Gazeteci Hamza Özkan, bugünkü köşe yazısında 'Amed’de Toplumsal Cinsiyete Öncü Kadınlarla Yolculuk' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Amed’de Toplumsal Cinsiyete Öncü Kadınlarla Yolculuk

Amed’de kadınların direksiyon başındaki gücü, toplumsal cinsiyet eşitliği tohumlarını her geçen gün daha derin ekiyor. Bir zamanlar sadece erkeklere ait olduğu düşünülen yollar, artık kadınların bilgisi, sabrı ve direnciyle daha güvenli, daha umutlu ve daha insanca bir hâle geliyor. Kadınların dokunuşu, her köşede aydınlık ve birlikte yaşam felsefesini görünür kılıyor; her yolculukta toplumsal cinsiyet eşitliği bir nebze daha görünür hale geliyor.

Kadın, tarihten günümüze savaşlara karşı barışın sesi, inkâra karşı ortak yaşamın umudu, kaba ve eril zihniyete karşı ilkeli duruşun adı oldu. Bugün de bu misyonunu sürdürüyor. Kadınlar yalnızca kendi kimliklerini savunmakla kalmıyor; aynı zamanda kendilerine dayatılan toplumsal cinsiyet kalıplarına ve inkâr politikalarına karşı meşru savunma haklarını kullanıyor, özgürleşmenin yolunu yalnızca kendileri için değil, toplum için de açıyorlar. Eksikleri eleştiriyor, yanlışları söylüyor ve birlikte yaşamı pratiğe döküyorlar. Kısacası kadınlar, özgürlük ve toplumsal cinsiyet mücadelesini yan yana, el ele yürüyorlar.

Bu mücadelenin somut örnekleri saymakla bitmez. Eş başkanlık modeli, kadınların yaşamın her alanında söz ve karar sahibi olmasının simgesidir. Futbol tribünlerinden trafikteki en dar sokaklara, iş yerlerinden gündelik yaşamın en küçük köşelerine kadar kadınlar, eril dile, cinsiyetçi küfürlere ve dışlayıcı tavırlara karşı duruyor. Bir zamanlar “küfür tribünleri” olarak bilinen alanlarda, Amedspor taraftarları kadınların öncülüğünde bu dili kırdı. Bugün birçok taraftar grubu, Amedspor’u örnek alıyor.

Trafikte kadınlar önce küçük özel araçlarla kendilerine yol açtı. Şimdi ise toplu taşımanın kalbinde; belediye otobüslerinde, şehirlerarası otobüslerde, halk otobüslerinde, dolmuşlarda ve taksilerde kadınlar “biz de varız” diyor. Sadece var olmakla kalmıyor; “burada daha çok olacağız, çoğalarak olacağız” inancıyla direksiyon başında toplumsal cinsiyet eşitliği tohumlarını ekmeye devam ediyorlar.

Med Gündem Haber Sitesi olarak önceliğimiz, kadın emeğinin olduğu, kadın mücadelesinin filizlendiği her yerde olmaktır. Toplumsal alanda emek veren, ilkeli yaşamı rehber edinmiş her insanın yanında olmak, onların sözlerine, direnişlerine ve umutlarına ses vermek en temel görevimizdir. Röportajlar, canlı yayınlar ve köşe yazılarımızla bu emeği görünür kılmak bizim için bir onurdur.

Geçtiğimiz yıl İstanbul ve Mersin’de kadın şoförlerle yolculuk ettim; sohbet ettim, hikâyelerini dinledim. Ancak o zaman haber yapma fırsatım olmadı. Bu yıl, Amed Büyükşehir Belediyesi’nin kadın şoförleri ve klima–kombi atölyesine katılan kadınlarla bir araya geldiğimde, artık bu hikâyeyi yazmanın vakti geldiğini hissettim. Çünkü gördüklerim yalnızca bir belediye hizmeti değildi; bu, toplumsal bir dönüşümün ve toplumsal cinsiyet farkındalığının canlı tanığıydı. Direksiyon başındaki kadınların gözlerindeki ışık, yolcuların yüzlerindeki tebessüm ve atölyelerde kadınların birbirine kattığı güç… Hepsi içimde tarifsiz bir heyecan ve sevinç bıraktı.

Belediyelerin çalışmalarını takip ederken, Amed Büyükşehir Belediyesi Meclis Eş Sözcüsü Demet Ceylan ile birkaç defa etkinliklerde karşılaştım. Kendisine doğrudan röportaj talebinde bulundum. Sağ olsun, bu isteğimi geri çevirmedi.

Geçen hafta perşembe günü, ilk röportajımızı Koşuyolu Kadın Yaşam Merkezi’nde klima ve kombi atölyesine katılan kadınlarla birlikte gerçekleştirdik. Ardından Ceylan, kadın şoförlerle yapacağımız röportajı Ulaşım Daire Başkanlığı’na iletti. Kadın şoförlerin numaralarını verdi, birkaçını bizzat aradı. Tam o sırada Koşuyolu’ndan geçen A3 hattında bir kadın şoför olduğunu söyledi. Hemen durağa yöneldik. A1 hattı yanımızdan geçti, şoför korna çaldı; yanına gittik ve onunla yolculuk ettik. İlk röportajımı böylece otobüsteki kadın arkadaşla gerçekleştirdik. Yolcular ve Demet Ceylan da bu projeyi aynı otobüste yanımızda yanıtladı.

Fakülte durağında bizi hareket amiri ve erkek şoförler sıcak bir gülümsemeyle karşıladı; sofralarını açtılar, kendi yaptıkları yemekleri paylaştılar, çay ikram ettiler. Birlikte sohbet ettik, güldük ve vedalaştık. Daha sonra kent merkezine doğru A3 hattında ikinci röportajımı kadın şoförle gerçekleştirdim. Her yolculuk yeni bir hikâyeyi, yeni bir umudu ve toplumsal cinsiyet farkındalığını beraberinde getiriyordu.

Demet Ceylan ile yaptığımız röportajın devamını, belediye binasının önünde, “Kadın Kırımına İsyan Ediyoruz” pankartının altında sürdürdük. O an, kadın mücadelesinin yalnızca iş sahalarında değil, yaşamın her alanında, en acil toplumsal ve politik başlıklarda da nasıl var olduğunu bir kez daha gördüm.

Üç gün boyunca toplam 9 kadın şoförle ve sayısız yolcuyla yolculuk ettim, sohbet ettim. Yollarda gördüğüm manzara beni derinden etkiledi: Trafikte duran araçlardan kadın şoförlere el sallayan, kalp ve zafer işareti yapan insanlar vardı. Yolda geçenler onlara selam veriyor, otobüse binen yolcular tebessümle “hayırlı olsun” diyordu. Bu, yalnızca bir ulaşım hizmeti değil; toplumsal dayanışmanın, toplumsal cinsiyet farkındalığının ve umudun ifadesiydi.

Kadın şoförlerin çoğu üniversite mezunu, farklı branşlarda ilk defa mülakata, eğitimde ve direksiyon başında karşılaştıklarını belirtiyor; birbirlerini tanımaktan mutluluk duyuyorlardı. Şimdi direksiyon başında, yeni bir mesleğin ve hayatın gururunu yaşıyor, toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlıyorlardı. Halkın kendilerini tebessümle karşıladığını, trafikte artık görünür olduklarını söylüyorlardı. Tek şikâyetleri, bazı dolmuş ve taksi şoförlerinin duraklarda aniden önlerine kırmalarıydı. Onlar ise sakince, “Yollar hepimize ait, kurallar hepimiz için geçerli” diyerek yanıt veriyorlardı.

Kadın şoförler önce mülakattan, ardından yaklaşık 45 günlük yoğun bir eğitimden geçmişti. Eğitmenlerine, belediye eş başkanlarına, meclis üyelerine ve mülakat komisyonuna teşekkürlerini iletiyorlardı. Atölyelere katılan kadınlar da belediyeden daha fazla kurs açılmasını istiyor; bu çalışmaların yalnızca meslek değil, toplumsal cinsiyet farkındalığı ve hayat dersi olduğunu vurguluyorlardı.

Bu röportajlar, şimdiye kadar yaptıklarım arasında en çok mutluluk verenlerinden biriydi. Hâlâ durakta otobüs beklerken aynı heyecanı taşıyorum. Yıllardır Amed’de otobüslere biniyordum; itiraf etmeliyim ki çoğunlukla merhaba demiyordum. Ama bu üç günden sonra artık her şoföre “merhaba” demeden geçmiyorum. Çünkü biliyorum ki bir tebessüm, bir selam yalnızca o anı değil, tüm yolculuğu güzelleştiriyor.

Bir yolcu ve gazeteci olarak gözlemim şudur: Yolda, durakta şoförlerle tartışmak veya araç içinde yüksek sesle konuşmak onları yıpratıyor. Direksiyon başında 8 saat çalışmak çok zor ve yıpratıcıdır. Umarım bu süre bir gün 6 saate düşer. Çünkü moral ve motivasyonla yolculuk etmek, yolculuğu hem kısaltır hem de yüzlerde tebessüm bırakır.

Bana bu unutulmaz deneyimi yaşatan, samimi tebessümleriyle yüreğimi ısıtan herkese teşekkür ederim. En başta sevgili Demet Ceylan’a, Koşuyolu Kadın Yaşam Merkezi’nde bizleri ağırlayan kadınlara, direksiyon başındaki kadın şoförlere, hareket amirlerine ve erkek şoförlere minnettarım. Kadın alanındaki bu projelere destek veren Amed Büyükşehir Belediyesi eş başkanlarına, meclis üyelerine ve mülakat komisyonuna başarılarının devamını diliyorum.

Kadınların direksiyon başındaki mücadelesi yalnızca bir meslek edinme hikâyesi değil; toplumsal cinsiyet eşitliğinin, dayanışmanın ve özgür bir yaşamın yolculuğudur. Ve bu yolculuk, tebessümlerle, toplumsal farkındalıkla, umut ve dayanışmayla büyüyerek devam ediyor.