Fetih Doğan Koç, bugünkü köşe yazısında “Dersimli Sarı Çiçeğim” başlıklı şiiriyle duygularını kaleme alarak okurlarına anlamlı bir yazı sundu.
Dersimli sarı çiçeğim
benim payıma mı düştü terkedilmişlik
gökyüzünde dolaşan bir bulut gibi aniden yokoluşun
eriyen buzlar damla damla düşüyor yüreğime
hiçbir zamana sığmıyacak kadar yanlızım
yüreği yaralı pepuk kuşu misalı
ah, senin hasretin beni intihara sürüklüyor
senin gözlerin nemrutta güneşin kalbine işliyor
sen, ey dersimin sarı çiçeği...
dağlara sığnıyorum yanlızlığın sesinde
yabanıl gelinciğin kızıl evhamlarından içiyorum
yokluğun zaman gibi ağır
dereler gürültülü, su kendi sesinin akışında
akşamın karanlığına düşen yıldızlar
ay vuruyor yarama, yüzün yüzüme değiyor
perdeni çek pencereni aç, belki sesim düşer içeri...
açma kapını ama kilit vurma
seni görmeliyim dersimin sarı çiçeği
nefesin, bakışın, sıcak bir tebesümün için
bana bomo diyiorlar, evet ben deliyim
dağların sırtına adını yazacak kadar deliyim
seni sevecek kadarda delikanlıyım
bir ses ver dersimin sarı çiçeği
sesin yüreğime düşsün
sesinde, bir ömür boyu evliya olayım...
kavak ağaçları sögüt gölgesi
dikenli patika yolarında kanayan ayaklar
insan sesine hasret kalan bu diyarlar
kapısı çalınmayan komşular
onca gürültünün içinde ıssız kalan ben
bir bütün seni hatırlatıyor bu yokluk
yokluğun sancısı fena vuruyor derinden
bir sesin bir nefesin merhemi olur derdimin...
ışkınlar en çetin yerde çıkar
soğuk sular, serin yaylalar
dağ geyikleri meseken eyler buraları
kutsal jarlarda yanan çılalar
sarı çiçeğim ışık olda yol göreyim
kanatsada ellerimi, kengeri dikeniyle seviyorum
rüzgarın sesinde ruhum sallanıyor, üşüyorum
dersim gibi sürgüne düşüyor seni arıyorum
ay ışığı yetmiyor geceleri, gözlerin gözlerime değsin
ölürsem böyle öleyim sarı çiçeğim...
yokluğuna akıp gidiyor zaman
kuşların sesinden öteye düşüyor geceler
baykuşun sesiyle şafak sökülüyor, uzaklar derin sesizlik
pepuk kuşunun ağıtı beni anlatıyor, kayalar dilsiz
günler vakitsiz, günler sensiz sarı çiçeğim
akşamın gölgesi perde gibi düşüyor üstüme
ruyamda koye surdan bana sesleniyorsun
ürperiyorum ansız
sonra çığlık çığlığa mutluluk haykırıyorum
seni bir su gibi içmesem ölürüm sarı çiçeğim...
meleklerin akşamına keklikler ötüyor
belkide seni çağırıyorlar bana
dilek ağacında renga renk bezler asılı
her renk bir acı,bir göz yaşı, her renk bir bekleyiş
avcılar pusuda kekliğe nişan alınmış
tanrıya sığınmış her ölüm
jarların rengi gri, etrarafında sarı çiçekler açmış
güneş uzaklaşmış batmaya hazırlanıyor
sana ne kadar da benziyor
meryem ananın yokluğuna düşüyorum
dersime benziyor derdim, dersime benziyor kederim...
durgun bir boşluktayım, bekleyiş kahredici
kuşların sesine akşam çöküyor, içim acıyor
yokluğun, varlığımı yok ediyor
yollara düşen ezgilere ağlıyorum
suya konuşuyorum sözlerim akıp gidiyor
umudum bana dokunuyor, umutlanıyorum
özrozum diyorum ismine sarılıyorum
hozatın sarı çiçeklerine seni benzetiyorum
daha çok çoğalıyorsun bende
öylece yanlızlığa yürüyorum...
yollarım kokun sinmiş, seni çekiyorum içime buram buram
kırgınmısın, dargınmısın bilmiyorum-bilemiyorum
her dağa adını kazdım
her ırmağa seni anlatım
şiir yazdım imge imge döküldüm
susadım, kana kana seni içtim
hiçbir saza, hiçbir ezgiye sığmadın
yel vurmuş bir yanımı, bir yanım sarı çiçek sarsı yaralı...
başak sarısı buğday tarlalarını geçitim
seni sevmek uçurmdan düşmek gibidir
içimde sen, yollarına düşen ben
küşlara şarkılar söyleye söyleye
dalların, kendi gövdesine tutunduğu gibi
yolarına tutuna tutuna kırıldı ömrüm
sıcak bir ekmeğe hasret gibi
seviyorum seni sarı çiçeğim...
yüreğime yokluğunu gömdüm
ocakta yanan köze döndüm
sensiz nasıl edem, derdime kime yanam
budala gibi sevdim, deli divaneye döndüm
kırık sazın teline vurdum dertli dertli döküldüm
bir yol bulamadım, seni unutamadım
sarı çiçeğim koyma beni böyle yalnız başına...
dört mevsim kışa döndü
yağmurlar dindi kar borana döndü
ölürsem mezar taşıma
sarı çiçeğin aşından öldü diye yazılsın
künyemede böyle geçsin
sevda uğruna düştü sarı çiçeğin peşine
adam gibi sevdi adam gibi öldü desinler...
ruhun bende kaldı,
bedenim sensiz düştü toprağa sarı çiçeğim...