Gazeteci Hamza Özkan, bugünkü köşe yazısında 'Eylülde Aşk: Kalbin ve Mantığın En Güzel Buluşması’ın aydınlığı' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Eylülde Aşk: Kalbin ve Mantığın En Güzel Buluşması


Eylül; yağmurun sesiyle, denizin dalgalarıyla, eski kitapların notlarıyla aşkı yeniden hatırlatır. Mantıkla duygunun köprüsünde hayat özgürleşir.

Eylül, insan ruhunda bambaşka bir iz bırakır. Yazın telaşlı sıcağı geride kalmış, kışın sert soğuğu henüz başlamamıştır. Bu mevsimde aşk, hem dingin hem derin bir anlam kazanır. Çünkü Eylül’de kalbin kıpırtısı ile mantığın serin sesi aynı yolda yürür; biri diğerini bastırmaz, aksine tamamlar.

Yağmurda ıslanmak, ormanda yağmurun ritmine ayak uydurarak yürümek… El ele, gönül gönüle, inançla ve güvenle yan yana olmak… Fakatsız, amansız, hiçbir ertelemeye izin vermeden. Çünkü ertelenen her şey ömürden çalınır; aşk da zaman tanımayan bir ısrarla yaşanmalıdır.

Sahilde yürümek, denize taş atmak, dalgaların diliyle konuşmak… Bazen en sade anların içinde bile aşk en güçlü haliyle belirir. Kısacası fedakârlık olmadan aşk yaşanmaz; gönülden vermek, karşılıksızca emek harcamak gerekir. Aşk, tıpkı bir bahçe gibidir: kökleri sabırda, dalları özgürlükte, çiçekleri eşitlikte açar. Ve bu bahçenin en bereketli meyvesi, hep Eylül’de olgunlaşır.

İkinci el kitapların sararmış sayfalarında, satır aralarına sıkışmış unutulmuş bir notta gizlidir bazen aşk. Bir şarkının ezgisinde, bir çocuğun kahkahasında, bir dostun omzunda yeniden kendini hatırlatır. Küçük ayrıntılar, kalbin derinliklerine işleyen büyük duygulara dönüşür.

Ne var ki, bugünlerde siyaset, ekonomi, spor ve gündelik tartışmalar hepimizi fazlasıyla yordu. Zihinler yoruldu, kalpler ağırlaştı. Bu yorgunluğun içinde çoğu kez aşka vakit ayırmayı unutuyoruz. Oysa aşka zaman ayırmadan başarıdan, mutluluktan, hatta özgürlükten söz etmek mümkün değildir. Çünkü aşk, hayatın süsü değil; tam tersine, onun özü, kalbi ve nefesidir.

Negatif olan ne varsa rüzgârla savrulmalı, pozitif ışık yapraklara yansımalı. Kalpler, kelimelere ihtiyaç duymadan konuşmalı. Çünkü aşk yalnızca iki insanın arasında değil; bir şehrin ışıklarında, bir köyün sessizliğinde, bir yağmur damlasında, denizin dalgalarında, toprağın kokusunda ve hayatın bütün ayrıntılarında vardır.

Ve işte mantık da bu duygunun önünde eğilip “evet” dediğinde, küçük bir kıvılcım cesaretle birleşir; sevgi büyür, umut çoğalır, mutluluk ufukları aşar.

Eylül, tam da bu yüzden aşkın en özel mevsimidir: doğallığıyla, dinginliğiyle, romantizmiyle, mantıkla duygunun el ele verdiği eşsiz bir köprü…

1 Eylül 2025, saat 01:21
Hamza Özkan