Yazar Sevim Alagöz, bugünkü köşe yazısında "Bir Elinde Gül Diğer Elinde Gürz..." başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Bir Elinde Gül Diğer Elinde Gürz...

İktidarın, barış ve demokratik toplum çağrısına verdiği yanıt aynen böyle. En azından silahlar bırakıldıktan sonra ciddi, gözle görülür ve toplumda hissedilen adımlar atılır diye düşünüp umut ederken günler piyasko ile geçiyor. Daha dün İstanbul'da piknikten dönerken Kürtçe müzik dinledikleri için kolluk kuvvetleri tarafından linç edilen aile,memlekete demokrasi ve barışın nasıl inşa edileceğinin en somut örneği. Kürdün doğmamış bebeğine atılan tekme , masasında beyaz Toros maket arabayla poz veren savcının devlet aklının barışçıl ve demokratik toplum kavram ve niyetini gösteriyor. Birkaç gündür Suriye'de yaşanan gelişmelere istinaden dışişleri bakanının beyanları ve dün cumhurbaşkanının"Suriye'deki Kürtler de bizim kardeşimizdir"açıklamaları bize bu barış sürecinin oraya odaklı bir şekilde yürütüleceğinin açık ifadesidir. Hali hazırda ana muhalefet partisinin de desteğiyle meclisten çıkartılan tezkere yasasına göre Türkiye’nin Suriye’de 30 000 askerinin olması, gayri remi en az
80 000 kişilik SMO çetesinin maaşını ve silahını Türkiye'nin karşıladığı gerçekliği bu barış sürecindeki görüşmelerde dile getiriliyor mu çok merak ediyorum. Çünkü görüşmelerin içeriği kamuoyunda açık bir dille deklere edilmiyor. Her şey kapalı kapılar ardında... Yani toplumdan bağımsız yürüyen bir süreç..
İktidarın, ana muhalefet partisine olan saldırıları, hukuka aykırı biçimde gözaltılar, tutuklamalar, belediyelere el koymalar, AİHM kararları ve anayasaya aykırı hak ihlalleri, sakın ha demokrasi ve onun temeli bağımsız yargıya niyet ve umut beslemeyin demenin bir başka yolu. PKK'nin silah bırakmasından bu yana HPG'nin dünkü açıklamasına göre: "Saldırılar durmadı, teslimiyet çağrıları sürüyor.
Tünellere dönük imha saldırıları devam etmektedir.
14 Temmuz'un ardılı olan Kürdistan Özgürlük Gerillaları’na teslimiyet çağrıları yapmak hakarettir.
4 kez kimyasal gaz atıldı, 2243 saldırı gerçekleşti."şeklinde basına verilen resmi açıklamalarına devletin resmi ağzının sessiz kalmasını yine de hayra ve barışa yormak mı gerekiyor bilemiyorum.
Kürtlerle barışıp demokrasi mi inşa etmek istiyorsunuz? Barışa dair birazcık umut için bari bir fragman izleseydik.O fragmanda mesela yarın Suruç katliamının yıl dönümü, barış isteyen çocukları katlettiniz, Ankara Garı'nda barış isteyenleri katlettiniz, bu katliamların vebalini ve günahını kabul ediyoruz ve bedelini ödemeye hazırız deyin. Veya Cumartesi Anneleri'nin Galatasaray Meydanı'nda polis ablukası olmadan kaybedilen yakınlarını haykırdıklarını, ya da hasta siyasi tutukluların ,Gezi Davası tutuklularının serbest bırakıldığını izleseydik bari...

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır, Med Gündemi'in yayın politikasıyla her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.