Fetih Doğan Koç, bugünkü köşe yazısında “ Yeni Yıl ve Pepuk Kuşu Efsanesi ” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

YENİ YIL VE PEPUK KUŞU EFSANESİ

Yeni Yılı Her kes kendi kültürüne, bütçesine, görüşüne ve bulnduğu ortama göre 2026'yı karşıladı ve kutladı.

Eskiden zenginler At ve araba binerdi Eşek ve Katır yoksulara aitti.

Yoksullar şimdi Eşek ve Ata da binemiyor.

Eşeği ve Atı da zenginler aldı.

Eşek, katır, Atta ve araba da zenginlerin oldu.

Yoksulların ve ezilenlerin yeni yılını kutluyorum.

Sevgili Med Gündem okurları yeni yılın ilk makalem Dersim de anlatılan mitolojik efsane olacak. Bu efsane hem acıları hemde yoksuluğu temsil ettiği için günümüz de yaşanan acılar ve yoksuluğuda en anlamlı kılan ve günceliği olan bir gerçeklik. PEPUK KUŞU EFSANESİ:

Bir yılı geride bıraktık, yeni bir yıla merhaba dedik. Eski yıla veda ederken yeni yılda her kesin beklentileri fazla olduğu gibi ayını zaman da insanların beklenti hayaleri renklidir. Hayal kurmak güzeldir elbete ama hayal ile gerçeklik aynı değil. Kişinin ve toplumun yaşam biçimini hayal değil real gerçeklik belirliyor. 2025 dünyada yoksuluk ve savaşların yılı oldu. 2026 yılı yoksuluk daha katmerli olacağı bir gerçeklik. Doalysıyla yoksuluğun olduğu bir dünya da savaşlar, ölümler, cinetler ve insanların bir birini boğazlayacağı trajik gerçekliktir. Gelin hep birlikte Pepuk kuşu efsanesini okuyalım.

Riyate göre Pepuk Kuşu Efsanesi Şöyle Anlatılıyor:

Dersim‘in küçük bir dağ köyünde anne ve baba ile iki çoçuğu yaşarmış. Çocuklarının biri erkek diğeri de kız imiş. Bu ailenin herkesi imrendirecek derecede neşe, mutluluk ve sevinç içerisinde dilekleri gerçekleşir her şey gönüllerince olurmuş. Oturdukları köyde gayet sevilen bu iki güzel çocuk da gün gelmiş cıvıl cıvıl kuş sesleri, kuzu meleyişleri, dere çağlayışları arasında mavi ve yeşilin alabildiğine uzandığı yaylaların güzelliği içinde, boylu boyunca dağların eteklerinde bulunan ağaçların gölgeleri ve serinliği içinde güle, oynaya, büyümüşler.

Efsane şöyle devam ediyor:

"İki küçük kardeş varmış, anneleri ölünce babaları evlenmiş. Üvey anne sert mi sertmiş, çocukları hep dövüyor korkutuyormuş. Üvey anne bir gün çocukları kenger (bir tür yer sebzesi) toplamaları için dağa gönderir.

Erkek çıkardığı kergerleri kız kardeşinin boynunda asılı duran torbaya atıyormuş. Akşama kadar bir hayli kenger çıkarmışlar, fakat bir aksilik varmış; delik torbadan düşmüş bütün kengerler, böylece tüm emekleri boşa gitmiş.

Ama erkek kardeş, bundan kız kardeşini sorumlu tutmuş, kengerleri onun yediğini düşünmüş. Üvey annelerinden görecekleri şiddeti düşününce daha da korkmuş ve sinirlenmiş.

Kız kardeşi, "Eğer inanmıyorsan karnımı aç bak" demiş. Kız kardeşinin karnını açıp midesini boş görünce onun kengerleri yemediğine inanmış ama kardeşi de oracıkta ölmüş.

Kardeşine inanmamakla hata yapıp onun ölümüne sebep olan abi, bu acı ve vicdan azabıyla Heq'a yalvarmaya, dua etmeye başlamış: "Heqo beni Pepuk kuşu yap bu dağlara sal ki dünya döndükçe dağlardan dağlara kardeşim diye seslenip durayım!..."

O gece, çocuğun dileği kabul olur. Genç erkek, o gece, Pepuk kuşu olmuş ve gidip kardeşinin başucundaki ağaca konup hep kardeşi için seslenip durmuş. O gün bu gündür bu çocuk, Pepuk kuşu olarak dağlarda oradan oraya dolaşarak, kardeşini öldürdüğü için herkese kendini ihbar eder durur: Her bahar mevsimi, kengerin yerden bitmesi ile beraber Pepuk kuşunun acıklı ötüşü de başlar.

“Phepu”

“Kheku”

“Kam kerd”

“Mı kerd”

“Kam kişt”

“Mı kişt”

“Kam şüt”

“Mı şüt”

Çocukluğumuzun efsan hikayesi günümüzde de yaşanmaktadır. Kaptalizmin yoksuluğa dayatığı toplumsal bozukluk ve toplumsal yozlaşma insanlar bir biriyle dayanışma yerine bir birini boğazlayıp, satır ve bıçaklarla bir birinin boğalarını kesmekteler.

Ve günümüz de Pepuk Kuşu Efsanesi hayatın gerçekliğiyle yaşamakta…