınlarını kaybedenlerin davası değil ya da sadece Alevilerin davası da değil Cumhuriyetin demokratikleşmesini tartıştığımız böyle bir dönemde eğer gerçek bir demokratikleşme olacaksa öncelikle STK’ larında içinde olduğu Hakikat Komisyonlarının kurulması elzemdir, bu ancak tüm muhalefetin mücadelesi halkların ve inançları ötekilerin mücadelesiyle gerçekleşecektir.

Yüksel MUTLU

2 Temmuz sıcağında
Ben yanarım Sivas yanar
Pir Sultan’ın ocağında
Ben yanarım Sivas yanar
Ya dost derim yana yana
Şavkım vurur Horasan’a
Canım kurban Pir Sultan’a
Ben yanarım Sivas yanar
Ben hallaca aşık oldum
Nesimi’ye beşik oldum
Kör gözlere ışık oldum
Ben yanarım Sivas yanar
Bu sahip olduğum ölüme
Dostlar dil sürer külüme
Dulda etmeyin yerime
Ben yanarım Sivas yanar
Koç gibi ve girdim dize
Keşanlı’da döndüm köze
Anlar beni Seyit Rıza
Ben yanarım Sivas yanar
Pirim Pir Sultan adında
Erler cem tutar odunda
İnsanlığın hududunda
Ben yanarım Sivas yanar
Ozan Emekçi

Zaman 1993 2 Temmuz sıcağı ve Sivas Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin geleneksel olarak her yıl düzenlemiş olduğu etkinlik için Türkiye’nin çok önemli aydınları, sanatçıları, yazarları, sanatçıları Sivas’a Madımak etkinlik düzenlemek üzere gidiyorlar.

Ancak Sivas’ta önceden el altından halkı saldırıya hazırlayan bildiriler dağıtılır, yerel basında “Müslüman mahallesinde salyangoz satılıyor” manşetleriyle halk kışkırtılmaya başlanmış, yazar Aziz Nesin’in Salman Rüştü’ye ait “Şeytan Ayetleri” kitabını yayınlatması bahane edilerek Pir Sultan Abdal anması için gelenler hedef gösterilmiştir. Sivas’a Gelenler “kafir” “dinsiz” ilan edilmiş.

2 Temmuz günü diğer Alevi katliamlarında olduğu gibi Camilerden çıkanlar hükümet binasına doğru yürüyüşe geçer. Kalabalık gittikçe artar 15 bin kişiyi geçen kalabalık güruh Madımak otelinin önüne gelerek oteli taşlamaya başlar. Otele girerek içeriyi ateşe verirler. Ve devlet bu katliamı seyreder hikaye bu…otelin içindekiler saatlerce İçişleri Bakanlığına, polise, jandarmaya, Belediye ile görüşmesine rağmen herkesin tüm ülkenin gözü önünde kışkırtma var diyerek yapılan bir katliam.

33 yıl önce 33 canımız yakılarak, dumandan boğularak hayatını kaybetti. Katliam sonrası polisin tutanağında 20 kişi dışında askeri desteğin olmadığı yansımıştı.

Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, katliam sonrasında “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” diyerek aslında gerçek zihniyetini ortaya koymuş adeta failleri korumuştur. Bu bir ülke başbakanın katliama bakış açısını göstermiştir.

33 yıl sonra yakılarak katledilen 33 canımızın katilleri korunarak gerçeklerin açığa çıkması engellendi ama en önemlisi de dava Türkiye de yer yer gezdirilerek zaman aşımına uğratıldı. Gerçek suçlular hesap vermedi.2012 yılında dava zaman aşımına uğratıldı. Tıpkı diğer toplu kıyımlarda katliamlarda olduğu gibi ne olsa topluma hesap vermek, suçlulara ceza vermek gibi bir dertleri yok ki..ortada eylem yapan görüntülerle sabit ellerinde benzin bidonu olan saldıran failler varken 15 bin kişinin saldırdığı bir otelde mahsur kalan yakılarak öldürülen 33 insanın failleri olarak yargılananlar için mahkeme “örgüt yok “dedi bu da yetmez verilen ifadelerde Hizbullah, Kaplancılar, İslami hareket teşkilatı gibi radikal dinci örgütlenmelere asla laf edilmedi.

124 kişi hakkında dava açıldı, birçok saldırgana ağır tahrik indirimi kullanıldı.33 sanığa idam cezası verildi, bu ceza müebbet hapse çevrildi. İdam cezası alan sanıklardan 8’i 1997 yılında tahliye edildi ve bir daha yakalanmadılar. Mahkeme 2012 yılında, yakalanmayan 7 saldırgan hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verdi ve dosyayı kapattı. Sonunda mağdur aileler yer yer gezdirilerek eziyet edildi.

Mesela bunların bir kısmı hiç Sivas’tan ayrılmadan hayatlarını sürdürmüşler, evlenmişler iş kurmuşlar ..Askere gitmişler, bazıları arama kararları olmasına rağmen rahatça yurt dışına çıkmışlar,

Dönemin Başbakanı AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise zaman aşımı kararı için grup toplantısında yaptığı konuşmada “Milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olsun” dedi.

Madımak Otelinde yakınlarını yitiren ailelerin ve Alevi toplumunun en temel beklentisi olan; toplumun hafızasında silinmemesi, faillerin hesap vermesi için Sivas Katliamının gerçekleştiği Madımak Oteli “Madımak Utanç Müzesi” haline dönüştürülmesi talebi bile karşılanmadı bunu bile ailelerin acısını bir nebze azaltmaya değer görmediler…

Sivas Madımak’ta yaşananlar bir insanlık suçudur öncelikle hakikatin ortaya çıkarılması önemlidir. Âmâ her şeyden önce ülkenin demokrasiye kavuşması ortamında bunlar gerçekleşebilir 33 yıldır gerçek faillerin yargılanması suçluların toplum önünden hesap vermesi için her yıl anmalar yapılıyor Sivas’ta yapılan anmalarda her yıl aynı acı, hüzün, talepler tekrarlanıyor ve Alevi toplumunda önceki katliamları da düşünürsek derin bir travma yaratıyor.

Ama bunun yanında da bu katliam sonrası Alevi toplumu örgütlenmenin ne kadar önemli olduğunu gördü bildi dikkat edilirse Alevi sivil toplumunun örgütlenmesi bu tarihten sonra başka bir boyut kazandı talepleri konusunda emek ve çaba vermeye devam ediyorlar.

Sivas madımak davası sadece yakınlarını kaybedenlerin davası değil ya da sadece Alevilerin davası da değil Cumhuriyetin demokratikleşmesini tartıştığımız böyle bir dönemde eğer gerçek bir demokratikleşme olacaksa öncelikle STK’ larında içinde olduğu Hakikat Komisyonlarının kurulması elzemdir, bu ancak tüm muhalefetin mücadelesi halkların ve inançları ötekilerin mücadelesiyle gerçekleşecektir. Cumhuriyet dönemi Alevi katliamlarına bakmak lazım hangi zamanlar neden niçin sorusunun sorulması ve ulus devlet zihniyetinin Cumhuriyet döneminde Alevilere neye mal olduğu çok açıktır.

Alevi toplumunda Cumhuriyet dönemi ve öncesi Osmanlı dönemindeki katliamların bir hafızası var. Bir direniş ve başkaldırı hafızası da var tıpkı Seyid Rıza gibi tıpkı Pir Sultan, tıpkı derisi yüzülen Nesimi gibi ve günümüzde Türkiye’nin demokratikleşmesi için en dinamik temel güç Alevilerdir tüm yaşananları unutmadan, yüzleşerek gerçeklerin ortaya çıkması için bu sistemden mağdur olan tüm kesimlerin bir arada olmak ve birlikte mücadele etmekten başka şansları yok.

33. yılında hayatını kaybeden 33 canın anılarına saygıyla.