Birsen Güneş'in bugünkü köşe yazısında, 'Beslenen karga: Dün El-Kaide, Bugün IŞİD —Yarın Kimin Gözünü Çıkaracak?' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Beslenen karga: Dün El-Kaide, Bugün IŞİD — Yarın Kimin Gözünü Çıkaracak?
Tarih bazen çok gürültülü değil, çok öğreticidir.
Ama ders almayanlar için aynı felaketi tekrar tekrar üretir.
El-Kaide bir gecede ortaya çıkmadı.
Bir “sapma” değildi.
Bir “tesadüf” hiç değil.
El-Kaide, Soğuk Savaş’ın bilinçli tercihleriyle, büyük güçlerin kısa vadeli hesaplarıyla doğdu. ABD, Sovyetler Birliği’ne karşı Afganistan’da savaşan radikal İslamcı yapıları dolaylı olarak destekledi. Para aktı, silah aktı, eğitim kampları kuruldu. O gün bu yapılar kullanıldı; yarın neye dönüşecekleri umursanmadı.
İşte bu göz yumulan barbarlıktan El-Kaide çıktı.
Sonra ne oldu?
Beslenen karga büyüdü.
Ve 11 Eylül’de dönüp sahibinin gözünü çıkardı.
İkiz Kuleler, bu tarihsel körlüğün enkazıdır.
Sadece Amerika’nın değil, tüm dünyanın hafızasıdır.
Ama anlaşılan o hafıza bugün bilinçli biçimde yok sayılıyor.
Ortadoğu’da kartlar yeniden dağıtılırken ABD ve Avrupa, her zaman bilinçli olarak bu felaketi yapıyor: IŞİD-DEAŞ’a alan açıyor. Bunu bazen “kontrollü tehdit”, bazen “denge unsuru”, bazen de “geçici araç” diye adlandırıyorlar.
Oysa tarih bize şunu defalarca kanıtladı:
Kısa vadeli jeopolitik çıkarlar, uzun vadeli toplumsal ve ideolojik sonuçlar doğurur.
Bu örgütler araç olmaz.
Dönüp sahibini yutar.
Bugün göz yumuluyor.
Bugün kamplar boşaltılıyor.
Bugün bu çetelere karşı verilen mücadele yalnız bırakılıyor.
Peki kim savaşıyor?
Ortadoğu’nun ışığı olan Kürtler, yıllardır IŞİD’e karşı sahada; çıplak bedenleriyle, yetersiz silahlarla, büyük bir insanlık mücadelesi veriyor. Bu savaş yalnızca Kürtlerin savaşı değil. IŞİD’e karşı sadece kendi topraklarını değil; Ortadoğu’yu, Avrupa’nın sokaklarını, dünyanın geleceğini savunuyorlar.
Ama Avrupa ve ABD bu mücadeleye neyle karşılık verdi?
Sessizlikle.
Yetmedi; bu sessizliğin içine yeni “manevra alanları” da eklendi.
Şimdi asıl soru şu:
Bu göz yumulan barbarlar yarın nerede ortaya çıkacak?
Paris’te mi?
Berlin’de mi?
Londra’da mı?
New York’ta mı?
Yoksa yine “beklenmedik” bir yerde mi?
Unutmayın:
El-Kaide Afganistan’la sınırlı kalmadı.
IŞİD Irak’la sınırlı kalmadı.
Bu yapılar sınır tanımaz, hafıza tanımaz.
IŞİD, bir “Ortaçağ artığı” değil; modern savaşların, işgallerin ve bilinçli sessizliklerin ürettiği bir sonuçtur. Bugün Ortadoğu’da açılan her kapı, yarın Avrupa’nın ensesinde patlar. Bu bir kehanet değil, yakın tarih bilgisidir.
ABD ve Avrupa bu yakın tarihi unutmuş gibi davranıyor. Ama tarih unutmaz. Ve her seferinde bedeli, sınırlar değişse de aynı insanlar öder: siviller.
IŞİD-DEAŞ’ı serbest bırakmak strateji değildir.
Bu, küresel bir intihardır.
Dün El-Kaide’ydi.
Bugün IŞİD.
Yarın adını henüz bilmediğimiz yeni bir barbarlık.
Tarih yine gösterecek.
Ama o gün geldiğinde sorulacak soru değişmeyecek:
Beslenen karga bu kez kimin gözünü çıkaracak?
Bu dünya, Kürtlerin söyleyebileceği her sözü yitirdi; çünkü hakikat ne duyulmak ne de kabul edilmek isteniyor. Rojava’da kuşatılan yalnızca insanlar değil, hakikattir.