Gazeteci Hamza Özkan, bugünkü köşe yazısında 'Amedspor 54 Yılın Ardından Kimliği ve Emeğiyle Süper Lig’de ' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Amedspor 54 Yılın Ardından Kimliği ve Emeğiyle Süper Lig’de


Bir Hayalin Gerçeğe Dönüştüğü Gün
2 Mayıs 2026 tarihinde Iğdır deplasmanında gelen sonuçla Amedspor, 54 yıllık tarihinde ilk kez Süper Lig’e yükseldi. Bu başarı yalnızca sportif bir sonuç değil; yıllardır verilen emeğin, direncin, dayanışmanın ve toplumsal hafızanın karşılığı oldu.
Amedspor’un hikâyesi sadece futboldan ibaret değildi. Kulüp, yıllarca sahalarda maruz kaldığı ötekileştirici söylemlere, küfürlere ve ayrımcı yaklaşımlara rağmen mücadele etti. Aynı zamanda toplumsal duyarlılığı önceleyen mesajlar verdi; kadın haklarından barış diline kadar birçok konuda farklı bir spor kültürü inşa etmeye çalıştı. Diyarbakır’ın takımı olarak başlayan bu yolculuk, zamanla Kürt halkının ortak değerlerinden birine dönüştü.
“Amed” ismi, Kürtler için yüzyıllardır kültürel ve tarihsel bir sembol oldu. Uzun yıllar boyunca yaşamın birçok alanında yaşatılan bu isim, bugün artık stadyumlarda, liglerde, televizyon ekranlarında ve spor basınında saygıyla anılıyor. Spikerlerin, gazetecilerin ve futbol kamuoyunun “Amedspor” ismini doğal biçimde kullanması bile başlı başına önemli bir toplumsal dönüşümün göstergesi hâline geldi.
Bugün gelinen noktada Süper Lig’e yükselen Amedspor’un ardından yapılan kutlama mesajları da dikkat çekiciydi. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve birçok kulübün yayımladığı tebrik mesajları; Amedspor’un artık adıyla, emeğiyle ve duruşuyla kabul gördüğünü ortaya koydu. Futbolun barış diliyle kurduğu bu temas, geleceğe dair umut veren gelişmelerden biri olarak hafızalara geçti.
Zor Dönemlerden Süper Lig’e
Amedspor bugünlere kolay gelmedi. Kulüp, yıllarca ırkçı ve dışlayıcı saldırılara maruz kaldı. Ancak yaşanan tüm baskılara rağmen geri adım atmadı. Bu nedenle bugün yapılan her kutlama mesajını, geçmişte verilen bedellere duyulan saygının bir yansıması olarak görmek gerekiyor.
Amedspor’la tanışmam ve haberlerini takip etmem yaklaşık dokuz yıl öncesine dayanıyor. Önce Ötekilerin Gündemi Haber Sitesi, son bir yıldır ise isim değişikliğiyle Med Gündem Haber Sitesi olarak kulübün haberlerini takip ettik. İlk röportajımı dönemin kulüp başkanı Selahattin Yıldırım ile yapmıştım.
O yıllar oldukça zorlu dönemlerdi. Kürt belediyelerine kayyımlar atanmış, birçok basın kuruluşu kapatılmıştı. Yasaklar, gözaltılar ve tutuklamalar gündemin parçasıydı. Buna rağmen Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), TMMOB Amed İKK, demokratik kitle örgütleri ve taraftarlar Amedspor’un etrafında dayanışmayı sürdürdü.
Biz gazeteciler ise çok sınırlı imkânlarla maçları takip ediyorduk. Ajanslardan, gazetelerden ve haber sitelerinden yalnızca birkaç basın emekçisi vardı. Bugün ise yüzlerce gazetecinin Amedspor’u takip etmesi ayrıca anlamlıdır. Bu büyümede herkesin emeği bulunuyor.
Kulüp 1. Lig’e çıktıktan sonra, daha önce Amedspor’dan uzak duran birçok kesimin de kulübe yaklaşması dikkat çekti. Bu değişim de önemliydi. Çünkü verilen her emek kıymetlidir. Taraftarından gazetecisine, yöneticisinden futbolcusuna, kulüp çalışanlarından teknik ekibe kadar herkes bu başarının bir parçasıdır.
Rakipler, Tartışmalar ve Yönetim Eleştirileri
Son bir yılda bazı kulüplerin ve çevrelerin Amedspor’un Süper Lig’e çıkmasını istemediği yönünde tartışmalar da yaşandı. Erzurumspor FK, Erokspor ve Vanspor FK üzerinden yapılan bazı açıklamalar ve maç süreçlerinde ortaya çıkan yaklaşımlar kamuoyunda sıkça konuşuldu. Ancak tüm bu tartışmalara rağmen Amedspor, sahada başarısını ortaya koyarak hedefe ulaştı.
Bununla birlikte kulüp içinde zaman zaman yönetimsel eksikler ve “ben merkezli” yaklaşımlar da dikkat çekti. Özellikle bazı isimlerin Amedspor’un sportif başarısından çok kendi siyasi hedefleri üzerinden öne çıkmaya çalışması rahatsızlık yarattı. Türkiye’nin büyük kulüplerinde daha çok futbolcular, teknik direktörler ve saha performansı konuşulurken, Amedspor’da zaman zaman yöneticilerin açıklamaları gündemin önüne geçti.
Yeni seçilecek yönetimin daha sakin, daha kolektif ve saha odaklı bir anlayış ortaya koyması önemli olacaktır. Çünkü Amedspor bireysel değil, kolektif bir yapıdır. Bu kulübün gerçek sahibi emeğiyle yanında duran halktır, taraftardır.
Iğdır’da Verilen Mesaj: “Bu Sene Siz, Seneye Biz”
Son maç için gittiğimiz Iğdır deplasmanında unutulmayacak görüntüler vardı. Iğdır FK taraftarları ve kent halkıyla yaptığımız röportajlarda sık sık şu sözleri duyduk:
“Hoş geldiniz, şampiyon olarak gelmediniz ama sizi şampiyon olarak göndereceğiz.”
“Bu sene siz, seneye biz.”
Bu yaklaşım, futbolun birleştirici gücünü gösteren en güzel örneklerden biriydi.
Maç öncesi ve sonrasında taraftarlarla, eski yöneticilerle ve futbolcularla çok renkli röportajlar gerçekleştirdik. Med Gündem olarak yayımladığımız videolardan birinde, ligin gol kralı Mbaye Diagne’nin maçın ardından Senegal bayrağıyla kutlama yapmak isterken yaşanan kısa süreli tartışma da gündem olmuştu.
O anlarda saha içinde taraftarlarla röportaj yapıyordum. Iğdırlı bir aileyle konuşurken çocukların isimlerini sorduğumda biri “Siyajin”, diğeri ise “Ali Fırat” cevabını verdi. Aynı anda Mbaye Diagne’nin Senegal bayrağıyla verdiği pozu görüntülemeye çalışıyordum. O sırada sahada kalan tek gazeteciydim.
Amedspor’un Tarihsel Yolculuğu
Kulübün temelleri 1972 yılında Melikahmet Turanspor adıyla atıldı.
1985 yılında kulübün adı Melikahmetspor oldu.
1990 yılında Diyarbakır Belediyesi bünyesine katılarak Diyarbakır Belediyespor adını aldı.
1993 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor olarak faaliyetlerini sürdürdü.
1999’dan itibaren Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi DİSKİspor adıyla mücadele etti.
2010 yılında yeniden Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor adına döndü.
2014 yılında ise alınan kongre kararıyla kulübün adı Amed Sportif Faaliyetler Kulübü olarak değiştirildi.
Bugün Süper Lig’e yükselen Amedspor’un hikâyesi yalnızca bir futbol kulübünün başarısı değil; aynı zamanda kimlik, aidiyet, dayanışma ve emek mücadelesinin hikâyesidir.
Yeni Dönem ve Beklentiler
Amedspor, 1 Haziran tarihinde Olağanüstü Kongre’ye gidecek. Mevcut ve geçmiş yönetimlerin emeğine sağlık. Yeni seçilecek yönetime şimdiden başarılar dileriz. Önlerinde önemli sorumluluklar bulunuyor.
Kulübün en zor dönemlerinde emek veren insanların unutulmaması gerekiyor. Spor alanında katkı sunan isimlerin ön plana çıkması, kulübün geleceği açısından daha sağlıklı olacaktır. Amedspor elbette politik bir geçmişe ve toplumsal bir kimliğe sahip bir kulüp. Ancak kişisel siyasi kariyer hesaplarının kulübün önüne geçmemesi gerekiyor.
Geçmişte insan hakları kurumlarında siyasete yönelik yapılan eleştiriler nasıl önemliyse, aynı hassasiyetin Amedspor için de korunması gerekir. Herkes kendi kurumunda emek verdiğinde, halk ve taraftar nezdinde daha güçlü karşılık bulacaktır.
Amed’de 10 Mayıs 2026’da, Anneler Günü’nde Newroz Alanı’nda yapılan şampiyonluk kutlaması oldukça anlamlıydı. Teknik açıdan da birkaç eksik dışında organizasyon başarılıydı. Ancak etkinlikte sunuculuk yapan her iki arkadaşın spor diline uzak olması ve daha çok Newroz ile kültürel etkinlik diliyle sunum yapmaları nedeniyle spor sunumunda yeterli performans ortaya çıkmadı. Bu durum taraftarlarda da beklenen karşılığı tam olarak bulmadı. Bu durum, spor diline olan yabancılığı da yansıttı.
Futbolcuları sahneye çağıran genç sunucu ise spor alanına hâkimiyeti ve ses tonuyla katılımcılardan alkış aldı. Çekim sırasında sahnede görev yapan bazı kişilerin gazetecilerin görüntü almasına dikkat etmemesi nedeniyle birçok meslektaşımızın kadrajına gölge düştü.
Med Gündem- 2 Mayıs 2026 Iğdır
Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi yalnızca bir şampiyonluk değildir. Bu başarı; yıllarca süren mücadelenin, dayanışmanın ve inancın sonucudur. Bugün artık daha çok Amedspor’un başarısını, emeğini ve ortaya koyduğu barış dilini konuşmak gerekiyor.
Elbette bundan sonra da hazmedemeyen çevreler olacaktır. Ancak önemli olan bunlara takılıp kalmadan, daha aydınlık, daha eşit ve daha barışçıl bir futbol kültürünü büyütmeye devam etmektir.
Amedspor artık yalnızca Diyarbakır’ın değil; emeğe, dayanışmaya ve birlikte yaşam fikrine inanan herkesin ortak hikâyesidir. Aynı zamanda Kürt halkının sembolik ağırlığını taşıyan önemli değerlerden biridir.