Gazeteci Hamza Özkan, bugünkü köşe yazısında ' Dadaş’tan Bugüne Eğitimde Disiplin ve Bilim Neden Kayboluyor? ' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Dadaş’tan Bugüne: Eğitimde Disiplin ve Bilim Neden Kayboluyor?

Geçmiş kuşakların içinden geçtiği eğitim sistemi, çoğu zaman daha disiplinli, daha bilimsel ve daha sonuç odaklı olarak anılıyor. Bugün ise eğitimde yüzeysellik, derinlikten uzaklaşma ve bilimsel yaklaşımın zayıflaması sıkça tartışılıyor. Öğrenci başarısındaki düşüş, okullardaki disiplin sorunları ve artan gerilimler; eğitim sisteminin ciddi bir kırılma yaşadığını gösteriyor. Bu tablo karşısında en temel soru hâlâ geçerli: Sorumluluk kimde?

Eğitimde yaşanan gerilemenin tek bir sorumlusu yok. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim sendikaları, veli dernekleri ve meclis eğitim komisyonu; sistemin ana aktörleri olarak ortak sorumluluk taşıyor. Ancak bu kurumlar arasında yeterli koordinasyonun sağlanamaması, ortak aklın geliştirilememesi ve “biz biliriz” anlayışının baskın olması, sorunların çözümünü zorlaştırıyor.
Eğitim; tek taraflı kararlarla değil, birlikte hareket etme kültürüyle güçlenir. Disiplin yalnızca öğrenciye yüklenen bir sorumluluk değil; idareci, öğretmen, veli ve öğrencinin ortak paydasıdır. Bugün okullarda yaşanan ayrışma—müdür, sözleşmeli, ücretli öğretmen gibi farklı statüler üzerinden oluşan bölünmeler—eğitimde bütünlüğü zedeliyor. Oysa daha kapsayıcı bir anlayışla “eğitimci ve öğrenci” ekseninde birleşmek, yapıcı bir başlangıç olabilir.
Bu noktada geçmişten güçlü bir örnek öne çıkıyor. 1945 yılında Erzurum’da doğan Servet Aydınoğlu, namı diğer “Dadaş”, 1967-1993 yılları arasında Van Atatürk Lisesi bünyesinde hem okul müdürlüğü hem Fransızca öğretmenliği yaptı. Onun döneminde okul; disiplinin, başarının ve ciddiyetin simgesi hâline geldi. Van’da liseye başlayan pek çok öğrencinin ilk hedefi bu okul olurken, bunun temelinde sadece akademik başarı değil; aynı zamanda güçlü bir eğitim kültürü vardı.
Servet Aydınoğlu’nun farkı, yalnızca kurallar koymak değil; o kuralları yaşayan ve yaşatan bir eğitimci olmasıydı. Okulda oluşturduğu denge, öğretmen-öğrenci-idare üçgeninde güvene ve saygıya dayanıyordu. Onu hiç tanımayanlar bile adını duyduğunda disiplin ve başarıyı hatırlıyordu. 12 Mart 2016’da İstanbul’da hayatını kaybeden bu değerli eğitimci, ardında sadece bir isim değil; örnek alınması gereken bir eğitim anlayışı bıraktı.
Bugün ise öğretmenin ders anlatmakta zorlandığı, velinin eğitim sürecine müdahalesinin arttığı, öğrencinin ise yönünü kaybettiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Okullarda yaşanan şiddet olayları ve disiplin sorunları da bu çelişkilerin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Eğitim, yalnızca bilgi aktarma süreci değil; aynı zamanda bir değerler sistemi kurma meselesidir.

Eğitim sisteminin yeniden güç kazanması için bağımsız, laik ve bilimsel bir yapının sağlam temeller üzerine kurulması gerekiyor. Günlük tartışmalardan uzak, uzun vadeli ve ortak akla dayalı politikalar geliştirilmeden kalıcı çözüm mümkün görünmüyor.
Servet Aydınoğlu’nun temsil ettiği disiplin, fedakârlık ve sorumluluk duygusu; bugün en çok ihtiyaç duyulan değerler arasında yer alıyor. Geçmişin bu güçlü mirası, sadece nostalji olarak değil; geleceği inşa edecek bir rehber olarak görülmeli.
Bugün yapılması gereken; suçlu aramak değil, sorumluluğu paylaşmaktır. Bakanlık, sendikalar, veliler ve eğitimciler aynı hedefte buluştuğunda; çocuklarımızın daha güvenli, özgür ve bilimsel bir eğitim ortamına kavuşması mümkün olacaktır. Belki de her şehirde yeniden bir “Dadaş” ruhuna ihtiyaç var.

‘Dadaş’ Servet Aydınoğlu ‘Dadaş’ Servet Aydınoğlu

Van'ın efsane eğitimcilerinden, 1967-1993 yılları arasında Van Atatürk Lisesi MüdürlÜğü ve Fransızca öğretmenliği yapan, 1945 yılında Erzurum'da doğan Vanlı Hadanoğlu ailesinin damadı, Çetin Hadanoğlu'nun eniştesi, Hamdi Töre'nin bacanağı Feza, Dicle ve Berivan Aydınoğlu'nun babaları, namı diğer ‘Dadaş’ Servet Aydınoğlu İstanbul’da hayatını kaybetti.