Eğitimci yazar Hasan Şahin bugünkü köşe yazısında, 'Havada provakasyon kokusu' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Havada provakasyon kokusu:
Son kırk yılın çatışmalı ortamı ülkeye çok ama çok şey kaybettirdi ve kime sorsan bu ortak görüştür!
Dünyada örnekleri var ve bu tür durumlarda izlenen yol ve yöntemler de var ama sanırım bizim en büyük sıkıntımız yol ve yöntem bilmemekten kaynaklanıyor ve bundandır kimse hala ne olup bittiğini bilmiyor; en azından kamuoyu açısında bu böyle!
Bu kadar hassas ve ülke gündeminin birinci sorununa ağır aksak yanaşarak bir türlü parlamento zeminine taşımamak çok kuşkuyu beraberinde getiriyor ve üstelik parlamento bunun üstüne birde tatile girecek!
Bu tür süreçler büyük sıkıntılar taşır ve bunu en alakasız insan bile bilir ama nedense biz bu tür hesapları alttan alarak yapıyoruz, hal böyle olunca kuşkular ve acabalar gün geçtikçe daha çok beyin kurcalıyor ve sanki her şey bir provokasyona bakıyormuş gibi bir bahaneye bakıyor!
İktidar kanadı ve DEM parti her ne kadar “ her şey yolunda” diyorsa da işin nasıl yolunda gittiğine dair bir işaret de yok!
Hasta tutsaklar ve hiç bir eyleme katılmamış siyasetçilerin, gazetecilerin yanına durmadan yenileri gönderiliyor ve ülkede üstü örtülü bir korku iklimi giderek kendini his ettiriyor!
Bu manzaradan nasıl bir barış çıkacak, ya da çıkarılacak gerçekten sayısız soru işareti yanıtsız olarak havada duruyor!
Türkiye kendi iç sorunlarını pazarlık haline getirirse hiç bir şeyi çözmüş olmaz.
Demokratik hakların ve insanların kendisine ait olan üzerinden sıkıştırılması sağlıklı bir yol ve yöntem değildir.
Böylesi bir sarmaldan demokratik bir ulus, demokratik bir toplum çıkarma şansınız hiç yoktur, bir süre uyutup bayıltacağınız sorunlar daha sonra yeni kaybedişlere yol açar ki, şu an yakalanan ve bir türlü rayına doğru oturtulmayan zemini bile arar duruma gelebiliriz!
Bir kere bu sürecin yürütücüleri bu konuda halkın çok gerisine düşmüş durumdalar!
Umutlanan bir halk ve buradan çekilen bütün acıların bir daha yeşermemesi adına umuda yelken açmış bir halka böyle yavaş ve aksak adımlarla maalesef cevap olunmuyor!
Başlıkta olduğu gibi; her türlü provokasyona açık bu sürece daha samimi ve olası provakasyonları önlemek adına çok samimi bir duruş gerekiyor!
Kısacası iş uzadıkça, kaygılar büyüyor ve insanlar bu şansın heba olmasından korkuyor!
Barış, her şeyin üstündedir, kıymetlidir, insana dairdir, dikkat heba etmeyelim…
Hasan ŞAHİN