Eğitimci ve Yazar Göksel Rıza Özkan, bugünkü köşe yazısında, ' Düzenin Grifit İlişkileri ve Devrimcilerin Gerçek Görevi! ' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Düzenin Grifit İlişkileri ve Devrimcilerin Gerçek Görevi!

Düzenin Grifit İlişkileri ve Devrimcilerin Gerçek Görevi! Türkiye siyaseti, kitlelerin gözü önünde sahnelenen ama perde arkası hep aynı kirli pazarlıklarla örülen bir tiyatro sahnesini andırıyor. Bu sahnenin en hararetli dekorlarından biri de hiç şüphesiz ana muhalefet partisinin kurultayları ve koltuk değişimleridir.

CHP’nin 38. Kurultayı öncesinde ve sonrasında yaşananlar, koltuk kavgaları, delegasyon hesapları ve "değişim" adı altında pazarlanan vitrin makyajı, bu durumun en taze örneğidir. Ancak mesele sadece bir partiyle sınırlı değil. Gerek o kurultay öncesinde gerekse sonrasında yönetim kademelerinde yer alan seçilmiş yöneticiler, burjuva siyasetinin tüm grifit, kokuşmuş yol ve yöntemlerini çok iyi bilirler ve yeri geldiğinde büyük bir maharetle uygularlar.

Çünkü burjuva siyaset mekanizması, aktörlerini kendi kurallarına göre yetiştirir: İlkeler yerine dengeler, halkın çıkarları yerine delege hesapları ve finansör ilişkileri geçerlidir. Hiç şüphe yok ki, diğer düzen partilerinde de vaka tamamen aynıdır. İktidarından muhalefetine kadar burjuva siyasetinin tüm bileşenleri, aynı kokuşmuş düzenin farklı renklerdeki koruyucularıdır. Halkı sadece birkaç yılda bir sandığa gitmeye indirgeyen, yoksulluğu, sömürüyü ve adaletsizliği kalıcılaştıran bu yapı, kendi varlığını sürdürebilmek için bu grifit ilişkiler ağına muhtaçtır.

Peki, bu tablo karşısında devrimcilerin, sosyalistlerin, bu ülkenin aydınlık geleceğini savunanların rolü ne olmalıdır? Devrimcilerin görevi, burjuva siyasetinin kendi içindeki klik çatışmalarını uzaktan izlemek, o koltuktan kalkıp bu koltuğa oturanların şeceresini tutmak ya da köşesine çekilip "konjonktürün" kendi kendine olgunlaşmasını seyretmek değildir. Tarih, seyirci localarında oturanları değil, sahada dövüşenleri yazar.

Nesnel koşulların mucizevi bir şekilde değişmesini beklemek, devrimci iradeyi teslim etmek demektir. Bugün devrimci sorumluluk, düzen siyasetinin yarattığı illüzyonları parçalamayı gerektirir. Yapılması gereken yegane şey; kitlelerin hemen yanı başında, fabrikada, tarlada, üniversitede, mahallede yer almaktır. Halkın acılarına, yoksulluğuna, geleceksizliğine ortak olurken, onlara bu karanlığın müsebbibi olan sistemi bıkıp usanmadan teşhir etmektir.

Kitlelere, burjuva partilerinin vaat ettiği sahte kurtuluş reçetelerinin aslında aynı sömürü çarkının devamı olduğunu anlatmak zorundayız. Örgütlü bir halkı hiçbir grifit ilişki, hiçbir kokuşmuş siyaset yöntemi yenemez.

Devrimcilerin pusulası, egemenlerin parlamento oyunları değil, halkın öz gücü ve örgütlü mücadelesidir. Bu ülkeyi gerçek, sınıfsal ve köklü bir demokratik yapıya ulaştırmanın yolu, düzen partilerinin icazet salonlarından değil, kitlelerin bağrından filizlenecek o büyük mücadeleden geçer. Şimdi durup bekleme değil; kitlelere ulaşma, sistemi teşhir etme ve insanca bir düzen için kavgayı büyütme zamanıdır. Göksel Rıza Özkan Eğitim Emekçisi