Gazeteci Arzella Bektaş, "Kadınların Kaleminden: Her Cumartesi Bir Mektup" köşesinde 'Sinema Tarihinde Erkek Egemen Tarih Yazımı ve Unutulmuş Bir Öncü: Alice Guy-Blaché' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Sinema Tarihinde Erkek Egemen Tarih Yazımı ve Unutulmuş Bir Öncü: Alice Guy-Blaché
Arzella Bektaş

Sinema tarihinin erken dönem anlatıları, büyük ölçüde erkek yönetmenler ve yapımcılar üzerinden şekillenmiş; bu durum kadın sinemacıların katkılarının görünmez kılınmasına yol açmıştır. Bu yazı sinema tarihinin ilk kadın yönetmeni olarak kabul edilen Alice Guy-Blaché’nin sinemaya yaptığı öncü katkılar ele alınmakta ve bu katkıların neden uzun yıllar boyunca ana akım sinema tarih yazımında yeterince yer bulamadığı incelenmektedir. Guy-Blaché’nin 1896 yılında çektiği La Fée aux Choux adlı film, sinemanın kurmaca anlatı potansiyelini erken dönemde ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Buna rağmen, yönetmenin üretimleri erkek egemen sinema düzeni içinde marjinalleştirilmiş ve tarihsel hafızadan büyük ölçüde silinmiştir.Yazı,Guy-Blaché’nin sinema tarihindeki görünmezliğini erkek egemen tarih yazımı bağlamında değerlendirerek, sinema tarihinin yeniden ele alınması gerekliliğini tartışmayı amaçlamaktadır
Sinemanın Erken Döneminde Kadınlar
Sinema tarihinin yazımı, uzun yıllar boyunca belirli isimler ve anlatılar etrafında şekillenmiş; bu anlatılar çoğunlukla erkek yönetmenleri merkeze alan bir perspektif sunmuştur. Bu durum, sinemanın kuruluş yıllarında aktif rol üstlenen kadın sinemacıların tarihsel anlatıdan dışlanmasına neden olmuştur. Oysa sinemanın erken döneminde kadınlar, yönetmenlikten yapımcılığa kadar pek çok alanda üretimde bulunmuşlardır.
Bu bağlamda, sinema tarihinin ilk kadın yönetmeni olarak kabul edilen Alice Guy-Blaché’nin konumu dikkat çekicidir. Guy-Blaché, yalnızca bir kadın yönetmen olarak değil, aynı zamanda kurmaca sinemanın gelişimine yaptığı erken katkılarla da sinema tarihinin kurucu figürlerinden biri olarak değerlendirilmelidir.
Erken Sinema ve Erkek Egemen Tarih Yazımı
1890’lı yıllar, sinemanın teknik bir yenilik olarak ortaya çıktığı ve henüz sanatsal bir ifade biçimi olarak kabul edilmediği bir döneme karşılık gelmektedir. Bu dönemde sinema, çoğunlukla gündelik hayatın kaydedildiği kısa görüntülerden ibaret görülmüş; anlatı ve kurmaca unsurlar ikincil bir konumda değerlendirilmiştir. Sinemanın teknik yönünün ön plana çıkması, bu alanın erkeklerle özdeşleştirilmesine yol açmıştır.
Erkek egemen tarih yazımı, sinemanın kurucu isimlerini belirlerken erkek yönetmenleri merkeze almış; kadınların üretimleri ise tali veya önemsiz olarak değerlendirilmiştir. Feminist sinema tarihçiliği, bu yaklaşımı sorgulayarak kadın sinemacıların katkılarını görünür kılmayı amaçlamaktadır. Alice Guy-Blaché’nin sinema tarihindeki konumu, bu eleştirel çerçevenin en çarpıcı örneklerinden birini oluşturmaktadır.
Alice Guy-Blaché’nin Hayatı ve Sinemaya Katkıları
Alice Guy-Blaché, 1 Temmuz 1873 tarihinde Fransa’da doğmuştur. Çocukluk yıllarının bir kısmını Şili’de geçiren Guy-Blaché, eğitimini Fransa’da tamamladıktan sonra 1894 yılında Gaumont Film Şirketi’nde sekreter olarak çalışmaya başlamıştır. Bu süreçte sinemanın teknik gelişimine tanıklık etmiş ve bu yeni mecranın anlatı olanaklarını fark etmiştir.
1896 yılında çektiği La Fée aux Choux (Lahana Perisi) adlı sessiz film, yaklaşık bir dakika uzunluğundadır ve sinema tarihinin ilk kurmaca filmlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Fantastik öğeler içeren bu film, küçük bir salonda yaklaşık iki yüz kişilik bir izleyici kitlesi tarafından izlenmiş ve dönemin seyircileri tarafından olumlu karşılanmıştır. Guy-Blaché, bu yapımıyla sinemanın yalnızca gerçekliği kaydeden bir araç olmadığını, aynı zamanda kurmaca hikâyeler anlatabilen bir sanat formu olduğunu ortaya koymuştur.
Guy-Blaché, 1896–1920 yılları arasında yüzlerce film üretmiş; yönetmenliğin yanı sıra senaristlik ve yapımcılık da yapmıştır. 1910 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde kendi stüdyosu olan Solax Studios’u kurarak, dönemin en önemli film üretim merkezlerinden birini yönetmiştir. Ancak sinema endüstrisinin giderek büyük sermaye ve erkek yapımcıların kontrolüne girmesi, Guy-Blaché’nin sektördeki etkisini zamanla azaltmıştır.
Erkek Egemen Sinema Düzeni ve Dışlanma
Alice Guy-Blaché’nin sinema tarihindeki görünmezliği, bireysel bir unutkanlık olarak değil, erkek egemen sinema düzeninin yapısal bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Sinema tarihinin kanonlaşma sürecinde erkek yönetmenlerin ön plana çıkarılması, kadın sinemacıların üretimlerinin sistematik biçimde dışlanmasına yol açmıştır. Guy-Blaché’nin çektiği pek çok filmin erkek meslektaşlarına atfedilmesi, bu dışlanmanın somut örneklerinden biridir. Alice Guy-Blaché’nin sinema tarihinden dışlanmasının en belirgin örneklerinden biri, 1896 tarihli La Fée aux Choux filminin yaklaşık bir yüzyıl boyunca Léon Gaumont’a atfedilmesidir. Günümüzde birçok araştırmacı tarafından sinemanın ilk kurmaca filmi olarak kabul edilen bu yapıtın Guy-Blaché tarafından çekildiği hem dönemin tanıklıkları hem de yönetmenin kendi ifadeleriyle sabit olmasına rağmen, Gaumont kataloglarında yönetmen adı özellikle belirtilmediği için film uzun süre stüdyonun erkek teknisyenlerine veya doğrudan Gaumont’un kendisine mal edilmiştir. Bu yanlış atıf, basit bir bilgi eksikliği değil, erkek egemen sinema tarihçiliğinin kadınların yaratıcı emeğini sistematik biçimde görünmezleştirmesinin tipik bir sonucudur. Feminist film tarihçilerinin 20. yüzyılın sonlarında gerçekleştirdiği arşiv çalışmalarıyla film nihayet gerçek sahibine iade edilmiş olsa da, La Fée aux Choux örneği kadınların sinemanın kurucu momentlerindeki etkin rolünün tarihsel anlatıdan nasıl bilinçli biçimde silindiğini açık biçimde göstermektedir.
Guy-Blaché’nin Amerika’da kendi stüdyosunu kurmasına rağmen zamanla sektörden dışlanması, kadınların sinema endüstrisinde otorite sahibi olmasının ne derece sınırlı olduğunu göstermektedir. Erkek egemen yapı, kadınların yalnızca üretim süreçlerinden değil, tarihsel anlatıdan da silinmesine neden olmuştur. Bu bağlamda, Guy-Blaché’nin sinema tarihindeki konumu, feminist sinema tarihçiliği açısından merkezi bir önem taşımaktadır.
“Alice Guy-Blaché’nin sinema tarihindeki yeri üzerine düşündükçe, hikâyenin aslında sadece unutulmuş bir kadın yönetmenin hikâyesi olmadığını fark ediyorum. Burada asıl görünür hâle gelen, sinema tarihinde kimin adının hatırlanacağına, kimin adının ise paranteze atılacağına karar veren o görünmez mekanizmalar. Guy-Blaché’nin üretkenliği, sinemanın henüz emeklediği yıllarda kurmaca anlatıya getirdiği yenilikler ya da yönettiği yüzlerce film, erkek merkezli tarih yazımının süzgecinden geçemediği için uzun süre rafların tozlu köşelerinde kaldı. Dolayısıyla bugün onun adını yeniden anmak, nostaljik bir hatırlama çabası değil; sinema tarihinin nasıl, kimler tarafından ve hangi gözle yazıldığını yeniden düşünmek için gerekli bir yüzleşme.”
“Üstelik bu meseleyi sinema tarihine dair sıradan bir eksiklik gibi görmek yanıltıcı olur. Çünkü sinema tarihinin ‘tarafsız’ bir anlatı gibi sunulmasının ardında, aslında güçlü bir ideolojik seçicilik yatıyor. Kayıt altına alınanlar, arşivlenenler, kanona sokulanlar ve dışarıda bırakılanlar… Bunların hiçbiri nötr kararlar değil. Foucault’nun bilgi ve iktidar arasındaki ilişkiye yaptığı vurgu ya da feminist sinema kuramcılarının yıllardır dile getirdiği kanon eleştirileri, tam da bu noktada anlam kazanıyor. Guy-Blaché’nin görünmezliği de bu seçiciliğin, bu cinsiyetçi filtrelerin en somut örneklerinden biri. Bugün onun adını sinema tarihine yeniden kazımak, sadece bir yönetmeni hak ettiği yere koymak değil; sinema tarihini kimin yazdığına dair o rahatsız edici soruyu yeniden sormak anlamına geliyor.”
Kaynakça
Cook, P. (2004). The cinema book. London: British Film Institute.
McMahan, A. (2002). Alice Guy-Blaché: Lost visionary of the cinema. New York: Continuum.
Mulvey, L. (1975). Visual pleasure and narrative cinema. Screen, 16(3), 6–18.
Smelik, A. (2007). Feminist film theory. In P. Cook (Ed.), The cinema book (pp. 491–503). London: British Film Institute.